Bir "Cam" Kaydı Gökyüzünden

Cam kadar kadersiz bir madde yoktur aslında. Kaderi onu işleyen ustasının ellerine bağlıdır. Bir bakarsın izmarit mezarlığı olan kül tablasıdır. Bir bakarsın aşkın şarabından yudumlanan kadeh bardağıdır.

Çok tezattır camın kaderi. Bazen sinirlidir hırçın duygularla yere fırlatılır. Parçalanır, kırılır toplanmamak üzere.

Kahpedir cam parçaları bazen eline batar, bazen ayağına. Keskindir yarası, kanatır insanı. Lakin cam yarasından ölen yoktur daha. Tıpkı aşk yarası gibi...

Kanar, kanar ama öldürmez.

Pencereyle perdenin müttefik olduğu savaş bu. İkisinin ortak düşmanı, biri rüzgâr biri de güneş. Pencere olmasa rüzgârdan uçacak perdenin tülleri. Güneşliği olmasa perdenin, güneş içeriye sızacak. Pencere ve perdenin dostluğu tesadüf değil, elzemdir.

Yağmur aslında pencerenin döktüğü gözyaşıdır. Camın üzerinden akan her damla buluta olan sevdasıdır. Ama bulut gökkuşağına talip bir halde yağmurun ağlamasının bitmesini dört gözle bekler bir haldedir. Yağmur dinmeden sevdiği renkleri göremeyeceğini bilir. Bilmediği şey ise gökkuşağının sahibi güneştir. Güneşin düşmanı gecedir, peşini bırakmaz. Ama güneş sevdiği için geceden kaçmaz. Geceler çok aptaldır. Güneşin ay olduğunu anlamaz. Gecenin güneşi ay ışığında gökkuşağı açmaz.

Gecenin yarısında bir yıldız kaydı gökten. Peki şimdi söyleyin bu kimin dileği?

Ayın mı?

Rüzgârın mı?

Bulutun mu?

Camın mı?

Yoksa gökkuşağını görmemek için kapanan perdenin mi?

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ali yardımcı
Ali yardımcı - 2 hafta Önce

Yazıların çok güzel böyle devam et bir gün istediğin en yüksek yere geleceksin başarılar

Kerem
Kerem - 2 hafta Önce

ŞİİHİRİNİZ SÜPER

Avşin
Avşin - 2 hafta Önce

Yazılarınızı sürekli takip ediyorum gerçekten de çok guzel yazıyorsunuz devam edin