Edebiyatçılar geçiyor

Ahmet Arif'in annesi Diyarbakır'da bir gün arkadaşlarıyla otururken kadınlardan birisi oğluyla gurur duyarak hemen söze girer:

- Benim oğlum Almanya'da mühendis.

Başka bir kadın da hemen söze atlar:

- Benim oğlan da İzmir'de doktor.

Ahmet Arif'in annesi ise altta kalmamak için biraz mahcup biraz da utangaç bir tavırla:

- Sizinkiler de bir şey mi canım benim oğlum İstanbul'da gomünist, der.

...

Güllü hanım hastadır.

Ömrünün son zamanlarında ise oğlu yanında değildir. Çünkü oğlu yurtdışında bir nev'i sürgündedir. Güllü Hanım'ın oğlu ise her hafta annesini telefonla aramakta, onun halini hatırını sormakta, ihtiyaçlarını tespit etmekte ve Türkiye'deki dostlarının yardımıyla Güllü hanımın isteklerini gidermektedir. Güllü Hanım göremediği oğluyla her hafta konuştuğu için mutludur. Mutludur çünkü en azından haber alıyordur.

Güllü Hanım ölünceye kadar her hafta oğluyla telefonda konuşmuştur ama bilmediği bir şey vardır oğlu yurt dışında annesinden çok zaman önce zaten ölmüştür. Oğlunun ölümünü söyleyip üzülmesini istemeyen arkadaşları ise Güllü hanımı onun oğlu gibi her hafta aramışlardır. Bugün Güllü hanımı pek tanımayız. Ama oğlunu hepimiz biliriz: Oğlunun ismi Yılmaz Güney'dir.

...

Ünlü Otuz Beş Yaş şiirinin şairi Cahit Sıtkı Tarancı kendini hiç beğenmezmiş. Tarancı’nın kendini çirkin bulma özelliği onu yalnızlığa ve karamsarlığa itmiş. Bu da elbette satırlarına fazlasıyla yansımış. Galatasaray Lisesinde okuduğu dönemlerde de fazlasıyla yalnız bir gençlik geçirmiş. Öyle ki tüm arkadaşlarına mektup gelir, bir tek ona gelmezmiş. Cahit Sıtkı da kendi kendine mektup yazar, sonra da postadan alınca, birinden gelmiş gibi sevinirmiş.

...

Yazarlık hayatına Çukurova’da başlayan ve yaşadığı süre boyunca onlarca roman kaleme alan Yaşar Kemal, çocukken talihsiz bir olay geçirmiş. Babası Van’dan göçüp gelirken, Yusuf adında bir çocuğu da yanına almış ve diğer çocuklarıyla birlikte büyütmüş. Bir gün Yusuf camide namaz kılarken kalbinden bıçaklanarak öldürülmüş. Buna tanık olan Yaşar Kemal, 12 yaşına kadar düzgün konuşamamış ve kekeme olmuş.

Herkesin merak ettiği, doğuştan mı yoksa bir kaza sonucu mu o hale geldiği sağ gözünü ise yine çocukken yaşadığı bir olay sonucu kaybetmiş. Henüz 3,5 yaşındayken, bahçede koyun kesen halasının eşini izliyormuş. Adamın elindeki bıçak bir anda fırlamış ve Yaşar Kemal’in gözüne gelerek kör olmasına sebep olmuş.

...

Üstad diye nitelendirilen, şair ve yazarımız Necip Fazıl Kısakürek, yaşam öyküsü ile herkesi şaşırtmış ve de kendine hayran bırakmıştır. 30’lu yaşlarına kadar hayattan zevk almayan, arayış içerisinde olan ve boş geçirilmiş bir ömür yaşadı.

Daha sonra ise Abdülhakim Arvasi ile tanıştı ve hayatı tamamen değişti. O saatten sonra kendini Allah yoluna adayan Necip Fazıl, Nakşibendi tarikatına geçti ve bundan sonraki hayatını bu şekilde devam ettirdi. Üstad, hayatındaki bu kırılma noktasını O ve Ben isimli kitabında detaylıca anlatmıştır.

...

İki liseli arkadaş, liseyi bitirdiklerinde yurt dışında eğitimlerine devam etmek üzere yıllardır harçlıklarını biriktirmişler. Bu birikimlerini yıllarca her şeyden mahrum kalarak, fedakârlıklar göstererek yapmışlar. Liseyi beraber bitirdiklerinde Milli Eğitim Bakanı’nı ziyarete gidip, yurtdışında okumaya gönderilmelerini talep etmişler.

Ancak, bakan gençlerden birini dışarı çıkartmış ve içerdekine, ”Seni gönderebilirim, ama arkadaşını gönderirsem dedikodu olur “oğlunu gönderdi derler” onun için onu gönderemem” der.

Bu durum dışarıdaki öğrenciye de söylendiğinde, durumu algılamasının ardından arkadaşına, ”Madem öyle benim biriktirdiğim parayı da sen al, hiç olmazsa biriktirme amacımı kısmen gerçekleştireyim” der ve yıllardır fedakârlıklarla biriktirdiği tüm parayı arkadaşına verir. Evet, bu Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’dir. Dedikodu olmasın diye göndermediği oğlu ise, bugünün ünlü şairi Can Yücel'dir.

...

ÇİKOLATALI SÜT İÇEN KIZ

Gülüşüne diyordum

Sanki gülüşüne yuva yapmış kelebekler

Sen güldükçe yüreğimde uçuşur hepsi

Ya giderse deyip kızdığım dilim

Ya unutursa demeye başlamasın n'olur

Şimdi, tam da şu an üşüdüm desem

Sarılamayacak kadar uzaksın bana

Gitme

Gitme saçlarına

Kıskandığım yağmur damlaları dokunan kadın

Bahar gelmiyorsa bu senin suçun değil

Başkaları adını

Ben kokunu bilirim ne de olsa

Vardır hatrı adımın gönlünde

Hiç olmazsa bu yüzden kalkıp göç etme

Ağır ağır yürüdüğüm bu hayatta tek acelemsin sen

Her yere yürürüm ama sana koşmazsam

İnan sevgilim

Sadece buna inan

Ölürüm

YORUM EKLE