Rahmet ve merhamet ayı olan Ramazan ayı geldi çattı.

Bir kez daha, bizi Ramazan gibi mübarek bir ay ile buluşturan Rabbimize şükürler olsun.

Ramazan önemli bir ay.

Bir çok yönüyle değerlendirilmesi gereken bir ay.

Bizlere, bizi yönetenlere, işin idare kısmında yer alanlar için de öyle.

Ama kantarın uçununda kaçırılmaması gereken bir ay...

Örneğin kayyum ile yönetilen belediyeler eliyle geçtiğimiz yıl Ramazan ayı hiç olmadığı kadar renkli bir hale büründürüldü.

Edremit Belediyesi sahile kurduğu iftar çadırında aralıksız tüm Ramazan boyunca insanları yemekte konuk etti.

Yetmedi her güne bir sanatçı çağırdı, bir program koydu.

İnsanlar Ramazan akşamlarını müthiş bir ortamda geçirdiler.

İpekyolu Belediyesi Cumhuriyet Caddesi’ne devasa masalar koydu örneğin.

Cumhuriyet Caddesi boyunca uzanan masalara vatandaşlar konuk oldu.

Hem maneviyatı, hem kıymeti, hem değeri yüksek masalardı.

Ramazan’a hiç olmadığı kadar renk katmıştı bu çalışmalar.

İnsanları yöneticileri ile buluşturan etkinliklerdi.

Her belediye iftar çadırı kurup şehrin merkezinde insanlara yemek yedirebilir.

Fakat, İstanbul Ramazanları bir markadır mesela.

O sofralarda insanlar sadece buluşmaz.

Bin bir türlü etkinlik, güzellik yansır kameralara.

Ramazan boyunca bu sofralarda yer almak için bile İstanbul’un yolunu tutar bir çok insan.

Çünkü Ramazan’ın ruhuna uygun bir paylaşım sofrasına dönüştürülür bu.

Belediyecilik sadece yol yapmak, su götürmek değildir çünkü.

Ramazan sofrasında insanları buluşturmak da bir hizmettir.

İnsanların gönüllerine dokunmak da bir hizmettir.

Her Ramazan ayında özellikle altını çiziyoruz.

Mesela şu 5 yıldızlı otellerde, mekanlardaki iftar sofraları olmasın artık.

Gerek yok.

Çünkü Ramazan ayının ruhuna uygun olan paylaşım sofraları bu lüks sofralar değil.

Her kurum bir diğer kurum amirine, her başkan kendi personeline, her parti kendi üyesine yönelik özel sofralar hazırlıyorsa bunun kimsede çok bir kıymeti harbiyesi olmayacaktır.

Ramazan’ın da ruhunda olmayan ‘abartı’ sofrasından öteye geçmeyecektir.

Haliyle...

Bunun yerine belediyelerin sofralarına ortak olmak lazım.

Siyasi partisi yemek verecekse, iftar sofrasını paylaşacaksa vatandaş ile paylaşsın.

Büyük bir şirket yemek verecekse belediyenin sofrasına ortak olsun.

Böylesi bir paylaşım dururken lüks sofralarda yemek yemenin inanın bu ayın manevi havasına hiç katkısı olmaz.

O yüzden... Bu Ramazan’da bu sofralara gerek yok.

Abartıya gerek yok.

Muhabbet sofrası kentin her yerinde kurulması lazım.

 

***

 

Muhabbet sofraları kurulurken gün ekmeğine muhtaç olanları unutmamak lazım.

Yapılan yardımları tekelleştirmemek lazım.

Hepimiz biliyoruz, görüyoruz. Ramazan’da özellikle devlet kurumları eliyle, beledileyer eliyle, kuruluşlar eliyle yardımlar yapılıyor.

Bu yardımların yerine ulaşması gerekiyor.

Yardım işi reklam işi değildir. Bir gıda kolisini bir garibana verirken boy boy fotoğraflar çektirmeyin mesela.

Bir elin verdiğini öbür elin görmemesi lazımdı ya hani...

Ya da yapılan yardımları bir yangından mal kapma işine dönüştürmemek lazım. Yardımın yerini bulması gerekiyor.

Yardımı dağıtanların hak, hukuk çevresinde yardım dağıtıp bunu da hakkıyla yapması gerekiyor. Yardım dağıtanların en çok yardımı kendi evine götürmesi olayını çok gördük, çok şahit olduk. Özellikle devlet kurumlarında bu işlerin tespiti tek tek ve incelikle yapılmalı.

 

***

 

Yine insanların evine ekmek götürmesi çok önemli.

Malum artık ekmek aslanın ağzında değil. Midesine indi.

Evine ekmek götürmek için çok büyük zorluklar yaşayan insanlarımız var.

Bırakın kilosu 50 TL’ye varan etleri, kalabalık ailesine ekmek almaya gücü yetmeyenler var.

Ekmek 1 lira 10 kuruş.

Ramazan bidesi olmuş 2.5 TL.

Peki napsın evine ekmek götüremeyeni?

İşte bu da bir belediyecilik hizmetinin adı olmalıdır.

Daha önce Gürpınar yapmıştı. Sonra bitti sanırım. Şimdi Tuşba adımı attı.

Van’da ilk kez Halk Ekmek Fabrikası kurdular.

Ekmek alamayanın umudu olma anlamında müthiş bir adım attılar.

Dedim ya belediyecilik sadece yol, su işi değildir diye.

Bu büyük bir hizmettir mesela.

Bu garibana hizmet götürmektir mesela.

Bayat ekmek için bir gün bekleyip 60 kuruştan önceki günün ekmeğini evine götürmenin ezikliği ile fırınlara giden insanımız Tuşba Belediyesi’nin kurduğu halk ekmek noktalarından taze ekmek alacak artık.

Hem de 60 kuruşa!

Allah razı olsun demeyeceğiz de ne diyeceğiz!

Helal olsun.

Ramazan’ın ruhuna uygun düşen de budur işte.

Bence bu merkezdeki İpekyolu ve Edremit’in de öncelikleri arasında olmalı.

Onlar da aynı şekilde harekete geçip bu adımları atmalı.

Bu Ramazan bunun da adımının atılacağı bir ay olsun işte.

Sofralarında ekmeğini vatandaşla bölüşen belediyeler, ekmeğin ücretini de bölüşerek dualar olmalı.

Ne de güzel olur değil mi?

O halde... Tüm bu duyguların ardından... Şimdiden Hayırlı Ramazanlar diyelim!

Ramazan kentimize, ülkemize ve İslam alemine huzur, bereket, afiyet getirsin!

Amin.