banner73

Fatih, Fetih ve Ayasofya

2. Murat’ın oğlu olan Fatih Sultan Mehmet, 29 Mart 1432’de Edirne’de doğdu. Bütün Osmanlı şehzadeleri gibi küçük yaşta fen ve din ilimlerini öğrenmesi için devrin en iyi hocalarından dersler aldı. Küçük Mehmet çok yaramaz olmakla birlikte, ilmi öğrenmeye çok yatkındı. Hocaları Molla Gürani ve Akşemsettin’den dersler alan Mehmet 9 yaşında hafız oldu. 12 yaşına gelince babası 2. Murat devlet idaresini öğrenmesi için onu Edirne’den Manisa’ya vali olarak gönderdi. Kısa bir süre sonra babası tarafından tahta çıkarıldı.

1444 yılında 2. Murat tahtı oğlu küçük Mehmet’e bırakınca, Macarlar Edirne Segedin Antlaşmasını bozdu ve savaş hazırlıklarına başladı. Bunun üzerine bazı devlet adamları ile 2. Mehmet babası 2. Murat’a mektup yollayarak gelip devletin başına geçmesini istediler. 2. Murat bunu kabul etmeyince, küçük hükümdar tarih kitaplarında hep okuduğumuz mükemmel sözünü söyleyerek babasına şöyle cevap vermişti: “Hükümdar iseniz geliniz, ordularınıza kumanda ediniz; yok, hükümdar biz isek, emrimize itaat edip ordularımızın başına geçiniz!” diyerek küçük yaşta ne kadar kıvrak zekâya sahip olduğunu göstermiştir.

Küçük Mehmet tahtı babasına bıkarak, ilim ve fen bilgilerini öğrenmeye başladı. Hocalarından İslami ilimleri daha detaylı öğrenince bir Hadisi Şerif öğrenir. “Şüphesiz Konstantin’iyle fethedilecektir, onu feth eden komutan ne güzel komutan, onun askeri ne güzel askerdir.”

Rivayet edilen hadisi şerifi öğrenince; aynı İslam kahramanı Selahaddin’i Eyyubi nasıl Kudüs’ü fethetmeyi küçük yaşta hayal etmişse, 2.Mehmet de hep İstanbul’u fethetme hayaliyle büyüdü. Babası 2.Murat vefat ettikten sonra 19 yaşında tekrar hükümdar olan 2. Mehmet hep İstanbul’u fethetme hayaliyle yaşıyordu. Hatta bu fetih hayali 2. Mehmet’in gece-gündüz huzuru kaçmış, yatağına girerken kalkarken, sarayında ve dışarıda gezinirken kafası hep İstanbul’un fethi ile meşguldü. Yalnız veya maiyetiyle gezintiye çıktığında da yine fethi düşünürdü. Elinde kalem ve kâğıt daima İstanbul’un haritası ile uğraşırdı. Hatta bir gece veziri Çandarlı Halil paşayı çağırmıştı. Koca vezir çok korkmuş, kendisini idam edeceğini düşünürken fatih vezire; İstanbul’un alınması için oturup konuşmaya çağırdığını söyleyince vezir çok şaşırmıştı. Bu gece yarısı bunun için mi çağırmış diye… Çünkü Osmanlı Devletinde gece geç vakitte birinin çağrılmanın amacı, devlet görevlisinin bir hata yapmasından dolayı idamına karar verilmesi anlamına geliyordu. O geceden sonra 2. Mehmet fetih hazırlıklarına başlar. Feth’in siyasi, ekonomik vb. gibi nedenleri olsa da en büyük nedeni Allah Resul’ünün mukaddes hadisi ve 2. Mehmet’in bu hadise nail olmak istemesiydi. Fatih, Avrupa ülkelerinin haçlı zihniyetini engellemek için mükemmel siyasi politika güdüyordu. Hazırlıklar devam ederken, Bizans Papa’dan yardım istiyordu. Papa ise; yapacağı yardım karşısında Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birleştirilmesini istiyordu. Ancak Katoliklerden nefret eden Ortodoks Rumlar, Roma kilisesine bağlanmak istemiyor, “İstanbul’da Kardinal Külahı görmektense, Osmanlı sarığı görmeye razıyız” diyorlardı.

Fatih Sultan Mehmed, Bizans İmparatoru Konstantin’e bir elçi göndererek, kan dökülmeden şehrin teslim edilmesini istedi. Fakat İmparatordan gelen savaşa hazırız mesajı üzerine 2. Mehmet karadan gemi yürüterek ve toplar dökerek son hazırlıklarını bitirdi. İstanbul’un kara surları önüne gelen Osmanlı ordusu, 6 Nisan 1453’de kuşatmayı başlattı. 53 gün süren ve 19 Nisan, 6 Mayıs, 12 Mayıs ve 29 Mayıs’ta yapılan dört büyük saldırıdan sonra Doğu Roma İmparatorluğu’nun 1125 yıllık başkenti olan İstanbul, 29 Mayıs 1453 salı günü fethedildi. Artık 2.Mehmet Ebu Muttasım, Selahaddini Eyyubi ve Alparslan gibi ismini tarihe altın harflerle yazdırmıştı. Artık ismi 2.Mehmet’ten çıkıp, İslam fetihçisi lakabını alarak çağ açan, çağ kapatan olarak İslam tarihine geçmiştir.

Hicri 52, miladi 672-673 yılında Allah Resulünün şanlı sahabelerinden olan Ebu Eyyub el- Ensari ile başlayan fethetme girişimleri Emevi, Abbasi ve Osmanlı devleti ile devam eden kuşatılan ama alınamayan İstanbul nihayet 2. Mehmet fethetmiş ve Allah Resul’ünün mübarek hadisine nail olmuştu. İstanbul’un düştüğünü anlayan yerli halk, bütün kadın ve erkekler, rahip ve rahibeler Ayasofya’ya sığınmışlar, içerdekiler kapıları kapadılar, kurtuluşlarını mabedin kerametinden bekliyorlardı. Bu insanlara yalancı falcılar Osmanlılar burayı fethederse hepimizi kesecekler diyerek korkutmuşlardı. İstanbul’a ilk giren 2. Mehmet Ayasofya’ya giderek, kadınlara, çocuklara, din adamlarına ve harp yapmayan sivil halka bir zarar vermeyerek, onları hoş tutmuş, iyi muamelede bulunmuş, oraya toplanan insanlara serbest olduğunu söyleyerek hepiniz özgürsünüz demişti. İslam fetihçisi Fatih Ayasofya’yı camiye çevirerek, Ayasofya’yı ve etrafını bizzat şahsına tapu yapmak suretiyle, ebediyete kadar cami olmak üzere vakıf yapmıştır. ”Ayasofya-Fetih Cami-i Şerif Vakfiyesi, Ankara’da kadastro müdürlüğünde muhafaza edilmektedir. Ayasofya Camimiz ne yazık ki 1934-1935 Yılında Bakanlar Kurulu kararıyla camiden müzeye çevrilmiştir. Hala da müze olarak durmaktadır. Bizim için nasıl ki en ufak bir durumda Mescid-i Aksa, bütün Müslümanların kanını donduruyorsa, Ayasofya’da aynı şekildedir. Hükümet, Trabzon’daki Sumela Manastırı’nda 88 yıl sonra ilk kez ayin yapılmasına müsaade ettiğini, hatta Van’daki Akdamar Kilisesi’ni 3 milyon TL’lik bütçe ile restore ederek azınlıklara hoşgörüyü gösterdiğini dile getirebiliyor, ama şanlı kahramanımızın emanetine sahip çıkamıyor. Oysa bu gayri Müslimlere tanınan hoşgörünün Müslümanlara da tanınması gerekir.

Makalemizi Ayasofya olayını en güzel dile getiren Üstad Necip Fazıl KISAKÜREK’in sözleriyle bitiriyoruz: Bana öyle geliyor ki yalnız manayı anlasak, yalnız onu yerine getirebilsek, Ayasofya’nın kapıları sabır gibi çatlar, kendi kendisine açılır. İsterse açılmasın, ondan sonra her şey, küçük bir tatbikat işinden ibaret kalır……. Demek ki: Ayasofya, ne taş, ne çizgi, ne renk, ne cisim, ne de madde senfonisi; sadece mana, yalnız mana…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Hasan Doğrul
Hasan Doğrul - 3 hafta Önce

Hocam emeğinize sağlık. Çok teşekkürler ederim. Bütün yazılarınızı gibi bu da yerinde olmuş bir yazı. ..

Ferit AKÇURA
Ferit AKÇURA - 3 hafta Önce

Değerli hocam eline sağlık