banner95

Aslan: Ülkeyi kaosa sürüklemek istiyorlar

Memur-Sen bağlı, Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası (Sağlık-Sen)’in 4. Olağan Kongresi gerçekleştirildi. Kongreye gelen Sağlık Genel Başkan Yardımcısı Abdulaziz Aslan Sağlık-Sen’in 4. Olağan kongresinde 6-7 Ekim olaylarını değerlendirdi.

Aslan: Ülkeyi kaosa sürüklemek istiyorlar

Önder ALTINAL - Şehrivan


 

Şişli Öğretmenevinde yapılan kongreye Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı Abdulaziz Aslan, Memur-Sen Van İl Başkanı Süleyman Şakar, Diyanet-Sen Van Şube Başkanı Nurullah Arvas, Eğitim Bir-Sen Van Şube Başkan Yardımcısı Naci Dündar ve Toç-Bir-Sen Van Şube Başkanı Ali Uçar’ın yanı sıra Sağlık-Sen yönetimi ve üyeleri katıldı. Kongrede konuşan Sağlık-Sen Van Şube Başkanı Hikmet Bilgin her zaman mazlumun yanında yer aldıklarını belirtti. Aynı şekilde kongrede konuşan Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı Abdulaziz Aslan ise 6-7 Ekim tarihlerine çıkan olayları değerlendirerek, “Kobanê’yi bahane ederek sokakları ateşe verenler bu ülkeyi kaosa sürüklemek istiyor.” Sözlerine yer verdi.

“HUZURLU BİR ORTAM OLUŞTURMA ÇABASI İÇİNDE OLDUK”

Demokrasinin tamlandığı ülkelerde STK’ların daha aktif çalıştığını kaydeden Bilgin, “Oradaki STK’lar o ülkelerin sistemlerine yön vermektedir. Bu yüzden sistemler ve rejimler kendilerini gönül şartlarına uygun olarak yenilemek zorundadırlar. 90 yıllık Türkiye tarihine baktığımızda ise 10 yılda bir gerçekleşen darbeler ve muhtıralarla karşılaşıyoruz. Ne zaman STK’lar sahaya inerek varlığını gösterse, o zaman bu güzel ülkenin sahibi iddiasında bulunan darbeciler, despotular ve yok olmaya mahkûm olacaklardır. Memur-Sen ile Sağlık-Sen ülkemizin geleceği için çok önemli STK’lardır. Her zaman mazlumun yanında yer alan bizler darbelere karşı birçok miting düzenledik. Halkımıza huzurlu bir ortam oluşturma çabası içinde olduk. Türkiye’nin birçok ilinde sahaya indik ve darbe zihniyetini ortadan kaldırmaya çalıştık. Bizim tek isteğimiz barışın ve huzurun olduğu bir ortam oluşturmak, bunun içinde elimizden gelen her şeyi yapmaya hazırız. 12 Eylül anayasasında bir nebze olsun kurtulmak için 2010 yılında yapılan referandumda yetmez ama evet dedik.” Şeklinde konuştu.

BİLGİN: BU DEVLET SADECE BİR IRKIN OLMAZ

Yapılan referandumla memurların ilk kez toplu sözleşme hakkına kavuştuğunu belirten Bilgin, “O gün sağımızda ve solumuzda olan STK’lar ise bu referandumun çıkmaması için çok açık ve net bir şekilde hayır oyunu kullandılar. Bizler Türkiye’nin kangrenleşmiş sorunlarını ortadan kaldırmak için çok büyük çalışmalara imza attık. Başta başörtüsü olmak üzere bütün kurumlarda kılık kıyafetin serbest olması için Türkiye genelinde 3 milyon imza toplayarak bu yasanın kalkması için Hükümet’in önünü açtık. Ülkemizin bir ayıbını sizlerle, bizlerle yani el birliğiyle ortadan kaldırdık. Kardeş kavgasına son vermek için çözüm sürecine net bir tavırla destek verdik ve vermeye de devam edeceğiz. Çünkü bu devlet sadece bir ırkın, bir ulusun olamaz.” Dedi. Sürekli mazlum halkın yanında yer aldıklarını sile getiren Bilgin, Gazze’de, Myanmar’da, Doğu Türkistan’da, Rojava’da her yerde biz mazlum halkın yanında olduklarını kaydetti. Bilgin, “Susturulmuş olan dünya mazlumlarının sesi olduk. Zulüm nerden gelirse gelsin her zaman karşısında olduk ve olmaya da devam edeceğiz. Bizler Sağlık-Sen olarak üyelerimizin daha rahat yaşam sürmesi içinde elimizden geleni yapmaya devam ediyoruz. Toplu sözleşme masasında, idari kurumlarda hep mücadele ettik. Sözleşmeli personellerin kadroya alınması için, ek ödememin verilmesi için, sicil sisteminin kaldırılması, banka promosyonlarının tek seferde verilmesi, disiplin cezalarına yargı yolunun açılması, lisans tanıma hakkı verilmesi, doğu izinleri ve daha birçok güzel şeyler insanlarımıza kazandırdık. Bu başarıların altında Sağlık-Sen’in imzası vardır.” ifadelerine yer verdi.

ASLAN: HER ZAMAN MÜCADELE ETTİK

Bugüne kadar her zaman mücadele içinde olduklarını kaydeden, Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı Abdulaziz Aslan ise şu sözlere yer verdi: “Biz belki 21. Yüzyılı etkileyecek bir bölgede yaşıyoruz. Bu bölgeye baktığımızda bir anda Rabia Meydanında 3 bin kişiyi kurşuna dizerek şehit eden darbeci Sisi bu bölgede yer alıyor. Kendi halkını kimyasal maddelerle, ağır silahlarla ve bununla yetinmeyip açlıkla ölüme terk eden katil Esad, bu bölgededir. Yine cihat parolasıyla ortaya çıkıp her gün yüzlerce masum insanı öldüren IŞİD terör örgütü de bu bölgededir. İnsanlıktan hiçbir şekilde nasibini almamış, bütün değerleri kamu üzerinde olan toplama bir halk, gayri meşru bir devlet İsrail maalesef bu bölgededir. Bu bölgede İslam alemi, mazlum halklar, mustazaf halklar, hem filli olarak kuşatma altında yürüme tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktadır. Bütün bu olayların içinde ülkemize baktığımızda ise son 10-15 yılda özellikle gerek insan hakları noktasında olsun, gerek kurumlardaki reform noktalarında olsun çok ciddi adımlar atılmasına rağmen daha atacak adımların olduğu da aşikârdır. Bu süre içinde biz iki alanda çok büyük mücadele ettik. Çalışanlarımızın hak ve menfaati için mücadele ettik. Onlara huzurlu bir ortam kavuşturmak için çok büyük çaba sarf ettik. Bu ülkenin bütün kurum ve kuruluşlarıyla demokratik bilinci, demokratik kültürü, demokratik hakların yerleşmesi için ve medeniyet değerlerimizi korumak için çok büyük mücadele ettik.”

“EN BÜYÜK YATIRIM SAĞLIĞA YAPILIYOR”

Aslan, geçmişte sağlık sorunları yaşayan bir ülke olduğunu ancak şimdilerde en büyük yatırımın sağlığa yapıldığı belirtti. Aslan, “Geçmişte sağlık açısından çok büyük sıkıntılar çektik. İşte o dönemler sözleşmeli eczaneler kapatıldı. Hastaneler kapatıldı. Ama şimdi Allah’a şükür Cumhuriyet tarihinde en büyük yatırım sağlık alanına yapıldı. Vatandaşlar artık rahat bir şekilde hastanelere gidip sağlık hizmeti alabiliyor. 2002 yılında 1 yılda 185 milyon insan sağlık tesislerine müracaat ederken, geldiğimiz 2004 yılında bu sayı 600-700’e kadar çıktı. Çözüm sürecini daha iyi kavramak için ülkede yaşanan 30 yıllık çatışmayı iyi incelememiz gerekiyor. Bu 30 yıllık çatışma sürecinde 50-60 bin insanımız hayatını kaybetti. Bir o kadar ülke kaynakları heba oldu ve bir o kadarı da hafızalarımızda silinmeyecek olaylar yaşandı. Ama bugün bu 30 yıllık çatışmaya bakıldığında bu kardeş kavgasının sahici olmadığını, gerçekçi olmadığını, bir özgürlük mücadelesi olmadığını, bir hak arama mücadelesi olmadığını sadece ve sadece Türkiye’yi kaosa sürüklemek için olduğu ortaya çıktı.” Dedi.

ASLAN: TÜRKİYE’NİN HUZURU KAÇIRILIYOR

Aslan son olarak 6-7 Ekim’de çıkan olayları huzuru kaçırmak için yapıldığını söyledi. Aslan son olarak şu sözlere yer verdi: “Bu çatışma sadece Türkiye üzerinde hesapları olanların işini kolaylaştırıyor. Ama biz millet olarak çok büyük acılar çektik ve çok gözyaşı döktük. Bizde Memur-Sen olarak artık bu ülkede analar ağlamasın. Kardeş kardeşi öldürmesin diye teşkilat olarak Türkiye geneli çalıştaylar yapıyoruz. Bu dökülen kana son vermek istiyoruz. Bu ülkede geçmişi geri getirecek güce sahip olmayabiliriz fakat geleceği birlikte inşa edebiliriz. Artık herkes bu ülkede huzurun olmasını barış ortamında yaşanmasını istiyor. Artık çocukların eli silah değil kalem tutsun. Bu ülkeye iyi neferler yetiştirilsin. Kobanê’yi bahane ederek sokakları ateşe verenler bu ülkeyi kaosa sürüklemek istiyor. Nasıl geçtiğimiz yıl 3-5 ağaç için ülkeye karıştıranlar 6-8 Ekim tarihinde de yine Türkiye’de huzuru bitirdiler. Biz bu çatışmaların olmaması için, barış ortamını sağlamak için elimizden geleni yapacağız.”

Son olarak söz alan Memur-Sen Van Şube Başkanı Süleyman Şakar ise çözüm sürecinin barışla sonuçlanması için çalışmaların devam edeceğini açıkladı. Konuşmaların ardından yapılan seçime tek liste halinde giden Sağlık-Sen Van Şubesi Başkanı Hikmet Bilgin tüm oyları alarak yeninden başka seçildi.

Güncelleme Tarihi: 10 Kasım 2014, 12:02
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER