Bilim Kurulu üyesi Prof. Özlü: Türkiye virüs salgınında en kritik dönemi yaşıyor; Bu bir ulusal savaş

Sağlık Bakanlığı’nın Bilim Kurulu’nda görev alan Prof. Dr. Tevfik Özlü virüs salgınıyla ilgili merak edilen soruları Independent Türkçe için yanıtladı

Bilim Kurulu üyesi Prof. Özlü: Türkiye virüs salgınında en kritik dönemi yaşıyor; Bu bir ulusal savaş


Türkiye, dünya genelinde hızla yayılan koronavirüs salgını için önlemler almaya devam ediyor. Birçok işletme İçişleri Bakanlığı tarafından geçici olarak kapatıldı. Karantina uygulamaları da devam ediyor.

Sağlık Bakanlığı tarafından oluşturulan Bilim Kurulu da virüs salgının yayılmasını önlemek için çalışmalarına devam ediyor. 

Independent Türkçe, Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü’yle konuştu. Prof. Özlü, koronavirüs salgınıyla ilgili merak edilenleri cevapladı:

Koronavirüs çocukları etkilemiyor mu?

Virüs çocuklarda ağır seyretmiyor ve genellikle ölümcül olmuyor. 10 yaş altında herhangi bir ölüm kaydı bulunmuyor. 

Virüsün yaz mevsiminde yok olacağı doğru mu?

Böyle bir beklenti var. Ama virüs yayılımıyla hava sıcaklığı arasında bir bağlantı yok. Yeni tip koronavirüsü griple karşılaştırmamak gerekiyor. Gripler mevsimsel hastalıklar bu ise bir salgın. Vaka sayısı çok olduğu için ne kadar azalacağı belli değil. Daha önceki koronavirüs salgınlarının ekim ayında başlayarak nisan sonunda bittiği gözlemlendi. SARS ve MERS kışın başladı yaz aylarında bitti. 

Vaka sayısında büyük artışlar yaşanacağı iddiası gerçeği yansıtıyor mu?

Diğer ülkelere bakarak karşılaştırma yapılıyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu dönem en kritik dönem. İlk vakalar görüldükten sonra pik denilen en yüksek seviyeye ulaşması için ortalama 20 ila 40 günlük bir sürenin geçmesi gerekiyor. Türkiye şu anda bu sürenin içinde. Türkiye ilk 1 haftayı iyi atlattı. Eğer bu salgın düşük profille devam ederse çok büyük bir travma yaşanmadan, büyük bedeller ödenmeden yönetilebilir. Ama patlama olursa diğer ülkelerin yaşadığı gibi zorluklar yaşayabiliriz. 

En büyük risk yaşlılarda mı?

50 yaşın üzerindekilerde ve kronik rahatsızlığı bulunanlarda daha ağır seyreden bir hastalık bu. 70 yaşın üzerindekiler herhangi bir rahatsızlığı olmasa bile ağır geçirebiliyor.  Kronik hastalığı olanlarda ölüm oranı yüzde 8’e kadar çıkarken bu oran 70 yaş ve üstü hastalarda yüzde 20’lere kadar çıkıyor.  50 yaş altındaki hastalarda ölüm oranı ise binde 2’ler civarında. 

Virüse yakalananlarda tedavi süreci nasıl oluyor?

Hastalar 3’e ayrılıyor.

Ayakta tedavi edilebilecek durumda olan hafif hastalar.
Hastane yatırılarak tedavisi gereken ağır hastalar
Yoğun bakım desteği gereken ve ölüm riski taşıyan kritik hastalar.
Bunların dışında hiçbir semptom vermeyen ama hastalık taşıyanlar var. Bu gruptakilere tanı konulamıyor. 

Yüzde 80’den fazlası ayakta tedavi edilerek hastalığı atlatabiliyor. Yüzde 20’si ise ağır veya kritik hasta sınıfında. Yüzde 20’nin içindeki yüzde 5, yoğun bakım tedavisi almak zorunda. Ölüm oranı ise yüzde 2 civarında. 
 

Testler kimlere uygulanacak?

Testler şimdiye kadar olası vakalara uygulandı. Zaten genel itibariyle Dünya Sağlık Örgütü’nün önerisi de bu yöndeydi. Şimdi olası vaka kavramı genişletildi. Daha çok vakaya test uygulamaya başlandı. 16 merkezle kit paylaşımı yapılıyor. 

Yurtdışına çıkmayan ya da yurtdışına çıkmış biriyle temas kurmayan birinde virüs görülebilir mi?

Teorik olarak olabilir ama bu ihtimal çok düşük. Şimdiye kadar tespit edilenler hep yurtdışıyla temas öyküsü olan vakalar. Yerli bulaş vakamız henüz olmadı. Bu olmayacağı anlamına gelmiyor. Bunu önlemek için tedbirler alınıyor. Bulaş zincirini kıralım ve bu virüs bizim ülkemizde dolaşıma girmesin.

İyileşme süreci ne kadar?

Vakadan vakaya değişiyor. Hafif olgular ve ağır olgular değişik süreçlerde hastalığı atlatabiliyor. Her hasta için standart bir şey söylemek zor. Gençler daha erken, yaşlılar ise daha geç iyileşiyor. Ortalama 20 günde sonuç alınabiliyor. 

Salgını önlemenin en önemli yolu nedir?

Bulaş halkalarından birini kırmak. 

Kişiler arasındaki mesafeyi korumak ve evde oturmak gerekiyor. Doğrusu bu. İnsanlar kendini korurken sadece kendini korumakla kalmıyor. Bir hasta halkayı kopardığı için kendisinden virüs kapacak diğer insanları da korumuş oluyor. Bu bir toplumsal sorumluluk. Tedbirlere uymamak salgın halkasını devam ettirmek anlamına geliyor. Topluma düşen bulaş zincirini kırmak, zorunlu haller dışında dışarı çıkmamak, mesafesi korumak, hijyene özen göstermek. 

Toplumun devletin aldığı tedbirlere ve tavsiyelere uyması gerekiyor. Medya ve sosal medyanın duyarlı olması gerekiyor. Ulusal bir sağlık savaşı veriyoruz. Bu bir grubun, bir kurumun verdiği bir savaş değil; ulusal bir savaş.


The Independentturkish
 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER