Son zamanlarda Türkiye’de esen barış ve çözüm sürecine katkı sağlamak için hayata geçirilen Akil İnsanlar heyetinin Doğu Anadolu grubu iki günlük Hakkari ziyaretinin ardından dün Van’a geldi. Hakkari’de davul zurnalarla karşılanan akil heyete Van ziyaretinin ilk gününde bir PKK’lı ailesine gerçekleştirdi. Batıda topa tutulan akiller, Van’da da büyük bir sevgiyle karşılandı. Heyet akşam da STK temsilcileri ve kanaat önderleri ve esnaflar ile bir araya geldi.

 

Akil İnsanlar Doğu Anadolu Bölgesi Heyeti, Van'daki programlarına bir PKK'lı ailesini ziyaretle başladı. Bir kızı dağda ölen ve bir kızı da halen dağda bulunan Ferzende Abi, yaşadıkları sıkıntıları heyete anlattı. PKK'lı babası Abi, “Bu acıyı ancak yaşayanlar bilir ve çok zordur. Bu acıyı yüreğinde hissetmeyenler, barışı da anlamazlar. Ben anlıyorum. Bunu defalarca dile getirdim. Biz çocuklarımızı kaybettik. Başkaları kaybetmesin. Bizim çocuklarımız barışın vesilesi olsun” dedi.

 

İLK ZİYARET PKK’LININ AİLESİNE


Can Paker Başkanlığı'ndaki Abdurrahman Kurt, Sibel Eraslan, Zübeyde Teker, Mehmet Uçum, Mahmut Arslan ve Ayhan Ogan'dan oluşan Akil İnsanlar Doğu Anadolu Heyeti, Hakkâri’nin ardından Van programına başladı. Akil insanlar heyeti, sabah saatlerinde Van'ın Karşıyaka Mahallesi'nde oturan 10 nüfuslu Abi ailesini ziyaret etti. 8 çocuğu olduğunu belirten Abi, PKK'ya katılan kızı Evin'in 1995 yılında çıkan çatışmalarda öldüğünü, diğer kızı Viyan'ın da 2004 yılında PKK'ya katıldığını söyledi. Hakkâri’den zorunlu göçle geldiklerini belirten Abi şöyle konuştu: “Çok önemli ve anlamlı bir görev üstlenmişsiniz. İnanıyorum ki üstlendiğiniz görevde başarılı olursunuz. İnşallah sizler de Afrika ülkeleri de kurulan akil insanlar heyeti görevini üstlenirsiniz. Yani isminiz umarım tarihin altın sayfalarında yer alacak. Çünkü çok anlamlı bir görev üstlenmişsiniz. Bildiğiniz gibi 30 yıldır çok acı çekildi. Çok kirli bir savaş yürütüldü."

 



'İŞKENCEDE YUMURTALIKLARIM PATLADI'


Akil insanlar heyetine kızları Evin ve Viyan'ın aynı karede olan fotoğrafını gösteren Abi, üzerlerinde çok baskı olduğunu söyledi. Yapılan baskılara tahammül etmediği için PKK'lı olarak gösterildiğini, 12 kez tutuklandığını ve 230 gün işkencede kaldığını anlatan Abi, "1996 yılında tutuklandığımda 25 gün Filistin askısında kaldım. Bu süre içinde elektrikten dolayı yumurtalıklarım patladı. Cezaevinde tedavi de etmediler. Sonra mesane kanseri oldum" dedi. Heyet bakanı Can Paker, Abi'ye, “Derttaşız. Ben işkence çekmeden mesane kanseri oldum" diye konuştu.

'ACIYI YÜREĞİNDE HİSSETMEYENLER, BARIŞI ANLAMAZ'

Heyette bulunan Abdurrahman Kurt, bunların 'geçmiş olsun' diyerek geçecek acılar olmadığının bilincinde olduklarını, ama söylenecek başka söz olmadığı için geçmiş olsun dediklerini belirtti. Abi ise büyük acılar ve haksızlıklar yaşandığını kaydederek, "Bu acıyı ancak yaşayanlar bilir ve çok zordur. Bu acıyı yüreğinde hissetmeyenler, barışı da anlamazlar. Ben anlıyorum. Bunu defalarca dile getirdim. Biz çocuklarımızı kaybettik. Başkaları kaybetmesin. Türk de kaybetmesin, polis annesi de, asker annesi de kaybetmesin. Bizim çocuklarımız barışın vesilesi olsun."

 


AKİL ADAM KURT: KÜRTLER GASP EDİLMİŞ HAKLARINI İSTİYOR'

Heyette bulunan Abdurrahman Kurt heyet başkanı Paker'e, "Başkanım çok ilginç bir şekilde bu çözüm sürecinde Kürtler gerçekten Türklerin eksik olacak bir şeyini istemiyorlar. Kendilerine ait gasp edilmiş haklarını istiyorlar. Sanki burada bir kısmının tepkilerini anlamakta gerçekten çok zorlanıyorum. İnsanlar sadece kendi dilleriyle, kültürleriyle dünyadaki diğer toplumlar gibi yaşama hakkını istiyorlar. Ve bundan doğal bir şey olamaz" diye konuştu.

'BU NESİL BARIŞ İSTİYOR'

Çözüm için Kürtlere yasal güvence verilmesi gerektiğini söyleyen PKK'lı babası Ferzende Abi son olarak şöyle konuştu: "Sayın Öcalan'ın hatırı var. Bizi iyi dinleyin. Bu nesil barış istiyor. Bizden sonraki nesil bunu söylemez. Daha çok radikal olur. Bu bir fırsattır. Biz gidersek, bizden sonraları farklı olur. Sayın Öcalan'ın başlatmış olduğu süreci tam olarak bilmiyorum. İçinde Kürt halkının dili, kimliği, kültürü olmayan bir süreç olumlu karşılanmaz. Bunun bir karşılığı ve ismi olmalı. Böyle bir süreç olursa, şehit aileleri olarak verdiğimiz bedelleri, barış vesilesi olarak kabul ederiz."

 

Orhan AŞAN-Şehrivan

Editör: TE Bilisim