banner95

Gür TBMM’de Van’ın sesi oldu!

Van’da konteyner kentteki vatandaşların durumuyla ilgili tartışmalar sürerken dün meclisteki bütçe görüşmelerinde konu bir kez daha gündeme geldi. AFAD ile ilgili bütçenin konuşulması üzerine söz alan BDP milletvekili Nazmi Gür, çözüme yönelik önemli taleplerde bulunurken Van esnafının durumunu da unutmadı. Depremin 2’inci yılı dolduğunu ve ekonomik kriz yaşayan Van esnafının vergi borçlarını ödemekte ciddi sorunlar yaşayacağına değinen Gür, bir kez daha Van’la ilgili önemli bir konuya vurgu yaparak hükümetin bütçe kanununda bununla ilgili bir yasa yapmasını önerdi. Ak Partili Kayatürk ise Gür’den sonra söz alarak hükümetin deprem sonrası yaptıkları hakkında bilgiler verip konteyner kentteki vatandaşların sorunlarının çözümü için uğraştıklarını belirtti.

Gür TBMM’de Van’ın sesi oldu!

Ak Parti’nin merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı konusunda Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ile Türkiye İnsan Hakları Kurumu adlı 2 kurumun bütçeleri üzerine yaptığı görüşmede Vanlı vekiller Van’ı konuştu. BDP milletvekili Nazmi Gür ile Ak Parti Van Milletvekili Burhan Kayatürk’ten karşılıklı açıklamalar geldi. BDP’li Gür konuyla ilgili çok yerinde öneriler yaparak hem depremzedeler hem de esnaflar ile ilgili tedbirlerin alınması yönünde bütçe tasarısıyla ilgili önerisini sundu.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’nin devam eden bütçe kanunu tasarısı üzerine görüşmelerine n Van damgasını vurdu. AFAD üzerine yapılan bütçe konuşmalarında söz alan BDP Van Milletvekili Nazmi Gür konteynerde kalan vatandaşların durumu üzerine bilgi verip bu konuda el atılması çağrısında bulunurken Van’daki ekonomik kriz üzerine de önemli açıklamalarda bulundu. Bütçe tasarısı konuşulurken Van esnafının vergi borçlarının silinmesi yönünde yasanın geçirilmesinin tam zamanı olduğunu söyleyen Gür, hükümete destek çağrısında bulundu. Gür’ün hemen ardından kürsüye çıkan AK Partili Burhan Kayatürk ise Gür’ün değindiği konteyner kentteki vatandaşların durumuna değinerek, konteyner kentteki vatandaşların durumuyla ilgili konuşmasında, “Yetkililer, başta Van valisi bunlara her türlü imkânı sunmakta, kiralarını ödemeye hazır olmaktadır. Dolayısıyla, 250 aileden 100 aileye inmiş durumda ve bu ailelerin de inşallah bir an önce kira yardımını alarak buradan ayrılmalarını biz tavsiye ediyoruz.” Şeklinde konuştu.

 

“YAPTIĞIMIZ TÜM GİRİŞİMLER SONUÇSUZ KALIYOR”


TBMM’deki bütçe görüşmeleri devam ederken, konu ile ilgili söz alan BDP Van Milletvekili Nazmi Gür,  Van’da yaşanan sıkıntılara değindi. Konteyner kentteki vatandaşların durumunu mecliste aktaran Gür, tüm girişimlerine rağmen Van’da halen depremin izlerinin silinmediğini kaydetti. Gür, meclisteki konuşmasına şöyle başladı: “Bu kürsüde birçok kez, Van'da yaşanan deprem sonrası halkımızın karşılaştığı zorlukları, Van'ın karşılaştığı zorlukları dile getirdik, Hükümete öneriler sunduk. Bu konuda kanun tasarıları hazırladık ve halkın beklentilerini, Van halkının beklentilerini, devasa sorunların çözümü için, sürekli, hem bakanlıklarla hem bu kürsüde önerilerimizi, düşüncelerimizi dile getirdik. Ancak şu ana kadar Van ilinde depremin yani 23 Ekim ve 9 Kasım tarihlerinde, 2011 tarihlerinde yaşanan 2 büyük depremin ne acısı, ne sorunları ne de bıraktığı izler silinmiş değil. Bu konuda yaptığımız girişimlerin büyük bir kısmı maalesef sonuçsuz kalıyor. İşte, hâlâ, depremden sonra yaklaşık iki yıldır -üçüncü kışa giriyorlar- 100-120 aile konteyner kentlerde yaşam savaşı veriyorlar. Bu ailelerin tek isteği, yine deprem sonrası süreçte yapılan konutların onlara da tahsis edilmesi, onların da faydalanması çünkü kiracı olduklarını iddia ediyorlar, kiracı olduklarını söylüyorlar ve bu yoğun kar altında, şiddetli kış koşullarında -maalesef çocuklarıyla birlikte yaşlılar, hastalar- bu konuda Hükümetin, oradaki yerel yöneticilerin, özellikle valinin bilgisi dahilinde elektrikleri kesilmiş durumda ve yaşam mücadelesi veriyorlar. Buna tanıklık eden insanlardan birisi de Sayın Burhan Bey'dir, Van Milletvekili. O da çok yakından takip ediyor, bunun farkındayız, biliyoruz ama ne kendisi ne bizler maalesef bu konuda henüz çözüm üretmiş değiliz. Bugün sevindirici bir haber aldık. Van Belediyesi, kesilen elektriklerin bağlanması ve orada kullanılacak elektriğin yükünü alabilmek için başvurdu ve umarım belediyemizin girişimiyle bu soğuk kış yetmezmiş gibi halkımız orada karanlıkta kalmaz ve oradaki ailelere elektrik verilir, hiç olmazsa elektrikle ısınma olanağına kavuşmuş olurlar. Bunu da Belediyemiz büyük bir fedakârlıkla yerine getirecektir.”

 

“TOKİ’DEKİ SIKINTILAR HALA ÇÖZÜLMEDİ”

Gür konuşmasını şöyle sürdürdü: “Baştan itibaren, biz, özellikle Van depreminden sonra ayrımcılık yapıldığını iddia ettik, hep bir ayrımcılık olduğunu gündeme getirdik. Neden? Çünkü birincisi, depremden hemen sonra bütün Van halkının beklentisi, kamuoyunun beklentisi Van'ın bir afet bölgesi olarak ilanı üzerine idi ancak hatırlayın, o dönemde Sayın Başbakan "Biz afet ilan edersek oraya bir tek çivi çakılmaz." demişti. Oysa Marmara depreminden hemen sonra o büyük depremden etkilenen il, ilçeler, köyler âdeta yeniden yaratıldı. Orada afet ilan edilmişti, devlet bütün gücüyle oraya yüklendi, neredeyse, o kentleri, o şehirleri, o ilçeleri, o kasabaları yeniden yarattı ve bugün insanlar depreme dayanıklı konutlar içinde. Oranın ekonomisi yeniden yapılandı, iş sahibi olanlar, esnaf devletin, Hükümetin sağladığı, aldığı önlemler neticesinde bugün eski hâline kavuştu diyebiliriz. Tabii ki depremin yaraları, yarattığı travma tümüyle sarılmaz ancak büyük ölçüde sarıldığını düşünüyoruz. Ancak Van'da böyle bir yol izlenmedi. Her nedense Hükümet orada afet ilan etmedi ve yaklaşık 36 bin konut TOKİ marifetiyle yapıldı ve halka satıldı. "Dağıtıldı" demiyorum ya da "verildi" demiyorum çünkü yirmi yıllık, iki yılı ödemesiz, on sekiz yılı geri ödemeli bu konutlar hak sahiplerine dağıtıldı. Tabii, konutlar dağıtılırken, örneğin; Edremit TOKİ'de suyun yeni bağlandığını, bir ay önce bağlandığını söylemekte fayda var ya da TOKİ konutlarının büyük bir kısmının kanalizasyonunun göle aktığını söylemekte de fayda var. Bu konuda altyapı sorunları henüz çözülmüş değil.” 

“VAN NEDEN AFET BÖLGESİ İLAN EDİLMEDİ?”

 

Van’ın afet bölgesi ilan edilmemesinin sebeplerine de değinen Gür, Van’ın afet bölgesi ilan edilmesi durumunda Van’ın ekonomik olarak depremin yaralarını daha rahat silmiş olacağını kaydetti. Gür, konuyla ilgili olarak, “Neden peki afet ilan etmedi? Çünkü afet ilan etseydi orada depremin büyük yükünü halk değil, devlet kendi üzerine almış olacaktı, Van'ın ekonomisi ile birlikte halkın yaraları daha çabuk sarılacaktı ve böylece Hükûmet bir ayrımcılık yapmamış olacaktı. Çünkü biz biliyoruz ki geçmişte, Gölcük ve İzmit bölgesindeki depremlerde özel bir kanun çıkarıldı; 4731 sayılı Yasa'yla oradaki esnafın, sanayicinin vergisi terkin edildi. Bizim bütün girişimlerimize rağmen, Van esnafının, Sanayi ve Ticaret Odasının bütün girişimlerine rağmen maalesef Hükûmet böyle bir yolu Van için seçmiş değil. Ama biz burada, bu kürsüde ısrar ediyoruz tekrar: Van esnafının, ticaret odalarının, sanayicisinin bu sorununun çözümü için Hükûmet derhâl bir özel kanun -tıpkı geçmişte, geçmiş koalisyon hükûmetinin çıkardığı, yürürlüğe giren ve bölgedeki kalkınmayı, ekonomik kalkınmayı, gerçekten sağlayan, "forse" eden bu yasayı- Van için de çıkarsın.” 

 

“VAN’DAKİ VERGİ BORÇLARI SİLİNSİN!”

Van’da tüm girişimlere rağmen hükümetin vergi borçları konusunda bir adım atmadığını söyleyen Gür, parti olarak bu konuda defalarca yasa önerisi sunmalarına rağmen henüz bir adım atılmadığını söyledi. Konunun acilen yasalaşması gerektiğini kaydeden Gür, ayrıca; “Biz parti olarak bu konuda birçok yasa önerisi sunduk. Umarım hükümet bunları dikkate alır ve Van esnafını, sanayicisini rahatlatacak, kalkınmaya gerçekten yoğunlaştıracak bu vergi terkini kanununu bir an önce yasalaştırır. Van halkının ve Van esnafının, Van sanayicisinin tek arzusu budur. Çünkü değerli arkadaşlar, Van'dan toplanacak bu iki yıllık vergi belki Türkiye'de toplanan vergi içinde çok azdır. Van'ın Türkiye'de toplanan vergilere katkısı yaklaşık binde 2 civarındadır. Bu binde 2'lik bir dilimin affa uğraması, terkin edilmesi Türkiye ekonomisine çok büyük bir yük getirmez ancak Van'da ekonomiyi yeniden canlandırır, Van'da ekonomik atılımı yeniden sağlar, esnafımız, sanayicimiz moral bulur ve böylece Van kendini yenileme şansına kavuşur çünkü şu anda Van'da gerçekten çivi çakılmıyor. TOKİ konutları dışında Van'da iş yapan müteahhitler -özellikle konut sektöründe çalışan müteahhitler- son iki yıldır tek bir konut dahi yapmış değiller. Bunun da Van ekonomisine yansımasının olumsuz olduğu hepinizin bilgisi dâhilindedir.” Dedi.

“MARMARA, GÖLCÜK’TE NE YAPILDIYSA VAN İÇİN DE YAPILSIN”


Gür konuyla ilgili son olarak da; “Van'da, özellikle esnafımızın vergi ve sigorta konusunda ödemesi bitti artık. Bu yıldan itibaren, önümüzdeki yıldan itibaren vergi ödeyecekler. Yani geçmiş iki yılın vergisiyle birlikte bu yıl tahakkuk edecek vergiyi de, 2013 yılında tahakkuk edecek vergiyi de ödeyecekler. Katmerli vergi ödemeleri Van esnafımızın ve özellikle sanayicimizin belini bükecek. Onun için, bizim, hükümetten isteğimiz, dileğimiz, ricamız depremde zarar görenlerin, özellikle esnafımızın, sanayicimizin vergi borçlarının ve vergi cezalarının terkiniyle ilgili Vergi Usul Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu ve Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nda değişiklik yapılmasıdır. Tıpkı geçmişte Gölcük depremindeki, o bölgedeki, Marmara Bölgesi'ndeki depremdeki insanlara sağlanan kolaylıklar Van için de sağlansın. Biz bunu istiyoruz ve bunu diliyoruz.” Dedi.

 

Kayatürk: Depremzedeler yardımdan faydalansın

Gür’ün ardından kürsüye çıkan Ak Parti Milletvekili Burhan Kayatürk ise, hükümetin depremden sonra Van için yaptıklarını paylaşarak Türkiye’de Van depremine müdahalenin bir rekor olduğunu belirtti. Konteyner kentteki vatandaşlar için de çeşitli tekilfler yaptıklarını ve vatandaşların kira yardımı alıp evlerine çıkması gerektiğini belirten Kayatürk, konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “Allah'a hamdolsun, Ak Parti Hükümeti 10 ayda yaptı, daha doğrusu, 10 yılda yapılamayanları 10 ayda yaptı, bunu da biz gördük. Acı tecrübelerle sabit olduğu üzere, ülkemiz sık sık doğal afetlerle karşılaşmaktadır ancak millet olarak en çok muzdarip olduğumuz afet çeşidi depremlerdir. Ülkemizin yüzde 90'ına yakını birinci, ikinci ve üçüncü deprem bölgelerindedir. Bu riskler Ak Parti Hükümeti öncesi hükümetler tarafından maalesef algılanamamıştır. Özellikle 17 Ağustos 1999 depremi büyük bir felaketti ancak bu deprem karşısında bir şey yapamamak çok daha büyük bir felaketti. Bizim bu depremler karşısında hazırlıklı olmamız gerektiğini bilmeliyiz çünkü söylediğim şekilde Türkiye depremler bölgesinde. Bakın, sadece Van'da 1904'te deprem olmuştur, 1942'de deprem olmuştur, 1976'da deprem olmuş ve 2011'de deprem olmuş, yaklaşık her otuz beş yılda bir deprem olmuş. Ancak daha önceki depremler maalesef başka bir felaketle sonuçlanmış, hazırlıksız bir şekilde bir mücadele edilmemiştir. Özellikle ben 1976 depremini büyük bir çaresizlikle, büyük acılarla yaşamış bir insanım. Ancak 2011 yılı depremleri, Van ve Erciş'teki depremler -Allah'a hamdolsun- çok ciddi bir hazırlık ve çok önemli çalışmalarla karşılandı. 644 canımızı kaybettik, 700 bin insan etkilendi bu depremde. Ancak, bakın, depremden üç buçuk saat sonra Başbakanımız kabinesinin yarısıyla deprem bölgesindeydi ve bir yıl içerisinde iki yüz elli iki gün, 1 ve 1'den çok bakanımız bulundu. Aynı zamanda Başbakan Yardımcımız Sayın Beşir Atalay neredeyse bizi hiç yalnız bırakmadı. Bu nedenle çok kısa süre içerisinde 75 bin çadır, peşinden 35 bin konteyner hızlı bir şekilde depremzedelere teslim edildi ki depremin ikinci gününde değerli arkadaşlar, sadece Erciş'te kurtarma ekibi çalışanı sayısı 3.950 kişiydi. Dolayısıyla, depremin birinci yılında çok büyük bir rekor hızıyla 16.895 tane konutu Erciş merkezde, Van merkezde ve köylerde biz teslim etmiş olduk yani bu hız dünyanın hiçbir yerinde yok. Ancak bugün, özellikle geldiğimiz noktada, Van'da 100 aile civarında konteynerleri terk etmeyen ailelerin olduğunu biz biliyoruz. Burada yetkililer, başta Van valisi bunlara her türlü imkânı sunmakta, kiralarını ödemeye hazır olmaktadır. Dolayısıyla, 250 aileden 100 aileye inmiş durumda ve bu ailelerin de inşallah bir an önce kira yardımını alarak buradan ayrılmalarını biz tavsiye ediyoruz.”

Güncelleme Tarihi: 13 Aralık 2013, 15:26
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER