“Her türlü saldırıyı kınıyoruz”

Mazlum-der Sabır-Der’e yapılan saldırıyı kınadı:

 “Her türlü saldırıyı kınıyoruz”

Geçtiğimiz hafta sonu Sabır-Der’e Molotof kokteyli saldırı düzenlenmiş ve birçok kesim tarafından bu saldırı kınanmıştı. Düzenlenen saldırı sonrası bir açıklamada Mazlum-der Van şubesinden geldi. Şube Başkanı Yakup Aslan yaptığı açıklamada, saldırıyı şiddetin açık bir göstergesi olarak gördüklerinin ve hukuksal misyonları gereği bu ve her türlü şiddeti kınadıklarını belirtti.

Geçtiğimiz hafta sonu kimliği belirsiz kişi veya kişiler tarafından Sabır-Der binasına Molotof kokteyli saldırı düzenlenmiş ve maddi hasar meydana gelmişti. Bunun üzerine harekete geçen birçok kesim saldırıyı kınayarak, Sabır-Der’in yanında olduklarını duyurdu. Saldırı olayına bir kınamada Mazlum-Der Van Şubesi tarafından geldi. Mazlum-Der Şube Başkanı Yakup Aslan yaptığı açıklamada, “Sabır Der binasına yapılan molotofkokteyli saldırıyı şiddetin açık bir göstergesi olarak görüyor ve hukuksal misyonumuz gereği bu ve her türlü şiddeti kınıyoruz.” Dedi.

ASLAN: HAKKIN İNKÂR EDİLDİĞİ YERDE, HAKSIZLIK VARDIR

Aslan, “Üzerinde yaşadığımız Kürdistan coğrafyası, tarihsel ve kültürel bir takım yüklerin altında ve buna bağlı olarak gelişen sosyo-politik paradigmaların biçimlendirdiği siyasal bir atmosferi yaşayarak bugünlere gelmiştir ve bugünkü sorunların temelinde bu gerçeği görmeksizin bir akıl geliştirmek mümkün değildir. Onlarca yıldır süren çatışma ve savaş sürecinde bu topraklarda yaşayan insanlar tahmini zor acılar yaşadılar. İnsanların gündüz vakti kaçırılarak infaz edildiği ve bilinmez bir yere atıldığı günlerden günümüze yansıyan sayısızca ‘yasını bile tutamadığımız travmalarımız’ın olduğunu daha unutmadık. Sosyopolitik varlığı inkâr edilerek egemenlik hakkı gasp edilen bir toplum, ‘hakkı ihlal edilen bir toplumdur’. Böyle toplumlarda karanlık güçler, kaostan nemalanırlar. Puslu çatışma ortamında karanlık güçlerin rahat hareket edebildiği ve birçok olayın bu güçlerin eseri olduğu ve bunların büyük bir bölümünde karanlık noktaların olduğu artık bilinen bir gerçektir.
İnkâr, asimilasyon, hak, hukuk ve diğer bütün sosyal alanlarda yaşanan dışlanmışlık, ötekileştirme psikolojisi kaçınılmaz olarak muhalif bir duruşu inşa ediyor. Sağlıklı bir vicdan hakkın, adaletin savunucudur. Hakkın inkâr edildiği yerde, haksızlık vardır. Hakkın kendisi egemen otoriteden bağımsız bir varlığa sahiptir ve bunun için egemenlerin icazetine ihtiyaç duymaz. Hak talepleri ancak bastırılabilir ama asla ortadan kaldırılamaz.” Dedi.

ASLAN: SÜREÇ BÜYÜK BİR ÜMİT İNŞA ETMİŞTİR

Kürt sorununun geçen süre içerisinde daha da katmerleştiğini söyleyen Aslan, “Kuşkusuz ‘egemenlik gaspıyla’ determine edilen sosyopolitik bir sorun haline gelen ‘Kürt meselesi’, geçen bu süreç içerisinde daha da katmerleşmiş, binlerce insanın canına mal olan bir sonucu doğurmuştur. Derin yapılanmaların direnişine rağmen son bir yılda tarafların sağduyulu davranmasıyla, bütün provokatör sabote girişimlerine rağmen huzur ortamının geliştirilmesine çalışılmıştır. Tereddütlere, yozlaştırma ve adil olmayan sürece, karşıtlıklara rağmen tahammülün, çatışmasızlık ortamının, birliğin, sevdirmenin, kucaklaşmanın ve özellikle birlikte yaşamanın inşası amacıyla toplumda büyük bir ümit inşa edilmiştir. Son günlerde derin yapılanmalarda dışa vuran çatışma halinin bu huzur ortamının inşa edilmesini, barışı sabote etmekten ayrı düşünülmemesi ve özellikle de adalet algısının özüne ters düşecek algı yönlendirmelerine araç olunmaması gerekir. Özne ve nesneler arasında yaşanan çatışmalar, operasyonlar, Mit-Tır ilişkilendirilmesi, provokatif keskin açıklamalar ve global emperyalizmin uluslararası dengeler perspektifinde yeniden gündeme gelmesi, çözüm sürecini yükseltmeye çalışan toplumsal huzur zemininde endişe verici tedirgin bir bekleyişe yol açmadığı söylenemez. Bilinmelidir ki, kurtlar puslu havayı sever. Toplumsal huzur ve güven ortamının kalıcı olmasını arzulayanların ihtiyatla hareket etmesi gerekir. Puslu havada toplum mühendislerinin algı yönlendirmelerine göre davranmak, sorumlu sosyal ve politik unsurların kaçınması gereken bir yaklaşım biçimidir. Hak-hukuk ve toplumsal fayda söz konusu olduğunda sosyal-siyasal aktörlerin ihtiyatla hareket etmesi, ihtiyatla hareket etmek için de tecrübelerin dikkate alınması akla ve maşeri vicdana uygun olandır. Toplumsal zeminde varlık sergileyen aktörlerin bu temayülü, maşeri vicdana olduğu kadar savaştan vazgeçenlerle savaşmanın haram olduğu yönünde tecelli eden ilahi emre de uygundur.” Dedi.

ASLAN: ŞİDDET AÇIKLAMALARI SÜRECE ZARAR VERİR

Şiddetin bu topraklarda insan yaşamına zarardan başka bir şey katmayacağının altını çizen Aslan sözlerine şöyle devam ett:
“Kaosun, öfkenin, şiddetin bu topraklarda insan yaşamına zarar vereceğine ve hiç bir soruna çözüm olmayacağına inandığımız gibi şiddetin gelmesi ihtimalini umursamayan ve toplumsal faydayı dikkate almayan ihtiyatsız, öfke/düşmanlık içeren her türlü açıklamaları da yanlış bulmaktayız. Huzura, çözüm sürecine zarar verecek ve yeni bir şiddet olgusunu inşa etmekten başka hiç bir şeye hizmet etmeyecek tutum ve davranışlardan kaçınmayı tüm sosyal ve politik unsurlara öneriyor, bu topraklar üzerinde yaşayan insanların kendi aralarındaki barışı inşa etmeden başkalarıyla barışmanın derde deva olmayacağını savunuyoruz. Geçmiş tecrübeler açıkça göstermiştir ki, en temel dini ve insani ilkelere ters davranarak inşa edilen hayırlı süreçleri bozan sosyal ve politik unsurlar, tecrübenin verdiği faydayı kendisine haram sayan ve dolayısıyla toplumun mağduriyetine ve dinin istismarına pervasızca bulaşan unsurlardır. Hakikatin üstünün örtülmesi algı mühendisliğinin gerçeğini anlamak ya da görmek için insanların öncelikle ‘mesele’lerini değiştirmeleri şarttır. Bu konuda tek başına zihinsel emek vermek de kifayet etmeyebilir, zira bunun ardında duran güç, ilişki, proje ve tasarımları da doğru okumak ve cahiliye emareleri taşımayan analizler yapmak hayati bir değerdedir.
Vicdan sahibi insanların, adalet ve özgürlük sloganlarının, yaşanan zulüm ve kıyımlara karşı sahici bir yere denk gelip gelmediğini gerçekten düşünmeleri gerekir. Kürdistan toprakları üzerinde insanlığı yakıp kavuran zulümlere ve kıyımlara karşı Rabbanilik temelinde gelişmiş sahici bir Müslüman aklından neşet eden bir hareketin henüz varlık göstermemiş olması düşündürücü değil mi? Durdukları yerin sahiciliğine emin olmayanların emniyet telkin etmeleri mümkün değildir ve ‘emanet’ ancak emin ellerden temin edilir.” Dedi.

ASLAN: HER TÜRLÜ ŞİDDETİ KINIYORUZ

Sabır-Der’e yapılan saldırıyı da kınayan Aslan, “Cumartesi gecesi Sabır Der binasına yapılan molotofkokteyli saldırıyı şiddetin açık bir göstergesi olarak görüyor ve hukuksal misyonumuz gereği bu ve her türlü şiddeti kınıyoruz. Barış ve huzur ortamını zedeleyecek ihtiyatsız açıklamaların ve saldırıların yaşanmaması konusunda tarafları dikkatli, itidalli olmaya, topraklarımızın ve halklarımızın huzuru ve barışı adına çağırıyoruz. Mazlum-der olarak halkın özgür iradesine yönelik olarak gerçekleştirilen her türlü saldırının karşısında olduğumuzun bilinmesini istiyoruz.
Son olarak, Roboski’de katliam yapanların yargıdan kaçırılmasına karşılık, mağdur olanların yargı yoluyla sindirilmesini akıl tutulması olarak gördüğümüzü, yargının adalete ruc’u etmesi için ‘yatıp kalkıp Roboski’ demeye devam edeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz. Ayrıca son olarak yapılan bir basın açıklamasında bizin onayımız, rızamız alınmadan Mazlum-der isminin basın açıklamasının altına yazılmasını ahlaki bulmadığımızı basın ve kamuoyuyla paylaşmayı zaruri görüyoruz.” Şeklinde konuştu. 

Güncelleme Tarihi: 22 Ocak 2014, 12:44
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER