banner84

“Kandil operasyonları derhal durdurulmalıdır”

“Kandil operasyonları derhal durdurulmalıdır”

BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, “Biz hem yurtiçinde hem de sınır ötesinde askeri operasyonların biran önce sonlandırılmasını istiyoruz. Kırsal alanda yoğun bir kar durumu var, PKK gerillalarının herhangi bir eylem içerisinde olmadığı biliniyor, böylesi ağır mevsimsel koşullar varken ileri teknoloji kullanarak insan öldürmeye çalışmak, gerillaları imha etmeye çalışmak var olan güvensizlik ortamını derinleştirme dışında hiçbir işe yaramayacaktır” dedi. “ASKERİ OPERASYONLAR SÜRECE ZARAR VERİYOR”TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, başlayan süreç ile ilgili devrede olan politikalarda bir değişiklik göremediklerini söyleyen BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, 75 milyonda bu konu ile ilgili farklı umutlar yeşermişken politikalarda aynı ısrarın devam ettiğini belirterek, Başbakan’ın belirlediği ‘silahlar sussun, siyaset konuşsun’ çerçeveyi hatırlattı. Bu tespitin iddialı bir tespit olduğunu ve siyasetin de bu çerçevede politikalar üretmesinin önemine vurgu yapan İdris Baluken, “Bir taraftan ‘silahlar sussun’ denirken, diğer taraftan askeri operasyonlar hız kesmeden devam ediyor. Görüşmelerin başladığı, ilk milletvekili heyetinin İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüştüğü ilk günden bugüne kadar yapılan operasyonlarda 40’ın üzerinde gerillanın yaşamını yitirmesi gibi bir gerçek var. Bu askeri operasyonlar her gün boyutlanarak sürüyor. En son Bingöl, Lice, Mardin kırsalında yoğun askeri operasyonlar halen devam ediyor. Son 1 haftadır Kandil alanına yönelik yoğun bir bombardıman var. Son hava operasyonunda 4 PKK gerillası yaşamını yitirdi. Özellikle Güney Kürdistan’dan, Kandil’den barış ile ilgili önemli haberlerin beklendiği böylesi bir süreçte Kandil’i bombalayarak ölüm haberlerinin gelmesini sağlamak barışa hizmet etmez, yeni sürece hizmet etmez. Temennimiz, bir taraftan PKK gerillalarını sınır dışına davet etme, silah bırakmaya davet etme pozisyonunda olan Sayın Başbakan ve hükümet, diğer taraftan askeri operasyonlarla ilgili durumu gözden geçirip, yeni süreci sabote edecek, yeni süreci bitirme riski taşıyacak bu operasyonları biran önce bitirecek şekilde süreç işletir” diye konuştu. “HÜKÜMET BİR AÇIKLAMA YAPSIN”Siyasetin konuşabileceği yasal düzenlemelerin halen yapılmadığını, hükümeti ve AK Parti grubunu büyük bir isteksizlik içinde gördüklerinin altını çizen Baluken, “Hala Terörle Mücadele Kanunu orta yerde duruyor. Hala TCK’nın siyaset yapma özgürlüğünü kısıtlayan, düşünce, ifade, örgütlenme, basın özgürlüğünü kısıtlayan ilgili maddeleri yerinde duruyor. Hala görülen davalarda siyasetçilere yönelik ağır cezalar verilmeye devam ediliyor. Dün Urfa KCK davasında 22 kişi hakkında 148 yıl 9 ay hapis cezası verildi. Bu arkadaşlarımızın tamamında belirttiğimiz yasalara dayanarak işletilen yargısal süreçler söz konusuydu. Şiddet ile ilgili olduğunu belgeleyen tek bir belge iddianamenin içinde yoktu. Özellikle 4. Yargı Paketi’nin de gündemde olduğu bir dönemde davada şiddetle ilgilisi olmayan, siyasi çalışmalara katılmış partimizin mensuplarına veya partimize yakın duran bazı STK’larda çalışan aktivistlere yönelik verilen cezaların bu süreci sabote etme girişimi olarak değerlendiriyoruz. Aslında yargının bu konuda daha öncede Türkiye’deki mevcut gelişebilecek süreçlere karşı zaman zaman böyle sabote etme girişimleri olmuştu. Özellikle dünkü Urfa davasını biz yargı vesayetinin yeni sürece yönelik ortaya koyduğu bir darbe girişimi olarak görüyoruz. Yargının bu şekilde ağır cezalarla siyasetçileri cezalandırması bizim açımızdan kabul edilemez. Bu konuda hükümet yetkililerinin de bu karara bakarak bir açıklama yapmaları gerektiğini düşünüyoruz. Van’da STK’lara yönelik bir kapatma girişimi başlatıldı, bir iddianame hazırlığının olduğunu biliyoruz. Bir taraftan siyasetin konuşması gerektiğini söylerken, diğer taraftan STK’ları da susturmaya çalışırsanız çok ciddi bir samimiyet ve ciddiyet sorgusu ortaya çıkar. Biz merak ettiğimiz şu; Urfa davasındaki kararlar ve Van’daki STK’lara yönelik kapatma girişimi hükümetin inisiyatifinde olmayan bir yargı vesayetinin müdahaleleri midir, yoksa hükümetinde bir parçası olduğu yargısal süreçler midir? Diye BDP olarak merak ediyoruz” şeklinde konuştu.“TOPLUMSAL LİNÇ OLAYLARI DEVAM EDİYOR”Son bir kaç hafta içinde gelişen bazı olaylarla ilgili hükümetin duyarsızlığının kendilerinde ciddi kaygılar oluşturduğunu belirten Baluken, “Sinop olaylarında ihmal ve kastı olan görevlilerle ilgili bir sürecin netleşmesini bekliyorduk hem soruşturma boyutuyla hem de görevden alma boyutuyla. Bugüne kadar yaptığımız bütün girişimlere rağmen bu konuda AK Parti hükümetinin büyük bir duyarsızlık içinde zamana yaymaya ve oyalamaya çalışan bir yaklaşım içinde olduğunu görüyoruz. Bunu Hatay saldırısında da görüyoruz. 15 Şubat protestosunu yaparken Diyarbakır’da katledilen Şahin Öner’in bir polis panzerinin müdahalesi ile ezilmek sureti ile yaşamını yitirdiği ortaya çıkmıştı. Şahin Öner’in ölümünden sonra Diyarbakır Valisi ve Emniyet Müdürü’nün derhal görevden alınması gerektiğini ifade ettik. Bugüne kadar maalesef bu konuda da bir gelişme olmadı. Diyarbakır kamuoyunda Vali ve Emniyet Müdürü’nün görevden alınması ile ilgili yoğun bir toplumsal talep var. Gerekli süreçler hükümet tarafından yürütülmediği zaman toplumsal linç olayları da devam ediyor. Dün Eskişehir’de Kürt işçilere yönelik linç girişimi vardı, Sinop’ta okuyan Kürt öğrencilere yönelik sistemli bazı saldırılar yapılıyor. Bu konu ile ilgili kaygılı bir bekleyiş ailelerde var. Bu yanlışlardan hükümetin biran önce dönmesini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.“TUTANAKLARI BASINA BİZ SIZDIRMADIK”İmralı görüşmelerinin tutanaklarının basına sızdırılması ile ilgili soru üzerine “Basında yer alan görüşme tutanakları bizim tarafımızdan verilmedi. İlk görüşmenin yapıldığı günden bu yana hükümet tarafından sürekli olarak kendine yakın olan medyaya sızdırılan bilgilerle süreç götürülüyor. Bunun yanlış olduğunu başından beri söylüyoruz. Görüşme tutanakları ile ilgili bilgiler hükümet tarafından mı verildi, başka bir taraftan mı sızdırıldı? Bunu bizim bilmemiz mümkün değil. Bunu açığa çıkartmak hükümetin görevidir” şeklinde cevap veren Baluken, yeni süreç ile ilgili oluşturulan heyetlerin hangi çalışmaları yürüttüğü şeklindeki soruya ise “Bir heyetimiz Federal Kürdistan Bölgesi’nde temaslarda bulunuyor. STK’lar ve siyasi partilerle bazı görüşmeler yapacak yeni süreç ile ilgili. Bu heyetin içinde Gülten Kışanak, Selahattin Demirtaş, Ahmet Türk, Aysel Tuğluk, Altan Tan ve Sırrı Süreyya Önder var. Bugün Pervin Buldan’da Avrupa’daki çevrelerle yeni süreçle ilgili bazı paylaşımlarda bulunacak, onların görüşlerini öğrenecek. Bu görüşmelerde bir ikna durumu söz konusu değil, tamamen bir görüş alış verişi” şeklinde cevap verdi.“PKK’DAN ANAYASA İLE İLGİLİ ÖNERİ GELMEDİ”Baluken; bir gazetecinin “PKK’den size bir öneri geldi mi anayasa maddelerine ilişkin” şeklindeki sorusuna “Hayır, öyle bir şey olması söz konusu değil. BDP olarak biz anayasa ile ilgili bütün sürecin şeffaf yürümesi gerektiğini baştan beri söylüyoruz” ifadelerini kullanarak cevap verdikten sonra, Öcalan’ın mektubundaki anaya ile ilgili önerilerin bulunup bulunmadığı ile ilgili soruya ise, “Tek tek anayasa çalışmasının detaylarına girecek şekilde tespitler ve görüşler yok. Daha çok genel çerçeve içinde arkadaşlarımızın anayasa çalışmaları ile ilgili dile getirilmiş olan temenniler var. Vatandaşlık tanımıyla ilgili, idari sistem ile ilgili, ana dil ile ilgili Öcalan’ın da doğal olarak görüşleri var. Bu görüşleri paylaştı arkadaşlarımıza Tek tek madde olarak anayasal madde olarak BDP’ye önerdiği herhangi bir metinden bahsedemeyiz” diye cevap verdi.

Güncelleme Tarihi: 01 Mart 2013, 01:32
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER