Oktay Güler yazdı... Empati

Oktay Güler yazdı... Empati

Oktay Güler yazdı... Empati

Beni tanımadan, bana yol gösterme 

Sen benim içtiğim sulardan içtin mi, yaşadığım yazı, üşüdüğüm kışı gördün mü hiç? Ya da giydiğim ayakkabıları denedin mi öylesine? Hangi acılara katlanıp hangi sınavlardan geçtin ki sen? Dert dinledin mi, dert oldun mu, çorap ördün mü birilerinin başına? 
Beni tanımadan beni yargılama istersen. Neleri sevdiğimi biliyor musun mesela? Hangi şarkıda kimleri düşündüğümü, rakıyı nasıl içtiğimi gördün mü? 
Ayağımdaki yara izinden haberin var mı? Ya da kırılan kalbimin nasıl tamir edileceği konusunda fikrin var mı? Hangi kitabın yazarını ya da hangi filmin repliği hoşuma gider bilir misin? En son ne zaman ağladığımı veya gözümden akan yaşlara aldırış etmeden kahkahalarla güldüğümü ne zaman gördün? Beni tanımadan bana sormadan çıkıp gitme hayatımdan? Girerken izin almadığın  kalbimin içinin şimdi nasıl olduğunu nereden bileceksin ki sen? Daha oturup keseceğimiz karpuzların da hatrı var. Hatrı bilir misin? Beni bilir misin? Beni geçtim kendini de mi bilmezsin?

......

 Bir anekdot: Salı günü ufak bir rahatsızlığım nedeniyle Bölge Hastanesi'nin nöroloji servisinin önünde saat 14.00 gibi sıraya girdim. Kapı önü doktora ulaşmak isteyen onlarca hastayla doluydu. Yorgun olduğum için duvara sırtımı dayamış Şehrivan Gazetesi'nin köşe yazarlarını okumaya başlamıştım. Kafamı kaldırdığımda bir beyefendi ile yaklaşık 40'lı yaşlardaki kızının kolkola muayehaneye doğru geldiğini gördüm.  Kızın babası kızından ellerini çekince kız, dengesini kaybedip hoooop birden bire üstüme düşüverdi. Maalesef kızı tutamamıştım. Ve kız birdenbire yere yüzüstü düşüp ufak bir kriz geçirdi. O anki refleksle yere düşen hasta bayanı kaldırmaya çalışırken babası beni uyararak " Bırak bırak elini sürme. " dedi. Yanımdaki birkaç kişi de kaldırmak için davransa da baba:
- Sara hastası,bırakın yatsın yerde... diye açıklamaya başladı.
Üzücü yan ise, o babanın da kızını kaldırmak için uğraşmamasıydı. 
Vanlı hemşehrim, bu çocukları siz dünyaya getiriyorsunuz... Kiminizin beş, kiminizin on çocuğu var. Günahtır ayıptır. Dünyaya getirmişsen o SINAVI çekeceksin arkadaş!!!! Hasta da olsa o senin yavrun. Yerde pisliğin içinde kriz geçirmesine razı gelen babaya ben " baba " diyemiyorum. Kusuruma bakmayın....
....

OCAKTAKİ YEMEK

Hiç yakıştı mı sana?
Kaç yaşına geldin hâlâ aynısın
Ne o öyle çocuk gibi küsüp gitmeler

Baksan sekiz karış boyun var
Boyundan büyük işlere kalkıyorsun
Hadi diyelim madem gidecektin
Be vicdansız yüzüme söyleseydin bari
Hiç yakıştı mı sana?
Kaç yaşına geldin hâlâ aynısın
Ben diyorum daha karpuz kesecektik
Sen diyorsun ocakta yemeğim var
Gitmem gerek

Güncelleme Tarihi: 20 Aralık 2018, 08:32
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER