banner186

Onlar depremin simgeleri!

Ülkemizde yaşanan depremler binlerce vatandaşın canına mal olurken, binlercesini de evinden, yuvasından etti. Son yıllarda yaşanan şiddetli depremler ile ülke olarak yasa boğulurken, mucizevi kurtuluşlar ise yüreklerde yeniden umudu yeşertti.

Onlar depremin simgeleri!

ŞEHRİVAN HABER: MERAL YILDIZ

Ülkemizde yaşanan depremler binlerce vatandaşın canına mal olurken, binlercesini de evinden, yuvasından etti. Son yıllarda yaşanan şiddetli depremler ile ülke olarak yasa boğulurken, mucizevi kurtuluşlar ise yüreklerde yeniden umudu yeşertti. Özellikle 30 Ekim’de İzmir’de yaşanan 6.6 şiddetindeki depremde minik bedenlerin mucizevi kurtuluşları duygulu anlar yaşarttı. İzmir’i en iyi anlayan şehir olan Van’da da 2011 yılında yaşanan depremde ülke olarak tek yürek olduğumuz gibi bugün de İzmir için tek yürek olduk. Van ile başlayan deprem sonrası seferberlik İzmir’de de kendini gösterirken, Türkiye bir taraftan da Van depreminde Yunus gibi simge haline gelen isimleri konuştuğu gibi İzmir’de de Elif, Aydan gibi depremin unutulmazları haline gelen bebekleri hafızalarına kazıdı…

Türkiye deprem hattı üzerinde bir ülke. Ülke genelinde birçok kent oldukça kritik ve büyük depremlerin olabileceği fay kuşağında yer alıyor. Her birkaç yılda bir büyük bir deprem yaşanan ülkede farklı kesimlerde ciddi kayıplar veriliyor. Öyle ki Son 100 yıl içinde meydana gelen yıkıcı depremlerde 70.233 vatandaşımız hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenler tüm ülkeyi hüzne boğarken saatler, günler sonra enkaz altından çıkarılarak mucizevi bir şekilde hayata yeniden tutunanlar, yaşam adına milyonlarca kişinin ortak umudu oldu. 30 Ekim'de meydana gelen 6.6 büyüklüğündeki deprem sonucu İzmir'de 17 bina yıkıldı. Kurtarma ekiplerinin günler sonra enkaz altından çıkardığı vatandaşlarımız, mucizevi kurtuluşlarla karanlık günlerimizin huzmeleri haline geldi. 91 saat sonra kurtarılan 3 yaşındaki Ayda Gezgin gibi... Gün ışığına 65 saat sonra kavuşan 3 yaşındaki Elif Perinçek gibi... Ve enkaz altından çıkarılan diğer herkes gibi... 2011 yılında Van’da yaşanan depremde hayatını kaybeden Yunus Geray’ın son bakışı hafızalara kazınırken, o anda çekilen fotoğraf ile Van Depreminin simgesi olmuştu.

ONLAR DEPREMLERİN SİMGESİ

Elif Perinçek ile Ayda Gezgin, dünyaya geldiklerinde kendilerini tutan ilk kişinin parmağını nasıl kavradıysa enkaz altından çıkarıldıkları anda kurtarma görevlisinin parmağını işte öyle kavramaları adeta ikinci kez doğuşlarının, 'Hey hayat! Yeniden merhaba' demelerinin simgesiydi. Adeta, “Hey millet! Hayatınızın kıymetini bilin” mesajı veriyorlardı. Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca'nın da dediği gibi 'Hayat, bir kez daha kazandı.' Enkaz altından sağ olarak çıkarılan her kişiyle hayat; yeni bir isme, mucize yeni bir tanıma sahip oldu. Kurtarma ekiplerinin elleriyle beton parçalarından ayırarak gün ışığına çıkardığı her depremzede, hayatını kaybedenlerle kararan günlerimizin huzmeleri olurken yaşama sevinciyle yüklenmemizi sağladı.

ÜLKE OLARAK YILLARA BÜYÜK DEPREMLER SIĞDIRDIK

Saatler ve günler sonra enkazın altından kurtarılanlar mucizeyi ve umudu yeşertirken, umudu, azmi, hayatın anlamını ve ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha aşıladılar. Tıpkı Türkiye'de daha önce meydana gelen yıkımlı depremlerde saatler, günler sonra enkaz altından çıkarılan her depremzede gibi...

1939 ERZİNCAN DEPREMİ

1939'da yaşanan depremden sonra binalar, 1940'ta çıkarılan deprem yönetmeliğine göre inşa edilecekti. Ne var ki öyle inşa edilmemişlerdi. Yönetmelik; kağıt üzerinde, Erzincanlılar ise enkaz altında kaldı. Müteahhitler; kâr - zarar hesabını iyi biliyor, mimarlar; öğrenimini gördükleri derslerden girdikleri sınavların ardından diploma alabiliyor. Ne var ki deprem yönetmeliğine uygun bina yapmayan, onlara ruhsat verenlerin sorumluluk ve insan sevgisini ölçebilecek bir kurum veya kuruluş bulunmuyor. Canlıların en büyük düşmanı zaman, hayat - memat derdindeki insanları umursamadan saniyelerini fütursuzca boşluğa akıtıp gidiyordu. Kurtarma ekipleri de dahil herkes biliyordu ki enkaz altında artık sağ kalan birini / birilerini bulmak mümkün değildi. Öyle ya, ölümcül bir yarası olmasa ve sıkıştığı yerde hava olsa bile bir insan su içmeden depremin 8'inci gününde hayatta nasıl kalabilirdi ki? Birini / birilerini enkaz altından sağ çıkarmak tam bir mucize olurdu.

MUCİZENİN ADI NURCAN ERASLAN OLMUŞTU

22 yaşındaki Nurcan Hemşire, deprem sırasında görev yaptığı SSK Hastanesi'nin 5 katlı lojmanının en üst katında bulunuyordu. Kurtarma ekipleri Nurcan Hemşire'ye ulaştığında depremin meydana gelmesinin üzerinden tam tamına 187 saat geçmişti. Dile kolay, 7 gün 19 saat... Aç - susuz ve hareketsiz geçen 187 saat... Nurcan Hemşire'nin zamana karşı tek silahı her ne pahasına olursa olsun bilincini yitirmemek için ortaya koyduğu azimdi. Kurtarma ekiplerinin sesini duyduktan sonra 4 saatlik çalışma sonucu enkaz altından çıkarmayı başardıkları Nurcan Hemşire, yarı baygın bir halde meslektaşlarının güvenli ellerine bırakıldı. Nurcan Hemşire, azmin ve umudun simgesi haline geldi.

1999 İSTANBUL DEPREMİ

Yüksel Er... Merkez üssü Gölcük olan deprem, tüm Marmara Bölgesi'nde yıkımlara neden oldu. Muhasebeci Yüksel Er depreme eşi Işık Er, oğlu Eser Er ve kızı Ecem Er ile Yalova'da oturdukları Gök Apartmanı'ndaki evlerinde yakalandı. 47 yaşındaki Işık Er ile 4,5 yaşındaki Ecem Er hayatını kaybederken 14 yaşındaki Eser Er, komşuları tarafından enkazın altından çıkarıldı. Annesini ve kardeşini kaybeden Eser Er için de kurtarma ekipleri için de umutlar iyiden iyiye tükenmişti. Ne var ki Yüksel Er, hayatın kazanması için enkazın altındaki mücadelesini sürdürüyordu. Yüksel Er, 98 saat sonra enkazın altından çıkarılarak hafızalara umudun bir başka adı olarak kazındı. Enkazdan çıkar çıkmaz oğlu ile 'Çak' yapması ise 1999 depreminin simge görüntülerinden biri oldu.

ÖMÜR KINAY...

Annesiyle oturduğu İstanbul Küçükçekmece'de 8 katlı apartman yıkıldı. Annesi hayatını kaybederken 20 yaşındaki Ömür Kınay, 4,5 saat sonra enkazdan çıkarıldı. Belki enkazdan çıkarılma süresi kısaydı ama Ömür Kınay'ı hafızalara kazıyan, depremin simge isimlerinden biri yapan unsur görüntüsüydü. Ömür Kınay, rahat bir ortamda 4,5 dakika bile duramayacağımız bir pozisyonda tam tamına 4,5 saat durmak zorunda kalmıştı. Olay yerinde yapılan incelemeler sonucunda, binanın taşıyıcı sisteminde hatalı ve eksik malzeme kullanıldığı, işçiliğin yetersiz olduğu tespit edilince Ömür Kınay, 16 yıl sürecek olan bir hukuk mücadelesine başladı. Müteahhitlerinin binayı ruhsat almadan inşa etmesinden dolayı Ömür Kınay, Küçükçekmece Belediyesi'ne dava açtı. Mahkeme, depremden 16 yıl sonra 2015'te sonuçlanarak 25 bin TL'lik tazminat ödenmesine karar verdi. Bir daha depreme dayanıksız binalar yapılmaması, başka canların yanmaması için hukuk mücadelesine giren Ömür Kınay, enkaz altında kaldığı süre içinde hayati fonksiyonlarının çoğunun zarar görmesinden dolayı hayatına ne yazık ki engelli olarak devam ediyor. Ömür Kınay, enkaz altında gösterdiği azmi hayata döndükten sonra da tekrarladı. İletişim tasarımı öğrenimi gördüğü sıralarda Mevlana'nın 7 öğüdünü anlattığı 'Kün' adlı kısa metrajlı filmiyle 2007'de Altın Koza Film Festivali'nde 'En İyi Deneysel Film Ödülü'nü kazandı.

2011 VAN DEPREMİ VE YUNUS GERAY

Van depreminin simgesi Yunus Geray... Hayatı daha yeni yeni anlamaya, tanımaya başlamıştı. Bir arkadaşıyla mahallelerindeki internet kafeye gitti. Evlerinde bilgisayar olsa hiç giderler miydi? Yaşları gereği akranları gibi bilgisayar oyunlarına merak salmış iki arkadaş bir süre sonra tartıştı. Tartışma sırasında arkadaşına 'Git buradan' dedi. Arkadaşı da gitti. Deprem meydana geldiğinde kavga ettiği arkadaşı açık alandayken 13 yaşındaki Yunus Geray, internet kafenin yıkılmasıyla enkaz altında kaldı. Biri, hayatını kaybetmeden önce elini Yunus Geray'ın omuzuna koymuştu. Yunus Geray, saatlerce o vaziyette enkazın altından kurtarılmayı bekledi. Enkaz altındayken çekilen görüntülerinden sağlık durumunun iyi olduğu sanılıp yüreklere su serpildi. Yunus Geray, tüm Türkiye'nin umudu, mucizenin yeni adı olmuştu ama ne yazık ki enkazdan çıkarıldıktan sonra hastane yolunda hayatını kaybetti.

2020 ELAZIĞ DEPREMİ

Elazığ depreminin azimli simgelerinden Azize Çelik... Mustafa Paşa Mahallesi'nde yıkılan binanın enkazının altında kaldığında eşinin sabah ezanı saatine kurduğu cep telefonunun alarmı çaldı. Alarm sesinden yakınında olduğunu anladığı telefonu bulup kurtarma ekiplerine ulaştı. Enkaza gelen kurtarma ekipleri "Abla seni almadan gitmeyeceğiz" dedikten 17 saat sonra iki çocuğuyla birlikte yaralı olarak kurtarıldı.  Bina inşa edenlerin de onlara ruhsat verenlerin de ulusal acıların yaşandığı günlerde 'Haydi bütün eller havaya' düşüncesinde olanların da hayatlarının değerini, başkalarının yaşamlarına değer vererek ölçmesi dileğiyle...

ŞEHRİVAN GAZETESİ

YORUM EKLE