banner211

STK’LARDAN SUÇ DUYURUSU

İşçilere ve STK temsilcilerine yapılan sert müdahale adliyeye taşındı:

STK’LARDAN SUÇ DUYURUSU

Önder ALTINAL - Şehrivan


Önceki gün Ankara’ya yürümek için yola çıkan İş-Kur işçilerine polis tarafından yapılan sert müdahalede sırasında aralarında STK temsilcilerinin de bulunduğu çok sayıda kişi gazdan rahatsızlanarak, hastaneye kaldırıldı. Hastaneye kaldırılan Mazlum-Der Başkanı Yakup Aslan ve İHD Üyesi Ömer Işık dün adliye binası önünde bir açıklama yaparak, sorumlular hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

Önceki gün seslerini duyurmak için Ankara’ya yürümek isteyen İş-Kur işçilerine polis müdahale etti. Aralarında İHD, Mazlum-Der ve KESK gibi STK’ların da bulunduğu işçiler, İpekyolu Caddesi üzerinde yaptıkları basın açıklamasının ardından yürüyerek Ankara’ya gitme kararı aldı. Bir süre ipekyolu caddesi üzerinde yürüyen işçi grubunun yolu Edremit ilçesi polis kampı önünde polisler tarafından kesildi. Polis yürüyüşün kanunsuz olduğunu ve Karayolları kanununa aykırı olduğu gerekçesiyle izin vermedi. Bir süre görüşmelerin devam ettiği yürüyüşte, polisin müdahale etmesiyle STK temsilcileri ve çok sayıda işçi gazdan etkilenerek hastaneye kaldırıldı. Olayların ardından, İnsan Hakları Derneği (İHD), Mazlum-Der ve Van Baro Başkanlığı adliye önünde bir araya gelerek, sorumlular hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

TİMUR: MÜDAHALELER HUKUKA UYGUN DEĞİL

Van Baro Başkanı Murat Timur ile birlikte Van Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunan Mazlum-Der Başkanı Yakup Aslan ve İnsan Hakları Derneği Üyesi Ömer Işık, daha sonra Adliye binası önünde basın açıklaması yaptı. Van Baro Başkanı Murat Timur, İŞ-KUR bünyesinde görev yapan 7 bin 286 işçinin Haziran 2014 tarihi itibariyle işlerine son verildiğini hatırlatarak, işçilerin yapmış oldukları eylemlerin demokratik olduğunu ancak yapılan müdahalelerin ise hukuka aykırı olduğunu söyledi. Timur, “Geçtiğimiz gün İş-Kur işçilerinin yürüyüşünde meslek örgütleri, STK temsilcileri ve önceki olaylarda gazetecilere müdahaleler oldu. Biz bu müdahalelerinde hukuka uygun olmadığını ve bu tür müdahalelere gerek olmadığını belirttik. Bu tür eylemler en temel ve demokratik haklardır. Burada ifade özgürlüğünün kamuoyuna yansıması yine basın hürriyeti ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Bildiğiniz gibi bu işçi arkadaşlarımız bir mağduriyet içerisindedirler. Bu işçilerden bir kısmı yapılmış olan mutabakatlarla işlerine dönebilecekler. Tabi bununla beraber işlerine dönemeyenlerde var.” Dedi.

“İNSAN SAĞLIĞINA ZARAR VERİYOR”

İşçilere yapılan müdahalelerde kullanılan gazların insan sağlığına ciddi anlamda zarar verdiğini dile getiren Timur, kullanılan gazların yanlış olduğunu ve bu kullanımların Avrupa İnsan Haklarına Mahkemesine taşındığını söyledi. Timur, “Bu işe dönemeyen işçi arkadaşlar son yapılan eylemde Ankara’ya yürümek için bir karar almışlardır. Daha sonrasında da bir yürüyüş başladı. Bu yürüyüşe belli bir süreden sonra müdahale edildi. Bu müdahaleler sert bir şekilde yapıldı ve bu müdahalelerin hiç birine de gerek yoktu. Yapılan müdahale yine hukuka aykırıydı. Yıllardır bu tür olaylar ve müdahalelerde sıkılan gazların insan hayatını olumsuz bir şekilde etkilediği için bu gaz kullanımlarının yanlış olduğu dile getirildi. Gerek Tabipler Birliği, gerek Üniversiteler gerekse de daha birçok kesim bu tür gaz kullanımlarının, ilk andan ve daha sonraki dönemlerde insan sağlığına ciddi etkisi olduğunu ifade ettiler. Yine aynı şekilde 2006 yılında Diyarbakır’da gerçekleştirilen bir protesto eyleminde bu şekilde kullanılan gaz kullanımlarının yanlış olduğunu ve bunun Avrupa İnsan Haklarına Mahkemesine taşındığını bilmekte ve görmekteyiz.” Dedi.

TİMUR: HUKUK MÜCADELESİ VERECEĞİZ

Barışçıl eylemlerin düşünce ve ifade özgürlüğünün temel zemini olduğunu vurgulayan Timur ayrıca Van’daki Sivil Toplum Örgütleri olarak vermiş oldukları suç duyurusu dosyasını takip edeceklerini belirtti. Timur, “Barışçıl eylem düşünce-ifade özgürlüğünün en temel zeminidir. Bu alana müdahale edildiği anda artık bir düşünce-ifade özgürlüğünden bahsetmek mümkün değildir. Biz Sivil Toplum Örgütleri, Sendikalar, Odalar olarak geçtiğimiz gün yaşanan olaylar için Van Cumhuriyet Başsavcılığına sorumluluğu olanlar hakkında suç duyurusunda bulunduk. Özellikle Sivil Toplum Örgütleri yöneticileri, Mazlum-Der ve İHD geçtiğimiz gün ki müdahalelerden çok ciddi bir şekilde zarar gördüler. Van’daki Sivil Toplum Örgütleri adına da öncelikli olarak kendilerine geçmiş olsun dileklerimiz iletiyoruz. Bu konuda bundan sonra bu şekilde gaz kullanımı, bu şekilde sert müdahalelerin yapılmaması için bütün oda ve sendikalar ile birlikte ortak bir hukuk mücadelesi yürüteceğiz. Bu dosyamızı da gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, gerekse de diğer arkadaşlarımız ile birlikte takip edeceğiz.” Şeklinde konuştu.

ASLAN: POLİS TARAFINDAN TARTAKLANDIK

Mazlum-Der Van Şube Başkanı Yakup Aslan ise, yapılan müdahale esnasında fiziki olarak tartaklandıklarını belirterek, sonrasında ise yakın bir mesafeden yüzlerine gaz sıkıldığını belirtti. Aslan, “Geçtiğimiz gün işçi arkadaşlarımızın masumane başlatmış oldukları yürüyüşe bizlerde hem gözlemci hem de hak talebinde bulunan işçilere destek olmak amacıyla onlarla birlikte yürüdük. İş-Kur işçilerinin polis ile görüşmelerinde polis her hangi bir müdahalenin olmayacağını ve bu yürüyüşün Ankara’ya kadar müdahalesiz bir şekilde sürdürülebileceği söylenilmiştir. Ancak belli bir mesafeden sonra polis tarafından önümüz kesildi. Ve orada insani olmayan bir şekilde işçilere ve bizlere müdahaleler edildi. Biz daha arka tarafta kendi aramızda bir toplantı yaparken tartaklanma ve ciddi bir müdahalenin olacağını anlamıştık. Hemen ardından arkadaşlar güneşin altında çok beklediklerini ve polisten aldıkları söz üzerine yürüyüşe geçelim denildi. Bizde Sivil Toplum Örgütleri olarak işçilere müdahale olmasın diye en azında insan hakları örgütleri olarak, güzel bir kişiliğimizin olduğunu düşünerek o yürüyüşün önünde yer aldık.” Dedi.

‘İLK MÜDAHALE BİZE YAPILDI’

Herhangi bir müdahalenin olmaması için ön tarafta yürüdüklerini belirten Aslan, buna rağmen ilk müdahalenin kendilerine yapıldığını kaydetti. Aslan ayrıca, Van’a tayin edilen ve atanan insanların Van halkına hizmet etmek için geldiğini belirterek, “Biz her hangi bir saldırı olmasın istedik. Ancak yapılan saldırılarda ilk müdahale edilenler biz olduk. Önce fiziki olarak tartaklandık, daha sonrasında ise çok yakın bir mesafeden ölüm tehlikesi olacak mesafede yüzümüze gaz sıkıldı. Bu arada benimde yüzüme çok yakın mesafeden sıkılan gazdan dolayı ben yaklaşık 1 saat gözlerimi açamadım. Daha sonrasında ambulansla hastaneye götürüldüm. Sivil toplum örgütleri başkanlarına karşı yapılan bu müdahaleler daha önce de tekrarlanmıştı. Bunun hedef gözletilerek yapıldığını inanıyorum. Çünkü bu ilk kez yapılan bir şey değil. Yarım metreden sıkılmış olan gazın ölüm tehlikesi taşıdığını herkes çok iyi bir şekilde biliyor. Bunu kınıyorum ve sorumluların cezalandırılmasını istiyorum.” Dedi.

IŞIK: ZONGULDAK’TA NEDEN İŞLEM YAPILMADI?

Aslan’dan sonra konuşan İnsan Hakları Derneği Üyesi Ömer Işık ise, yaşanan mağduriyete İnsan Hakları Derneği olarak müdahil olduklarını ve konuyu gündemlerine aldıklarını dile getirdi. Işık ayrıca zamanında Zonguldak’tan Ankara’ya yapılan yürüyüşe izin verildiğini buna neden izin verilmediğine bir anlam veremediğini belirtti. Işık, “İş-Kur işçilerinin mağduriyeti Haziran ayından beridir bizim gündemimizdeydi. Bu mağduriyet gündemimizde olduğu için bizde İnsan Hakları Derneği olarak bu konuya müdahil olduk. Şöyle bir etrafa baktığımız zaman Van’da halen yıkılmayı bekleyen ve enkazları olduğu yani Van’da halen depremin izlerinin olduğunu görmekteyiz. Bu anlamda Van’da halen depremin izleri varken İş-Kur işçilerinin işten çıkarılmasını uygun görmediğimizden dolayı bunu yetkililere söyledik. İşçilerin daha önce bizim içinde olmadığımız bir yürüyüşleri olmuştu. O yürüyüşte basın emekçileri de tartaklanmıştı. İnsan Hakları Derneği olarak bizler bununda açıklamasını yaptık. Önceki gün yapılan yürüyüşe önce Eski Emniyet kavşağı denildin daha sonrasında Çatak durağına götürüldü. Orandan yürüyüş başladı ve bizde Edremit’e hareket ettik. Bize orada Karayolları’nın bilmem kaçıncı maddesi gereği işlem yapılacağı belirtildi. Bizde yolu açın işleminizi yapın dedik. Zamanında Zonguldak’tan, Ankara’ya yürüyen işçiler için işlem yapmadınız. Şimdi ne işlemi yapacaksınız dedik.” İfadelerini kullandı.

‘EMNİYET MÜDÜR YARDIMCISI SUÇ İŞLEMİŞTİR’

Olaylar sırasında yüzlerine gaz sıkıldığını belirten Işık, ayrıca Emniyet Müdür Yardımcısının da polislere ‘sıkın ulan’ talimatı verdiğini belirtti. Işık, “Bizim oradaki gözlemlerimizde onlarda kötülük ve şiddeti gördük. Mazlum-Der Başkanının dediği gibi bir toplantı yaptık. O arada bizi tartakladılar. Daha sonra yürüyüşe geçildi ve onlarda direk üzerimize gaz sıkmaya başladılar. Yapılan müdahalelerden dolayı bizlerde Baro Başkanlığımız ile birlikte burada suç duyurusunda bulunduk. Ramazan ayından bu yana hatta çözüm sürecinden bu yana yapılan demokratik eylemlerde hep sert müdahaleler yapılıyor. Bu olaylar bizim tavsif etmediğimiz durumlardır. Biz bu anlamda yapılan muameleyi kınıyoruz. Orada bulunan Emniyet Müdür Yardımcısının direktifinde polise ‘Sıkın Ulan’ demiştir. Polise ‘Ulan’ kelimesi de kullanmıştır. Eğer ki bu durumda bir müdür personeline ‘ulan’ kelimesi kullanıyorsa o insandan, insanlık adına, demokrasi adına hiçbir şey beklenilmez.” Dedi.

Güncelleme Tarihi: 12 Eylül 2014, 11:20
YORUM EKLE

banner201