banner211

Van Barosu’ndan Van’daki tekne faciası ile çarpıcı rapor!

27 Haziran’da Van Gölü’nde batan tekne kazası konuşulmaya ve cenazeler çıktıkça adından söz ettirmeye devam ederken Van Barosu, o facia ile ilgili flaş bir açıklama yaptı. Olayın yaşanmasının ardından Van Barosu tarafından bir heyet oluşturularak, olayın yerinde inceledi. Kazadan önceki son görüntüler başta olmak üzere birçok detayı kamuoyu ile paylaşan Van Barosu kaçakçılık faaliyetleri konusunda cezaların caydırıcı olmadığını vurgularken Van Gölü’ndeki son olayın da kaza değil cinayet olduğunu işaret etti.

Van Barosu’ndan Van’daki tekne faciası ile çarpıcı rapor!

ŞEHRİVAN: MERAL YILDIZ - 27 Haziran’da Van Gölü’nde batan tekne kazası konuşulmaya ve cenazeler çıktıkça adından söz ettirmeye devam ederken Van Barosu, o facia ile ilgili flaş bir açıklama yaptı. Olayın yaşanmasının ardından Van Barosu tarafından bir heyet oluşturularak, olayın yerinde inceledi. Kazadan önceki son görüntüler başta olmak üzere birçok detayı kamuoyu ile paylaşan Van Barosu kaçakçılık faaliyetleri konusunda cezaların caydırıcı olmadığını vurgularken Van Gölü’ndeki son olayın da kaza değil cinayet olduğunu işaret etti.

Van Gölü’ndeki tekne faciasından sonra Van Barosu tarafından bir heyet oluşturularak, olayın yerinde incelenmesi için harekete geçildi. Van Barosu Göç ve İltica Komisyonu tarafından oluşturulan ekip 1 aylık çalışmasının sonunda hazırladıkları raporu basın ile paylaştı. Hazırlanan raporda dikkat çeken detaylar göze çarparken, olayla ilgili kapsamlı bir açıklama yapıldı. Raporda komisyon üyelerinin Çitören Köyü’ne giderek köy muhtarı ile görüştükleri ve köy muhtarının kendilerine teknede 112 kişinin olduğu yönünde bilgi verdiği kaydedildi. Şu ana kadar 61 kişinin bulunduğu kaza sonrası yaşanan süreçle ilgili çarpıcı değerlendirmeler ve bundan sonraki için önerilerde bulunan baro ayrıca facia öncesi o teknedekilerin çektiği son görüntüleri de paylaştı. Van’da hiç azalmayan kaçakçılık faciaları ile ilgili olarak caydırıcı cezaların olması gerektiğini vurgulayan Baros, “Bu olaydan sadece 6 ay önce meydana gelen ve 7 sığınmacı/göçmenin hayatını kaybetmesi ile sonuçlanan olay sonucunda yürütülen soruşturmanın etkisizliği bu organizasyonda yer alan göçmen kaçakçılarına cesaret vermiştir.” Diyerek caydırıcılığın artırılması gerekliliğini vurguladı. Baro ayrıca benzer durumlar için ‘örgüt halinde işlenme’ hususunu göz önünde bulundurarak karar verilmesi gerektiğini önerdi.

HAFTALARDIR ARAMA YAPILIYOR

Van’ın Gevaş ilçesinin Altınsaç Mahallesi'nde, 27 Haziran günü saat 22.00 sıralarında, kendi tekneleriyle Van Gölü’ne açılan kuzenler Sedat ve Medeni Akbaş’tan haber alınmamasının ardından, alabora olan teknede yüzerek kurtulan Medeni Akbaş, 28 Haziran günü saat 23.00 sıralarında Tuşba ilçesi Çitören Mahallesi yakınlarında bulunarak, jandarmaya götürüldü. Medeni Akbaş’ın verdiği bilgiler doğrultusunda Sedat Akbaş ile kaçak göçmenin bulunduğu teknenin battığı bölgede arama çalışması başlatıldı. Yapılan çalışmalar kapsamında 11 gün sonra batan teknenin yeri Çarpanak Adası'na 1 kilometre uzaklıkta, gölün 107 metre derinliğinde tespit edildi. Jandarma Su Altı Arama Kurtarma (SAK), Jandarma Arama Kurtarma (JAK), Deniz Kuvvetleri ROW Timi ve Sahil Güvenlik ROW Timi’nin katıldığı ve batan teknenin bulunduğu bölgede, bir aylık çalışma sonucunda 61 kişinin cansız bedenine ulaşıldı.

“CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINDAN BİLGİ ALINDI”

Basın toplantısı düzenleyen Van Barosu Göç ve İltica Komisyonu Başkanı Mahmut kaçan, heyetin olayın yaşandığı bölgeye giderek incelemelerde bulunduğunu ifade ederek, “Baromuzca olay yerinden ve sonrasında Van Cumhuriyet Başsavcılığından edinilen bilgiler üzerine sosyal medyada haber konusu edilen olayın doğruluğu teyit edilmiştir. Olayla ilgili başlatılan soruşturmada göçmen kaçakçılığı yaptığı şüphesi ile ifadesi alınan M.A.’nın Tuşba Jandarma Karakolu’nda olayla ilgili alınan 29.06.2020 tarihli ifadesine ulaşılmıştır.” Dedi. Kaçan açıklamasının devamında teknede sağ kurtulan Medeni Akbaş’ın jandarmada verdiği ifadesini hatırlattı.

5 KİŞİ TUTUKLANDI

Akbaş’ın beyanlarında birçok çelişki ve eksikliğin olduğuna dikkat çeken Kaçan, “Söz konusu çelişkilerin ve eksikliklerin soruşturmanın etkin olarak yürütülmesi halinde aydınlanacağı tartışmasızdır. Van Cumhuriyet Başsavcılığınca olayla ilgili olarak yürütülen soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen ve aralarında yukarıda ayrıntılı ifadesine yer verilen M.A.’nın da bulunduğu 5 kişi hakkında Van Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanmalarına karar verilmiştir. Soruşturma dosyasında delillerin toplanmamış olması ve olayla bağlantılı olduğu düşünülen şüphelilerin henüz yakalanmamış olması gerekçeleriyle kısıtlılık kararı alınmıştır. Soruşturma dosyasına diğer ayrıntılarına bu nedenle rapor yazım tarihi itibariyle ulaşılamamıştır.” Şeklinde konuştu.

ÖLÜMDEN ÖNCEKİ GÖRÜNTÜLERİ DE ORTAYA ÇIKTI

Kaçan açıklamasının devamında olayda hayatını kaybedenlerden bir kişinin ailesinin kendilerine ulaşarak, çocuklarının tekne kazasından hayatını kaybettiğini düşündüklerini söyledi. Kaçan, “Aile oğullarının batan tekne içerisinde yolculuk yaparken görüntü çekerek kendilerine Whatsapp programı üzerinden gönderdiğini, çocuklarının Türkiye’ye girdikten sonra hemen hemen her anını ve bulunduğu yerlerin görüntülerini fotoğraf ve video halinde çekip kendileriyle paylaştığını belirttiler.” Dedi.

PROFESYONEL EKİPLE ÇALIŞILDI

27 Haziran tarihinde meydana gelen olayın sonrasında yetkili kurumlarca arama ve kurtarma faaliyetleri başlatıldığını anımsatan Kaçan, “Bu faaliyetler kapsamında ilk günlerde Van Gölü’nün çeşitli mevkilerinde su yüzeyinde cenazeler tespit edilmiş ancak batan tekneye günlerce ulaşılamamıştır. Arama kurtarma faaliyetlerinin Van Gölü’nün bir iç deniz olması ve Van Gölü’nden arama kurtarma çalışmalarına uygun ekipman olmaması sebebiyle küçük balıkçı tekneleri ve sahil güvenliğe ait botlarla yürütüldüğü gözlemlenmiştir. Uzunca bir süre bu şekilde devam ettirilen arama kurtarma faaliyetlerine Deniz Kuvvetleri Komutanlığının da dahil olduğu, profesyonel ekiplerin gerekli ekipmanlarla sürece dahil olduğu Van Valiliğince açıklanmıştır.

YÜKSEK BASINÇTAN DOLAYI DERİNE DALINAMIYOR!

Milli Savunma Bakanlığınca arama kurtarma çalışmalarına katılan Deniz Kuvvetlerine ait “Birinci Sınıf Dalgıç” özel ihtisaslı Sualtı Arama Kurtarma(SAK) Timi tarafından batan teknenin Çarpanak Adası’nın yaklaşık olarak 1 km. açığında 107 metre derinlikte bulunduğu açıklanmıştır. Bakanlıkça kamuoyu ile paylaşılan görüntülerde, teknenin güvertesinde halen cesetlerin bulunduğu ve birçok göçmenin tekneden çıkamayarak teknenin iç kısmında boğularak hayatlarını kaybettiği anlaşılmıştır. Komisyonumuzca yetkililerle yapılan görüşmelerde; batan teknedeki cenazelerin ROW isimli cihaz vasıtasıyla görüntülendiği, 107 metre derinliğe dalışın yüksek basınç nedeniyle mümkün olmadığı, cenazelerin ROW cihazına bağlı bir kanca yardımıyla çıkarıldığı, tekne içinde bulunan cenazelere kapalı alanın bir bölümünün kırılarak ulaşılabildiği, aynı yöntemle yüzeye çıkarıldığı öğrenilmiştir.” Şeklinde konuştu.

ÖLENLERİN GENELİ AFGAN UYRUKLU

    

Kaçan, “Raporumuzun yayınlandığı tarih itibariyle Van Gölü’nden çıkarılan cenaze sayısı 61 olup cenazelerin otopsi ve kimlik tespit işlemleri Van Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğü’nce yürütülmektedir. Komisyonumuzca yapılan görüşmelerde, bir kısım cenazenin kimlik ve uyruklarının Afganistan İslam Cumhuriyeti’nin İstanbul Konsolosluğu yardımıyla tespit edilmiştir. Yine Van Cumhuriyet Başsavcılığınca bulunan cenazelerin kimlik tespitleri için çekilen fotoğrafların Pakistan İslam Cumhuriyeti’nin İstanbul Konsolosluğu ile paylaşıldığı ve yakınlarından olay tarihi itibariyle haber alamayan vatandaşlarının yardımıyla kimlik tespitlerinin yapılmaya çalışıldığı gözlemlenmiştir.” Dedi.

2 OLAYIN FAİLLERİNİN AKRABA OLDUKLARI İDDİASI

     

Olaydan sonra Adilcevaz Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında mağdur sıfatıyla ifadesi alınan 72 sığınmacı/göçmen ortak beyanlarında; Türkiye’ye İstanbul İlinde çalışmak için geldiklerini, kendilerini Türkiye’ye sokmak için İranlı göçmen kaçakçılarına 400-700 dolar verdiklerini, 23.12.2019 tarihinde İran üzerinden Van iline giriş yaptıklarını, Yaklaşık 70-80 kişi 2 gün boyunca Van'da bir evde tutulduklarını belirtmişlerdi. Olayın yaşanmasının ardından başlatılan kapsamında gözaltılar yapıldı. Ayrıntıları verilen 26.12.2019 tarihli Adilcevaz olayı ile ilgili yaptığımız araştırmada; Adilcevaz Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturmada şüpheliler R.A., C.A. ve S.A.’nın, Van Çarpanak Adası açıklarında yaşanan olayda tekneyi kullanan M.A. ve S.A. ile aynı soyadlarına sahip oldukları ve R.A., C.A., S.A.’nın Van nüfusuna kayıtlı oldukları tespit edilmiştir. Yine söz konusu her iki olaydaki şüphelilerin sosyal medya hesaplarında yaptığımız açık kaynak araştırmasında birbirleri ile bağlantılı oldukları anlaşılmıştır.” Şeklinde konuştu.

GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞINDA YENİ ROTA: VAN GÖLÜ

Kaçan açıklamasını şu ifadelerle sürdürdü: “Komisyonumuzca yapılan gözlemler ve araştırmalar neticesinde yukarıda detayları verilen iki olay arasında birtakım benzerlikler ve bağlantıların olduğu gözlemlenmiştir. Söz konusu tespitlerden önce Van Gölünün göçmen kaçakçılığından artan önemine değinmekte yarar vardır. İran İslam Cumhuriyeti ile uzun bir sınır hattı olan Van İli coğrafi konumu itibariyle Pakistan, Afganistan, Bangladeş, İran ve son dönemlerde Afrika’dan Avrupa’ya ve batı metropollerine geçmek isteyen göçmenler için en önemli transit geçiş güzergahıdır. Göçmenlerin çok büyük bir kısmı Van’ın sınır ilçeleri olan Başkale, Çaldıran, Saray ve Özalp sınırlarından Türkiye’ye düzensiz yollardan giriş yapmaktadır. Söz konusu sınır hattından Van iline göçmen kaçakçıları yardımıyla giriş yapan göçmenler batı illerine ve Avrupa ülkelerine doğru hareket etmektedir. Mayıs 2020 ayında mevsim koşullarının iyileşmesi ve her iki ülkede de hafifletilen pandemi önlemleri sonucunda düzensiz geçişlerde artış gözlemlenmiştir. Van ilinin çevre illerle bağlantısını sağlayan karayollarında 24 saat kesintisiz olarak kollukça oluşturulan arama/kontrol noktaları, göçmen kaçakçılarını söz konusu kontrol noktalarına yakalanmadan geçebilmeleri için alternatif rotalara yöneltmiştir. Van Gölü’nün son yıllarda artan bir oranda yeni geçiş rotası olarak kullanılmasının temel nedeni budur.”

GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞI SUÇU VE CEZASIZLIK

Kaçan açıklamasının devamında “Düzensiz göç, özünde ülkelerin topraklarına girişe ilişkin belirledikleri yöntem ve kurallara uyulmadan, bir başka deyişle sınırların düzenli olmayan yollarla geçilmesini ifade etmektedir. Ülkelere giriş ve çıkışlar için belirlenmiş olan sınır kapıları dışında, sınırın herhangi bir bölgesinden geçmek sıklıkla kullanılan bir yöntem olmakla birlikte hava, kara ve deniz kapılarından sahte seyahat belgeleri kullanılarak ülkeye girmeye ya da ülkeden çıkmaya çalışmak için kullanılan diğer yollardır. Bu yolların kullanımında başvurulan yöntemler ise çeşitlilik göstermektedir.” Dedi.

CAYDIRICI CEZALAR UYGULANMALI

Kaçan, “Göçmen Kaçakçılığı Türk Ceza Yasası’nda doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek amacıyla yabancı bir ülke uyruğunda bulunan veya vatansız olan veyahut Türkiye’de sürekli olarak oturmasına yetkili mercilerce izin verilmemiş bulunan kimselerin, Türkiye’ye düzenli olmayan yollardan girmelerini veya ülkede kalmalarını, bu kişilerin veya Türk vatandaşlarının yasal olmayan yollardan ülke dışına çıkmalarını sağlamak şeklinde tanımlanmıştır. Göçmen kaçakçılığı ile mücadele çalışmalarında yasal çerçevenin uluslararası standartlara ve normlara uyarlanması şeklinde gelişmiş. Göçmen kaçakçılığı suçundan hakkında mahkûmiyet kararı kurulan sanıklar hakkında mahkemelerce hüküm kurulurken ceza yasasının belirlediği temel cezanın alt sınırının uygulandığı ve yine yasada sanıkların lehine olan ceza indirimlerinin sonuna kadar uygulandığı tespit edilmiştir. İstinaf ve temyiz aşamalarında onanan cezaların ise 15 Nisan 2020 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile anlamsız hale geldiği, cezası kesinleşmiş olan göçmen kaçakçılarının hiçbir suretle cezaevine girmeden haklarındaki kesinleşmiş cezalar infaz edilmiştir.” Şeklinde konuştu.

KAÇAN TESPİTLERİ SIRALADI

Kaçan açıklamasının devamında komisyon olarak tespitlerini şöyle sıraladı: “27.06.2020 tarihinde meydana gelen ve bizce katliam niteliğindeki olay, 26.12.2019 tarihinde Adilcevaz kıyısında meydana gelen olay ile gerek oluş şekli gerek failler arasındaki bağlantı itibariyle birbirinin devamı niteliğindedir. Van Gölü’nde raporumuzun yazım tarihi itibariyle cenazesi bulunan 61 insan bir kaza sonucu hayatlarını kaybetmiş değildir. Olay tamamıyla olası kastla insan öldürme suçudur. Olayı kaza olarak nitelendirmek, olayın maddi oluş şartları incelendiğinde failleri aklama anlamına gelecektir. Rapor ile birlikte Komisyonumuz twitter hesabında paylaşılan ve kurbanların son anlarına ait tekne ambarındaki görüntülerden anlaşılacağı üzere balıkçı teknesine kapasitesinin çok üzerinde insanın alındığı ve tekne içindeki koşulların insanlık dışı olduğu bir kez daha görülecektir.”

GEÇMİŞ VAKALAR KAÇAKÇILARA CESARET VERİYOR!

“Benzer nitelikteki olaylarda yargı makamlarının neredeyse hareketsiz kalan tutumları ile devamında uygulanan cezasızlık politikası/kültürü bu katliama giden yolun taşlarını döşemiştir. Nitekim bu olaydan sadece 6 ay önce meydana gelen ve 7 sığınmacı/göçmenin hayatını kaybetmesi ile sonuçlanan olay sonucunda yürütülen soruşturmanın etkisizliği bu organizasyonda yer alan göçmen kaçakçılarına cesaret vermiştir. Adilcevaz’da hayatını kaybeden insanlara yönelik suç nitelemesi, alelade bir trafik kazasında görülebilecek şekilde ‘taksirle birden çok insanın ölümüne sebep olma’ şeklinde yapılmıştır. Aradan geçen 7 ayı aşan sürede halen bu ölümlerden sorumlu olan kişiler hakkında atılı suçla dahi iddianame düzenlenmiş değildir.”

ÖNERİLER BASINLA PAYLAŞILDI

Kaçan açılmasının sonunda komisyon olarak bu tarz olayların yaşanmaması için önerilerini basınla paylaştı. Kaçan önerileri şöyle sıraladı: “Van Cumhuriyet Başsavcılığı’nca Van Gölü’nde 27.06.2020 tarihinde meydana gelen olaya ait maddi gerçeğin Adilcevaz Cumhuriyet Başsavcılığı’nda devam eden soruşturma ile bağlantılı olarak bütün yönleri ile araştırılması ve adil bir yargılama yapılabilmesi için soruşturmanın AİHS’in 2. maddesinde düzenlenen ‘yaşam hakkı’ ışığında ve Türk Ceza Kanunu’nun 82. maddesi uyarınca ‘kasten insan öldürme suçu’ temelinde etkin, eksiksiz, süratli ve düzenli bir şekilde yürütülmelidir. Katliamda hayatını kaybeden insanların sayısı, kimlikleri ve uyrukları tam olarak tespit edilip arama kurtarma faaliyetlerine duraksamaksızın devam edilmesi, bulunan cenazelerden kimlikleri tespit edilenlerin derhal ülkelerine ve ailelerine ulaştırılması insancıl hukukun bir parçasıdır. Komisyonumuza ve Baromuza çeşitli ülkelerden yapılan başvurularda ailelerin ekonomik koşullar ve pandemi sebebiyle Türkiye’ye gelemedikleri tespit olunmakla yakınlarını arayan ailelere Türkiye’ye erişimlerinde yardımcı olunması gerekmektedir.”

CAYDIRICI CEZALAR ŞART!

“Endrüstriye dönüşen, organize ve örgütlü olarak işlendiği açık olan göçmen kaçaklığı suçu ile mücadelede, yargının cezasızlık politikasına son vererek bu suç kapsamında yürütülen soruşturma ve kovuşturmaları etkin ve süratli yürütülmesi gerekmektedir. Bu noktada yasanın da ağırlaştırıcı neden olarak öngördüğü ‘örgüt halinde işlenme’ hususunun göz önünde bulundurulmasının caydırıcı olacağı tartışmasızdır. Van Gölü’nün bir iç deniz olduğu gerçeği gözetilerek benzer olayların bir daha yaşanmaması için göl üzerinde denetim faaliyetlerinin insanların sığınma haklarını zedelemeyecek şekilde arttırılması ve benzer ölümcül olaylara müdahale edebilecek donanımlı arama-kurtarma gemileri inşa edilerek ilgili kurumların hizmetine sunulmalıdır. Göç ve mülteci alanında çalışan uzman uluslararası kurumlar olayları uzaktan sessizce izlemek yerine misyon ve yetkilerine uygun olarak sahada aktif rol almalı ve sığınmacı ve göçmen ölümlerini önlemeye yönelik yetkili otoritelerle işbirliği içinde çalışmalar yapmalıdır.”

ŞEHRİVAN GAZETESİ

YORUM EKLE

banner201