Veysel İzgi yazdı... Bu Vicdansızlara kim dur diyecek?

Veysel İzgi yazdı... Bu Vicdansızlara kim dur diyecek?

Veysel İzgi yazdı... Bu Vicdansızlara kim dur diyecek?

 

 

Ülke ekonomik olarak 3 önemli problemle baş etmeye çalışıyor.

Birincisi ekonomik sıkıntılar.

 

Yani dövizdeki fırlamalar öncesinde akaryakıt, patates, soğan, bazı temel tüketim gıdaları gibi ürünlerdeki yüksek fiyatlar...

 

Bu rahip krizinin öncesinde kendisini htiren ufak çaplı ve vatandaşın alım gücünü zorlayan bir kıpırdamaydı.

 

Ardından döviz krizi patlak verdi.

Rahip adı altında ülke ekonomisine karşı ciddi bir savaş açıldı.

 

Daha önce siyasi yöntemler, iç karışıklıklar ve benzeri hamleler ile çok kez zarar verilmeye çalışılan Türkiye’ye bu kez döviz üzerinden ders verilmeye çalışıldı.

Doların 7 TL’nin üzerine çıktığı süreçleri gördük.

Yaşadık.

 

Ve doların 7 TL’nin üstüne çıkmasının ardından hepimiz de şunu anladık ki, bu mesele sadece doları olanların meselesi değildi.

Ne oldu?

 

Doların 7 TL olmasının dolaylı olarak neredeyse hayatın tüm alanlarına doğrudan bir etkisi oldu.

 

Esnafı pahalıya mal aldı, hayvancılık yapanı dolar üzerinden pahalıya hayvan aldı, tarlayı süren pahalıya yakıt aldı, o oldu bu oldu derken hep beraber koca bir sıkıntının içinde bulduk kendimizi.

 

Her ne kadar dolar şu sıralar 5,97 ve bu civarda işlem görse de doların bu hale gelmesi bile piyasayı rahatlatmadı.

 

Çünkü ortada 3’üncü bir problem daha var.

Yaşanan siyasi ve diğer ekonomik krizlere bir de stokçuların darbesi eklendi.

Siz adına uyanıklık deyin ben hainlik diyeyim.

 

Ülkeye, memlekete, halka vurulabilecek en büyük darbelerden birisi şüphesiz stokçuların piyasayı altüst eden hamleleri oldu.

Ne oldu?

 

Salça dolara bile taş çıkartır bir artış gördü.

Ortalama 20 TL’lik bir salça 55-60 lirayı gördü.

Yani yüzde 300 civarında bir zam.

 

18 litrelik bir teneke yağ 80-90 lira aralığında 130-140 TL civarına yükseldi.

Un yükseldi, şeker yükseldi, o yükseldi, bu yükseldi.

 

Yani temel gıda dediğimiz bizim tüketmek zorunda olduğumuz her şeye zam üstüne zam geldi.

 

Stokçular yüzünden ne zamla ne dövizle ne krizle açıklayamayacağımız derecedeki fahiş artışlar vatandaşın adeta cebini yaktı.

Yetmedi...

 

Gramajı düşürüp fiyat artıranlar...

Dolar ile alakası olmamasına rağmen dolara bağlayıp aşırı zamlı ürünler satanlar...

Krizi fırsat bilip piyasayı allak bullak edenler...

 

Derken ülke gerçekten de bir kriz ortamını yaşadığını hisseder hale geldi.

Bir süre sonra farkına varılan sıkıntılar ile ilgili tedbirler alınmaya başlandı ama...

Hala yeterli değil.

 

Örneğin hükümet ticaret bakanlığı ve ilgili bir çok müdürlük üzerinden bu konuda tedbirler almaya başladı.

 

Bir çok ürünle ilgili incelemeler yapıldı.

Hileli zamlar tek tek incelendi.

Gereği yapılacağı söylendi.

 

Fakat bu noktada yerel ölçekte sıkıntı hala almış başını gidiyor durumunda.

Gördüğümüz kadarıyla Van’da bu noktada tedbirler olması gereken seviyede değil.

 

Her gittiğiniz markette keyfi fiyatlar ve aşırı zamlı ürünler ile karşılaşabiliyorsunuz.

Gramajı düşürüp fiyatı artıran marketler yelkenler fora durumunda.

 

Vatandaşın ise eli mahkum.

Almak zorunda...

 

Asgari ücretlisi, memuru, emeklisi bu durumu kaldırabilecek düzeyde değil artık.

Haliyle genel anlamda yürüyen bu çalışma için kentteki bir çok dinamik de bir seferberlik başlatmalı.

 

Buna en yetkili kurumlardan başlamak üzere herkes dahil olmalı.

Ticaret Odası, Ticaret Borsası dahil olmak üzere tüm esnaf odaları katılmalı.

Ortalama gelir düzeyinin Türkiye’nin diğer kentlerinin çok altında olan bu kentin durumunun çok daha kötü olduğu gerçeğinden hareketle piyasadaki uyanıkların bu fırsatçılığına son verilmeli.

 

Artık ailesinin aylık ekmek giderini bile zor hesap eden insanımızın daha fazla bu stokçuların, fırsatçıların, insafsızların oyunları ile hırpalanmaması için bir mücadele verilmeli.

 

Çünkü birileri fırsatı krize çevirmeye çalışıyor.

Birileri de bu krizden daha büyük krizler yaratmaya çalışıyor.

 

Kimileri her geçen gün biraz daha fakirleşirken kimileri ise servetine servet katıyor.

Fırtına bitip de ortalık sakinleştiğinde ise durum böyle olmayacak.

Yoksulumuzun sayısı daha da artmış olacak.

 

Haliyle bu ekonomik sıkıntıların er ya da geç biteceği süreçte kim dost kim düşman şimdiden bilmek gerekiyor.

 

Bu kentin fırsatçılarını tek tek bulup ifşa etmek gerekiyor.

 

Yeri geldiğinde Vanlılık, hemşerilik yapan uyanık tüccarların afişe edilip önünün kesilmesi gerekiyor.

 

Bu halka yazık.

Bu memleketin insanlarına yazık.

Güncelleme Tarihi: 29 Eylül 2018, 06:08
YORUM EKLE