Müntehebat -5-

SON ARZU

Yağmur hüznünün felaket fişekleyicisi olup
Oluk oluk,
Darmaduman,
Ve kırılmışçasına  alüminyum saclara yağarken
Nefesin Tendürek Dağının eteklerine yayılır. 
Ağzı memede hâlâ sıcağında süt kokan bir bebenin günahsızlığıyla imdadına koşarken ben,
Kâh ümitli,
Kâh hüzünlü,
Biraz da dik başlı yanına varıyorum.

- İki dünyamın müjdecisi sevgilim! -

Amel defterimin her sayfasında adın yazılıyken 
Seni bekleyen Rıdvan'lar Burak'la selâm veriyor şimdi sana.
Güzelliğine aşık olmuş her bir yaradılan baksana!
Kirpiklerin Musa'nın elindeki asaymış.
Ve pek az kimse bilir ama
Konuştuğu karınca senmişsin Süleyman'ın.
Yazık olur şimdi gidersen.
Dağlarda çoban çiçeklerini takmak vardı.
Saçlarının en zindan karasına
Fesleğen kokulu göğsüne gömüp başımı
Hıçkıra hıçkıra ağlamak vardı tam da şu an.
Ayaklarımızı uzatıp Porsuk çayına 
Elim ellerini tutmak adına 
türlü yalanlar
türlü yarışlar 
Ve türlü yakarışlarla kandırabilmeliydi zihnini.
Ah sevdasında zanaatının son emekçisi!
Ah kendime yetiremediğim!
Vah şimdi sensiz geçen her bir güne!
Vah ki dünyanın dönüşüne...
Yokluğun,
Yoksulluğum olmuş.
Gel!
     Etme!
            Eyleme!
Kokunu bırak kaçırdığım trenlerin soğuk vagonlarına.
Bayramlık harçlığı ol üvey çocukların.
Ve
Her keresinde yüzüm daha çok gülsün
parklarda çocuklarını sallayan annelere inat.
Baksalar elbet anlayacaklar sekarat halimi.
Çatlamış dudaklarım,
Kuruyan boğazıma,
Son arzum 
" Getirin, koşun,yetiştirin! " diye yalvaracağım öpüşlerin var istediğim.
İşte o vakit 
Açık da gitmez senden başkasına  kapalı gözlerim.

......

SÖYLEYİN

Varsa bir huzurun başkenti oturup yerleşmek istiyorum şimdi
Kurup şöyle en afilisinden süslü üç beş cümleyi
Şiir tarlasına gözlerini dikmek istiyorum
Yol uzun demeden 
Yolcular yorgun mu düşünmeden
Alıp gidesim var seni
Varsa öyle bildiğiniz bir yer 
Söyleyin n'olur
Yaram kanıyor 
Yaram acıyor
Ben yazdıkça 
şiirlerimin her bir satırını
Sözcüklerim ağlıyor
Dört mevsim yürümek istiyorum
Yedi iklim 
Dokuz gezegende yürümek
Biliyorsan söyle 
Bağışla bana adını 
Yarama tuz bastırtma
Ben huzur diye seni bilir
Seni söylerim
Ne gece de 
Ne de gündüzde hayalini saklarım
Varsa yoksa bir özgürlük
Varsa yoksa bir emektir derim

.....
SEN

Yeteri az, eksiği çok bir sevda benimkisi
gırtlağıma kadar aşkına batmışım. kurtulasım yok bilesin borçlarımdan suçla istersen beni çok seviyormuş diye
bildiğim tek lisan sen'ce 
elimde olsa parçalarım sokarım seni kaburgalarımın içine....

.....

ARAMACA BULMACA

Derin okyanusların turkuaz sularından içtim
Yükseklere çıktıkça atmosferle tanıştım
Seni tanıdım
İlkokula  Ela ile el ele başladım
Söktüm abeceyi
Bildim iki artı ikiyi
Seni buldum
Akşamları bir ufak açtım bilek izimdeki kardeşimin adıyla
Büyük büyük içtik ufacık feleğin şerefine
Seni aradım
Bir türkü bir şarkı dinledim kamyon arkası yazılarında
Çok güldüm çok ağladım atlas yorganlar da
Seni kokladım
Ter boşaldı üstüme terinden
Nimettir, ekmektir, şükürdür dedim
Sana kandım.
Yamalı bohçamdan çıkarıp ekmeğimi
 küflü peynirle katık ettim
Üç dal sigaraya üç burcu bakışını sattım
Sana kıydım.
Oturdum kör bir berberin usturasının önüne
Koydum başımı
Sana vardım.
Tak
Tak
Tak
Çaldım kapını çoban çiçekleriyle
Bulutuna küsmüş yağmur damlası hızıyla
Seni buldum. .

YORUM EKLE
YORUMLAR
Yılmaz Savaş Korkmaz
Yılmaz Savaş Korkmaz - 18 saat Önce

:)