banner33

Ölüm sayılabilir mi yoksa sayar mı?

Ölüm...

Kimisine göre edebîyen gözlerini yummaktır hayata, kimisine göre ise hayattayken göz yummaktır hayata.

Gözlerden gelen umut ışığının altında sönen iki yıldızın ölümü kadar ağırdır ölüm ve o yıldızın bir daha parlaması kadar imkansız. Bazılarından zaman alır ölüm, bazılarına zaman alır.

Bazı bazı hissettirir ama bazı bazı hissizleşmenin adıdır ölüm. Vefasız evladın gözündeki kinle ailesini yakması gibi kor ateştir ölüm. Ve suyun narinliği, sessizliği kadar hain.

Usulca can çekişmenin çığlık çığlığa bağırmasıdır ölüm; içinde hoyratlar esen hırçın bir çocuğun sessizliği misali. İnatla ayakta durmaya çalışan temeli bozuk bir binanın tek bir darbeyle yıkılmasıdır ölüm.

Dokuz ay karnında taşıdığı evladını kendi elleriyle toprağa gömen bir annenin feryadıdır ölüm; annesini kendi elleriyle toprağa veren bir evladın kan ağlayışı

Zaman, mekân dinlemeden yuva yıkan gerçeğin adıdır ölüm.

Ne sonu vardır ölümün ne de başlangıcı. Başıboş dolaşır yürekten yüreğe. Özlenir ama hep özlettirir. Kimimiz her özlediğimizde koşar toprağına sığınırız, kimimiz ise yüreğimizdeki toprağa. Değişen tek şey o toprağın istediğimiz kişi kokmaması. Kalpten gelen kokuyu kaybetmektir ölüm. Her saniye atan saatin durması ve bir daha hiç çalışmamasıdır ölüm. Her dakika gözümüzün gittiği saatin atmadığına alışmaktır ölüm. Kanattığı her gönüle yara izi bırakıp uzunca bir yolculuğa çıkmaktır ölüm.

Peki siz usulca ölenlerden misiniz yoksa çığlık çığlığa haykıranlardan mı? Yüreğinizde kaç ölüyle sonsuz bir yolcuğa çıktınız veyahut o yolculukta kaç kişiyi öldürdünüz?

Ölüm...

Sayılabilir mi?

Yoksa sayar mı?

YORUM EKLE
YORUMLAR
avzem
avzem - 3 hafta Önce

Bayıldım bayıldım süper olmuş müthiş

banner37