Hükümet çözüm için bir kez daha düşünmeli!

Meclisteki çıkışları ve hararetli tartışmalardaki tepkileri ile meclisin en önemli isimlerinden birisi olan BDP Şırnak Milletvekili yaklaşan yerel seçimler öncesi Van ve Türkiye’deki çalışmalar hakkında Şehrivan’a konuştu. Çözüm süreci ve son demokratikleşme paketini de yorumlayan Kaplan, Van’ın artık eski büyük köy olmadığını belirterek Van’ın kaderini önümüzdeki seçimde yine Van halkının belirleyeceğini bu noktada Van’ın Ankara’ya değil kendi halkına bağlı olması gerektiğini kaydetti.

Hükümet çözüm için bir kez daha düşünmeli!

Değişen gündemi ile her gün yeni konunun konuşulduğu Türkiye’de yıllardır eskimeyen ve her daim Türkiye’nin demokratik bir ülke olma yolunda önüne çıkan ‘Kürt Sorunu’nun çözümünde çözüme belki de ilk kez bu kadar yaklaşıldı. Diyalog ortamının ilk kez bu kadar somut zemine oturtulduğu ve Öcalan’ın Kürt halkının tek temsilcisi olarak kabul edildiği bu süreçte yaklaşık bir yıldır tartışmalar da hiç bitmedi. Taraflar, “Aylardır şehit haberleri gelmiyor.” Diye sürecin iyi yanlarını övdü lakin çözüme dair Kürt halkının beklediği o somut adımlar bir yıla yakın bu sürede atılmayınca sabırlar iyiden iyiye taşmaya başladı. Hele de demokratikleşme paketinde özellikle KCK tutukluları ve anayasa anlamında değişiklik uman ama “Qundir çıkacak” söylemleriyle de aslında böyle bir şey olmayacağını bekleyen BDP tarafı AK Parti’yi zafere taşıyan yüzde 50 oranındaki seçmenin yüzde 10 fazlasının da desteklediği o paketi yine tatminkâr bulmadı. İşte bu anlamda BDP’nin tüm söylemlerini yüksek sesle seslendiren isim olan BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ile görüştük ve süreci, BDP’nin düşüncelerini ve sonraki döneme dair beklentileri birinci ağızdan bir BDP’liden dinledik. Uzun süre Öcalan’ın avukatlığını yapmasına rağmen süreçte heyet ve görüşmeler dışında kalmayı tercih eden BDP’nin sosyal demokrat vekili ve yazarı Kaplan gelinen noktayı ise “Artık tahammülümüz kalmadı.” Şeklende değerlendiriyor.  Tahminler yürütmektense, süreci kendi ağzından dinlediğimiz Kaplan sadece süreçle yetinmeyip bir de yaklaşan yerel seçimler öncesi önemli değerlendirmelerde bulundu. “Özerklik var mı?” sorusunu, “Biz özerkliği mecliste konuşalı ve tartışalı” çok oldu diyerek “Tamamdır” mesajı veren Kaplan, Başbakan’ın Van’ı çok önemsediği yönündeki konuşmalarına da verecek bir cevabı vardı. Seçime dair konuşmalarında adeta Kürt halkının kendi kendini yönetmeye başlaması gerektiğini söyleyen ve değim yerindeyse “Artık özerk davranmalıyız” mesajı veren Kaplan, Van’ın artık Ankara’ya bağlı kalmaması gerektiğini belirterek, daha birçok önemli mesaja yer verdi. İşte Kaplan’ın Şehrivan aracılığı ile dillendirdiği tüm o konuların detayları: 


RÖPORTAJ:

ÖMER AYTAÇ AYKAÇ

 

Sayın Kaplan öncelikle şu sıralar gündemi sıkça meşgul eden çözüm süreci ile ilgili konuşmak istiyorum. Son demokratikleşme paketi ve ardından Öcalan’ın açıklaması derken… Sizce çözümün neresindeyiz? Çözüme bu kadar yaklaşıldığı bir dönemde sizce ipler bir anda kopar mı? Yerel seçim öncesi siyasette yükselen tansiyon uzun uğraşlar sonucu yakalanan bu barış sürecini olumsuz yönde etkiler mi?

 

Çözüm sürecinin yürümesi hükümete bağlıdır,10 aydır ateşkes var, çatışmalar olmuyor, ancak: Hükümet anayasa ve yasalarda gerekli düzenlemeleri yapmadı. Akil insanların önerileri dikkate alınmadı, mecliste bir çözüm süreci komisyonu var, etkili bir çalışma yapamıyor, her iki çalışma da Sayın Öcalan’la İmralı’da görüşme yapılabilseydi, olumlu katkılar sunulurdu. Hükümet İmralı görüşmelerinde uyguladığı yöntem kabul edilemezdir, kendisini eleştiren herkese “veto” mekanizması işletmesi, dünyada örneği olmayan, samimiyetsiz kaprisli bir yaklaşımdır. BDP sonuçta çözüm sürecinde etkili olan mecliste gereğini yapan bir parti, seçim dönemi yaklaşırken, veto, tehdit, şantaj güven kırılması yaratıyor, endişe kaynağı oluyor. Tüm zorluklara rağmen Öcalan çözüm sürecini sürdürme konusunda kararlı davranıyor, hükümet üzerine düşen görevleri geciktirmeden ötelemeden, oyalamadan yerine getirmeli, seçim kaygılarını bir kenara bırakmalıdır.

 

“KÜRT HALKI İLE YENİ BİR HUKUK YARATILMALI”

 

Çözüm süreci stratejik bir yaklaşım gerektirir, Rojava’da yaşananlar, çetelere destek, örülen duvarlar kabul edilemez. Ortadoğu’da ve Türkiye’nin üç sınırında yaşanan Kürt halkı ile 21’inci yüzyılda yeni bir hukuk yaratılmalıdır, statüsüz halk olmaz, bin yıl daha beraber yaşanmak isteniyorsa, silahsız, demokratik yöntemlerle çözüm sağlanacaksa bunu gerçekleştirmek mümkünse bunun gereği yapılmalıdır.

 

“TÜRKLER DE KÜRDLER DE ÇÖZÜM İSTİYOR”

 

Bayramda bir grup askerle bayramlaşıp, muhabbet ettiniz. Bu durum tüm haber bültenlerine yansıdı ve büyük ilgi gördü. Aylardır karşılıklı şehit haberlerinin gelmediği bir Türkiye’de aslında bu tablo çözüm sürecinin önemini biraz daha artırıyor haliyle. O görüntüler tüm kesimleri tebessüm ettiren bir görüntüydü. Bu görüntülerin devam etmesi ve silahların tümden susması için hükümet ve diğer siyasi kanatların ne yapması gerekiyor? Sizin çözüm haritanız ne üzerine?

 

Bayramlarda her zaman en çatışmalı dönemlerde dahi güvenlik güçleri ile karşılaştığımda bayramlarını kutladım, bu yıl çatışma olmaması, cenazelerin gelmemesi, halkın bayramı barış umuduyla kutlaması önemlidir. Çözüm sürecine hala yüzde 70’lerde bir destek olduğu görülmelidir, Türkiye halkı, Türküyle Kürdüyle artık 40 yıl süren çatışmaların ardından çözüm barış demokrasi istiyor.

 

“PAKET KABAK TADI VERDİ”

 

Ya demokratikleşme paketi? Sizce de paketin içinden Sayın Kışanak’ın değimiyle ‘Kundir’ (kabak) mı çıktı gerçekten de? Yoksa ileriye dönük tatminkâr izler var mı pakette?

 

Demokratikleşme paketi maalesef beklentileri karşılamadı, cezaevinde fikirlerinden dolayı hala on bine yakın siyasi seçilmiş milletvekili belediye başkanı dururken, düşünce ve örgütlenme özgürlüğü önündeki engeller kaldırılmazken, seçim sistemi barajlar kaldırılmazken, fikirler nasıl yarışacak? Kürt halkı ana dilde eğitimi özel okullara ve paralı eğitime bağlayan bir yaklaşımı onur kırıcı retçi inkârcı asimilasyoncu buluyor. Paket hakikaten kabak tadı verdi, çözüm sürecinin umutlarını olumsuz etkiledi. Hükümet halkın itirazlarını ve eleştirilerini doğru okumaları, tasarı hazırlanır, komisyona ve meclise gelirken yapılması gerekenleri, atılması gereken adımları bir değil bin kez daha düşünmeli.

 

“DEPREMZEDENİN MAĞDURİYETİ SÜRÜYOR”

 

Bir Şırnak vekili olarak Van’ı nasıl gördüğünüzü sormak istiyorum? Van denince ne geliyor aklınıza?

 

Van, gölüyle heybetli kaleleriyle zengin kültürü ve çoğulculuğu ile doğunun en güzel şehri, doğası, tarihi, güzel insanlarıyla, aslında Van birazda Şırnak’tır, Faraşin yaylasından, Beytüşşebep’tan birçok ilçeden Şırnak’lı Van’da yaşıyor. Van’a defalarca geldim, deprem zamanı dâhil, halkın arasında dolaştık. Newroz bayramlarına katıldık, parti kamplarımızı Van’da yaptık. Açıkça söylemek istiyorum depremde halkın, sivil toplumun katkısını engelleyen merkezi bir otorite, partizan valiler gördük, yerel yönetimleri seçilmişleri dışlayan, atanmışları seçilmişlerin üstünde gören deprem acılarını dahi suistimal eden görevliler gördük. Mecliste bunları dile getirdik, soru ve araştırma önergeleri verdik, AKP çoğunluğu ret etti. Depreme ayrılan paraların yerinde harcanmadığını, mağdur olan halkın hala mağduriyetinin sürdüğünü görüyoruz.

 

“VAN KENDİ KADERİNİ KENDİ BELİRLEMELİ”

 

Deprem ve sonraki süreçlerde Van’a geldiniz mi? Van’daki değişimi nasıl buluyorsunuz? Hükümet sizce de yeniden yapılanma sürecinde başarılı oldu mu?

 

Deprem sonrası Van’daki değişim, yeni şehirleşme, konutlar yapıldı lakin bunlar yapılırken Van halkının, yerel yönetimlerin sivil toplumun katkısı alınsaydı çok daha güzel olurdu. Van’ı Ankara merkez değil; halkı kendi kaderini belirlemeli.

 

Gelelim yerel seçimlere. Partiler yerel seçimin startını resmen verdi. BDP’de yüzde 40 kadın kotasıyla çıktı halkı karşısına. Örneğin Van’da çok önemli 4 ilçede kadın kotası var. Bu durum BDP’ye olumsuz olarak yansır mı?

 

Siyasette kadın temsiliyeti konusunda BDP sadece Türkiye’de değil, dünyada rekor kıran bir parti, kadına verilen değer yerel yönetimlerde daha da önemli, yaşanılacak şehirlerde kadın eli değmeli. Onlar çocuklarına geleceklerine şehirlerine doğasına tarihine, kültürüne sahip çıkıyor, başarılı yerel yönetim örnekleri verdik, bu nedenle kadın seçilmişlerin en çok tutuklandığı ülke Türkiye’dir. Olumsuz değil olumlu bir örnektir.

 

BAŞBAKAN DAHA ÖNCE ÇOK ŞEHİR İSTEMİŞTİ AMA…

 

Bildiğiniz gibi Başbakan Van’ı çok önemsiyor, Demirtaş da ha keza. Van’da tam bir iktidar savaşı var. Siz Ankara’dan Van Belediye Başkanı Bekir Kaya’yı nasıl görüyorsunuz? Çalışmaları vs.?

 

Van Kürdistani coğrafyanın güzel bir şehri bu gerçeği herkes görecek, farklı halklar, dinler, inançlar yaşıyor, barış içinde bir arada yaşama kültürünün hayata geçeceği önemli bir şehir. Van’da BDP var, elbette biz kazanmak isteriz, seçim yarışında başbakan çok şehir istemişti, sonucunu da görmüştü, Van’da halkımız belirleyici olacak.

 

Kadın Kotası demişken, bu uygulamanın BDP arasında ciddi tartışmalara ve istifa teşebbüslerine yol açtığı doğru mudur?

 

Kadın kotasını ilk kez uygulamıyoruz partide ciddi tartışma istifa olmadı, bu dönemde de olmayacak.

 

“DEMOKRASİ YEREL İKTİDARLA BAŞLAR”

 

Bir de şu sıralar kadın kotası uygulaması, yerel seçim hazırlıkları gibi çalışmaların BDP’de seçim sonrası doğu ve güneydoğuda özerklik ilan edeceği gibi algılanıyor. Seçim sonrası böyle bir durum söz konusu olabilir mi?

 

Biz demokratik özerkliği programına alan, mecliste açıklayan bir partiyiz. Halk seçimlerde projeleri değerlendirir benimserse oy verir, unutmayın demokrasi yerel iktidarlarda başlar.

 

“AKP KÜRDİSTAN İÇİN ÖNCE KENDİ VEKİLLERİNİ İKNA ETSİN”

 

Başbakan bir konuşmasında Doğu’nun Osmanlı zamanında da Kürdistan olarak anıldığını söyleyerek bunun normal olduğunu söylemiş belki de ilerdi bir gün eyalet sistemine gidilerse buranın Kürdistan bölgesi olabileceğinin sinyalini vermişti. Olabilir mi böyle bir şey? Olursa bu sistemde idare, yönetim vs. nasıl işleyecek? Yoksa Kürtler sizce hala bağımsız Kürdistan mı istiyor? Ya da siz?

 

TBMM ilk mecliste “Kürdistan mebusları” vardı, Kürdistan kelimesini Mustafa Kemal, mebuslar meclis başkanı olarak her zaman kullandı. BDP olarak meclis kürsüsünde biz Kürdistan deyince kıyamet kopuyor. Hatta bir defasında tartışma yaşanmıştı, gizli celse tutanaklarını okudum Kürdistan’ın muhtariyetinden bahsediyordu. AKP-CHP-MHP milletvekilleri itiraz ediyor, bağırıyordu, onlara döndüm, bu konuşma Mustafa Kemal’a ait dediğimde şaşırdılar kızardılar. AKP önce kendi içinde kıyamet koparanları ikna etsin.

 

“VAN YENİLENEN BİR ŞEHİR”

 

Van nüfus itibariyle Büyükşehir olmasına karşın yapılaşması itibariyle bunu sağlayamadı ve hala halk arasında büyük köy diye tabir ediliyor bu yüzden. Sizce bu dönemde kazanması olası görülen bir BDP belediyesi Van’ın bir Diyarbakır gibi gerçek büyükşehir haline getirebilir mi?

 

Van köy yakmaların, faili meçhullerin, zorunlu göçlerin merkezi oldu. Civar illerden gelip yerleşenlerle şehir büyüdü, devlet zulmünün sonucu doğru okumak lazım. Van artık büyük bir köy değil, şehirleşme yolunda önemli atılımlar içinde olan deprem sonrası yenilenen bir şehir.

 

Ya yerel seçimlerdeki beklentiniz nedir Batı’da HDP, Doğu’da BDP çatısıyla gidilecek bir olası seçimde BDP belediye sayısını ve oy oranını artırır mı sizce?

 

Son seçimlerin hepsinde oylarımızı, belediye başkan ve milletvekili sayılarını arttırarak sonuç aldık, bu seçimlerde daha tecrübeli, etkiliyiz artık tüm Türkiye’de her yerde olacağız.

 

“BÜROKRATIN GÖREVE SİYASET YAPMAK DEĞİL”

 

Oldukça fazla dillendirildi ve farklı sesler yükseltildi ama BDP’nin CHP ile bir ittifakı olabilir mi?

 

Şu an itibariyle hiç bir parti ile seçim ittifakı konuşmadık, sadece HDP ile ortaklaşmaya çalışıyoruz.

 

Adil bir hukukçu olmanız hasebiyle Bürokratlara karşı çok saygılı tutum takındığınızı iyi biliyoruz, bir önceki Şırnak Valisi Vahdettin bey ile iyi ilişkinizi biliyoruz. Son çıkışınız ile alakalı Şimdiki Vali Bey ile sorun ne? Bir yerde yönetim eksikliği mi var?

 

Bürokratların görevi, hükümet memuru olmak değildir, partizanlık asla kabul edilemez. Hele seçimlerde iktidara çalışan valiler Şırnak’ta daha öncede oldu, seçim meydanlarında on binler “Vali istifa” diye slogan attı. Halkın içine çıkamaz duruma kimse kendini sokmamalı, atanmışlar kendilerini seçilmişlerin üzerinde görmemeli. Devletim memuru olarak objektif görev yapan her bürokratla insani güzel ilişkilerimiz oldu, böyle olmasını temenni ediyorum.

 

 

“ARTIK TAHAMMÜL EDİLMEZ BİR HAL ALDI”

 

İmralı heyetinde yer alması gerekli 3 kişiden biri olarak sizi görüyorduk. Ne oldu da sizi temsilci olarak seçmediler özel bir anlamı var mı?

 

Hayır, heyette yer almam konu olmadı, ben zaten 1999’dan 2004’e kadar yani AİHM davası sonuçlanıncaya kadar İmralı’ya giden bir avukattım, grupta konuştuk, ortak aldığımız kararlarla isimler belirleniyordu. Hükümet bütün bunlara müdahale etti. Biz çözüm süreci zarar görmesin diye olgun davrandık, artık tahammül edilemez bir müdahale aşamasına geldi.

 

Daha önce partinin yöneticilerinden, en çok öne çıkan siyasetçilerindendiniz, eğer bir mahsuru yok ise ne oldu şimdi azıcık geri planda gibisiniz.

 

Meclis’te en önemli komisyon olan Plan ve Bütçe Komisyonundayım, Partim mecliste grubu olan dört partiden ikişer milletvekilinin katıldığı “iç tüzük uzlaşma komisyonunda” görev verdi, ayrıca gizli dinlemelerle ilgili halk arasında “böcek komisyonu” olarak bilinen meclis komisyonunda, maden araştırma komisyonunda görev aldım. Bunların hepsi önemli ağır görevler, unutmayın Şırnak ilinde iki milletvekili arkadaşım ve tüm belediye başkanlarımız tutuklu zaman olarak bize 24 saat az geliyor, halkımızdan aldığımız güçle her zaman, meclis kürsüsündeyiz, bunun adı geri plan değil, aksine çok yönlü etkili bir çalışma içindeyiz.


Güncelleme Tarihi: 23 Ekim 2013, 22:08
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER