'SARAY AYAĞA KALKACAK'

Van’ın ilçelerini dolaşan Şehrivan’ın bugünkü durağı Saray. İran sınırında bulunan ve Van merkeze 80 kilometre uzaklıktaki Saray, ilçe statüsüne geçtiği 20’yi aşkın yıldan bu yana hep aynı sorunları yaşıyor.

'SARAY AYAĞA KALKACAK'

Saray’ın DBP’li Eş Belediye Başkanı Zilan Aldatmaz, ilçenin tüm sorunlarını Şehrivan’la paylaştı. Aldatmaz, Saray’ın yıllarca Özalp’in gölgesinde kaldığını belirterek, Kapıköy sınır kapısının ilçenin kurtuluşu olduğunu söyledi. Ancak devlet politikası nedeniyle Kapıköy’de istenilen seviyede ticaretin yapılamadığını ifade etti. İlçenin 24 bin olan tüm nüfusuna hizmet vermeye çalıştıklarını da söyleyen Zilan Aldatmaz, bunun için yeni hizmetlerinin kısa sürede tamamlanacağını söyledi.

 

İŞTE EŞ BAŞKAN ZİLAN ALDATMAZ’IN SÖYLEYİŞİ:

 

Saray Kapıköy’ün gerçek sahibi. Son zamanlarda önemli gelişmeler oldu. Kapıköy’ün açılması için sizin bir çabanız var mı?

Ben kendimde Kapıköylüyüm. Kapıköy ticarete açıldığı zamanlar, özelliklede Turgut Özal dönemlerinde çok iyi bir geliri olan ve halkına kalkındığı bir yerdi. Ancak bu devlet tarafından bilinçli bir şekilde kapatıldı. Ne zaman bir ticaret sözleşmesi yapsa, bir çalışmalar yürütse buradaki halk bir umuda kapılıyor. Ardından sistemin karşımıza çıkardığı yasa ve kanuni engellerle engellendi. Bu tek amacı ise Kürt halkının İran’a sınır olması ve devletin Kürt halkının zengin olmasını istemeyişidir. Çünkü Kürt halkı zengin olduğu zaman artık devlete ihtiyacı kalmıyor. Buda devletin işine geliyor. Fakir bir halkı idare etmek ve dilenciliğe alıştırarak onu kontrol etmek işine geliyor. İşte yaşlılara maaş bağlıyor 3-4 ayda bir maaş veriyor. Dul maaşı bağlıyor, kömür veriyor ve makarna dağıtıyor. Bu şekilde yaparak insanları kendine itaat ettirme, kendi baskısı altına alma ve onu sömürmek onların işine geliyor. Halk gerçekten sınır kapısında bir kâr elde ettiği zaman; ne kömüre, ne makarnaya, ne dul maaşı, ne yaşlılık maaşına, ne çocuk maaşına ihtiyacı kalmayacak. Bunlara ihtiyacı kalmadığı zamanda bu sistemi sorgulamaya başlayacak. Bunu yatığı zamanda yanlışları görecek ve buna başkaldırmaya başlayacak. İşte devlet bu baş kaldırılar olmaması için bunu yapıyor.

 

“KAPIKÖY İLK 10 İÇİNDE YER ALABİLİR”

Devletin Kapıköy’ü bu kadar önemsemesinin sebebi iki Kürdistan parçasını bir birine bağlıyor olmasıdır. Biliyorsunuz ki daha önce İran’da Mahabat Kürdistan Cumhuriyet kurulduğunda Saray ilçeydi. Saray’da bağımsızlığını ilan eder korkusuyla Saray ilçe statüsünden çıkarıldı ve Özalp’e bağlandı. Özalp’ten çok öncelerde ilçe olan Saray bu durumda Özalp’e bağlanmış oldu. Bunun içinde iki parça Kürdistan’ın birleşmesi ve iki parça bağlarının bir araya gelmemesi ve bu devleti sorgulamaması için bilinçli yapılan bir şeydir. Bu yüzden de sınır ticaret kapısının çalıştırılmasına izin verilmiyor. Yapılan araştırmalar ve çalışmalara göre İran sınır kapısı yani Kapıköy sınır kapısı dünyanın en iyi 10 sınır kapısı olma potansiyelin sahip. İlk 10 içinde yer alabilir. İran ile birçok anlamda sözleşmeler yapıldı. İran ve Türkiye devlet adamları bir araya gelerek sözleşmeler imzaladılar. Ama bunun ne kadarı ticarete yatırım, bu halkı kendine muhtaç etme politikası biz bunu tam olarak bilmiyoruz. Ama Kapıköy yani ortak pazar açılırsa eskisi gibi çalışırsa biz çok mutlu oluruz. Çünkü bu halkın başka gelir kapısı yok. Ya kaçakçılığa başvuracak öldürülecek. Ki 1 yıl içerisinde bu kaçakçılıktan dolayı 128 kişi katledildi. Ya da kapı açılmadıkça yine insanlar kömür ve makarnaya muhtaç edilecek. 2 bidon mazot için öldürülen çocuklar bu insanların umurunda olmuyor. Bu yüzden buda devletin işine geliyor.

 

Peki, bu anlamda sizin Saray Belediyesi olarak Kapıköy için çözüm önerileriniz ne olur?

Biz belediye olarak 1 yıllık süre içerisinde sıkıntılar yaşadık. İlk olarak özel idareye ait taşınır ve taşınmaz mallar büyükşehir yasası ile birlikte büyükşehir sınırları içerisinde yer alan belediyelere devir edilmesi gerekiliyordu. Kapıköy sınır kapısı da il özel idaresine aitti. Bu devirlerden sonra Kapıköy’ün de büyükşehre devir edilmesi gerekiyordu. Ama devlet buradaki politikayı bildiği için Saray’ı almamız garantilendiği takdirde kendine göre özel idareden belediye devir edilmesi gerekenler YİKOM’a deir edildi. YİKOM kimden oluşuyor? Valilikten ve kaymakamlıklardan oluşuyor. Vali bunun işletme hakkını YİKMO yani kendine aldı, mülkiyet hakkını da Gümrük ve Ticaret Bakanlığına devir etti. Biz bunun haksızlık olduğunu Türkiye’deki yasalara aykırı olduğunu söyledik ve itiraz ettik. Bunlar yine verilmeyince bu sefer mahkemeye başvurduk. Şu an için biz valiliği, kaymakamlığı ve YİKOM’u mahkemeye sunmuş bulunuyoruz. Yıl geçti bu mahkeme devam ediyor. Zannediyorum ki bundan da bir şey çıkmayacak. Çünkü Türkiye’deki mahkemeler devlet adamlarına, valilere ve kaymakamlara hizmet edecek şekilde tasarlanır ve kendilerine göre takdir yetkisini merkezden gönderdiği bir validen yana kullanması onun işine geliyor. Bizim arkadaşlarımız buna rağmen yine Kapıköy’de temizlikler yapıyorlar. Normalde geliri valilik ve kaymakamlıkta ama temizliğini ve çöpünü biz alıyoruz. Biz normalde bunu yapmayabilir kendilerine siz temizleyin diyebiliriz. Ama bu kirliliği yine bizim halkımız çekiyor. Biz halka hizmet vermek için buraya gelmişsek bunu yapmak zorundayız.

 

Saray yıllarca Özalp’in gölgesinde kaldı. Bir türlü istenilen potansiyeli yakalayamadı. Saray’ı Saray yapacak en büyük potansiyel nedir? Sizin bu anlamda çalışmanız ne olacaktır?

Saray’ın sınır ticaret kapısına sahip olması çok büyük bir avantajdır. Ancak kapı işletilirse. Ama normalde sınır kapısı denildiği zaman maalesef akla Özalp geliyor. Buda dediğim gibi devletin bilinçli bir politikasıdır. Hal böyleyken insanları kendilerini Saray vatandaşı olarak değil Özalp vatandaşı olarak görüyorlar. Sabah köyden gelen insanlar resmi işlemleri yapmak için Saray’a geliyorlar. Onun dışında insanlar alış-veriş için, ticaret için Özalp’e gidiyorlar. Hayvan pazarı için her zaman Özalp’teler. Biz ilk başta bunun için bir çalışma yaptık. İnsanlar Özalp’e gitmek yerine Saray’a gelmeleri için çalışmalar yaptık. Bir kamuoyu araştırması yaptık, halkımızla toplantılar yaptık ve bizden en çok istenilenin hayvan pazarı olduğunu gördük. Bizde bununla birlikte ilk etapta 10 dönüm üzerine hayvan pazarı yaptık. Bu şekilde insanları çekmeye çalıştık ve bunu başardık da. Ama ardından başka bir politika yürütüldü. Hemen ardından kuduz vakası ortaya çıktı. Kesinlikle yalandır demiyorum ama doğru mudur yalan mıdır bilmiyorum. Ardından 6 aylık ilçeye hayvan giriş-çıkışı yasaklandı. Buda köylünün buraya gelmemesine katkı sağladı. Köylü zaten buraya gelmek istemiyor. Biz hatta burada ilk alış-verişini yapana, koyununu satana hediye vereceğiz dedik. Onun dışında biz köylüye buraya gelmeleri halinde kendilerine dükkanları kiraya vereceğimizi söyledik ve 35 TL’ye dükkanları kiraya verdik. İş merkezi yaptık 40 dükkanının yanı sıra için kafeteryası, pastane ve lokantası olacak şekilde bir iş merkezi yaptık. 2 ay içerisinde tamamlanacak. Bunu köylülere kiraya vereceğiz ki insanları buraya çekebilelim. Saray’ın ilk adımda kalkınması için bizim dışarıya ihtiyacımız yok. İlk olarak kendi potansiyelimizi kullanacağız. 24 bin nüfusumuz var biz ilk olarak bu nüfusu buraya çekeceğiz. Belediye olarak halk fırınını açtık. Diğer belediyelerimizin de bu tür projeleri var. Ama biz bunu başlattık. Sırf kendi ekmeklerini pişirirken hasta olan kadınlarımız için bunu yaptık ve 65 kuruşa ucuz bir fiyata veriyoruz ve bunda kesinlikle kar amacı gütmüyoruz. Gerekir kar ettiğimiz dönemde ekmek fiyatlarını yine düşüreceğiz. Kamu kurumlarının kamu yararına hizmet etmesi bir zorunluluktur. Bizim buradaki amacımız kar etmek amaçlı değil.

 

Belediye olarak bir yıldır hizmet veriyorsunuz. Yerel yönetimler olarak bu ilkte dezavantajlar yaşıyor musunuz? Birde belediye eş başkanları olarak siyasi kimlikten sıyrılarak hizmet verebiliyor musunuz?

Ben siyaset bilimi ve kamu birimi mezunuyum. Ama maalesef siz okulda belediyecilik ve siyaset anlamında çok şey okuyorsunuz ama dışardaki normal hayat ile sizin okuduklarınız arasında çok fark oluyor ve sizde bunu çok iyi görüyorsunuz. Bende bunu biliyordum ve bunu bilmeme rağmen buraya geldim. Ben kitaplarda okuduğum gibi olmadığını çok iyi biliyordum. Bu anlamda kendini sorguluyor ve bunu kendi kendinize söyleyebiliyorsunuz. Ben benim avantajım ben buralıyım, bu bölgeyi iyi biliyorum. Buradaki insanların hemen hepsi bizim akrabamızdır. Kan bağımız yoksa bile hısım akrabalığımız vardır. Bu anlamda köyleri çok iyi biliyorsunuz. Kimin ne sıkıntısı var hepsini çok iyi biliyorsunuz. Bu anlamda tüm koşulları biliyorsunuz. Bu şekilde çok sorun yaşamıyorsunuz ama idarecilik ciddi anlamda çok zor. İnsanlarla bire bir iletişim halinde oluyorsunuz. Her insan çok farklı oluyor. 24 bin insanla muhatap olmak 24 bin dünya anlamına geliyor. Aynı evden iki kardeş geliyor, ama o iki kardeşin biri bir uçta diğeri bambaşka bir uçta yer alıyor. O yüzden Saray’da herkes akraba herkesin sorunu aynı diye bir şey diyemiyorsunuz. Herkesle iletişim kurup, herkes için aynı sorunu yaşıyorlar diyemiyorsunuz. Burada seçilmeden önce herkesin sorunlarına gidecek ve herekse çözüm yolu bulacak sözü veriyorsunuz. Ama siz 20 sıkıntıyla karşılaşın ve bir tanesi için çözüm olun, o kişinin yarasına biraz dokunun o zaman bütün sıkıntınız geçiyor. Burada gün boyu sorunlar yaşıyorsunuz ve bir teyze ya da amca gelip Allah razı olsun dediği zaman her şeyi unutuyorsunuz ve demek ki bu halka bir şeyler verdiğinizi biliyorsunuz. Bu halkın talepleri çok büyük değil. Sadece bir tebessüm istiyorlar. Elinizden gelmiyorsa bile uğraştığınızı bilince bile sizlere sevgiyle yaklaşıyorlar. Yeter ki bu halkı anlayabilelim. Bugüne kadar en büyük sorunumuz gerek yerel yöneticilerin ve gerekse de hükümetin atadığın yöneticilerin halkın anlamamasıydı. Özellikle batıdan gelen yöneticilerin buradaki insanları anlamaması ve sorunları çözememesi insanları dokunuyordu ve sorunlar oluyor.

 

Peki, ilçe temel belediyecilik dışında yenilikler görecek mi?

Temel belediyecilik; yol, su, kanalizasyon ve buna benzer işlerdir. Övünerek söylemiyorum ve biz bunları çok iyi yapıyoruz demiyorum. Belediyecilik için söz veren herkes bunu çok iyi bir şekilde yapabilir. Ama bizim yoldan, sudan ziyade toplumsal sorunlarımız ve bu sorunları çözmek gibi bir kaygımız var. Biz bu halka seçimlere giderken de halka bize oy verinde size yol yapacağız demedik. Elbette ki bunları yapacağız. Biz onların toplumsal sorunlarını çözeceğiz. Sizin de belirttiğiniz gibi Kapıköy’ümüz var ve bu Kapıköy’de sırf 6 kilo bal için yargılanan insanlar var. Eşbaşkanımız bunun için çalışıyor, yargılanan bu insanlar için vali yardımcıları ve kaymakamlar ile görüşüyorlar. Bizde diğer partiler gibi olsaydık işte yollar kirlidir gider yapardık. Ama biz bir randevu istiyoruz ve bize randevu verilmiyor. Bizim bir vatandaşım 6 kilo bal için neden mağdur ediliyor? İşte maalesef biz böyle sıkıntılarımız var. Bizim kadınlarımızın büyük sorunları var. Bunları için çalışmalar yapıyoruz. İntiharlar oluyor bunun için köylere gidiyoruz ve çalışmalar yapıyoruz. Kadınların görmüş olduğu baskıları ve şiddetleri araştırılıyor. Bizim çocuklarımız devlet okullarında asimile ediyor. Kreşler açmak için, anaokulları açmak için çaba göstermeliyiz. Cemaat okullarında ve dershanelerinde çocukların beyinleri kirletiliyor. İşte bizim bu anlamda eğitim destek evleri açmalıyız. Kadın yaşam merkezleri, sosyal alanlar açmalıyız. Gençler için bir şeyler yapmalıyız. Gençlerde hap kullanma yaşını çok düşük seviyelere kadar düştü. Devlet bu hapları gençleri pasivize etmek için bir silah gibi kullanıyor. Bizim bu anlamda bir kaygımız var. Bu anlamda rehabilite merkezleri, spor alanları ve buna benzer projeler yapmalıyız. Bu anlamda belediye olarak projeler geliştiriyor ve yapıyoruz.

 

Bölgesel gelişmişlikte çok gerideyiz. Sizden bunun birçok sebebini açıkladınız. Bizim kurtuluş reçetemiz ne olacak?

Çok klasik bir söz vardır. Ağlamayan bebeğe mama vermezler. Aslında biz ağlamıyoruz talep ediyoruz ve talep etmeye devam edeceğiz. Masaya elimizi vurmamız gerekirse vuracağız ki mesele elini masaya vurmak değil. Bu topraklarda nice insanlarımızı biz toprağa verdik. Sırf kendi dilini konuşmak, kendi ekmeği için bizler nice oğullarımızı ve kızlarımızı toprağa verdik. Ne insanlar ve küçük çocukların bu topraklarda bedenlerine kurşunlar sıkıldı ve bu çocuklar toprağa verildi. Halende bu sorunlar yaşanıyor. Bırakın elini masaya vurmayı bu halk çoğu zaman bedenini ateşe verdi, göğsünü kurşunlara siper etti. Biz şu an çok çok kritik bir seçim eşiğindeyiz. Tabi ki halk bunları yıllardır görüyor. Halk bugüne kadar yine iktidarlar gördü ve onlara cevap vererek onları iktidardan indirdi. Kalıcı olarak düşünün partiler 3-4 dönem sonra 0,1 oranlara düştü ve oy aldı. Bu halk yine bu seçimlerde cevabını verecek. Halk bunun için artık çok bilinçli. İnsanlar artık bu politikaları kabul etmiyor. Halk artık bu işin çok iyi farkında ve gereken cevap verilecektir. Biz 90’lardan beridir seçimlere giriyoruz. Bir türlü barajı aşıp meclise giremedik. Ama her zaman alanlarda sorunlarımızı haykırdık ve dile getirdik. Şu anda bizim 30 küsur vekilimiz var ve bu vekillerimiz en iyi muhaliflerdir. Mecliste istediklerini söyleyebiliyorlar. Halk bu anlamda taleplerini çok iyi dile getiriyor. Halk yıllardır dur demesini biliyor zaten.

 

Önümüzde çok kritik bir seçim süreci var. Sizin de az önce belirttiğiniz gibi yüzde 10’luk bir baraj var. Siz bu kritik genel seçimleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz belediyeciler her ne kadar artık yerel yöneticiyiz desek de biz belli partilerin içerisinden çıkıp buralar geldik. Halkımıza bu şekilde söz vererek gelmişiz. Biz kendimizi partilerin üstünde ya da altında görmüyoruz ve o parti içerisinde çalışıyoruz. Ama biz bunu kesinlikle yapmış olduğumuz hizmete yansıtmıyoruz. Biz bu anlamda kesinlik mağduriyete bakıyoruz. Süreçlerden ziyade biz vicdanlara bakarak siyaset yürütüyoruz. MHP’li de, CHP’li de, HDP’li de bizim verdiğimiz hizmette her zaman eşittir. Bizim hizmetlerimiz her ne kadar seçim endeksli olmasa da mesai saati dışında partimiz için çalışıyoruz. Siz barajdan bahsettiniz. Bizim genel başkanımızda bunu hep söylüyor. Bizim baraj gibi bir sorunumuz kalmadı. Tüm anket şirketleri HDP’nin baraj üstüne olduğunu söylüyor. Her ne kadar doğru olmasa da bu yakın olan oranlardır. Anketler çok uçuk anketler vermiyor. Biz artık yüzde 10’nu değil, yüzde 15’i hedefliyoruz ve bunun için çalışıyoruz. İnanıyorum ki biz yüzde 10 barajını aşmış durumdayız. 70-80 vekille meclise gideceğiz. Biliyorsunuz ki bugüne kadar her ne kadar Kürt partisi olarak görüldüysek de bu seçimlerde HDP tüm kesimleri temsil ediyor. Her kesimden ezilen ve mağdur edilen insanları kapsıyor ve temsilyet veriyor. Mesai saatleri içinde belediye çalışanıyım ama mesai bittikten sonra kendi partimin bir üyesiyim.

 

Seçimlerden sonra birçok belediyenin borç olduğu ortaya çıktı. Saray Belediyesi’nde bu durum nedir? Siz devir aldığınızda durum neydi şu an borç durumunuz nedir?

Genel belediyeler kendi dönemleri içerisindeki borçları gizlerler. Ancak DBP belediyeleri tutum belgelerine göre 6 ayda bir gelir-giderlerini halka açıklarlar. Biz buraya geldiğimizde bizimde borcumuz vardı. O borç bizlerden gizlenmişti. Ancak biz geldikten sonra iller bankasına ve kurumlara borçlu olduğumuzu gördük. Bu borçları biz yapılandırdık bir kısmını da ödedik. 7-8 yıl önce alınmış olan bir çakıl taşının bile borcu halen ödenmemiş ve bu fatura bize geldi. Bizde bu anlamda mahkemeye başvurduk. Biz borçların büyük bir kısmını ödedik. Şu an için çok az bir borcumuz var buda tabi ki yapılandırılmış durumda. Şu anda en az borcu olan belediyelerden bir tanesiyiz. Biz buraya geldikten sonra her 6 aydan bir gelir-giderimizi halka sunduk. Ne yaptığımızı sürekli açıklıyoruz. Halkta bu anlamda çok bilinçli ve bu anlamda bize hesap soruyorlar ve bizde gereken izahı yapıyoruz. Halkımıza vermiş olduğumuzu sözü tutuyoruz.


SÖYLEYİŞİ: ÖNDER ALTINAL - ÖZEL

Güncelleme Tarihi: 26 Mayıs 2015, 10:18
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER