banner73

Şaredari Çiye Lawo?

Şaredari Çiye Lawo? 

 

Şaredar navê belediyê'ye ğaletê!

 

Teyze Türkçe bilmiyor.
Ama bozuk yollarının yeni yapıldığını biliyor. 
fakat, "Şaredarêya Rêya Armüşê"nin
ne demek olduğunu ben söyledim. 

 

Teyzenin mahallesine 2 yıl boyunca serokvezir dahil, hizmet ekibinden,
kimse uğramamışki teyze Şaredaréyi bilsin. 

 

Fakat Cemil bey gitmiş ve belediyenin ne yapacağını anlatmış..

 

Dedim,
ğaletê belediyê hatıye rêya we çêdıke. 
Teyze hemen anladı...

 

Kayyumdan hiç memnun değildi teyze,
Fakat Cemil Öztürk başkana çok 
dua ediyordu.. 

 

Son bir yılda, mahallesine birçok hizmetlerin yapıldığını anlattı..

 

Kayyumu,
kadın hakları savunuculuğu ve özgürlük savunuculuğu yapan, önceki kültür merkezlerinde eğitim gören, siyaset akademisi mezunları teyzeye anlatmış.

 

Cemil beyide,
teyzenin evini belli aralıklarla temizleyen, teyzenin sağlık durumunu inceleyen,
teyzeye sosyal yardımları ulaştıran,
ipekyolu belediyesi çalışanları anlatmış. 

 

Dedim,
ğaletê, keyfate, halête çewane,
tu belediyê, devletê memnunı?

 

Dedi,
Ez geleki memnunım.
dünya mergu mırıne,
xuda imanê kamıl bıketın..

 

Xuda hüzürê bı de devletême, mıletême.
Em halê suriyeli'yan ji, dı binın,
bê devleti gelek zore kurêmın,
Rebbi yardımciyê Erdoğan bıtın, seroqêy  mıslımane, geleq eqıle, cesüre..

 

Ez muhacıriyê ji, dı zanım kurêmın,
kafır zalıme, bê merhemete,
gerek em şükürdar bıbın...

 

Tême Destera ğaletê...
Teyzeye veda..

 

*

 

Teyzeye ne seçimde uğramışlar, ne de başta kaldıkları 2 yıl boyunca...

 

Teyzeye üniversite okuyan torunları, kayyumu anlatmış, köy muhtarı anlatmış, misafirliğe gidenler anlatmış..

 

Teyze elinde tesbih her dakika zikr çekiyor, namazı geçmiyor, devlete dua ediyor.
Fakat teyzeye ağacı anlatmışlar.

 

Bu teyze, devletine her gün samimi,
ihlaslı ve içten hayr duaları yapıyor,
Fakat oy'unu ağaca vermiş.. 
Yola vermiş, hizmete vermiş..

 

Lakin ortada hiçbiri yok..
Teyze ağacın gezi parkı benzeri bir ağaç olduğunu bilmiyor.. 

 

Meyve verecek zannetmiş..

 

Teyze dertli
Çok acı çekmiş, çok acı görmüş..
Yüzü kederden çökmüş..

 

Sohbetin sonunda 
Teyze Cemil beye çok içten dualar etti.
Vali babayı anlattım, ona da çok dualar etti.
kayyumu gönderenlere de çok dua etti..
Ben anlattıktan sonra.

 

Ağaca mühür yok artık dedi..
Gölgesi yok bu ağaçların
Karanlığı var sadece dedi.. 

 

Karanlığa karşı bu defa düğmeye bas dedim teyze.. 

 

*


Renksiz, tatsız, tuzsuz
Muhtarımıza gelelim,
Cemil bey karadeniz turuna çıkarmış, Çanakkale ve İstanbul turuna çıkarmış, muhtara bilgisayar vermiş, 
Muhtarlar günü düzenlemiş, mahallede ki okuluna şişme oyun parkı yapmış,
Bahçesine renkli desenli asfalt dökmüş,
Bir sınıfa "Z" kütüphane yapmış, oyun parkı yapmış, köy yoluna kilit taşı döşemiş, tüm evleri ipek masa ekibi dolaşmış, dertleri ve sıkıntıları dinlemiş, derman olmuş, 
muhtar aradığı zaman ulaşmış..
Vesaire...

 

Muhtar Cumhurbaşkanını görmüş,
maaşına iyileştirmeler yapılmış.
yine vesaire...

 

Ama muhtarın yüreğinde vefa yok, cesaret yok, çocuklarının geleceğini düşünmek yok..
Muhtar iki paket sigara yiyor günde 
Dünya yıkılsa umurunda değil, fakat bir yetkili gelsin Cin kesiliyor, acaba ne verecekler, ne getirdiler...

 

Fakat perde arkasında "Ağaç" işleri ile meşgul...

 

*


İmam efendiyle de konuştuk, çok mütevazi ayrıca İslam tarihini de çok iyi biliyormuş..

 

Dedim,
kıymetli hocam, siz bundan sonra Mus'ab bin umeyr olsanız, her evi tek tek gezseniz, islam tarihini anlatsanız, size bağırsalar, hakaret etseler de, pes etmeseniz olur mu? 

 

Çocuklara,
Bilali habeşi, Halid Bin Velidi, Ebuzeri durmadan, güzelce ve ısrarla anlatsanız olur mu?

 

Babalarına,
bedir savaşında, kimlerin kimlere karşı savaştığını anlatsanız olur mu?

 

Peygamber efendimizin, annelerimize ve çocuklarına karşı nasıl davrandığını sürekli anlatsanız olur mu?

 

Dedim hatta hiç anlatmasanız sizi örnek alsalar olur mu peki? 

 

Dedi, anlatıyoruz kıymetli kardeşim..

 

Dedim belli oluyor,
Allah yardımcın olsun kıymetli hocam... 

 

*

 

Öğretmen ile de konuştuk..
Milli Eğitim Sistemimizi..

 

Çocukları 5 yaşında alıp, 17 yaşında ailelerine teslim eden milli eğitim sistemini..

 

Adabı muaşeretin ve ahlakın üzerinde, yeterince durmayan "milli" eğitim sistemini..

 

İslamı sadece imam hatiplere bırakıp,
diğer okullardaki binlerce gencin,
17 yaşına kadar islamı bilmemesini sağlayan, eğitim sistemini konuştuk..

 

 

Velhâsıl kelâm, yıllardır 


DİYANET İŞLERİ VE MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI 
ÜLKENİN KADERİNİ VE GELECEĞİNİ BELİRLEYEN,
EN ÖNEMLİ İKİ KURUM OLARAK,
HEP KARŞIMIZA ÇIKTI..

 

"Sandıkta"
"Sokakta"
"............."

Vesselâm 
Bekir Erdoğan

YORUM EKLE