İradeye dokunma

2009 yılındaki mahalli seçimlerde AK Parti’den belediyeyi alan BDP’nin adayı halkın iradesinin sandığa nasıl yansıdığını en iyi şekliyle gösteriyordu belki. Türkiye’nin en heterojen seçmen yapısının olduğu illerden biri olan Van’da seçmen iktidar partisi olmasına rağmen belki de Ak Parti’yi bir daha dönüşü olmayacağını bile bile ‘nadasa’ bırakıyordu...

İradeye dokunma

2009 yılındaki mahalli seçimlerde AK Parti’den belediyeyi alan BDP’nin adayı halkın iradesinin sandığa nasıl yansıdığını en iyi şekliyle gösteriyordu belki. Türkiye’nin en heterojen seçmen yapısının olduğu illerden biri olan Van’da seçmen iktidar partisi olmasına rağmen belki de Ak Parti’yi bir daha dönüşü olmayacağını bile bile ‘nadasa’ bırakıyordu.

Heterojen seçmen dedik ya, işe kanıtı:

2004 seçimlerinde seçmen sayısı 131 bin 251 olan Van’da 41 bin 474 oy olan Burhan Yenigün 10 bin gibi bir farkla Van Belediyesi’ni kazanıyordu. Bu seçimlerden 5 yıl sonra seçmen sayısı 298 bin 291’e yükselen Van’da bu kez Bekir Kaya’yı aday gösteren DTP (BDP) 104 bin 262 oy alıyor ve 92 bin 617 oy alan Ak Parti’ye 10 binin üstünde fark atan taraf oluyordu. Yani siyasi olarak çok değişken bir yapısı olan Van’da daha çok Ak Partili Belediye Başkanı Burhan Yenigün’e olan tepkiden dolayı belediye bu kez BDP’ye emanet ediliyordu.

Nüfus artmasına rağmen arada artı-eksi en fazla 10 bin bir fark oynuyordu.

***

Peki, ne oldu da iktidarın ganimetlerin faydalanmak dururken, halk adaydan şikâyetçi olmasına rağmen BDP’yi seçti. Acaba Van Belediyesi’ni BDP’ye teslim etmek için tek sebep Burhan Yenigün müydü?

Bence o günkü BDP:

-AK Partili Belediye’nin zaaflarını çok iyi değerlendirdi.

-O zamanlar 170 trilyon (yeni parayla milyar) olan borcu Ak Parti aleyhine çok iyi kullandı.

-Burhan Yenigün’ün yeniden aday gösterilmesini Ak Partili seçmenin bile gözünde karartacak kadar kararlı bir çalışma izledi.

-Göze batmaya başlayan Hüseyin Çelik ve ailesini işin içine katarak  AK Parti’ye karşı iyi bir tepki oluşturdu.

-Buna bir de yıllardır devlet baskısı gören Kürt halkına “Artık Kürtlerin de bir belediyesi olacak” mesajını sıkıştırdı.

-Halka “şöyle böyle belediyecilik yapacağız” mesajı yerine yapılamayan belediyeciliğin fotoğrafı çekilip sunuldu.

Ve daha bu gibi birçok noktada iyi çalışmalar yaparak Van Belediyesi kazanıldı. Ama BDP seçimi kazandıktan sonraki süreç içerisinde futbol deyimiyle ifade etmek gerekirse ‘maçın üstüne yatmadı’. Siyasi olarak da Türkiye genelinde güçlenen BDP’ye ayak uydurarak Van’da da ciddi bir seçmen kitlesi oluşturdu. Siyasi kimliğini her geçen gün oturtan ve son 10 yılda kimlik siyasetini çok daha iyi yapabilecek konuma gelen BDP, bu süreçte Kürt halkının belediyesi olduğu vurgusunu da iyi yaptı.

Peki, BDP belediyeyi aldıktan sonra ne yaptı?

-Belediyecilikte hep alt yapıda takılıp kalan Van’da üstte bir şeyler yapan bir belediye imajı verdi. İhalesi Ak Parti döneminde yapılıp da serilmediği iddia edilen parke taşlarını nispet yapar gibi en ücra sokaklara kadar bir güzel döşedi.

-Alt yapısı olmadan asfalt dökülüyor denilmesine rağmen her mahalleye asfalt götürdü. Kimse altyapısına bakmadan asfaltı gören ‘medeniyet’ geliyor dedi.

-Henüz alt ve üst yapısı bitmeyen Van’da hayalî projeler üretmedi. Önce temel sorunları çözdüğüne dair iyi bir imaj verdi. Belediyecilik anlamında çok büyük beklentileri olmayan Van halkında bu çalışmalar ile iyi bir intiba bırakıldı.

***

İşte tam bu çalışmalar sürerken ve biraz da üst yapıya eğilmeye hazırlanan Van Belediyesi bunun hazırlığında iken 2012 yılında bir şafak vakti Van Belediye Başkanı Bekir Kaya gözaltına alınıyor ve KCK soruşturması kapsamında cezaevine konuluyordu. Yani hizmet noktasında nispeten başarısız giden bir belediye tam da kopma noktasına yaklaşıldığı bir dönemde Bekir Kaya’nın tutuklanması ile birlikte ikinci plana atılıyordu. Van halkı belediyeye değil artık içerideki başkanına bakıyordu. İşte o tutuklama bizim de ‘İRADEYE KELEPÇE’ başlığı ile duyurduğumuz ve birçok kesimin ‘YANLIŞ’ diye nitelendirdiği bir süreç başlıyordu. Van’ın şu anda BDP lehine yakaladığı o havanın temelleri de o zaman atılıyordu işte. Şehrin her yerinde ‘İRADEME DOKUNMA’ pankartları asılıyor, mahallelerde, sokaklarda her yerde insanları bu afişler karşılıyordu. Yani AK Parti’nin başarısızlığının da etkisiyle tercihini BDP’den yana kullanan büyük bir kesim dahil Van halkının neredeyse yüzde 50’lik bir kesimi “Bir daha olsa bir daha Bekir Kaya’ya oy veririm” andını o zaman içiyordu. Ortada bariz bir anti-demokratik müdahale olduğu vurgusu yapılıyor, mazlumiyeti tescillenen Kaya’ya cezaevinde her geçen gün içeride hanesine puan yazdırmaya devam ediyordu. İnsanlar demokratik bir seçimle seçtikleri başkanlarını geri istiyordu. Nihayetinde serbest bırakılan Belediye Başkanı Bekir Kaya, gerçekten de çıktığında bu hava ile çıkıyordu. Bundan sonra çakacağı her çivi ‘büyük yatırım’ olarak yankı buluyor. Çalışsa da çalışmasada arkasında halk desteği bulunan bir Başkanlık döneminde belediye olayı iyi idare ediyordu.

***

İradeye dokunma konusuna dokunmuşken boş geçmeyelim.

Ak Parti’nin sürpriz adayı Gülaçar, nadasa yatmış Ak Parti’yi yeni umutlarla yeniden belediyenin hem de büyükşehir belediyesinin sahibi yapmak için çabalarken, geçtiğimiz hafta iki gün üst üste saldırıya uğradı. Karşıyaka’da, Hacıbekir’de vatandaşla buluşan Gülaçar, şehrin orta yerinde çok antidemokratik bir muameleye maruz kaldı. Protesto’yu anlarım ama daha bir yıl gibi bir süre önce ‘İrademe Dokunma’ diye diye Türkiye’yi inleten BDP’li grubun taşlı sopalı saldırına maruz kalmak bir anda olayın vehametini artırıyordu. Bir sonraki gün ise aynı ismin evine ses bombası atılıyor, “Sen misin korkmuyoruz mesajı veren!” deniliyordu.

Olaya mantıklı bakmasam birileri gerçekten de Van’ı yönetme sırası Ak Parti’de olduğu için bu olayları bilerek organize edecek diyeceğim. Ama bakıyorsunuz olay gerçekten de BDP’li gençler tarafından yapılıyor. Hatta saldırının ardından havaya silah sıkılmasına da tepki gösteren BDP’li bir yönetici, “AKP ve devleti uyarıyoruz. Onları Van’da istemiyoruz.” Diyordu. İşte burada durmak gerek.

Van’da siyasi bir oluşumun yönettiği devleti istememek yine siyasi iradeyi elinde bulunduran halkın teveccühüdür. Velev ki bu dönem 10 değil 50 bin fark atacağını varsaydığınız BDP bu seçimleri rahatlıkla alacak, Ak Parti adayı Gülaçar’a gördüğünüz bu muamelenin sebebi ne?

-Bırakın halk kendi kararını kendisi versin.

-Bırakın bir önceki dönem borç iddialarıyla devrilen Van Belediyesi ile ilgili muhalefet de borç konusunda varsa söyleyecek sözü söylesin, belediye de bunun gereğini yapsın.

-Bırakın varsa kentte yapılmayanlar ve yapılması gerekenler birileri çıkıp bunları dile getirsin.

-Bırakın halk iradesini sokakta değil sandıkta göstersin.

Olayın siyasi rengini bir kenara bırakalım.

Ben kentteki sivil toplum örgütleri gibi ürkek, siyasi partiler gibi suskun, siyasi kaygıyla bakan bir parti taraftarı gibi bakmayacağım.

-Gülaçar’ yapılan bu saldırılar demokrasiyle uzaktan yakından alakası olmayan davranışlardır.

-Beraat ettiği bir dava ile Gülaçar’ı her geçen gün biraz daha yıpratmaya çalışmak ve El-Kaide etiketini eksik etmemek adaletsizliktir.

-Adı üstünde seçim belediyecilik ve hizmet üzerineyken daha projelerini, yapacaklarını ve bu işi başarıp başaramayacağını bile dinlemeden bir ismi siyaset ötesi bir öfkeyle sindirmeye çalışmak demokrasiye vurulmuş en büyük darbedir.

-Adayın daha önceki mesleğini bir korku abidesi gibi adının önünde kullanmak ve Türkiye’de gerçek politikacılar dışında harekesin politika yaptığı bir yerde mesleğine takmak gerçekten aymazlıktır!

-Halkın iradesinin önüne geçecek davranışlar sergilemek ve bir korku imparatorluğu kurmaya çalışmak huzura sıkılan kurşundur.

Biz Kürt halkı bu baskıyı çok yakından biliyoruz. Bakmayın BDP’nin artık iyice oturan bir yapıya kavuştuğuna… Bakmayın artık kendisini iyiden iyiye kabul ettirdiğine. Daha geçen yıl bile BDP’li vekiller Karadeniz’e gittiklerinde halkın ‘antidemokratik’ saldırısına uğramadı mı? Orada onlara saldırı olduğunda tüm Kürtlerin tepkisi bir anda arşı sallamadı mı?

İşte orada Kürt oldukları için saldırılan BDP’li vekillerin durumu ne ise bugün AK Partili diye tepki gösterilen Gülaçar’ın durumu aynı. İyisi mi bırakalım da halk kendi kararını kendisi versin. Nüfusu bir milyonu aşan ve artık büyükşehir olan kentte büyükşehiri yönetmek konusunda herkes kendi kararını verebilmeli. Bırakın mazlumluğu, ezilmişliği bir kenara, önümüzde hizmet anlamında büyük yatırımlara açık, ama yönetici anlamında bu işi sadece iyi bir ismin yönetebileceği bir seçim var. Bu kentin kaderini sandıkta belirleyeceğiz, iradeye dokunmayacağız.

 

Gerisi takdiri ilahi…

Güncelleme Tarihi: 28 Ocak 2014, 00:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER