Özlü Söz: İslam dini her şeyi siyaset olan siyasi bir dindir, hatta ibadeti bile.

Sistemi kuran Sabataist Yahudiler uzun yıllar İslam’da siyaset yoktur yalanı ile Müslümanları siyaset yapmaktan uzak tuttular. Oysa siyaset olmadan bir devletin sevk ve idare edilmesi mümkün değildir. Eğer siyaset olmasaydı acaba Hz. Peygamber ve halifeler ile arkasından gelenler nasıl siyasetsiz devlet kurdular sorusuna cevap bulmak lazımdı…

 

Siyaset iki kısma ayrılır.

İlki Allah’ın vahiy ile gönderdiği hükümlerin vazifelendirdiği Peygamberler vasıtası ile hükümran olması ile icra edilen siyaset.

İkincisi, İnsanların Allah’ın hükümlerini istemeyip kendi akılları ile bulup icraata koyduğu hükümlerin siyaseti.

Allahın hükümleri ile yürütülen sistemin siyaseti helaller üzerine bina edilir.

İnsanların akılları ile bulup yürürlüğe koyduğu hükümlerin siyaseti ise haramlar üzerine bina edilir.

Allah hangi şeyi haram etmişse o insani sistemlerde temel sektördür.

İşte İslam’da siyaset yoktur diyenler kendi haram ekonomik kaynaklarını akli sistemde hakim kılarken buna karşı çıkacak Kurana bağlı Müslümanların siyasetten uzaklaştırılması gerekiyordu. Onlar da bunu yaptılar.

 

Tabi ki, Müslümanların gafletinden yararlanarak.

Müslümanları birlik olmadığı ve Siyonizm’in uşaklığını yapan emperyalistlerin emri altına giren işbirlikçi sözde Müslümanların gafleti buna dâhil olup daha katmerlidir.

Ümmeti oluşturan Kürtler, Farslar, Araplar ve Türkler ne yazık ki emperyalist oyunlar neticesinde bugün birbirine düşman ve birbirleri ile savaştırılmaktadırlar.

 

Kurana göre uyanan ve Kurani bir nizamı kurmak isteyen Müslümanları çok yakından takip eden ABD, İsrail ve İngiltere’nin son dönemlerde Müslümanları Müslümanlarla önleme plan ve projelerini yürürlüğe koydular.

IŞİD diğer adıyla DAİŞ veya ISIS’ın yanı sıra Boko Haram Örgütü tamamen Kurana dayalı bir İslam’ın kurulmaması için emperyalistler tarafından devreye sokulmuş terör örgütleridir.

Bu örgütlerin tabanı radikal görüşlü ama siyaseti hiç bilmeyen genç ve gafil Müslümanlardan oluşturuluyor. Başlarına bir halife geçirilerek onları bu halifenin emirleri doğrultusunda idare eden yine bu emperyalist güçlerdir.

İslam coğrafyasından çıkmamak ve kontrol edip İsrail’in güvenliğini sağlayıp Petrolun kendilerine akmasını sağlamak bu gibi örgütlerin ve onlarla işbirliği içindeki devletlerin işbirlikçi yöneticilerinin eli ile yapılan emperyalist faaliyetlerdir.

İslam coğrafyasını yeniden parçalara bölerek tanzim edenler işbirliği içindeki yöneticileri bu konuda da boş bırakmamakta.

Türkiye’de yaklaşan seçimlerde dış güçlerin eli ile bir kumar oynatılmakta.

Bu kumara göre her gün gündem sıcak tutularak görüşlerin farlılaşması istenmekte.

 

Önce CHP ile HDP arasında bir ittifak söz konusu oldu ve hemen engellendi.

HDP ile Saadet Partisinin ittifakı konuşuldu. Buda sol örgütlerin engeli ile önlendiği dile getirildi.

Saadet Partisi, MHP ve BBP arasında bir ittifak için kollar sıvandı ve %30 gibi bir yüzde hedeflendiği öne sürüldü ama bu konuda da suskunluk var.

Geriye Erdoğan’ın dizayn ettirdiği öne sürülen ve çok gizli olarak sürdürülen AKP ve HDP’nin anlaşması konuşuluyor.

Gerçi her iki tarafta bunu şiddetle yalanlıyor ama gelişen olaylar onların yalanlamasını yalanlıyor.

Erdoğan’ın hedefi 400 milletvekili ile başkanlık sistemini getirmek. Zaten bunun için Davutoğlundan daha çok çalışıp konuşuyor. Tıpkı başbakanlığı döneminde olduğu gibi.

AKP bu 400 milletvekilini nasıl kazanacak. İşte, meselenin ince detayı burada.

Yapıldığı söylenen gizli anlaşmaya göre HDP baraj indirme isteminden vazgeçecek ve buna karşılık AKP çözüm sürecini hızlandırılacak. Ve Abdullah Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşması için gereken her türlü hukuki gerekçeyi hazırlayacak.

 

A planına göre HDP eğer barajı geçmezse AKP 400 vekil ile istediği başkanlık sistemini getirmek için anayasayı değiştirecek çoğunluğa sahip olacak.

B planı ise HDP’nin barajı geçmesi durumunda oynanan bu oyun siyasetin bir kumar gibi oynanıp HDP ile yeniden parlamentoda birlikte olmaya devam edilmesidir.

Ve elbette ki başkanlık sistemi de gelecek seçimlere kalacak.

HDP’nin Saadet Partisi gibi İslam Birliğini isteyen bir partiyle ittifak etmesi birçok çevreyi rahatsız eder. Başta ABD ve İsrail’i

ABD ve İsrail Saadet Partisini parlamentoda asla görmek istemiyor. Çünkü mevcut bütün partiler mecliste Amerika ve İsrail aleyhine ağızlarını açıp bir tek söz söylemiyorlar.

 

Oysa Saadet Partisi meclise girerse oynanan oyunları takip eder ve onları meclis kürsüsünden dile getirir. İşte bu ittifak özellikle AKP’nin işine gelmiyor.

Ve AKP HDP’nin Saadet Partisi ile ittifak yapmasına asla göz yummaz.

HDP önceleri barajın indirilmesi için arzuluydu. Fakat birden bu isteğinden vazgeçti. Ve parti olarak gireceğini açıkladı. Oysa onlarda çok iyi biliyorlar ki oy potansiyelleri barajı aşacak gibi görünmüyor. O zaman AKP’nin oynadığı oyunun veya siyasi kumarın diğer tarafı oldukları seçimlerin ardından ortaya çıktığında tabanına bunu anlatmakta bir hayli zorlanacak.

Mevla’m görelime neyler, neylerse güzel eyler…

 

Selam ve dua Allah’a gerçek manada tabi olanlaradır..