Mevzubahis siyaset, bahse konu da adaylar olunca yazan yazana şu sıralar.

 

Neler yazılıyor neler:

 

Osman Nuri Gülaçar’ı kurtarıcı olarak ilan edenler mi dersiniz, onu El Kaide’nin bir numaralı ismi olarak tayin edenler mi dersiniz…

 

Henüz düzenlenen tanışma mitinginde sarfettiği birkaç cümleden başka bir şey söylemeyen Gülaçar ile ilgili yapılan yorumları, hareretli tartışmaları, çamur atma savaşlarını öyle dikkatle takip ediyorum ki, bu süre içerisinde neyi nasıl değerlendireceğimi ben bile bilemedim.

 

Rahatsızlığımı da bahane ederek birkaç günlüğüne yazmaya verdim ama siyasete vermedim.

 

Dikkatle okuyorum. Gördüm ki: Daha düne kadar partilerin aday belirlemesinden önceki süreçte ağzını bile açmayanlar şimdi AK Parti ve BDP’nin adayları üzerinden adeta büyük bir savaşa tutuşmuş. Yayınlanan haberlere, köşelere yazılanlar ile sokakta konuşulanlar çok benzer. Herkes iki adayla ilgili yargıyı belirlemiş çoktan seçim öncesi çalışmalara başlamış bile.

 

BDP üzerinden konuşmak çok mantıklı.

 

Çünkü karşımızda 5 yıl boyunca kenti yönetmiş bir belediye başkanı var. Partisini bir kenara bıraktığınızda bu ismi çok rahatlıkla ‘başarılı’ veya ‘başarısız’ olarak değerlendirmek mümkün.

 

Tartışmaları mevcut belediyenin ne kadar başarılı olduğu üzerinden götürmek dolayısıyla abesle iştigal etmek olmayacaktır. Bu bizim beklentilerimiz ve belediye başkanın da yükümlülükleri konusunda kendisine bir yol haritası olacaktır. 

 

Lakin bir diğer parti olan AK Parti’nin adayı Osman Nuri Gülaçar’ın isminin açıklandığı günden bu yana devam eden deniz seviyesi altındaki yorumlar ve söylentiler henüz ‘aday’ sıfatındaki bir isim için çok yanlış.

 

Neden derseniz?

 

Osman Nuri Gülaçar’ı bir din adamı olarak ben de yıllardan beri tanıyorum. Ama mesele onun yapıp yapamayacağı veya kazanıp kazanamayacağı noktasına geldiğinde öyle çok keskin yorumlara girmekten kaçınıyorum.

 

Çünkü Osman Nuri Gülaçar:

 

-Van’da AK Parti’ye yeniden belediyeyi kazandırır mı?

-AK Parti’nin oylarında bir yükseliş yaratır mı?

-Seçime kadar olan bölümde vatandaşları hizmet yapabileceği konusunda ikna eder mi?

-Etrafındaki isimler onun büyük yanlışlara düşmesine neden olur mu?

-Halk ile kaynaşmasının önüne geçer de onun kendisini anlatmasına engel olurlar mı?

-Gönlü başka isimlerden yana olan mevcut teşkilat kendisini gönülden destekler mi?

-Ak Parti’nin yıllarca biriktirdiği küskün ve kırgınları ikna edebilir mi?

-Büyük ihtimal kendisinin de söz sahibi olacağı ilçe adaylarında doğru tercih yapılır mı?

-Teşkilatın kötü imajı ona puan kaybettirir mi?

-Adının açıklandığı günden bu yana BDP seçmenin ağzına sakız ettiği ‘El Kaideci’ damgası ona puan kazandırır mı kaybettirir mi?

 

Bilmiyoruz…

 

Ve daha bunun gibi birçok soru cevapsız olarak bekliyor.

 

İşte bu yüzden ben Gülaçar üzerinde öyle çok da yorum yapılmasından yana değilim: Ne olumlu, ne olumsuz.

 

Onu bir din adamı, bir dost, bir akraba olarak tanıyabilirsiniz ama hiç birimizin onun büyükşehiri taşıyabilecek doğru isim olduğu ve Ak Parti’ye yeniden Van’ı kazandıracak isim olduğu noktasında fikri yok.

 

Sadece kahve muhabbeti olsun, yerini bulsun diye konuşmaya devam ediyor millet.

 

Bence ne biz konuşalım, ne de yakınları bize onu anlatsın. İyisi mi Osman Nuri Gülaçar bu işi yapıp yapmayacağını 29 Mart akşamına kadar kendisi yazıp, kendisi çizsin.

 

İkna olan Gülaçar desin, olmayan da ‘Kaya’ ile devam etsin.

 

***

 

TEŞKİLAT KOYUN OLURSA…

 

Ak Parti Doğu ve Güneydoğu illerinin haricinde birçok ilde halkın istediği adayla yine halkın karşısına çıktı.

 

Bakan isteyene bakan, mevcut isimle devam etmek isteyene aynı isim.

 

Hatta hiç biri olmasın diyenlere de “Eskisi getir yenisini götür”

 

Adamlar büyükşehir nihayetinde.

 

Kimi isterseler onu gönderecek AK Parti. Eli mahkum.

 

Hatta takip edebildiniz mi bilmem Rize'de iki dönemdir belediye başkanı Halil Bakırcı'yı bu yerel seçimde aday gösterilmeyince Rize’de kıyametler koptu. Öyle ki bizimkiler gibi ‘mıy mıy’ yapmayan tiplerden olan eski Merkez İlçe Başkanı Mehmet Topaloğlu anında tepkisini koydu:

 

“Teşkilatı koyun olan ilin, Belediye Başkanı Kasap olur.”

 

Halk da destekledi. Hatta Topaloğlu açıklamasının da arkasında durdu ve dedi ki:

 

“Bu teşkilat dışarıdan aday getirmeyi sever. Zaten yine öyle yaptılar. Aslında teşkilatın kendisi de yapmadı, başkaları yaptı. Onların kim olduğunu da zaten herkes biliyor. Ben de tepkimi böyle dile getirdim.”

 

Ordu tepkisini koydu. Gaziantep koydu. Hatay koydu.

 

Van’a bakıyorum.

 

Ortada tepki yok. Yine içten monolog var.

 

AK Parti teşkilatına sorsanız: “Bu adaydan daha iyisi olamaz” diyorlar. Arkadan da binbir türlü dolaplar çeviriyorlar. Hatta iddia ediyorum bir tanesi bile Gülaçar’ı gönülden destekleyip onun adaylığını hazmedemiyor.

 

***

 

VAN’A KİM BAKAR Kİ?

 

Ak Parti seçmeninin bir kısmı tepkili.

 

Soruyorum: “Olmaz” diyorlar.

 

“Neden?” diyorum. “Osman Gülaçar büyükşehiri kaldıramaz, o heyecanı yaratmadı” diyorlar.

 

“Peki o zaman neden aday gösterildi?” soruma ise sürüyle cevap veriyorlar:

 

-Van ve bölge illeri zaten gözden çıkarılmış.

-Ak Parti Gülaçar ile sadece dengeleri korumak için seçime çıkacak.

-Gülaçar siyasette tecrübeli bir isim değil.

-Yakın çevresi onun kazanması önünde büyük engel.

-Ak Parti’nin Van’da kazanma şansı yok, BDP de Van’ı artık kimselere vermez.

-Kimseyi bulamayınca mecburen Gülaçar’ı gönderdiler.

-Gülaçar kazanabileceği için değil Başbakana yakın olduğu için seçildi.

 

Gibi gibi…

 

İyi hoş, ne güzel de değerlendirmeler yapıyoruz.

 

Ama kendi adayına bile bu kadar muhalefet eden AK Partilere sormazlar mı?

 

-Madem böyleydi neden sesinizi yükseltmediniz?

-Neden siz de bir Gaziantep, bir Hatay, bir Ordu gibi aday konusunda talepler dizmediniz?

-Bu kentteki STK’lar neden büyükşehir adayının nasıl olması gerektiğinde sus pus oldular.

-Talep karşılanmadıysa eğer bu talebi neden siz oluşturmadınız?

 

Sorarlar.

 

En azından ben sorarım.

 

 Soruyorum da:

 

-Aylardır Van’a bir bakan geleceği izlenimi yaratılmasına rağmen neden Van’a bakan aday gönderilmedi?

-İsmi bir yılı aşkın bir süre alttan alttan sorulan Hüseyin Çelik, kazanamayacağı endişesini taşıdığı için mi Van’a gelmedi?

-Hadi bakanları geçtim, isimlerini büyükşehir adaylığı için yarıştıran vekiller neden sonradan geri geriye kaçmaya başladı?

 

Ama bakıyorum, sanki Van’a bir bakanın gelmesi algısını da, Çelik’in aday olmasını da, milletvekillerinin isminin uzun süre telaffuz etmesini de üzerine alan hiç kimse yok.

 

“Bu algıyı sizler yarattınız” diyorlar iyi mi!

 

Yani Ak Parti Van’ı kaybetmeye dünden hazır.

 

En azından görünüş öyle.