banner186

DEMİRTAŞ VAN'DA STK'LARLA BULUŞTU

Bölgedeki olaylar sürerken hem hükümet kanadı hem de HDP ziyaret ve müzakereleri sıklaştırdı.

DEMİRTAŞ VAN'DA STK'LARLA BULUŞTU

Son olarak 19 Mart’ta düzenlenen Van Newroz mitingine katılmak üzere Van’a gelen Demirtaş, bir hafta arayla ikinci kez Van’a geldi. İzin verilmeyen Newroz gerçekleşmeyince Van’da ikinisan caddesinde toplanan vatandaşlara seslenen Demirtaş bu kez de Van’daki STK’lar ile bir araya geldi.

 

Van'da partisince bir otelde düzenlenen toplantıda, bazı sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve kanaat önderleriyle bir araya gelen Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, burada yaptığı konuşmada, çok zor günlerden geçtiklerini anlattı. Demirtaş, “Ülke son derece zorlu bir süreçten geçiyor. Tartışmanın sözün anlamının kalmadığı bir süreçten geçiyor. Çok daha zorlu günler geçirdik. Sözün bitti yer deniyor ya, biz ısrarla bitmediğini göstermek zorundayız. AKP sözcülerinin tamamı kurdukları tehdit ortamı ile sözün bittiğini bize dayatıyor. Bizde sözün bitmediğini göstermek için sizlerleyiz. Tartışma ortamı özgür fikir üretme ortama herkesin düşüncesinin aynı saygınlıkta devlet tarafından karşılandığı zaman anlamlıdır. İnsanlar kendi görüşlerini ifade edemiyor. Devleti elinde bulunduran siyasi gücün herhangi bir temsilcisi, kimseden korkmadan konuşuyorlar. Yargıdan kokmuyorlar.” İfadelerini kullandı.

 

 

DEMİRTAŞ: SÖZ BİTMEDİ VE BİTMEMELİ

Aydınların, yazarların, sanatçıların ve birçok STK’nın aklından geceni ağzında çıkarma konusunda tereddüt ettiğini ifade eden Demirtaş, “Akademisyenlere, Amedspor’a, Tahir Elçi katliamı topluma verilen mesajlardı. Gazeteci hükümeti eleştirmek için bin defa düşünmek zorunda. Söz bitmedi ve bitmemeli. Fakat sözün tehdit altında olduğu dönemlerde konuşmak önemlidir. İmralı’da Kandil’de ve Ankara’da görüşmeler devam ettiğinde konuşanlar şimdi neredeler. Bugün barış demeyeceksek başka zaman bunun anlamı yok ve kimseye bir fayda yok.” Dedi.

 

“BİZ BARIŞAMAYIZ DEDİLER”

Barışın soyut, elle tutulmayan iyi niyetlerle ifade edilen sözler olmadığına dikkat çeken Demirtaş, “Barış toplumsal sözleşmedir. İçinde adalet ve eşitlik yoksa barışın anlamı yoktur. Adalete ve eşitliğe giden yolda barışı konuşmak gerekiyor. Barış ancak böyle anlamlıdır. Bir yerde barışı istemek için illaki silahlara gerek yoktur. Gerilim, tartışma ve çatışma potansiyeli varsa bile orada barışa ihtiyaç vardır.  Barışı sadece savaşın değil adaletin ve eşitsizliğin panzehridir. Bugün konuşacağımız barış böyle bir barıştır. Ülkemizde olduğu gibi dünyanın birçok yerinde kan akmaktadır. Bizim kendi barışımızı kuracağımıza dair bir anlayış ortaya koydular. Son yüzyılda bu topraklarda bu bir gelenek haline geldi. Biz barışamayız dediler. Son 300 yıldır kapitalist devletler bizi bu hale getirdiler.” Diye belirtti.

 

 

DEMİRTAŞ: SAVAŞ KADERİMİZ DEĞİL

Savaşın kader olmadığını ancak savaşın kendilerine dayatıldığına vurgu yapan Demirtaş, “Savaşı dayatıyorlar. Ulus devletler ve bütün coğrafyamızı parçalayarak bizi birbirimize düşürdüler. Türkiye’de oturup konuşularak çözülen tek bir isyan yok. Biz barışamayız anlayışı sürekli bu toplumun aklına yerleştirildi. Bu zihniyetle barış yapmak çok zordur. Özellikle Türk devleti geleneğinde masada sorun yaşayan kesimlerle tartışmak küçültücü bir şeydir. Böylede bir anlayış var. Parlamentoda konuşalım dediğimiz de bağırıp çağırıyorlar. Bizler ya da diğer arkadaşlarımız savaşalım, kırıp dökelim derseler belki de bunu bu kadar yadırgamayacaklar. Savaşı değil, masada oturmayı konuşmayı yadırgıyorlar. Diğer vekiller, ülkücü isimler savaşalım, yıkalım dediklerinde vatansever, ama biz konuşalım, masada oturalım dediğimizde terörist oluyor, hain oluyoruz.” Şeklinde konuştu.

 

“İLK KEZ MÜZAKEREYE GEÇİLECEKTİ”

Usul konusunda bir araya gelemeden müzakere masasının devrildiğini belirten Demirtaş, “Daha sorunların nasıl çözüleceğini konuşmamıştık bile. Dolmabahçe’de bir mutabakat metni yayınlandı. Hepiniz o metni yakından takip ettiniz. İlk defa Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hatta Osmanlı’yı da dâhil ederseniz ilk kez müzakereye geçilecekti. Bu çok kıymetliydi. 29 Kürt isyanın sonuncusu masada çözülecekti. Geleceğe çok büyük bir miras bırakmak demekti. Doğu toplumlarının sık yapamadıkları bir şeyi biz ilk defa yapacaktık. Belki Ortadoğu’ya örnek teşkil edecek bir barış yapılacaktı. Ancak olmadı ve bir kez daha tarihi hafıza Türk devlet geleneğinde iktidar şahsında nüksetti, bir kez daha onu hatırladılar. Müzakere ettiğin ile anlaşırsan o iradeye dönüşür. Devlet hafızası karşısındaki siyasi irade olarak görme kâbusuna kapıldılar. Onlar kendilerine biat etmiş Kürtleri karşılarında istiyorlardı.” Dedi.

 

 

DEMİRTAŞ: BİZİM TARİHİMİZ YOK SAYILDI

Demirtaş konuşmasını şöyle sürdürdü: “Müzakere masasından Kürtler istedikleri haklarda haksız mıydılar? Kürlerin o istedikleri hakları vardı. Allah’ın yarattığı her kul gibi Kürtün de hakları vardı. Bin yıldır kardeşçe yaşıyoruz diyorlar ya. Hayır, Bunun 100 yılında bir kardeşlik bırakmadılar. 900 yılda bir kardeşliğimiz vardı. Çünkü Osmanlıda, Selçuklu da Kürdistan vardı. Hiçbir yasak yoktu. O zamanda sorunlar yaşanıyordu. Ama Kürtler inkâr edildiği için değil. Kürtler de bu coğrafyanın kadim haklarındandır. Kürtler buradan geçerken çadır kurmuş bir halk değil. Alparslan buraya geldiğinde Kürtler buradaydı. Kürtler 10 bin süvari ile Alparslan’la yan yana, beraber savaştılar. İyi kötü demiyorum, sadece gerçekleri söylüyorum. Fakat inkılap tarihinde böyle bir şey yok. Alparslan sanki gökten gelmiş Anadolu’nun kapılarını açmış. Bizim tarihimiz yok sayıldı.”

 

“TÜRKÜN NE HAKKI VARSA KÜRDÜN DE O KADAR HAKKI VARDIR”

“Müzakere masasına oturmuşken Kürtler gasp edilmiş haklarını istemesinler mi?” diyen Demirtaş, “Bizim bu hakkımız var bu coğrafya da kendimizi yönetmek istiyoruz şeklindeki hakları olmayacak mı? Bir türkün ne hakkı varsa Kürdün de o kadar hakkı vardır. İnsanların haklarını yok sayarsanız ve inkâr ederseniz onurunu yitirirsin. Hakkımızı istiyoruz diye, bize terörist diyorlar diye hakkımız istemekten vaz mı geçeceğiz? Masa devrildikten sonra ne dedi Cumhurbaşkanı, ‘Kürt sorunu yoktur, ne sorunu’ diyordu. ‘Kürt sorunu bitmiştir’ diyordu. AKP Kürt sorununu biz sivil toplum örgütleri ile çözeceğiz diyor. Hani sorun bitmişti? Bitmiş bir sorunu niye STK’larla çözüyorsun ve onların zamanını harcıyorsunuz. Bunun hiçbir ülkede ve zamanda örneği yoktur. Çok ucuz yapıyorlar bu işi. Fakat bunun topluma maliyeti çok büyük oluyor.” İfadelerini kullandı.

 

 

DEMİRTAŞ: BİZ KISIR DÖNGÜYÜ BİTİRMEK İSTEDİK

Demirtaş konuşmasında Başbakan Ahmet Davutoğlu’u da eleştirerek, “Davutoğlu bilmiyor mu Kürt nedir, Kürdistan nedir? Selahaddin Eyyubi’yi tanıyor da, Sur’daki caminin ve kilisenin tarihini bilmiyor mu? Bizden çok daha iyi biliyor. Kalın kalın kitaplar yazmış. AKP bütün bilgisini yeni bir inkâr rejimini inşa etmek için kullanıyor. Daha ne kadar böyle yaşayacağız. İnkâr inkâr, isyan isyan başka bir şey yok. Biz bu kısır döngüyü bitirmek istedik. ‘Biz diğer partiler gibi değiliz. Kürt var, Kürtlerin hakları var ve biz haklıya, hakkını teslim edeceğiz’ dediler. Kürtlerde bunu görünce oy verdi. Peki, geldiğimiz noktada Kürdün hakkını teslim etmeye engel ne var? Bizi beğenmeye bilirsin, sen bilirsin. Mecliste karar alabilmen için barikat ve hendek mi engel oluyor? Bizle hiç konuşma muhatap alma istersen, ama Kürtlerin hakkını ver. Meclisteki en büyük çoğunluk sende Kürtlerle ilgili hangi yasayı ve kararı verdin de karşı çıkıldı.” Diye konuştu.

 

“İNSAN ANADİLİ İLE BİR VARLIKTIR”

“Anadilde eğitimin önünde ne engel var.” diyen Demirtaş, bir Türk çocuğunun bu kelimeyi kullanabildiğini ancak neden bir Kürt çocuğunun bunu kullanamadığından yakındı. Demirtaş, “Sen ver hakkı isteyen kullanır, isteyen kullanmaz sana ne? Türkiye’de birden fazla resmi dil olmalıdır. Ülke bölünür diye diğer halklarda ister deyip geri çeviriyorsun. Sen Almanya’da yaşayan Türkler için bile anadilde eğitim istiyorsun. İyi de yapıyorsun. Peki, burada anavatanında yaşayanlar ne olacak. Biz artık ana dilimizi konuşamıyoruz. Her nesilde asimilasyon hızı çok saha hızlı artıyor. Şu orta yaş anadilini konuşabilen en yaygın son nesil. Bunu tek yolu dilin özgür ve resmi olmasıdır. Eğitimi yapılabilmesidir. Ne önemi var diyorlar. Bırakın ona halk karar versin. İnsan anadili ile bir varlıktır. Onu elinden aldığınız zaman o halk kendisine yabancılaşır. Bu zamanında Türkiye’de de yapıldı. Ülkede şimdiler Osmanlıca bilen birileri yok. Zamanında Türkiye’de de bu yapıldı ve sıfırdan yeni harfler ile başladı. İnkılap derslerinde anlatılan tarihin çoğu yalan. Türk milletini de tarihine yabancılaştırdı. Yeni bir Türkçe çıkardılar ve bizi de ona mahkûm ettiler. Kabul edenlere saygı duyarız, ama kabul etmeyenleri de vatanda haini ilan edemezsiniz. Bu vatan bizim ve siz bizim değerlerimize ihanet ettiniz. Biz vatanımızın değerlerine sağdık olanlarız. Biz vatanımıza ihanet etmedik. Bu vatanın değerlerine ihanet edenler ülkeyi yönetenlerdir.” İfadelerini kullandı.  

 

DEMİRTAŞ: BARİKATI KAZDIRAN HDP DEĞİL

Bu sorunun artık Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin tek başına üstesinden gelen bir mesele olmaktan çıktığına dikkat çeken Demirtaş şunları söyledi: “Ortadoğu’daki devletleri kapsayan, küresel bir sorun oldu. Zengin bir coğrafyada yaşıyoruz. Bu topraklarda biz uzun yıllarıdır varız. Ama şimdi biz burada yaşayacağız diyorlar ve bunu Kürt sorunu üzerinden yapıyorlar. Barikat ve hendekten önce de bu sorun vardı. HDP yokken de vardı. Abdullah Öcalan doğmamışken, PKK diye bir parti yokken de bu sorun vardı. Hatta biz doğmamışken de Kürt sorunu vardı. Ne hendek, ne barikatı. Bütün bunlar sizin yanlış politikalarınızdandır. PKK’yi dağa çıkaran biz değiliz, sizlersiniz. Gençleri dağa çıkaran sizin anlayışınızdır. Barikatı kazdıran HDP değil. Ne talimatını verdik ne de destekledik. Kazdıran sizsiniz ama siyasi faturası yine bize çıkıyor. Hendeği ve barikatı kazan AKP’dir. Bu politikalarla bunları yaptıranlar onlardır. Bunlar oldu diye bir halkı terörist edip katledenler de bunlardı. Çoğu üniversite öğrencisi olan tamamına yakın silahsız genç katledildi. Gençler biz burada kaldığımızı sürece halkı katledemezler dediler. Ama devlet aralarında yaralıların bile çıkmasını engelledi. Kürtlerin gözüne soka soka katletti.”

 

 

“ÖLÜM ALLAH’TAN GELİR”

Önceki gün Cizre’de olduğunu söyleyen Demirtaş, “Bir belediye görevlisi yerde bir arka vardı. ‘Ben dedi cenazeleri almaya geldiğimde burada bulunan iki kişiden kan kakıyordu’ dedi. Kurban keser gibi o gençleri kestiler ve IŞİD gibi insanları katlettiler. Bulunmasınlar diye cenazeleri yaktılar. 6 ayrı şehre gönderdiler. Aileler cenazelerin peşinde koşsun acı ıstırap yaşınlar. Hangi kitaba bu sığar bilmiyorum ama bu yüce kitabımıza sığmıyor. Ve bunlar Müslümanız, vicdanlı ahlaklı bir düzen kuranların icraatlarıdır. Başbakan ve Cumhurbaşkanı onları tebrik ettiler 10 maaş ile ödüllendirdiler. Amaçlar milyonları korku tezgahında sindirmekti. Ölüm Allah’tan gelir. Ama haysiyetinle bir tek dakika yaşamıysan bizim için kıymetlidir. Tarihimizde yapmadıkları katliam kalmadı. Ama Cizre’nin o sokaklarında akan gençlerin kanları Zilan deresini hatırlattı. Yıl 2016 bize aynısını yapacaklar bizde susacağız. Bizim korkup geri çekileceğimizi sanıyorlar. Biz direniyoruz. Elimizde ne imkan varsa onu kullanarak direniyoruz. Diyalog kapıları sonuna kadar açık, müzakere yapmak isteyen şu an itibariyle muhatabı olduğunu bilecek. Bu zor politikası ile bize katliamı dayatanlara biz dur diyeceğiz.” Diye belirtti.

 

DEMİRTAŞ: PARTİMİZİ HALKIMIZA DÜŞMAN İLAN ETTİLER

HDP’nin halka düşman ettirildiğini iddia eden Demirtaş, “Telaşla panikle ortalığa düşmüşler HDP’yi karalamak için insanları katlediyorlar. Biz atalarımızın ve dedelerimizin katliam öyküleri ile büyüdük. Benim çocuğum artık benim gibi bu öykülerle olsun istemiyorum. Ben kendi çocuğuma işkence ve zulüm dönemini bırakmayacağım. Kim çocuklarına kıyabilir ki. Bugün Türkçülük bayrağı altında bileşmiş bütün güçler bu eşitlik özgürlük davasına inan herkesin desteğine ihtiyacımız var. Bu bir seçim yarışı meselesi değildir. Partimizi halkımıza düşman ilan ettiler. Bizim eksikliklerimizden faydalanarak gemisini yürüttü bunlar.” Dedi.

 

“YENİ YÜZYILDA DEVLET DEMEK ZALİM VE ZORBA DEMEKTİR”

Demirtaş sözlerini şöyle sürdürdü: “Partili olmak zorunda değilsiniz ama adaletli ve vicdanlı olmak zorundasınız. Kimseye bize oy verin demeyiz. Hiç kimse bir oy ile şereflenmez, bir oy vermemekle de şerefsizlikle de suçlamayız. Şeref sadece bir parti ile olmaz. Siyasi partiler gelip geçicidir. Bu zor, zahmetli günlerde bizi yalnız bırakmaya halkımızın siyasi öncülüğünü yapmaya devam edeceğiz. Karşımızdaki güç sadece zora dayanarak ayakta duruyor. Çekin altlarındaki tankı topu, hiçbir şeyleri kalmamış olacak. Artık sadece tehdit ediyorlar. Hiçbir çözüm projeleri yok. Savcıyı, mahkemeyi, gazeteciyi tehdit ile ayakta kalıyor. At izi, it izi birbirine karıştırıldı. Böyle bir ortamda yürümeye çalışıyoruz. Barış devletten gelmeyecektir. Toplum bunu kendi içerisinde kuracaktır. Yeni yüzyılda devlet demek zalim ve zorba demektir. Sadece sözün bitmediğini bir kez daha haykırmak için buradayız. Bizim sözümüz kılıçtan daha keskindir. Doğruyu savunmaya devam edeceğiz.” Toplantı yapılan konuşmanın ardından basına kapalı olarak devam etti. 


ŞEHRİVAN SİYASET: ÖNDER ALTINAL

Güncelleme Tarihi: 29 Mart 2016, 11:09
YORUM EKLE