KCK tahliyelerinin öncesi ve sonrası

Devletin ve hükümetin çözüm sürecine dair gerçekleştirdiği alt yapı çalışmalarının son aşamasından hemen sonra Abdullah Öcalan’ın 21 Mart’ta Diyarbakır’da okunan nevruz mesajıyla, toplumsal barış bir umut olmaktan çıkıp önemli bir gerçekliğe dönüştü.

KCK tahliyelerinin öncesi ve sonrası

Devletin ve hükümetin çözüm sürecine dair gerçekleştirdiği alt yapı çalışmalarının son aşamasından hemen sonra Abdullah Öcalan’ın 21 Mart’ta Diyarbakır’da okunan nevruz mesajıyla, toplumsal barış bir umut olmaktan çıkıp önemli bir gerçekliğe dönüştü.

Van 5. Ağır Ceza Mahkemesi, 29 Martta Van Belediye Başkanı Bekir Kaya'nın da aralarında bulunduğu 8'i tutuklu 13 sanığın tutuksuz yargılanmak üzere tahliyesini kararlaştırdı.

İçinde bulunulan çözüm sürecinin ve yoğunlaşmış toplumsal barış arayışlarının neticesinde böyle bir tahliye kararının çıkmış olması umudu bir kez daha arttırdı.

Van’daki duruşmadan çıkan tahliye kararını öncesi ve sonrasıyla değerlendirmek gerekiyor.

BDP Eş Başkanı Gülten Kışanak Nuçe TV’ye yaptığı açıklamalarda;  Mevcut yasalarda Öcalan yasa dışı bir örgüt lideri olarak görülüyor. Bununla kim niye görüşüyor diye bir savcı çıkıp dava açarsa ne yapacağız. Bunun için yasal güvence istiyoruz, sürecin yürümesi için bu çok önemlidir.” Diyerek süreçle ilgili yargı kanadından duyduğu endişeyi dile getiriyordu.”

BDP kanadının yasal güvence beklentisini içeren bu açıklamadan sonra Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in; “Bir savcı çıktığında, 'siz niye Türkiye'ye barışı getirmeye çalışıyorsunuz diye hesap mı soracaktır? Akan kanın, gözyaşının dindirilmesi için niçin gayret ediyorsunuz diye mi soracaktır? Bu suçsa ben bu suçu işliyorum burada” diyerek ezberleri bozuyor, hukuka sebep-sonuç ilişkileri bakımından konjonktüre uygun bir yol gösteriyordu.”

Tüm bu konuşmalar kamuoyu önünde gerçekleştikten sonra, Van Cumhuriyet Savcısının basına yansıyan PKK’nın eylemsizlik haline dayalı şartlı tahliye talebi yukarıdaki karşılıklı süreci özetliyordu; Esas hakkındaki mütalaamızda, tüm sanıkların örgüt üyeliğinden mahkumiyetlerini istedik. Tutuklanmaları aşamasında, üyesi oldukları iddia edilen terör örgütü PKK'nın şiddet eylemlerini devam ettiriyor olması, sanıkların da bu olayları destekleyeceği ve gerçekleştireceği kanaatiyle tutuklanmaları gerekçe gösterildi. Bugün gelişen ortamda örgütün eylemlerine son vermesi, en azından durdurmuş olması, Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği’mizce dikkate alınmıştır. Sanıkların, toplum barışını bozacak şekilde düzenlenen eylemlere katılmalarını gerektirecek bir ortam olmamasından tutuksuz yargılanmaları esastır. Bu nedenle tüm sanıkların tahliyelerini talep ediyoruz."   

Açıklamaların hepsi gayet net ve anlaşılır. Yukarıdaki açıklamalarda hükümetiyle, yargısıyla yasama organının çoğunluğuyla ve  temsilde azınlıkta olsa da  sorunun çözüm sürecindeki etkinliğiyle Ana Muhalefet görevi gören BDP’siyle Türkiye büyük bir samimiyet sınavını Van’daki KCK tahliyesiyle hem vermiş hem de sürece olan inancın erksel boyutu da gözler önüne serilmiştir.

Davanın hukuksallığını ve konjonktüre dayalı hukuki esas ve usulleri hukukçular bilimsel açıdan mutlak suretle inceleyecektir. Ancak Kuvvetler Ayrılığının esas olduğu bir sistemde bu Kuvvetler toplumsal barış için ‘de facto’ bir şekilde ortak bir tavır sergileyebiliyorlarsa Türkiye önemli bir eşiği aşmış demektir.

KCK tahliyelerinin hemen sonrasında Van Valisi Münir Karaloğlu’nun Twitter’dan attığı "Van Belediye başkanı Sayın Bekir Kaya ve arkadaşları tahliye oldu başkana geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum"  mesajı, sürecin bütüncül ilerlediğini ve geri dönüşü olmayan bir toplumsal barış yolunda olduğumuzu da göstermekte.

 

CAN OZAN TUNCER yazdı...

Güncelleme Tarihi: 31 Mart 2013, 18:23
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER