Böyle özür olmaz Serdar!

Hürriyet Yazarı Ahmet Hakan Serdar Ortaç'in Ahmet Kaya'dan özür dilemesi üzerine yazdı.

Böyle özür olmaz Serdar!

AHMET HAKAN / HÜRRİYET

Sırf “Kürtçe şarkı söyleyeceğim” dediği için Ahmet Kaya’yı linç etmeye kalkan popüler kültür faşistlerinin en başında yer alıyordu Serdar Ortaç...

Çatal-bıçak fırlatmalar, dellenmeler, parmak sallayarak şarkı söylemeler falan...
Sene 1999 idi, mevsim sonbahar...

Dün baktım gazetelere...
Hepsi ağız birliği etmişçesine “Serdar Ortaç’tan tarihi özür” başlığını atmış.
Şöyle bir göz gezdirdim satırlara, “Nasıl dilemiş özrü” diye...
Çıkan sonuç şu:
Yaptığı terbiyesizliğin ve ayıbın şiddeti “bin” ise, dilediği özrün ve pişmanlık ifadesinin şiddeti “bir”.

Şunları söylüyor Serdar Ortaç, özür açıklamasında:
Hepimiz bazı şeyleri yanlış biliyorduk. 
Bana bazı şeyler yanlış öğretildi ve geçmişte bazı hatalar yaptım. 
Başta ben olmak üzere hepimiz pişman oluruz yaptıklarımızdan.

Serdar Ortaç’a şunları söylemek isterim:
Delikanlı gibi “pişmanım” de Serdar Ortaç! “Hepimiz” falan diyerek bireysel pişmanlığına bizleri alet edip yükünü hafifletmeye kalkma.
Bizi kendi olayına karıştırma Serdar Ortaç! Konuşacaksan kendi adına konuş... Müziğinden falan söz ederken hep “ben” diyorsun da, pişmanlığından söz ederken neden “biz” diyorsun ki?

Hepimiz yanlış biliyor olsaydık bile, hepimiz senin gibi çatal-bıçak gecesinin yıldızı olmadık Serdar Ortaç! Senin asıl sorunun yanlış bilmek değildi... Senin asıl sorunun, yanlış bildiğin şeyler üzerinden ayıplı eylemler yapmandı. Olacaksan bunun için pişman ol.
Özür böyle dilenmez Serdar Ortaç! Nasıl aslanlar gibi o gecenin yıldızı olduysan, aslanlar gibi özür dilemeyi de bileceksin... 
Çıkıp “Gaza geldim, dellendim, parmak salladım, bir popüler kültür faşisti olarak, ortamdaki tüm popüler kültür faşistlerini gaza getirdim, özür dilerim” diyeceksin Serdar Ortaç! Başkası kurtarmaz.

İki açıklama

HÜSEYİN ÇELİK: AK Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik aradı... “Ben televizyon programında durup dururken Devlet Bahçeli’nin evladı yok, evlat acısı bilmez demedim, o cümlenin başı var” dedi ve ekledi: “12 Eylül’den önce MHP’liler Demirel ve Ecevit için ‘Evlatsızlar, evlat acısını bilmez’ derlerdi. Bunu anımsattım ve şöyle dedim: ‘Sayın Bahçeli’nin evladı yok, bildiğim kadarıyla hiç evlenmemiş. Başkalarının çocuklarının kanı üzerinden hesap yapmasın”. Çelik aynı programda, “Ülkücü gençliği sokaklara dökmediği için Bahçeli’yi takdir ediyorum” dediğini de söyledi.

MUAMMER GÜLER: İçişleri Bakanı Muammer Güler, “yazılı” bir açıklama göndermiş... Güler’in açıklaması şöyle: “Köşenizde ‘haftanın komiği’ başlığı ile yer alan yorum ve değerlendirmenizi üzüntüyle okudum. Yaptığım açıklamayı sanki 21 Mart günü Diyarbakır’da okunan mesajla aynı anda yapılmış bir açıklama gibi sunmanız ve bunun üzerine yaptığınız yorumlar size, üslubunuza ve gazetecilik anlayışınıza hiç uygun düşmemiştir. Doğrusu bu duruma üzüldüğümü ve şahsınıza hiç yakıştıramadığımı özellikle belirtmek isterim. ‘Haftanın komiği’ ve ‘şaşkın’ ifadeleri, tenkit boyutlarını aşan, şahsımı ve makamımı rencide edici yakıştırmalardır. Bunları kabul etmem asla mümkün değildir”.

Mazlum çocuklar

MERVE Kavakçı’nın küçücük çocukları, Merve Kavakçı’nın linç edildiği günlerde okullarında “Türkiye laiktir laik kalacak” sloganlarıyla karşılanmışlardı.
Bir utanç günüydü...
Ama o utancı sadece “bazıları” yaşadı.

Mustafa Balbay’ın çocukları, Mustafa Balbay’ın 4 yılı aşkın bir zamandır zindanlarda çürütüldüğü bir zamanda, okullarında “teröristin çocukları” muamelesi görüyor ve anneleri çocuklarını okuldan almak zorunda kalıyor. Bu da bir utanç anıdır...
Ama bu utancı da sadece “bazıları” yaşıyor.

Utanılacak şeyler karşısında hep birlikte utandığımız gün...
Karanlıklar aydınlığa çıkar.

Başka türlüsü imkânsız...

Taksici Bakan

ULAŞTIRMA Bakanı Binali Yıldırım, bir televizyon programı için taksici olmuş.
Taksiye binen vatandaşlarla taksi şoförü kimliğiyle sohbet etmiş, dert dinlemiş, propaganda yapmış, polisler tarafından çevrilmiş falan...

Son zamanlarda...
Bakanlar, milletvekilleri, daire başkanları, genel müdürler, kendilerini o kadar çok eskortlarla, polis arabalarıyla, siren sesleriyle var etmeye başladılar ki... Bir televizyon programı vesilesiyle de olsa...
Bakan Binali Yıldırım’ın “halkın arasına karışması”nı sempatiyle karşılamaktan kendimi alamadım.

Ferhat Göçer tahribatı (iki)

NE zaman televizyonu açsam...
Ferhat Göçer’in Türk Telekom için bağırdığı “Memleketim” adlı şarkıya denk geliyorum.
Televizyon sesini kısmaktan mecalsiz kaldım. Kumandanın “mute” tuşu, inceden yıpranmaya başladı.

Reklam televizyon ekranında her belirdiğinde bünyemde şu türden istekler oluşuyor:
“Ferhat Göçer’in avaz avaz bağırarak Memleketim şarkısını söylediği bir dünyaya çocuk getirmek istemiyorum” diye haykırmak istiyorum.
Ferhat Göçer’in bağırışını her duyduğumda tıpkı reklamda sözü edilen fiber optik kablolar gibi dünyanın çevresinde dört kez dönmek istiyorum.
Bilmiş bir eda ile “Tacize uğramayan bir kulağımız kalmıştı, onu da Ferhat Göçer halletti” demek istiyorum.
“Ferhat Göçer’in ‘memleketim’ diyerek avazı çıktığı kadar bağırmasının arkasında reklamını yaptığı şirketin yüzde 55’inin yabancı sermayeye ait olduğu gerçeğini bastırmak dürtüsü yatıyor olabilir mi?” diye sormak istiyorum.
“Sansüre bir tek Ferhat Göçer’in haykırışına maruz kalmamak için ‘he’ derim” şeklinde bir racon kesmek istiyorum.
Hükümete “Hani ‘işkenceye sıfır tolerans’ olacak idi, bu ne?” diye çıkışmak istiyorum.
Ferhat Göçer’e “Kardeş, sen en iyisi git mevlit oku” diye gaz vermek istiyorum.
Hani Esra Ceyhan, ‘uçan adam Sabri’nin ekrandaki uçma girişimi karşısında yapay bir şaşkınlıkla “Sabri Bey ne yapıyorsunuz” diye tepki göstermişti ya... Ben de “Ferhat Bey ne yapıyorsunuz” diye tepki göstermek istiyorum. 
Ahalimize “Şarkıcı çok bağırınca alkışlamak huyundan vazgeçsek” diye öneride bulunmak istiyorum.

Öcalan sopası

“KANDİL” olmazlanıyor mu?
Hükümet kanadı hemen atağa geçip “Öcalan sopası”nı gösteriyor.
Söylediği şu:
“Hop Kandil! Ayak sürüme... Öcalan’ın iradesine gölge düşürme... Rol çalma... Hizaya gir”.

“BDP” terslik mi çıkarıyor?
Hükümet kanadı yine atağa geçip alıyor eline “Öcalan sopası”nı...
Söylediği şu:
“Hop BDP! Öcalan’ın mesajını iyi okumadın galiba... İyi oku... Öcalan’ın iradesine gölge düşünme... Hizaya gir”.

Kısacası...
Hükümet, “Kürt kanadı”nı, “Öcalan sopası”’ ile hizada tutmaya çalışıyor...
Ki bu da memleketimiz açısından hayli yeni ve hayli tuhaf bir durum.

Güncelleme Tarihi: 30 Mart 2013, 11:29
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER