Türkiye 'nin 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM'de yemin eden 12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 'a görevini devrediyor. Cumhurbaşkanlığı devir teslim töreni için Çankaya Köşkü'nde tören düzenleniyor. Törene Türkiye'ye gelen 90'dan fazla yabancı temsilcide katılıyor. Törende, 15 ülkenin cumhurbaşkanı/devlet başkanı, 6 ülkenin meclis başkanı, 12 ülkenin başbakanı, 3 ülkenin cumhurbaşkanı yardımcısı, 7 ülkenin başbakan yardımcısı, 40 civarında ülkenin bakanları, uluslararası örgütlerden de dokuzunun temsilcisi hazır bulunuyor.Gül, törene katılan davetlileri kapıda karşıladı.

12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eşi Emine Erdoğan ile birlikte Köşk'e geçti.  Erdoğan, Köşk'ün giriş kapısında atlı birlikler tarafından karşılandı. Kendisini bekleyen Sancak ve Onur Kıtası'nı selamlayan Erdoğan çiftini Büyük Şeref Kapısı'nda 11'inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eşi Hayrünnisa Gül karşıladı. Halef-selef Cumhurbaşkanları ve eşleri başbaşa görüşme yaptı.

40 YILLIK DAVA ARKADAŞIMA DEVREDİYORUM

Devir-teslim töreninde ilk olarak 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül konuştu. Gül konuşmasında görevini Erdoğan'a devretmekten büyük şeref duyduğunu belirterek şunları söyledi:Sayın Cumhurbaşkanı, değerli hanımefendi, ekselanslar, hanımefendiler beyefendiler… 7 yıl süreyle üstlenmiş olduğum cumhurbaşkanlığı görevini bugün cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a devretmekten büyük bir şeref duyuyorum.  Bugünkü törenin önemli bir özelliği var. Türk halkı tarafından 12’nci cumhurbaşkanı seçilen Sayın Recep Tayyip Erdoğan, değerli kardeşimle 40 yılı aşan bir dava arkadaşlığımız dostluğumuz ve beraber çalışma mesaimiz var. Yarım asra yaklaşmış demek. Dolayısıyla böyle bir arkadaşıma devrediyorum. 
Üstün liderlik ve yöneticilik yeteneklerini, ülkesine ve insanlığa hizmet heyecanını hakka olan inancını en yakından bilenlerdenim. Son 14 yıl boyunca ise önce partimizi beraber kurduk, sonra da yönetimde değişik pozisyonlarda beraber çalıştık. Gururla söylemeliyim ki bu 12 yıl cumhuriyet tarihimizin en parlak dönemleri arasında yer aldı. Birlikte tarihi ekonomik siyasi sosyal reformlara dönüşümlere imza attık. Bölge ve dünya barışına küresel sorunların çözümüne el birliği içinde katkıda bulunmaya çalıştık. Sayın cumhurbaşkanı, değerli kardeşim Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin değerli mesafeler kat edeceğine inancım tamdım. Bu sefer de görevimi devrederken müsterihim. Tıpkı başbakanlık görevini devrettiğim gibi. Sayın cumhurbaşkanının liderliğinde güçlü ve istikrarlı bir Türkiye’nin, dünyanın ve bölgenin istikrara kavuşmasında büyük katkı sağlayacağına inanıyorum.

AİLESİNİ TEŞEKKÜR ETTİ
Sayın cumhurbaşkanı ve değerli kardeşim, bu vesileyle doğrusu bir teşekkür etmek istiyorum, aileme olacak. Önce anneme babama, sağlık sıhhat diliyorum. Sonra eşime, benim çok yükümü çekti. Siyasi hayatımda şerefle Kayseri’yi temsil ederken, hiç eve uğramadığımız dönemde çocukları hep ona emanet ettim. O zaman hiç unutmam, ben o zaman milletin çocuklarını kurtarıyorum, bizim çocukları da sen kurtaracaksın dedim ve çok şükür bunu en güzel şekilde yaptı. Daha sonra da, tabi ki bizlerin eşlerinin de görevleri oluyor. Devletimizi ve milletimizi temsil söz konusu olduğunda her türlü titizliği, her türlü olağanüstü gayreti gösterdi ve buna da sizler şahitsiniz. Bundan dolayı da önce kendisine, çocuklarıma, kardeşlerime, yakın akrabalarıma ve yakın arkadaşlarıma teşekkür etmek istiyorum. 

SEÇİLMİŞ CUMHURBAŞKANI VURGUSU 
Daha sonra ise kürsüye 12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geldi. Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesine vurgu yapan Erdoğan şunları dile getirdi: Türkiye Cumhuriyeti'nin 12’nci Cumhurbaşkanı olarak göreve başladığım bu ilk saatlerde, aziz milletime sonsuz şükranlarımı sunuyorum. 91 yıllık cumhuriyet tarihimizde, hatta diyebilirim ki 2 bin yıllık Türk tarihinde, ilk kez devletin başındaki isim, milletimizin sandık başına gidip tercih yapmasıyla, yani doğrudan doğruya kendi tercihiyle bir cumhurbaşkanı belirlenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin 12’nci Cumhurbaşkanı olmanın mutluluğunu hissettiğim bu ilk saatlerde, halkın oylarıyla seçilmiş ilk cumhurbaşkanı olmanın da iftiharını yaşadığımı ifade etmek istiyorum. Sorumluluğumun çok daha fazla artığının bilinci içerisindeyim. Gerek 2007’deki anayasa değişikliğine yüzde 69 ile evet diyen, 10 Ağustos’ta yüzde 52’yle oy vererek şahsıma bu tevdi eden milletime teşekkür ediyor, emanetlerine sımsıkı sahip çıkacağımı vurgulamak istiyorum.

40 YILLIK DAVA ARKADAŞLIĞIMIZ TAÇLANDI

Türkiye Cumhuriyeti’nin 11’nci Cumhurbaşkanına, Değerli dava arkadaşıma, yedi yıldır başarıyla yürüttüğü bu kutlu vazifeden dolayı, şahsım ailem ülkem ve milletim adına özellikle şükranlarımı sunuyorum. Şahsım başbakan olarak, Sayın Gül de cumhurbaşkanı olarak yedi yıl boyunca uyum ve koordinasyon içinde Türkiye’ye çok büyük hizmetler ve eserler kazandırdık. Yol arkadaşları olarak kendilerinin de ifade ettiği gibi 40 yılı mütecaviz bir süre, kolay değil. Birlikte olmanın sorumluluğu içerisinde geldiğimiz bu nokta eserlerle, bunu taçlandırmanın geldiği bir noktadır. İşte Türkiye’ye çok büyük hizmetler ve eserler bu anlayış içinde kazandırıldı. Çok uzun bir yürüyüşteki yol arkadaşları olarak, sayın Abdullah Gül’ün bilgi ve tecrübesinden ifade etmek arzusunda olduğumu belirtmek isterim. Bundan sonraki çalışmalarında da ailece mutluluk ve başarılar diliyorum.

BİR DÖNEM KAPANIYOR

Demokrasinin insan hak ve özgürlüklerinin yükseltilmesi için çok büyük reformlar gerçekleştirdik. Her bir reform, yeni bir reformun kapılarını bizlere araladı. Yaptığımız her bir değişiklik, daha büyük değişimlerin yolunu açtı. Cumhurbaşkanının doğrudan doğruya halk tarafından seçilmesi, aslında bir dönemin kapatılması meselesidir. Bugün kapanan dönem eski Türkiye dönemidir. Kapıları ardına kadar açılan yeni dönem ise cumhuriyetimizin ilk yıllarındaki öz ve ruhu taşıyan yeni Türkiye, büyük Türkiye dönemidir. Eski Türkiye’de çeteler vardı, vesayet vardı, siyasetin üzerinde engeller tehditler vardı. Eski Türkiye’de istikrarsızlık şüphe ve tereddüt vardı. Adım adım gerçekleştirdiğimiz her bir reformla bu sorunları hamd olsun geride bıraktık. En son cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle milli iradenin zaferini de dünyaya böylece ilan etmiş olduk. Bugünden itibaren, kamplaşma ve kutuplaşmaya fırsat vermeden, cumhuriyetimizin kuruluşunun yüzüncü yıl dönümü olan 2023 hedeflerine Seçilmiş cumhurbaşkanı ve seçilmiş hükümet, el ele vererek ekonomiyi daha hızlı şekilde büyüteceklerdir. Toplumsal refah artırılacak, farklılıkları birer zenginlik olarak görmekse suretiyle kardeşçe buluşmalar sağlanacaktır. AB’ye yürüyüşü daha kararlı şekilde devam edecektir. Demokratik reformlarımız hız kesmeyecek, çözüm süreci olmak üzere 77 milyonun birliği ve bütünlüğü daha güçlü şekilde tesis edilecektir. Türkiye’nin dış politikasında ana eksen barış dayanışma ve refahtır. Türkiye’nin hiçbir ülkenin topraklarına, iç işlerinde asla gözü yoktur. Planı projesi yoktur. Başta komşularımızla, yer yüzünün her karışında barışın ve refahın egemen olmasını arzuluyor, dış politikamızı da bu şekilde şekillendiriyoruz. Zulmün karşısında durmayı ana eksenimiz olarak görüyoruz. Filistin davasına çok güçlü şekilde sahip çıkmamızın nedeni ölenlerin insan olmasıdır. Suriye meselesinde bir milyon iki yüz bin insana kucak açmamızın sebebi en önce onların insan olmasıdır. Şu anda 200 bini aşkın insanın öldürülmüş olduğu Suriye’ye sessiz kalamayız, kalamazdık. Bunu insani ve vicdanı bir sorun olarak addediyor, siyasetin sorumluluğu noktasında da siyasetin merkezine özellikle oturtuyoruz. Bizim için etnik kökenlerden, dillerden, derilerinin renklerinden, petrolden altından elmastan öte insan vardır, can vardır.

YENİ TÜRKİYE'NİN İNŞAASI İÇİN GÜL İLE BERABER YÜRÜYECEĞİZ

Türkiye Cumhuriyeti 29 Ekim 1923 tarihinde kurulmuş, aynı gün TBMM Gazi Mustafa Kemal’i ilk cumhurbaşkanı olarak seçmişti. Gazi Mustafa Kemal seçilmesinin hemen ardında Meclis’te yaptığı konuşmasını şu ifadelerle tamamlamıştı “Milletin teveccühünü daima dayanak noktası sayarak hep beraber ileriye gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır” Gazi’nin bu sözleri o zaman uzun uzun alkışlanmıştı. Dönemin Yozgat Milletvekili Avni bey, genel kurulda bir dua yapılsın önerisinde bulunmuş ve Karamürsel mebusu Kamil bey tarafından bir dua yapılmıştı. Evet ilk cumhurbaşkanımızın, Gazi Mustafa Kemal’in de ifade ettiği gibi milletin teveccühü her zaman dayanak noktamız olacaktır. 
Misafirlerimize katıldıkları için özellikle tekrar tekrar teşekkür ediyor, aziz milletime de şükranlarımı sunuyorum. Tabi 11’nci cumhurbaşkanımızla, hani bizim bir şarkımız var “beraber yürüdük biz bu yollarda” biz bu yollarda yağmur demeden kar kış demeden beraber yürüdük. İnşallah yeni Türkiye’nin inşası yolunda yeniden inşallah beraber yürüyeceğiz. 
Allah yolumuzu açık etsin. Allah yar ve yardımcımız olsun. Allah utandırmasın diyor, hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Tören sonunda Erdoğan Gül'e Devlet Şeref madalyası taktim edip askeri törenle uğurladı.

Editör: TE Bilisim