-Baba bana bir masal okur musun?

-Olmaz, hem daha dün okudum. Yarın bakalım olur mu?

-Babaaa! Bana biraz annemi anlatır mısın?

 

-Off, Çınar her akşam dinliyorsun zaten yetmedi mi? Yarın erken kalkacaksın.

-Lütfen baba, bugün de anlat hadi lütfen…

 

-Peki? Peki ama neyini anlatayım annenin?

-Nasıldı annem, güzel miydi?

 

-Güzel mi? Güzellik onda anlam kazanmıştı adeta. Gülmek onun  yüzünde basit bir eylem değildi. Onun yüzünde gülmek; bir devinimdi, ihtilaldi, isyandı açlığa ve hürriyete coşkuydu.

 

Gülerken onun yüzünde beliren çukurları sadece gamze diyerek geçiştiremezsin sen. O gamzeler Bir faninin ebediyete intikalinde gömülmek isteyeceği son duraktı. O gamzeler yeniden doğuştu.

 

Ölümlerden sıyrılıp, esaretten kurtulup özgürlüğe kavuşmanın başlangıç noktasıydı.

 

-Bu kadar hadi yat artık…

 

Baba lütfen biraz daha anlat, hem sen anlatırsan belki bu gece rüyamda görürüm onu. Becerikli miydi annem, nasıldı?

 

Hem de ne becerikli. Tez canlıydı , bir işi yarım bırakmayı hiç sevmez hatta çoğunlukla aynı anda iki işi beraber yapardı. Temizlik yaparken ocakta yemeğini kaynatabilir, üstüne bir de telefonla konuşabilirdi. Çalışkandı, girdiği her ortamda fark edilir, diliyle herkesi ikna edebilirdi. Tatlı dilliydi. Güler yüzlüydü. Yalan konuştuğuna şahit olmadım hiç. İnce fikirli, fedakar ve bakımlıydı. Tamam yeter artık hadi örtüyorum üstünü.

 

Babaa, lütfen ama. Tamam söz, birazcık daha.

 

Çınar lütfen ama… Offf!… Tamam düşürme yüzünü. Neyi merak ediyorsun başka, sor bakalım.

 

Çok mu sevdin onu? Ya da o seni?

 

Sevmek ne demek. O nasıl kelime. Ben onda muhteşemliğin vücut bulmuş haline şahit oldum. Bugün çıkıp gelse bana dünyaları verir. Çok sevdik biz birbirimizi, hiç kanmadık. Hiç doymadık birbirimize. Ellerimiz tutamadı yeterince birbirini, kokumuz sarmadı, saçlarında çok dolaşmadı ellerim.  Pişmanım evlat, çok pişmanım. Her gün sabah onunla uyanmadığım için, daha çok sevdiğimi söylemediğim için. Gözlerine daha çok bakmadığım için. Başını omzumda daha çok yatırmadığım için, sevdiği yemekleri yapamadığım, beğendiği filmleri izletemediğim , görmek istediği yerleri gösteremediğim, giymek istediklerini alamadığım için çok pişmanım. Ben onu çok sevdim Çınar ‘ım. Hem de çok fazla. Hiç mi kusur olmazdı bir insanda. Onda yoktu be oğlum. Gerçekten yoktu işte. Biz birbirimizi ilk günkü aşkla son demine kadar sevdik.

 

Baba, baba ağlıyor musun,? N’olur ağlama eminim o da senin için aynısını düşünüyordur. Hadi gel bu gece beraber yatalım.

 

………………..

 

ANAHTAR

 

Aynı gökyüzünün altında buluşabiliriz seninle,

Ben illaki ellerini mi tutmalıyım?

 

Ya da gökkuşağının altından geçebiliriz mesela

Tüm olup biten geçmişlere inat.

 

Şehrimize gelen tüm yağmurlarda

Birbirimize selamlar da gönderebiliriz.

 

Emek verip ilmik ilmik dokumalıyız sevdamızı

Nasır tutan yüreklerimizin hatırına.

 

Geceleri üçüncü şahıslara inat uykuya dalmalıyız sonra

Ağzımızda nakaratlarını bildiğimiz özlem türküleri dolaşmalı.

 

Ümit duymalıyız yarınlarımıza, bizli geleceklerimize.

Bir daha, bir daha baştan sevebiliriz.

Lazım gelen her ne varsa birbirimize

Hece hece, harf harf de verebiliriz.

 

Üzülme hiç sen, gelecek elbet yarınlar

Bilirim, sen de bende kilitlisin

Mümkün değil ki, bulunsun açan bir anahtar

 

MİGREN

 

Başım çok ağrıyınca

Doktorlar migrenin azmış diyorlar.

 

Bilmiyorlar ki

Az olan şeyin sen,

Ağrının da sensizlik olduğunu.

 

Ne zaman migrenin tutsa

Ben ellerini tutmak isterim.

Ve ne zaman bir ağrı kesiciye ihtiyaç duysan

Ben aşkımdan utanırım…