Yazı Detayı
05 Kasım 2018 - Pazartesi 06:21
 
Çocuk ve mahremiyet
Halis KEVE
 
 

Çokta uzağımızda olmayan bir zamanda ve çokta uzağımızda olmayan bir yerde daha 12 sinde bir kız çocuğu, daha kötülük nedir bilmezken bir büyüğünün istismarına uğradı. Kötülüğü en kötü haliyle tecrübe etti. Ve bu durumu yıllarca benliğinde sakladı. Farkına varma becerisinden yoksun olmak küçük kızın birçok değeri kaybetmesine sebep oldu. Kişiliği oluşum aşamasında yara aldı, renkli hayal kuramadı, asosyal oldu, insanlarla ilişki kurmada eksiklik yaşadı, yalnızlaştı. Kimse de onu anlayamıyordu. Ta ki bir zaman geldi, öğretmeni onda bir şeyler fark etti.

 

İstismar, her toplumda görülebilen ve genel itibariyle onay alamayan hal ve hareketleri içermektedir. Literatüre geçen vakalara bakıldığında, istismarcı anne, istismarcı baba, istismarcı abi, istismarcı amca, istismarcı dayı, istismarcı enişte vb kişiler görülmektedir. Bu durum, herkesin potansiyel bir istismarcı olabileceğini ortaya koymaktadır. İstismarın tanımına gelecek olursak bir yetişkinin kendinden daha zayıf ve daha güçsüz bir kimseye fiziksel, cinsel, duygusal ve psikolojik açıdan kötü muamelede bulunmasıdır. Bu basit sözlük tanımı, bu derin olguyu açıklamaktadır. Bir çocuğa yapılan cinsel doyum amaçlı kötü muamele, kuruma yerleşmiş bir engelliye gösterilen şiddet, bir annenin çocuğunu ihmali, ebeveynlerin çocuklarından üstün başarı beklemeleri ve duygusal şiddete maruz bırakmaları istismara girmektedir.

 

İstismar tiplerinden en zor tespit edileni cinsel istismardır. Cinsel istismar, genelde üstü örtülmeye çalışılan, mağdurda derin izler bırakan, müdahale ve iyileştirmeye ihtiyaç duyan bir istismar tipidir. Kız çocuklarının istismara uğrama ihtimali erkeklere oranla daha yüksektir. Bu erkek çocuklarının istismara uğramayacağı anlamına gelmez elbette. İstismarcıların büyük çoğunluğu erkektir, 2-12 yaş çocuklarda istismar vakalarının görülmesi daha sıktır. Her sosyoekonomik düzeyde istismar olayı görülebilinirken istismarcı genelde akraba, arkadaş ve ya bir tanıdıktır yani eve rahatlıkla girip çıkabilen biridir. Öte yandan tanıdık olmayan ve bilinmeyen biri de istismarcı olabilmektedir. Tanıdık istismarcı yabancı istismarcıya göre çocukta daha yıkıcı etki bırakmaktadır. Bunun sebebi çocukların saf duygular ile tanıdığı insanlara yaklaşması ve onlara karşı güven duymasıdır. Ani şekilde gelişen istismar olayı çocuklarda çoğunlukla travma yaratır. İstismarcı, her zaman uygun ortamı ve uygun zamanı kollar. Kimi zaman istismar vakası gelişi güzel gerçekleşir. Mağdur, güçsüz ve savunmasızdır; bir anda müsait duruma düşebilir. Açık alanda bulunmak, yalnız olmak, fiziksel ya da zihinsel engeli bulunmak, istismarı arttıran etkenlerdendir.

 

İstismarın belirtileri denilebilecek bazı durumlar vardır. Bunlar cinsel bölgelerde yara, kızarıklık vb izlerin olması, cinsel bölgenin kaşınması, küçüğün fiziksel yorgunluk ve bitkinlik halleri içinde olmasıdır. Öte yandan küçüğün yaşına ve gelişimine uygun olmayan cinsel konular hakkında bilgisinin olması ve ya merakının olması belirti olabilecek niteliktedir. Çocuk, genelde istismarın olduğu ortamdan kaçınır ve istismarı gerçekleştiren kişiden kaçınır. Ürküntü ve kaygıdan dolayı mağdur çocuk, bedenini koruma güdüsü ile aile ve arkadaşlarının yanında kıyafetlerini değiştirmekte çekingen davranmaya başlaması yine şüpheli davranışlar arasındadır. İstismara uğramış kız çocuklarında gözlenen davranış tepkisi, aşağılık duygusu ve kendine zarar verme davranışları ve içine kapanıklık iken erkek çocuklar agresiflik, sinirlilik halleri, öfke nöbetleri, uyku bozuklukları gibi değişimler yaşar. İstismar yaşamış bireyin uyuşturucu madde bağımlısı olma riski daha fazladır.

 

Anne ve babalar bazı dönemlerde çocuklarına hassasiyetle yaklaşmalıdır. Sorumlusu oldukları çocukların mahremiyet sezgilerini doğru zamanda ve doğru yaşta yaratmalıdır. Doğru zaman ve doğru yaş 3’üncü ve 4’üncü yıllardır. Mahremiyet sezgisi demek, çocuğun temel davranış reflekslerine sahip olması demektir. Çocuklar, temel davranış refleksi kazanarak, temel insani davranışların pratiğini yapmaya başlar. Temel insani davranışlar, utanma, kızma, üzülme, empati duyma gibi temel insani davranışlardır. Bu eğitimde amaç çocuğa mahremiyet kavramını anlatmak ve çocuğa bu kavramı ezberletmek değil, bu insani temel güdüyü kalıcı bir his haline getirmektir. Böylelikle temel davranışları edinmiş birey, karşısındaki insanın düşüncelerine saygı duyacak, onların hislerini kendinde hissedebilecek, onları anlayacak ve onları kırmaktan ve üzmekten çekinecektir. Bu eğitim, çocukların gerekli cinsel bilgiyi edinmelerini de içermektedir.

 

Günümüzde dünyanın her bir köşesinde istismar ile ilgili dehşet uyandıran olaylar yaşanmaktadır. Temel insani davranışlar edinmemiş bireyler, rahatlıkla bir insanın bedenine zarar verip onların canına kıyabilir. Duygu yönetimi merkezli bu eğitim temel bir eğitim olup insani terbiye, insanı davranış edinme ilkelerini içermektedir. Çocuk bu eğitimlerle birlikte kendini savunmayı öğrenir, kendini kötülüklere karşı muhafaza edebilir. Bunlarla birlikte insani duygularını yönetme becerisini kazanır.  

 

Pedagoglar, çocukların erken dönemde tanıması gereken 3 temel kişilik sınırı olduğunu söyler. Bunlar: fiziksel kişilik sınırı, duygusal kişilik sınırı ve zihinsel kişilik sınırıdır. Çocuklar, kendilerini saran hayali bir dairenin varlığına inanmalıdır. Ve bu hayali daireye dokunmak isteyen olursa ya da dairenin içine giren olursa buna müsaade etmemelidir. Bu refleks, erken çocukluk döneminde edinilmesi gereken temel davranış reflekslerdendir. İzin alınmadan odasına girilen çocuk, izin alınmadan tuvalete götürülen çocuk, izin alınmadan giydirilen çocuk, izin alınmadan kucaklanan ve öpülen çocuk, izin alınmadan eşyası alınan çocuk bu temel davranış refleksini edinemez. Hayalindeki daire yakınları tarafından bilinçsizce yok edilmiştir. Duygu ve düşünceleri annesi ve babası tarafından önemsenmeyen çocuk, kendini önemsiz ve değersiz hisseder; yetişkinlikte kendini ifade etmede ve duygularını yaşamakta sorunlar yaşayabilmektedir. Bir çocuğun utanması gerekiyorsa, utanmasına izin verilmelidir; üzülmüşse, üzülmesine izin verilmelidir, böylelikle çocuk kendi kişilik sınırını kendisi çizmiş olur. Utanma! Niye utanıyorsun! Niye ağlıyorsun? Bu kadar bencil olma! Kocaman çocuksun! gibi uyarılar çocuğun duygularına sınır koyar.

 

Çocukluktan beri yetişkinlerin kucağına ve herkesin öpmesine alışmış bir çocuk, ileriki dönemlerde kötü niyetli yetişkinlerin kucağına ve öpücüğüne razı gelebilmektedir. Bu sebeple çocuğu amcanın, halanın, teyzenin dayının kucağına zorla koymak, o senin amcan neden utanıyorsun, o senin dayın kucağına geç bakalım demek her ne kadar art niyet taşımasa dahi sevgi gösterisinde bulunmak ve çocuğu zorla öpmek çocuğun mahrem çizgisini kırmaktadır. Çocuklara karşı yetişkinlerin temkinli davranması gerekmektedir. En makul davranış, çocuğun rızasını alıp çocuğa yaklaşmak, izin alarak sevgi davranışlarında bulunmak ve bunu kısa tutmaktır. Çocuk, istekli değilse ve buna izin vermiyorsa çocuğun öpülmesi ve okşanması doğru değildir. Çocuklar bu tür sevmelerde direnme ve kurtulma tepkisel davranışlarında bulunamaz. Kötü niyetli kişilerden uzaklaşma, direnç gösterme, tepki gösterme yetisi göstermez. Ebeveynler direnç kazandırmak adına çocuğuyla köşe kapmaca, saklambaç, ebelemece, mendil kapmaca gibi oyunları oynayabilir. Bu yönde ilk bilinçlendirme eğitimi ebeveynler tarafından verilmelidir. Ebeveynler çocuklarına bedenleri üzerinde yalnızca kendilerinin söz hakkı sahibi olduklarını bildirmelidir. Tuvalet eğitiminde, üst çıkarma-değiştirmede,  izin istenmeli ve nazik davranılmalıdır. Ve çocuğa, bedeninin özel olduğu htirmeli, hiç kimsenin izinsiz kendisine dokunamayacağı, zorla öpülemeyeceği, zorla kucağa alınamayacağı anlatılmalıdır. Verilen bu kısa bilgilerden sonra çocuğa örnek modeller olarak ebeveynler ön safa geçmeli ve gerekli şekilde davranış sergilemelidir.

 

Çocuk, ev içinde gelişi güzel çıplak ya da yarı çıplak bir şekilde çekinmeden gezinebilmektedir. Özellikle erkek çocuklarda aile bireylerinin erkekliğine vurgu yapması, erkekliği ile ilgili şakaların yapılması ‘göster bakalım pipiyi’ şeklindeki oyunlar çocuğa bilinç düzeyinde zarar vermektedir. Hâlbuki çocuklar özel bölgelerinin hassas bir bölge olduğunu, bu bölgelerinin kendilerine has olduğunu bilmelidir. Genital bölge ile oynanması halinde aşırı tepki vermeleri gerekmektedir. Ulu orta çocuğun altını değiştirmek ya da üstünü değiştirmek çocuğun mahrem çizgisini zamanla kırmaktadır. Mecburi olmadıkça küçüğün altını yalnızca anne temizlemelidir. Farklı kişilerin küçüğün altını temizlemesi küçüğün mahremiyet duygusunu, özel’lik anlayışını kırar. İhtiyaç olması halinde alt temizleme için anne dışında yalnızca bir kişi seçilmelidir. Ebeveynler tuvalet eğitimi vermeli ve üst değiştirme alışkanlığını edindirmelidir. Bu pratik bilgiler, sürekli hale getirilirse çocukta mahremiyet bilinci gelişir ve güçlü bir mahremiyet sezgisi oluşur.

 

Aileler ve bazı yetişkinler, kız ve erkek çocukları özellikle oyun alanlarında birbirinden ayırmaya ve onların birlikteliğini bozmaya çalışır. Sen kızsın oynama! sen erkeksin erkek oyunları oyna! sen kızsın erkeklerle oynama! gibi engellemelerle çocukların iletişim becerileri de engellenir. Engellenen çocuklar, korku ve ürküntü duygusuna kapılıp yanlış davranışlar sergiler, karşı cinse karşı telaş içinde olmaya başlar. El âlem ne der? kaygısı ile çocukların sevimli hareket ve davranışlarına ‘çocukça davranma’ diyerek engel olmak, çocukları sorunlu davranışlara yöneltebilmektedir. Kızmak ve aşağılamak, çocukların duygu yönetimine el koymaktır. Çekingen davranışlar sergilemeye başlayan çocuklar, içine kapanık ve ürkek çocuklara dönerler. Bu durum efendilik diye nitelendirilse de çocuk için riskli bir durumdur. Çünkü uysal ve çekingen çocuklar, istismara daha açıktır. Uysal ve çekingen çocuklar, genelde çevresinden pekiyi alır ancak direnç gösterme ve ses çıkarma davranışlarında bulunamazlar. Bu da çocuk için büyük risk anlamına gelir.

 

İstismar şüphesi gösteren çocuk bireylerin ebeveynleri veya sorumlu bakıcısı uzman desteğine başvurmalıdır. Bilakis istismar olayı uzman desteği alınmadan çözülebilecek bir olay değildir. Aileler, mahremiyet konusunda çocuklarını doğru yaklaşım ile eğitmelidir; bu eğitim bilgi ve hassasiyet gerektiren temel bir eğitimdir. Ancak birçok aile, bu bilgiden ve beceriden mahrumdur. Bu sebeple yapılması gereken yine uzman eğitimci desteği almaktır. Bu konuda destek verebilecek kurum ve kuruluşlar ya da kişiler mevcuttur. Mahremiyet bilgisi göz ardı edilmemesi gereken önemli bir bilgidir. Verilecek bu önemli eğitim ile birçok yanlış engellenebilir ve azaltılabilir. Unutulmamalıdır ki çocuk, güzellik adına edineceği kazanımlar ile hem kendi dünyasını ve hem de bütün dünyayı güzelleştirecektir.

Bir çocuk ile bir dünya güzelliğe…Saygı ve sevgi ile…

 
Etiketler: Çocuk, ve, mahremiyet,
Yorumlar
Haber Yazılımı