Un var, şeker var helva yapsak ya!

Van TSO Shopping Fest’i başlattığında belki kimse Van’ın böyle bir alışveriş cenneti haline geldiğini tahmin etmiyordu.

 

Van YYÜ eliyle ısrarla İran ve diğer ülkelerden yabancı uyruklu öğrenciyi Van’a getirme çabası verildiğinde kimse bugün birçok ülkeden lisans ve lisansüstü öğrencinin akın ettiği bir uluslararası üniversite olayını hesap edemiyordu bile.

 

Defalarca açılışı yapılan Kapıköy için modernizasyon yapılacağı konuşulduğunda, Fatih Çiftci bakanlıkta bunun mücadelesini verip TOBB ile ciddi bir kavgaya giriştiğinde insanlarda olayın bu noktaya geleceği düşüncesi yoktu.

 

Burhan Kayatürk, herkes karşı çıkarken ısrarla Tekstilkent’i yapmak için yedi düvele karşı bir kavga verdiğinde onun bu yatırımı neden bu kadar ısrarla savunduğu konusunda büyük tartışmalar sürdürüyorduk.

 

DAKA, İran ile karşılıklı iş birliği toplantıları düzenleyip, fikir toplantılarına muazzam fikir yatırımları yaparken birçoğumuz bunun çok da farkında bile değildik…

 

Ama ne oldu?

Çok değil 1-2 yıl içerisinde dengeler tam anlamıyla değişti!
Van tanıtımda da, turizmde de çok farklı bir evrildi.

 

Hatta şöyle söyleyeyim yıllardır yüzü batıya dönük olmasına rağmen, yüzünü hiçbir zaman doğuya dönmeyenen batının tepkisizliği bizi farklı bir sürece itti.

Van TSO Başkanı Necdet Takva ve ekibi sayısız kez İran’a çıkarmalar yaparken…

Van’da İranlı esnaflar ve tüccarlar için temsilcilik kurarken…

 

İran’ın Van’a komşu kentlerinde önemli lobi faaliyetleri yütürken işler çok farklı bir noktadaydı.

Sonra alışveriş festivaliydi, karşılıklı ziyaretlerdi derken İran ciddi ciddi Van’ın geleceği ile ilgili kritik bir role evrildi.

 

İranlı turistler çok büyük sıkıntılar yaşayan kentin esnafılarına can suyu oldu.

Daha önceki yıllarda sadece Nevruz tatilinde Van’a gelen ve Van’ı bir geçiş süreci olarak kullanan İranlılar Van’da araçları bırakıp uçaklarla Van’dan İstanbul, Antalya gibi kentlere geçiyorlardı.

 

Bu kadar fikir, düşünce, lobi yatırımından sonra Van’daki alışveriş festivaline katıldılar.

Sonra Van’da alışveriş yapmaya başladılar.

 

Sonra alışveriş işini biraz daha öteye taşıdılar.

Sonra bu işi deyim yerindeyse çılgınlığa dönüştürdüler.

 

Esnafın büyüme hızını, gelecek planlarını, yatırım hedeflerini bile dönüştürdüler.

Kentin büyümesinde pay sahibi oldular.

 

Şimdi çok acayip bir noktadayız!

Gerçekten Van’ın ekonomisini konuşurken İran’dan bağımsız bir şeyler söylemek mümkün değil.

 

Olması gereken de buydu zaten.

Van bu noktada söz sahibi bir noktada olmalıydı.

 

Van bu noktada potansiyelini kullamalıydı.

Van güçlü bir sınır kapısına sahip olmalıydı.

Van sektörel bazda potansiyeline göre yatırımların ve ticaretin planlamasını yapmalıydı.

Öngörülü isimler buna vesile oldular işte.

 

Şimdi İranlılar Van bir geçiş değil destinasyon merkezi olarak kullanıyorlar.

Alışveriş yapmakla yetinmiyorlar.

Tatil yapmaya da geliyorla.

Eğlenmeye de.

 

Yazın da buradalar, kışın da.

Dev organizasyonlarını burada düzenleyip büyük etkinliklerin planlamalarını yapıyorlar.

Esnaf da bu duruma göre şekilleniyor.

 

Hatta kentin ekonomik girdi/çıktıları hatta ihracat ve ithalatı da.

Son dönemlerde tekstil ürünleri ihracata konu sektörlerin başını çekiyor.

Van’dan çıkan tekstil ürünleri İran’a akmaya devam ediyor.

 

Şimdi anladık mı Tekstil Kent neden önemliymiş?

Şimdi anladık mı Kapıköy’ün modernizasyonu neden şartmış?

Şimdi anladık mı buraya neden İranlı, Iraklı, Suriyeli öğrenciler çekilmeye çalışılıyormuş.

Şimdi anladık mı DAKA niye bu kadar uzun uzun Van-İran üzerien konuşuyormuş.

Bunların hepsinin cevabını 2017 istatistikleri veriyor.

 

Gelen turist sayısı da…

İhracat kalemleri de…

Kentteki yabancı uyruklu öğrenciler de…

 

Tekstilkent’te üretim yapmak için sıra bekleyen firmalar da veriyor.

Bugün koca koca firmalar Tekstilkent’te üretim için sıra bekliyorsa bunun sebebi burada bir ışık olduğundandır.

 

Kimse hiçbir yere ‘babasının hayrına’ yatırım yapmıyor.

Kimse Van’ı çok sevdiği için buralara koşmuyor.

 

Bakın bir örnek vereyim: Türkiye’nin önemli holdinglerinden birisi olan MNG holding, Türkiye’de farklı sektörlerde yaptığı dev yatırımlardan birisini Erzurum’a kurdu.

MNG AVM adıyla devasa bir AVM açıldı.

 

Civarında oteller ve lüks daireler projeye dahil edildi.

Ama görenlerin hayran kaldığı o AVM, Van’daki AVM ve dükkanların yüzde 10’u kadar bir hareketlilik yaşamıyor.

 

Yani MNG Van’daki bu potansiyeli bilse o AVM’yi orada değil Van’da yapacağı noktasındaki pişmanlığı inanın çoktan yaşamaya başladı bile.

 

Hatta Erzurum çevreleri farklı şekillerde Van’daki İranlı turistleri Erzurum’a çekmek için büyük mücadele veriyor şu sıralar.

İşte bunun kıymetini bilmek lazım.

Bir dönem Van konuşurken ağzı bile alınmayan bu potansiyel şimdi Van’ın geleceğini belirliyor.

 

Bakın son Tahran Fuarı da bunun bir göstergesi.

Hatırlarsınız geçtiğimiz yıl Van TSO heyeti İran’a yaptığı lobi faaliyetlerini daha Doğu’ya kaydırmak için girişim başlatmıştı.

 

Azerbeycan’a çıkarma yapmışlardı hatırlarsınız.

Haklıydılar.

 

Yıllardır Türkiye’de katılmadık fuar bırakmadık.

Her yere gittik. ‘Van Güzel’ dedik, ‘Van’a gelin’ dedik, Van’a yatırıma çağırdık. Kimseleri getiremedik.

 

Ama bu yıl EMİTT’e değil Tahran’a gittik.

Bana değil. Hele bir gidenlere sorun nasıl gittiğiniz, nasıl döndünüz diye?

Cevabı neden EMİTT’e gidilmediğini net bir şekilde açıklıyor…

Hatta size şöyle bir şey söyleyeyim…

 

Bir EMİTT’e ya da başka fuara verilecek o masraflar yerine şu sıralar binlerce gencin Van Gölü Ekspresi ile Van’a gelme çabalarında kullanılsa bu çok daha hayırlı bir harcama olacaktır.

 

O halde bunlara çalışalım.

O halde bu vizyon ve misyonu sahip insanları sahiplenelim.

Uzun süre önce bu günleri gören isimlerle birlikte işi tam anlamıyla helva yapacak kıvama getirelim.

 

Yukarıda adını saydığım kurum ve kuruluşların vizyonunu Van’a İran Konsolosluğu kurulması gibi adımlar için kullanalım.

 

Bakın Time Dergisi gibi dünyaca ünlü dergilerin bile Van’a gelen İranlılar’ın akınını ‘çekemediği’ bir, Van denince akıllara İran’ın geldiği bir dönemde Van’da değil Erzurum ve Trabzon’da Konsolosluklar olması size de garip gelmiyor mu?

 

Un bizde…

Şeker bizde…

Helva da yapabiliriz biz!

Buna kafa yoralım. Buna çalışalım bence.

Hatta….

 

Hem bireysel olarak, hem kent olarak ilgimizi, alakamızı, yatırımımızı İranlılara göre yaptığımız bu süreçte kenti bu noktada sadece İran’ın değil Doğu’daki diğer kentlerin de gözdesi haline getirebiliriz.

 

Çünkü biz çok güzel bir kentiz.

Ama bunun çok farkında değiliz.

Önce biz farkına varacağız.

Sonra vardıracağız.

Net.

YORUM EKLE