Küresel piyasalarda satış baskısı artarken, altın fiyatları da sert geriledi. ABD-İran savaşı, artan jeopolitik riskler, Fed faiz beklentileri ve güçlü ABD istihdamıyla ons altın 2,5 ayın dibini gördü. Altın fiyatları, Orta Doğu'da İsrail ile İran arasında yeniden yükselen gerilimin etkisiyle düşüşünü sürdürüyor. Güne düşüşle başlayan gram altın, 6 bin 387 lira seviyesinde bulunuyor. Çeyrek altın 10 bin 630 liradan, satılıyor.
2,5 AYIN EN DÜŞÜK SEVİYESİ
Altının onsu yeni işlem gününde 4 bin 300 dolara gerileyerek 23 Mart'tan bu yana en düşük seviyesine indi. Ons altın şu sıralarda yüzde 0,4 azalışla 4 bin 310 dolardan alıcı buluyor. Altın ve Para Piyasaları Uzmanı Şirin Sarı ve Mehmet Ali Yıldırımtürk, altın fiyatlarının mevcut durumunu ve bundan sonraki sürece ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Sarı, mevcut düşüşlerin yatırımcılar açısından önemli bir alım fırsatı sunduğunu belirterek, "Panik yapılmamalı, altındaki yukarı yönlü hedefler yeniden konuşulacak" dedi.
ABD’DEN GELEN GÜÇLÜ TARIM DIŞI İSTİHDAM VERİLERİ ALTINI BASKILADI
Şirin Sarı, geçtiğimiz hafta açıklanan ABD tarım dışı istihdam verilerinin beklentilerin üzerinde gelmesinin altın fiyatları üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi. Sarı, güçlü istihdam görünümünün enflasyonun yüksek kalmaya devam edeceği beklentilerini güçlendirdiğini ifade etti. Sarı, bu durumun ABD Merkez Bankası'nın (FED) faiz politikalarına ilişkin beklentileri değiştirdiğini belirterek, "Yılın son çeyreğine ilişkin faiz artırımı beklentisi yüzde 50 seviyelerinden yüzde 70'lere yükseldi. Bunun sonucunda küresel borsalarda sert satışlar görülürken altın fiyatları da geriledi" diye konuştu.
ALTIN TÜM KAZANÇLARINI KAYBETTİRDİ
Altının yıllık kazançlarını kaybettiğini hatta eksiye düştüğünü belirten Sarı, savaşın başladığı dönemden bu yana ise yüzde 16'nın üzerinde değer kaybı yaşandığını kaydetti. Gümüş fiyatlarında da benzer bir tablo görüldüğünü ifade eden Sarı, yıl başından bu yana yüzde 5'i aşan düşüş yaşandığını söyledi.
GÖZLER ENFLASYON VERİLERİNDE
Piyasanın şimdi ABD'den gelecek enflasyon verilerine odaklandığını vurgulayan Sarı, enflasyonun da beklentilerin üzerinde gelmesi halinde FED'in uzun süre faiz indirimi yapmayabileceğini dile getirdi. Sarı, "Enflasyon da istihdam verileri gibi yüksek gelirse FED'in 2027 mart ayına kadar faizlerde değişikliğe gitmemesi gündeme gelebilir. Bu da altın üzerinde baskının bir süre daha devam etmesine neden olabilir" değerlendirmesinde bulundu.
KRİTİK SEVİYELER İZLENİYOR
Teknik görünüm açısından altın cephesinde kritik seviyeler olduğuna dikkat çeken Sarı, altın fiyatlarında 4.200 dolar seviyesinin destek konumunda olduğunu söyledi. Yukarı yönlü hareketlerin güç kazanabilmesi için 4.500 dolar seviyesinin aşılması gerektiğini belirten Sarı, "4.100 dolar seviyesi ise kritik destek noktası olarak öne çıkıyor. Bu seviyenin altına inilmesi halinde teknik olarak 3.800 dolar seviyelerine kadar geri çekilme görülebilir. Bu gram altında aslında belki de 6.000 TL seviyelerine kadar inmesi anlamına geliyor” dedi.
"ALTINDA ALIM DÖNEMİ"
Tüm bu gelişmelere rağmen orta ve uzun vadeli görünümün olumlu olduğunu ifade eden Şirin Sarı, mevcut fiyatların yatırımcılar için fırsat sunduğunu ve yıl başına kıyasla fiyatlarda önemli bir gerileme yaşandığını kaydetti. Sarı, düğün sezonuna girilmesiyle birlikte altın almak isteyenlerin avantajlı bir döneme girdiğini belirterek, şöyle devem etti: “Altın fiyatlarındaki bu düşüş, düğün sezonunda olanlara yaradı. Altın ihtiyacı olanlar şu an daha ucuzdan aldı. Yılın başına göre yüzde 20 fiyat farkı var ki fiziki piyasadaki yüzde 10-15'lik fiyat farkını saymıyoruz bile. Yani yılın başından bu zamana kadar fiyat farkları da dahil aslında serbest piyasada yüzde 30 altında düşüş oldu. O yüzden şu an almak isteyenler açısından iyi bir fırsat oluştu. Orta ve uzun vadede altın, zaten uzun vadeli bir yatırım aracı, yükseliş beklentisi devam ediyor. Yeniden zirvelerin olduğu dönemler yaşayacağız. Ancak bu 2-3 aylık, belki yıl sonuna kadar olan 6-7 aylık süreçte yani FED'in faiz indirim sürecine yeniden başlamazsa altında baskılanma devam edecek.” Merkez bankalarının altın alımlarının sürdüğüne dikkat çeken Sarı, özellikle Çin, Polonya ve Özbekistan gibi ülkelerin rezervlerini artırmaya devam ettiğini vurguladı.
"PANİK YAPMAYIN" ALTINDA YUKARI SEVİYELER TEKRAR KONUŞULACAK
Sarı, yatırımcılara sakin olmaları çağrısında bulunarak, şunları önerdi: “İlk olarak altının kısa vadeli değil uzun vadeli bir yatırım aracı olduğu unutulmamalı. Portföylerini çeşitlendirmek isteyenler açısından altın bu düşüşlerden alım olarak, alım fırsatı olarak değerlendirebilirler. Panik yapmamalarında fayda var. Dünyadaki kaos, karışıklık, savaş gündemi bitmediği sürece ve Merkez Bankası'nın alımları da devam ettiğini biliyoruz; Başta Polonya, Çin, Özbekistan yani Merkez Bankaları olmak üzere. O yüzden altın cephesinde yukarı hedefler yeniden konuşulmaya başlanacak. Sadece böyle zamanlarda yatırımcının bir miktar piyasayı izlemesinde fayda var. Bir de altın gibi ürünler uzun vadeli yatırım araçlarıdır. Uzun vadeden bahsettiğimiz 3 yıllık, 4 yıllık, 5 yıllık, 10 yıllık periyotlardan bahsediyoruz. O yüzden yatırımcının sabırlı olup sakin kalmasında fayda var. Tabii ki çok acil nakde ihtiyaç olacaksa ya da kısa vadeli 2-3 aylık varlıklarını altına çevirmeleri şu an riskli görünüyor. Ama orta ve uzun vadede alıp unutacaksa o zaman almak için daha uygun seviyeler buralar diyebiliriz.”
"YÜKSEK TAHVİL FAİZLERİ VE PETROL FİYATLARI ALTINI BASKILIYOR"
Altın ve Para Piyasaları Uzmanı Mehmet Ali Yıldırımtürk, 24 Mart sonrası altın fiyatlarında görülen geri çekilmede yükselen petrol fiyatları, iç piyasadaki nakit sıkışıklığı, Dubai piyasasının işlemlere kapalı olması ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın sıkı para politikalarının etkili olduğunu söyledi. Yıldırımtürk, özellikle ABD 10 ve 30 yıllık tahvil faizlerindeki yükselişin altını baskıladığını dile getirdi.
“UZUN VADELİ BEKLENTİ DEĞİŞMEDİ, ALTINDA YILSONUNA DOĞRU YÜKSELECEK”
Yıldırımtürk, piyasaların 17 Haziran'daki ABD Merkez Bankası (Fed) faiz toplantısına odaklandığını, faiz artırımı ihtimalinin de altın üzerinde baskı oluşturduğunu kaydetti. İran-İsrail geriliminin petrol fiyatlarını yeniden yükselttiğini ancak altının uzun vadeli yükseliş beklentisinin değişmediğini vurgulayan Yıldırımtürk, doların uluslararası para sistemindeki ağırlığını zamanla kaybetmesi ve yatırımcıların tahvilden çıkıp altına yönelmesinin değerli metalin yeniden yükselişe geçmesini sağlayacağını, yılsonuna doğru çok daha yüksek seviyelerin görülebileceğini dile getirdi.
ALTIN FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞ SÜRECEK Mİ?
Yıldırımtürk, altın fiyatında düşüş devam eder mi? sorusunu şu cevabı verdi: “Çok fazla düşüş olmasını beklemiyorum. TL bazında belki 6.000 lirayı görebiliriz ama şu anda 6.400 önemli bir destek seviyesi. Ama dış piyasada da özellikle şu anda 4.299 - 4.300 dolar ons seviyelerinden işlem görüyor. Burada da 4.100 dolar ons seviyeleri önemli bir destek seviyesi olarak görünüyor ama 4.300 üzerinde kalırsa tekrar 4.500 doları da görebiliriz. Yine aynı şekilde 6.400'ün üzerinde kalırsa gram olarak da 6.700 - 7.000 lirayı görebiliriz. Çok fazla bir daha düşüş beklemiyorum. Orta ve uzun vadedeki beklentilerim de bunlar. Sene sonu itibarıyla 6.000 dolar, TL bazında 11.000 lira gibi bekliyorum.”
“HER DÜŞÜŞ ALIM FIRSATI OLARAK GÖRÜLMELİ”
Yıldırımtürk, her düşüşün alım fırsatı olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, şu tavsiyelerde bulundu: “Çünkü hem dünyada hem içeride siyasette ve ekonomilerde belirsizlik ve öngörülebilirliğin oldukça zayıf olduğu bir dönemdeyiz. Dolayısıyla bu bir noktada güvenli liman altını hala elde tutmaya devam edecek. Bu arada içeride de Merkez Bankası'nın bu haftaki toplantısında bir faiz artırım beklentisi olsa da ben faiz değişikliği değiştirileceği kanaatinde değilim, pas geçilecek. O bakımdan oradan da altın için çok fazla bir baskı olacağı kanaatinde değilim. Çok ihtiyacı olanlar vatandaş veya yatırımcı altını satabilir ama ihtiyacı yoksa fiyat düşecekmiş diye satmanın çok manalı olmadığı kanaatindeyim. Hatta bu seviyelerden alım yapıp orta ve uzun vadede, bir ay sonra iki ay sonra satmak üzere değil, orta vadede böyle bir pozisyon almak ve mevcut pozisyonları korumak daha doğrudur diye düşünüyorum.”