Bazı mevsimler geçmez

Abone Ol

Bazı mevsimler vardır, yapraklar dökülür, hava değişir, günler uzar, geceler kısalır ama insanın içindeki mevsim aynı kalır. Takvim ilerler, yıllar birbirinin ardından sessizce geçer, insanın içinde ise bir sonbahar, hiç tamamlanmadan bekler.

Belkide en tuhafı budur.

Bir mevsimin ne zaman başladığını hatırlamazsın. Önce küçük bir serinlik gelir. Akşamları eskisi kadar sıcak hissetmezsin. Sonra bazı şeylerin eskisi gibi olmadığını fark edersin ama üzerinde durmazsın. Çünkü insan, sevdiği şeylerin değiştiğini kabul etmekte zorlanır.

Bir ağaçın yapraklarını bir gecede dökmediği gibi, hiçbir şeyde bir gecede eksilmez.

Önce sesler değişir.

Sonra bakışlar.

Sonra aynı odada bulunan iki insanın birbirine olan mesafesi büyür. Aralarında kilometreler yoktur belki ama yine de bir türlü karşı kıyıya geçemezler. Aynı evin içinde iki ayrı iklim yaşanır. Biri hâlâ baharı beklerken diğeri çoktan kışa hazırlanmıştır.

Ve insan bazen karşısındaki kişinin kışını, kendi baharı sanır.

Çünkü umut, insanın gördüklerini değiştirebilen garip bir şeydir.

Kuruyan bir dalda yeniden çiçek ararsın. Isınmayan bir güneşe yüzünü dönersin. Çoktan bitmiş bir şarkının nakaratını bekler gibi, bir şeylerin eskisi gibi olacağı günü beklersin.

Belki de beklemek tam olarak budur.

Bir zamanlar canımızı yakan şey, sonra hayatımızın sıradan bir parçasına dönüşür. İnsan buna kader der. Alışkanlık der. Hayat der. Oysa sadece çok uzun süre susmuştur.

Suskunluk da tıpkı kar gibi. Önce hafifçe yağar. Kimse önemsemez. Sonra birikir. Kapıların önünü, yolları, pencereleri örter. Bir süre sonra nereye gideceğini bilemezsin.

Ve en kötüsü, karın altında ne olduğunu unutursun.

Bazı insanların hayatında kış böyle gelir. Gürültüyle değil. Sessizce.

Bir gün aynaya baktığında yüzünde kendine ait olmayan bir yorgunluk görürsün. Belkide insanı yaşlandıran zaman değildir. Belki insanı sürekli aynı yerde beklemek yaşlandırır.

Bir gün bahar gelir diye pencerenin önünde duranlar bilir bunu. Bahar her zaman gelmez. Bazen pencerenin önünde duran kişi değişir. Bazen pencerenin ardındaki dünya.

Bazende insan, baharı beklemekten vazgeçtiği gün ilk kez dışarıdaki havanın aslında o kadar da soğuk olmadığını fark eder. Çünkü insanın en zor vedası bir insana değildir her zaman.

Bazen bir ihtimale veda eder. Bir gün değişeceğine inandığı bir şeye. Bir zamanlar olduğu kişiye. Birlikte hayal ettiği hayata. Hatta bazen kendi sabrına.

Her veda kapıların çarpılmasıyla olmaz. Sessizce gerçekleşir. İşte o an içinde başka mevsim başlar. İlk kez kendisi için bir pencere açar. Ve beşli o zaman anlar. Her kışın ardından bahar gelmez. Bazı kışlar insana baharı getirmek için değil, kendi içindeki güneşi aramayı öğretmek için gelir. Belki de iyileşmek tam olarak budur.