Bir insanın şefkatine alışmak

Abone Ol

İnsan farkında olmadan alışır. Ses tonuna, bakışına, dokunuşuna… En çokta şefkatine alışır. Şefkat yalnızca bir davranış biçimi değil, varoluşuna temas eden bir duygudur. Bir insanın şefkatine alışmak, güvene alışmaktır. Yargılanmamaya, incitilmemeye, anlaşılmaya alışmaktır. Bu alışkanlık ruhumuzda sessiz bir yer açar.

Şefkat ilk başta bir lüks gibi gelir. Çünkü onun beklentisi eleştirisi ve kıyası yoktur. Bu yüzden şefkatle karşılaşan insan önce şaşırır. Bu gerçek mi diye sorgular. Alışkın olmadığı bu şefkatin bu kadar yumuşak, bu kadar talepkar olmayan haline.

Zamanla şefkat tanıdık bir duyguya döner. İnsan kendini kasmadan teslim olur. Zayıflıklarını saklamaz. Şefkatli insanın yanında kırılgan olmak tehdit olmaz, doğal bir hal alır.

Ama şefkate alışmak aynı zamanda bir bağımlılık etkisi de taşır. Çünkü insan, kendini iyi hissettiren her şeye tutunma eğilimindedir. Duygusal bir bağ oluşur. Artık sadece şefkat değil, o insanın varlığı güven kaynağına dönüşür. Bu noktada şefkat bir duruş olmaktan çıkıp bir dayanak haline gelir.

Sağlıklı olan, şefkati bir kişiye değil, bir değerde tanımaktır. Bir insanın şefkatiyle tanışmak, insanın kendine şefkatle yaklaşmayı öğrenmesine vesile olmalıdır. Çünkü gerçek şefkat gördükçe kendini inşa eder, kendini taşımayı öğrenir.

Bir insanın şefkatine alışmak güzeldir. İyileştiricidir. Onarıcıdır. Ama daha güzeli, o şefkat sayesinde insanın kendine yabancı kalmaktan kurtulmasıdır.

Çünkü en kalıcı şefkat, insanın kendi iç sesinde kurduğu şefkattir. Ve en derin hakikat şudur. Bir insanın şefkati seni ayakta tutuyorsa bağlanırsın, ama seni kendin yapıyorsa özgürleşirsin.

Ama bazı şefkatler vardır ki insanı taşımak yerine inşa eder. Güç vermez, güç uyandırır. Bağımlılık üretmez, farkındalık üretir. İnsan o şefkat sayesinde kendini tanımaya başlar. Kendi sınırlarını, değerini, sesini keşfeder. Artık ayakta kalmak için bir başkasına yaslanmaya değil, kendi iç dengesine ihtiyaç duyar. İşte özgürleşmek, kimseden şefkat görmek değildir. Özgürleşmek, bir insanın varlığını ihtiyaç değil de, tercih olarak yaşamaktır.