ÇOCUĞUMDAN UZAK DUR

Şunu demek istiyorum!
İki iş tuttum ömür boyu köklü.
Çocukları okutmaktı ilk işim,
İkincisi,
Yazdığımı çocuklara okutmak.

          Nereden bakarsak bakalım bir şiir eksik, bir şarkı eksik ve çokça mutlu çocuklar eksik. Çok bilinmeyenli sorunların olduğu günümüzde çocuklarımızı nasıl koruyacağız dediğimiz acabalarla doluyuz. Bir yandan önü alınamayan teknolojinin duygunun ve düşüncenin yerini alması bir yandan yetişkinlerin doymak bilmeyen dünya hesapları bir yandan bitmek bilmeyen savaşların ve çıkarların üzerinde yüzyıllardır felaket etkisi olan sömürgecilik anlayışı. Yaşanan sayısız olaydan sonra şunu kabul etmek çok zor olmamalı aslında: Çocuklar, yetişkinler dünyasında sıkça istismara maruz kalıyor.

        Alışkanlıklarımızın ötesinde duygusal bağlamda bağlı olduğumuz değerlere güvenemez olduk. Yüzyıllardır var olan bu değerler bizim için artık yok hükmündeler. Ya bu değerlerimizi biz tam tanıyamamışız ve bize yanlış tanıtmışlar ya da gerçekten bu değerler bozulmuştur. Bunun istisnası yok, “komşu evde oturan namazında niyazında dede” ya da “çikolata veren toton bakkal amca” otomatik olarak güvenilir insan kategorisine girmez mesela. Şöyle de diyebiriz; güvendiğimiz ve hep iyi olarak dile getirdiğimiz bu kavramlar bizi, insan eliyle hayal kırıklığına uğrattılar. Ya da okul, yurt, dershane, kurs güvenlidir, öğretmen öyle şey yapmaz, hele müdür hâşâ, denemez. Ev dâhil her yerde her şey olabilir. Dolayısıyla biz, el birliğiyle harap ettiğimiz bu düzeni önce onarıp sonra çocuklara kendilerini korumayı öğretmek zorundayız. Çocuklar için daha güvenilir bir ortamı sağlamak için yapılacak planlamanın ilk basamağı biz olmalıyız, planlamaya kendimizden başlamalıyız. Biz büyükler olarak neyi nasıl yapmamız gerektiğini iyi bilmeliyiz, teknolojiden başlayıp sokakta kendi arkadaşımızla yaptığımız konuşmanın sınırına, üslubuna kadar dikkat tüm davranışlarımıza dikkat etmeliyiz. Çocuklar kendine rol model olarak seçtikleri kişilere benzemeye çalışırlar ve tepeden tırnağa onlardan her gördüklerini örnek almaya çalışırlar. Bu işin finalinde yeni bir ben ortaya çıkacaktır, ya bizim gibi iyi yetişmiş ya da bizim gibi kötü yetişmiş bir olarak.

            İki hafta önceki yazımda ‘’Dijital Detoks’’ kavramını yazıp neler yapabileceğinizi yazmıştım ve bugün de sadece sorunlara değinmek istiyorum. Çocuk tacizinin önlenmesiyle ilgili kurum ve kuruluşların hazırladığı broşürlere bakın; ilk maddelerden biri hep çocuğa kendisine dokunulmasına müsaade etmemesini söyler. Alınacak önlemlerin başında bu gelir. Bunun yaratacağı tehlikeleri tahmin etmek için kötü niyetli, fesat düşünceli olmak gerekmiyor. Çocuklar yabancılardan çok tanıdıkları, saygı duydukları, güvendikleri insanların tacizine uğruyorlar. Kaldı ki öyle olmasa da, dokunmanın, okşamanın bir iletişim biçimi olduğunu öğrenerek büyürlerse kendilerini kötü niyetli insanlardan da korumayı akıl edemiyorlar. Etrafta yeterince tehlike, çocukların maruz kaldığı yeterince kötülük var. Niyet ne olursa olsun, yenilerine davetiye çıkartmaya hiç ihtiyacımız yok. Dolayısıyla lütfen dokunmayın. Nasıl yetişkinlerle yanaklarından makas alıp saçlarını okşayarak iletişim kurmuyorsanız, birer birey olan çocuklara da öyle yaklaşın. Kendinizi “konuşarak” sevdirmeyi deneyin.

       İstismar dediğimiz şey sadece aklımızın askısında asılı kalan ‘’taciz’’ kavramını indirmesin. Karşımızda çığ gibi büyüyen ve çocuğu sosyallikten alıp hayal ve sanal aleme götüren teknolojinin yarattığı istismarı da asla göz ardı etmemeliyiz. Çocukların bilişim teknolojilerini kullanırken bilinçli kullanıcı olmaları yönünde eğitilmemeleri beraberinde sorunlar da getirmiştir. Çocuk ve gençler üzerinde yapılan araştırmalarda şiddet içerikli çevrimiçi oyun oynayan ergenlerin oynamayanlara göre daha fazla sözel ve fiziksel şiddet uyguladığı tespit edilmiştir. Sosyal medya kullanımının dışadönüklük, nörotizm ve benlik algısı ile ilintili olduğu ve Facebook, kullanan çocukların iletişim sorunları yaşadığı, bencil ve kendini beğenmiş davranışlar gösterdiği, sabırsız ve saldırgan oldukları görülmüştür. Çevik (2016) tarafından lise öğrencileri üzerinde yapılan araştırma sonucuna göre; internet kullanımı arttıkça internet bağımlılığı, sosyal fobi, depresyon ve yanlılıkta artmaktadır. Lise öğrencileri üzerinde yapılan bir diğer çalışmanın sonucunda da ebeveyn tutumlarının internet bağımlılığını etkilediği, otoriter ve koruyucu ebeveyn tutumlarının internet bağımlılık tanılarını, kullanım süresini ve internet kullanım isteğinin şiddetini artırdığı ortaya çıkmıştır (Baykan, 2014). Ayrıca, ortaokul öğrencilerinden toplanan verilere dayalı olarak yapılan bir çalışmada da; internet bağımlılık puanları arttıkça; olumsuz sosyal davranışların arttığı, bağımlılık puanları azaldıkça algılanan akademik başarının arttığı ve anlamlı bir etki olmasa da aileleri tarafından kullanım sürelerine sınırlama koyulan ergenlerin bağımlılık puan ortalamalarının daha düşük olduğu görülmüştür (Doğrusever, 2015).

           Araştırmalardan elde ettiğimiz verileri daha da çoğaltabiliriz ama konunun dağılmaması ve amacına ulaşması için bu kadarını yeterli buldum. Yukarıdaki araştırmaların tarihlerine dikkatlerinizi çekmek istiyorum, bu tarihler günümüzden yaklaşık 7-8 yıl önceki tarihlerdir. Bu dönemde ki teknoloji kullanımı ve bağımlılığı geçen dönemlere göre kat kat artmıştır. Araştırmaların çerçevesini sadece Facebook merkezli yapmışlardır ama günümüzde Facebook’un yanına İnstagram, TikTok ve daha birçok yeni uygulamada eklenmiştir. Gençlerin hatta çocuk dediğimiz yaş aralığına sahip kişilerin çok rahat bir şekilde bu uygulamaları kullanıyor olması önümüze sonuçlarını tahmin edebileceğimizde daha da büyük sorunları ortaya çıkartmaktadır. Yeni neslin sosyallikten ve doğal olan yaşamdan uzaklaştığı bu dönemde artık doğal olan düşünmelerin ötesinde de bir düşünce yapısı geliştirmiştir. Sosyal medya uygulamaları gibi düşünen, onlar gibi konuşan ve onlar gibi yaşamaya çalışan yeni bir nesil ile karşı karşıyayız. Günün büyük bir bölümü sosyal medyada geçiren çocuklar kendi aile bireylerine bile yabancı bir şekilde yetişmektedir. Tanınma, beğenilme ve fazla etkileşimde bulunmanın asıl amaç olduğu sanal alemden çocukları uzak tutmak çok güç bir hal almıştır.

YORUM EKLE