VAN

Emek Van’ın şöhret Hizan’ın!

Geçtiğimiz hafta Ankara’da düzenlenen NATO Liderler Zirvesi'nde dünya liderlerine sunulan akşam yemeği menüsünde Bitlis'in Hizan Karakovan Balı yer alırken, benzer doğal zenginliğe sahip Van balının listede bulunmaması kentte tanıtım ve markalaşma eksikliğini yeniden gündeme taşıdı.

Abone Ol

Geçtiğimiz hafta Ankara’da düzenlenen ve tüm dünyanın gözünü Türkiye’ye çevirdiği NATO zirvesinde alınan kararlar kadar Türkiye’nin ev sahipliğinde liderlere sunulan ikramlar da konuşuldu. Dünya bir taraftan alınan kararları, anlaşmaları ve söylemleri konuşurken bir taraftan da zirve kadar konuşulan ağırlamaları kilitlendi. Özellikle Ankara’daki ikramlar liderleri mest ederken dünya liderleri Külliye’de verilen davetlerde sunulan lezzetler ile adeta mest oldu. Bu lezzetler arasında Türkiye’nin farklı mutfaklarından ürünler yer alıyorken Bitlis’in Hizan Karakovan Balı da sunulan ürünler arasındaydı. Liderlerin beğenileri sonrası bir anda çokça konuşulan o bal gözleri bal üretimine ve arıcılığa çekerken farklı bölgelerinde eşsiz ballar üretilen Van’ın bu süreci yine dışardan izlemesi dikkat çekti. Alınan kararlar kadar konuşulan bu detay Bitlis ve Hizan’ı gastronomi noktasında dikkat çekici bir yere taşıdı

NATO ZİRVESİNDEKİ DAVET SONRASI HİZAN BALI ZİRVE YAPTI

NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nde dünya liderlerine sunulan akşam yemeği menüsünde Bitlis'in Hizan Karakovan Balı’nın yer alması, Van'ın yıllardır konuşulan tanıtım ve markalaşma sorununu yeniden gündeme taşıdı. Türkiye'nin farklı şehirlerinden seçilen yöresel lezzetlerle hazırlanan menü, yalnızca diplomatik bir davetin ikram listesi olmanın ötesinde, yerel ürünlerin uluslararası alanda tanıtıldığı önemli bir vitrin olarak öne çıktı. Aynı coğrafyanın zengin florasını paylaşan, Bahçesaray ve Başkale başta olmak üzere yüksek rakımlı yaylalarında kaliteli bal üretimi yapılan Van'ın bu vitrine taşınamaması ise dikkat çekti. Üretim potansiyeli ve doğal zenginliğine rağmen Van balının ulusal ve uluslararası organizasyonlarda yeterince tanıtılmaması, kentte katma değeri yüksek tarım ürünlerinin neden markalaşamadığı sorusunu bir kez daha gündeme getirdi. Kentin sahip olduğu bal potansiyelinin neden ulusal ve uluslararası organizasyonlara taşınamadığını Şehrivan'a değerlendiren Van Arıcılar Birliği Başkanı Halil Tandoğan, Van balının hak ettiği değeri göremediğini belirterek önemli açıklamalarda bulundu.

TANDOĞAN’DAN VAN BALI AÇIKLAMASI

Van Arıcılar Birliği Başkanı Halil Tandoğan, “Bal dediğimiz ürünün asıl marifeti doğadadır; çiçektedir. Aslında iş sadece arıcıda ya da arıda bitmiyor. Çünkü hangi malzemeyi kullanırsanız ortaya çıkan ürünün kalitesi de ona göre şekillenir. Balın kalitesini belirleyen en önemli unsur da çiçek yapısıdır. Van coğrafyası oldukça geniş bir alana sahip. Haritaya baktığınızda da bunu net bir şekilde görebiliyorsunuz. Aynı zamanda dağlık bir bölgedeyiz. Dağlık bölgeler ise arıcılık açısından çok daha avantajlıdır. Çünkü o dağları düz bir zemine sermiş gibi düşündüğünüzde ortaya inanılmaz büyüklükte bir alan çıkar. Hatta Van'ın dağlarını ütülediğinizde ve düz olduğunu düşündüğünüzde, yüzölçümü açısından Konya'dan bile daha geniş bir kullanım alanından söz edebilirsiniz.

VAN ASLINDA BÜYÜK BİR AVANTAJA SAHİP

Van’ın bu engebeli ve geniş coğrafi yapısının, arıcılar için üretim takvimini, açıklayan Başkan Tandoğan, coğrafi avantajı şu sözlerle aktardı: “Bu dağlık yapı, arıcılık için büyük bir avantaj sağlıyor. Çünkü çiçeklenme dönemi kademeli olarak ilerliyor. Nasıl ki kar önce eteklerden erimeye başlayıp zamanla zirvelere doğru çıkıyorsa, çiçeklenme de aynı şekilde gerçekleşiyor. Önce alçak kesimlerde çiçek açıyor, ardından daha yüksek rakımlara doğru devam ediyor. Bu sayede bal toplama ve hasat sezonu da başlar” diye konuştu.

VAN’IN GERÇEK POTANSİYELİ GÖRÜLMÜYOR

Van coğrafyası arıcılık faaliyetleri için bu denli devasa bir alan sunarken, kentin yıllık toplam bal üretiminin resmi verilere yansımamasındaki sistemsel aksaklığa dikkat çeken Tandoğan, “Bir de üretimle ilgili önemli bir sorun var. Örneğin hayvancılık yapan biri sıcak bölgede bulunuyorsa yaz aylarında yaylaya çıkmak zorunda kalıyor. Arıcılıkta da aynı durum yaşanıyor. Ancak üretici hangi ilçeye kayıtlıysa, ürettiği bal da o ilçenin hanesine yazılıyor. Yaylada üretilen bal, üretimin yapıldığı yerin kayıtlarına geçmiyor. Dolayısıyla Van yaylalarında üretim yapan Hizanlı, Pervarili, Karadenizli, Hataylı, Mersinli ya da Adanalı gezginci arıcıların ürettiği bal, Van'ın üretim rakamlarına yansımıyor. Bu nedenle Van'ın gerçek üretim potansiyeli ortaya çıkmıyor” şeklinde konuştu.

VAN’IN BALI MEŞHUR DA TANITIMI YOK!

Van arıcılıkta güçlü bir geçmişe sahip olduğunu aktaran Başkan Tandoğan, “Aslında Van balının geçmişten gelen çok önemli bir değeri var. Geçtiğimiz günlerde bir hocamızın da anlattığı gibi, 1800'lü yıllarda Van'da insanların gelen geçene ikram edilmesi amacıyla bal havuzu yaptırdığı anlatılıyor. Bu bile Van'ın bal kültürünün ne kadar köklü olduğunu gösteriyor. Ne yazık ki bugün Van balı yeterince tanıtılmıyor. Van'ın birçok konuda yaşadığı sahipsizlik, bal konusunda da kendini gösteriyor. Tanıtım konusunda yeterli destek verilmiyor. Sanki bütün yük sadece Arıcılar Birliği'nin omuzlarına bırakılmış durumda. Oysa bu iş yalnızca birliğin çabasıyla yürütülemez. Bunun için bir tanıtım kurulu, tanıtım konseyi ya da ortak bir istişare mekanizması oluşturulması gerekiyor” dedi.

VAN ASLINDA BİR BAL MERKEZİ…

Dışarıdan gelen arıcıların üretiminin kente katma değer sağlamadığına değinen Tandoğan, yaşanan kaybı şöyle aktardı: “Van'ın toprağından ve zengin çiçeğinden Hizanlısı da, Pervarlisi de, Bitlislisi de, Siirtlisi de, Karadeniz'den gelen arıcı da, Adana, Hatay ve Mersin'den gelen üretici de faydalanıyor. Binlerce ton bal üretiliyor ancak bu üretim Van'ın hanesine yazılmadığı için şehre ekonomik anlamda katma değer olarak geri dönmüyor. Bir ürünü ne kadar kaliteli üretirseniz üretin, eğer onu tanıtamaz ve markalaştıramazsanız yeterli katma değeri oluşturamazsınız. Bu durum aslında kayıt dışı ekonomiye benziyor. Ortada büyük bir üretim var ancak görünmüyor, kayıt altına alınmıyor ve hak ettiği değeri bulamıyor. Biz de buradan açıkça ifade etmek istiyoruz ki, Van'da üretilen balın tanıtımı yetersizdir ve yerli arıcı yeterince desteklenmemektedir.” Diye aktardı.

TANDOĞAN: DİĞER BALLAR VAN’DAKİ BALIN TADINI VERMEZ…

Van balını komşu illerin ürünlerinden ayıran temel iklim farklarına dikkat çeken Tandoğan, şu ifadelere yer verdi: “Bizim bölgemiz tamamen Doğu Anadolu iklim özelliklerini taşıyor. Ancak Hizan, Pervari ve ötesi kısmen Güneydoğu Anadolu ikliminin etkisi altında. Bu nedenle ne yaparsanız yapın, o bölgelerde üretilen bal bizim bölgemizdeki balın kalitesini vermez. Çünkü orada gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı birbirine daha yakındır. Bizde ise tam tersine gündüz ve gece sıcaklıkları arasında ciddi farklar oluşuyor. Bu sıcaklık farkı da hem çiçek hem de arının bal üretim sürecini olumlu etkileyerek balın kalitesine büyük katkı sağlıyor” şeklinde konuştu.

VAN BALI RAKİPSİZ AMA…

Markalaşmanın önemini ticari bir örnekle açıklayan Tandoğan, “Biz balımızla kimseyi rakip olarak görmüyoruz. Bizim eksiğimiz tamamen tanıtım ve markalaşma noktasında. Mesela resmi verilere göre Antep fıstığının yaklaşık yüzde 70'i Şanlıurfa topraklarında üretiliyor. Ancak bunun ekonomik değerini ve markasını Gaziantep oluşturuyor. Katma değeri de o kazanıyor. Bizim de aynı duruma düşmememiz, bunu şimdiden öngörerek ürünümüze sahip çıkmamız gerekiyor. Çünkü artık önemli olan sadece üretmek değil; markalaşmak ve tanıtabilmektir. Kim üretiyorsa değil, kim markalaştırıyorsa o satıyor, o kazanıyor, o daha fazla destek alıyor ve daha görünür oluyor” dedi.

VAN’IN BALI DA İLGİSİZLİK KURBANI

Gezginci arıcıların kayıt altına alınması için kurumlara seslenen Tandoğan, yerel desteklerin artırılmasını istedi: “Günümüzde üretimin en önemli ayağı tanıtımdır. Bu konu artık olmazsa olmaz hale geldi. Bu yüzden tanıtıma çok daha fazla destek verilmeli ve bu konuya daha fazla önem gösterilmelidir. Ben bunu defalarca dile getirdim. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'ne de söyledim. Dışarıdan Van yaylalarına gelen gezginci arıcıların üretimi de kayıt altına alınmalı. Çünkü bugün bu üretim Van'ın hanesine yazılmıyor. Eğer bu üretim de kayıt altına alınırsa, Van'ın bal üretimi Türkiye ortalamasında çok daha üst sıralara çıkacak, hatta tek başına Türkiye üretiminin önemli bir bölümünü karşılayacak potansiyele sahip olduğu ortaya çıkacaktır. Aslında yaşadığımız sorun tamamen tanıtımla ilgili. Yıllardır bal festivali, bal hasadı ve bal duası gibi etkinlikler düzenlemeye çalışıyoruz. Ancak bugüne kadar kurumlardan bu organizasyonlara yönelik yeterli bütçe ve destek göremedik” ifadelerini kulandı.

VAN ÜRETİYOR AMA VAN BALI BAŞKA MARKALARLA ÜNLENİYOR…

Van balının doğallığını bilimsel verilerle savunan Tandoğan, kalite iddialarını şu sözlerle dile getirdi: “Ben iddialı konuşuyorum. Görselliği, tadı ve lezzeti bir kenara bırakalım, bilimsel veriler üzerinden konuşalım. Gözünüz kapalı gidin Hizan'dan rastgele bir bal alın, ardından Bahçesaray'dan rastgele bir bal alın ve bunları uluslararası akredite bir laboratuvara gönderin. Sonuç ortadadır. Bizim balımız kadar doğal, saf ve şekersiz bir bal bulmanız çok zordur. Bunu çok net söylüyorum. Siz dünyanın en kaliteli ballarından birini üretiyorsunuz ama tanıtamıyorsunuz. Ya da siz üretiyorsunuz, başkası kendi etiketiyle satıyor. Bundan daha üzücü bir durum olabilir mi? Gerçekten ağlayacak halimiz var.” diye aktardı.

“NATO’DA BULUNAN MENÜLERDE BİZ DE YER ALABİLİRDİK”

Sektörün sorunlarına çözüm üretilmesi ve gençlerin teşvik edilmesi gerektiğini belirten Tandoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Bugün arıcı camiası mutlu değil. Sektör ciddi sıkıntılar yaşıyor. Gençleri arıcılığa kazandıramıyoruz. İnsanlar yeterince gelir elde edemediği için bu mesleği tercih etmiyor. Oysa biraz tanıtım, biraz reklam ve doğru desteklerle bu sektörün önü rahatlıkla açılabilir. Eğer Van balı hak ettiği şekilde tanıtılmış olsaydı, bugün NATO’da bulunan menülerde biz de yer alabilirdik, hatta çok daha güçlü bir konumda olabilirdik. Van balı, Bahçesaray balı ve Başkale balı bugün Türkiye'de aranan ürünler haline gelmiş durumda. Hatta bizim ballarımız birçok yerde ana bal (maya bal) olarak alınıyor, diğer ballarla harmanlanarak kullanılıyor. Bu kadar kaliteli bir üründen bahsediyoruz. Artık bu konuya ciddi şekilde eğilmek gerekiyor. Tarım kurumlarının da kalkınma ajanslarının da üzerine düşeni yapması lazım” dedi.