Uzun yıllar gurbette kalan, memleketinden sürgün yaşayan gazeteci yazar Günay Aslan 20 yılı aşkın bir sürgünden sonra gelip gördüğü Van’da bir kaç hafta kaldıktan sonra kentin hal-i pür mealini o kadar güzel özetlemişti ki bir yazısında. Bizim ne halde olmamız gerekirken ne halde olduğumuzu her yönüyle detaylandırmış iyice bir eleştirmişti ‘suçu’ olan herkesi.

 

Bir cümlesinde de Van için “Van düş içine yan!” ibaresini kullanmıştı. Ne kadar da güzel özetliyor ama halimizi... Van deyin gerisine karışmayın sorunlar, sıkıntıların ardı arkası kesiliyor maşallah...

 

***

 

KONUŞMAKTAN, GÖRÜŞ VERMEKTEN KORKMAYIN!

 

Aylar, yıllardır yaza yaza bitiremediğimiz,

Söylemekten dilimizde tüy biten bir dert var

Diyoruz ki kardeşim memlekette trafik sorunu var...

Diyoruz ki arkadaş bu kentin otoparka ihtiyacı var...

Diyoruz ki bu insanların yürüyecek kaldırıma, araçların gidecek yollara ihtiyacı var...

Ama çözülmüyor...

Çözülmediği gibi her geçen gün biraz daha içinden çıkılmaz bir hal alıyor...

Sadece Cumhuriyet ve Maraş caddelerinde hapsolmuş koca Van şehir merkezi zaten içine girilmez, girilince de çıkılmaz bir hal almış...

Ne gariptir istisnasız herkesin yolu günde en az bir kaç kez bu caddelerden geçiyor...

Van’ın nüfusu 400 bin oldu Cumhuriyet aynı... 500 bin oldu aynı... 800 bin oldu aynı...

Nihayetinde 1 milyonu aşkın bir nüfus oldu. Van Büyükşehir oldu. Merkezde 3 ilçesi bu ilçelere bağlı merkezler oluştu, Van yine Van... Yine Cumhuriyet ve Maraş Caddeleri etrafında tavaf yapmaktan öteye geçemiyoruz.

Çünkü hayalimizdeki o ‘hilal’ şeklindeki büyümeyi gerçekleştiremeyen Van, bir türlü kabuğunu kırıp şehir merkezini de genişletemiyor.

Haliyle araçlar artık yaya, yayalar da araçları dinlemeden Hindistan pazarında yürür gibi yürüyor Van sokaklarında.

Trafiğin içinden çıkılmaz bir hal alması bir yana artık kaldırımlar işgal edilir hale geldi...

Fotoğraflarıyla paylaştık... Kaldırımlarda insanların geçmesi için yer bile yok. Kaldırımlarda araçlar park ediyor, insanlar kah yan geçiyor, kah eğiliyor, kah bükülüyor ki kaldırımda geçebilsin...

Olacak iş mi bu yahu?

Araçların işgal etmediği yerleri de kafe, restoranlar işgal ediyor. Daracık kaldırıma masa sandalyeler atılmış... İnsanlar araçlar ve masalar arasında ‘survivor’ oynar gibi bir yerlere ulaşmaya çalışıyor. O yüzden dedik ya:

 

KALDIRIMDA YÜRÜMEK NE HADDİMİZE!

 

***

MESELE VAN İSE GERİSİ DERT KEDER...

 

Bu memlekette kurumların, kuruluşların, yerel yönetimlerin konuşma, değerlendirme yapma ve muhatap alma ile ilgili sorunları var.

 

-Valilik-Belediye bir kere bir araya gelmez. Onları hiç bir güç bir araya getiremez.

-Emniyet-Belediye sadece yazışır, ortak hareket etmek zor iş. Racona ters!

-VEDAŞ, VASKİ, VANDAŞ bir kere kazılan yola bir kerede girip hayatta aynı anda iş bitirip çıkmazlar illa bekleyecekler belediyenin döktüğü sıfır  asfaltı her biri belli aralıklarla delip çalışacaklar. Birlikte çalışmaları mümkün mü hiç?

 

Ya siyasi, ya idari ya da bürokrasi her zaman birlikte iş yapmaya engeldir. Hadi hepsinin bir bahanesi var peki mesele memleket olunca konuşmaktan niye bu kadar aciziz?

 

Van’ın otopark sorununu illa biz mi dillendireceğiz?

Van’ın kaldırımlarının işgal edildiğini kimse kalkıp dillendirmeyecek mi?

Van’daki trafik sorununu belediyenin sorumluluğu değil, emniyetin de olmayabilir tereddüttü ile dile getiremeyecek miyiz?

 

Her zaman biz söyleyince de suçlu oluyoruz, taraflı oluyoruz, birilerinin adamı, birilerinin yandaşı ilan ediliyoruz!

 

Kentin havaalanı iki-üç yıldır köy minibüsü garajını andırıyor. Diyoruz ki hemşerim nedir buranın hali? Van’a yakışıyor mu? Müdür kalkıp diyor ki? Sizin kimin piyonu olduğunuzu iyi biliyoruz! Siz işinize bakın!..

 

Bu kadar da ‘dar’ bir çerçevede ‘dar’ zihniyetlerle mücadele ediyoruz işte... Peki hep mi biz? Yok mu bu kentte sorunları dile getirecek odası, borsası, STK’sı, derneği, kuruluşu falan?

 

***

 

KIZMAYIN ABİLER!

 

Bizim kaldırımda yürümek ne haddimize şeklindeki sitemimize vurgu yapan haberimizden sonra Van Emniyet’i bir açıklama yapmış. (Açıklamanın detayları bugün Şehrivan’ın manşetinde.)

 

Malumunuz kaldırımlar araçların işgaline geçeli bir kaç yıldı. Bu haberin tekrar tekrar dile getirilmesinin üzerinden aylar geçti. Bir kez daha hatırlatalım dedik. Büyükşehire gittik, Van Emniyet Müdürlüğü’ne gittik...

 

Büyükşehir konuştu:

 

“Biz ceza kesemiyoruz” dediler, Emniyet Müdürlüğü için “Yetkimizi aldılar” dediler, netice olarak ceza kesemeyince de düzene koyulmadığına dair yorumlar getirdiler...

 

Emniyet’e de gittik... Böyle bir sorun var dedik... İlgili isimden yorum istedik, değerlendirme istedik, “Büyükşehir sizin için şöyle böyle diyor” dedik. Ama konuşmadılar, dönmediler, açıklama yapma gereği bulmadılar... Haber çıktıktan bir haftadan fazla bir süre sonra açıklama yapılmış...

 

Bazı basın organları demişler (o biziz).  İşte o sorunun bizden büyükşehir belediyesi aracılığı ile ifade etmişler demişler. Sonra da “Van halkının doğru bilgilendirilmesi adına açıklama yapılması zarureti doğmuştur.” Demişler.

 

El insaf yahu... Biz bilgi talep edince niye konuşmadınız? Halkı biz bilgi talep ederken bilgilendirmek ile sonradan manifesto yayınlamak arasında nasıl bir fark var?

 

Açıklamada belediyeye ‘iyiden iyiye’ göndermeler yapıp uzun yılların suskunluğunun acısını çıkarmışlar! Konuşsunlar diyeceğimiz bir şey yok. Konuşmak iyidir, hoştur... Zaten konuşmadığınız için böyle bir haldeyiz ya...

 

Neyse...

 

***

 

SIKINTI ‘TINNE’

 

Saydıkça saymışlar... Belediyeye hendek göndermesi yapmışlar, masa-sandalyelerin sorumlusu sizsiniz demişler, büyükşehir belediyesinin araçları ruhsatsız demişler... Bununla da yetinmeyip kaldırım işgalinin çözümünün ceza kesmekte değil oto park yapmakta olduğunu bile hatırlatmışlar...

 

Bak işte, bize atar yapacağına, zamanında konuşmamazlık edeceğine belediye ile bir araya gelsen “Yahu kardeşim bu kente yol lazım, kaldırım lazım, otoprak lazım, park lazım” desenize!

 

Nihayetinde biz emir kuluyuz. İşimiz halak haber vermek, sorunlardan haberdar etmek, sizin haberdar olmadığınız konuları da sizin önünüze getirmek... Bizi ‘bazı’ basın yayın organları, haberlerimizi de şüpheliler gibi ‘söz konusu’ diye telaffuz etmenize gerek yok. İsim verin, oturup konuşun, bu sorunlara ortak çözüm bulunsun... Sıkıntı yok...

 

***

 

ARAKİ VANLI BULASIN!..

 

Geçtiğimiz günlerde derdi ‘Van’ olan bir dostum olan Tolga Yüksel Van’a dair küçük bir tespit paylaşmıştı. Kentin önemli kurum, kuruluş, yerel yönetim ve siyasi temsiliyet kademelerindeki isimlerle ilgili bir değerlendirme yapan Yüksel bir kaç ismi şöyle ön plana çıkarmıştı (Ben olayı tartışmaya açmamak adına isimleri değil sadece mevki ve merci olarak paylaşacağım):

 

Van Karayolları 11. Bölge Müdürü Malatyalı

Van Çevre ve Şehircilik İl Müdür Bingöllü

Van DSİ 17.Bölge Müdürü Ordulu

Van Aile Sosyal Politikalar İl Müdürü Elazığlı

AK Parti Van Milletvekili Kırıkkaleli

HDP’nin Van’daki 8 milletvekilinden birinci sıradaki isim Adanalı, biri Ağrılı, biri Hakkarili...

HDP'li Van Büyükşehir Eş Başkanı Ağrılı

HDP'li Van Büyükşehir Eş Başkanı Kahramanmaraşlı

Van Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Hakkarili

İpekyolu Belediyesi Eş Başkanı Ağrılı

İpekyolu Belediyesi Eş Başkanı Bitlisli

Edremit Belediyesi Eş Başkanı Hakkarili

Vs... vs...

Daha bir çok ismi böyle sıralayabiliriz...

 

Kesinlikle milliyetçilik yapmıyoruz. Ne haddimize? İsimlerini değil mevkilerini yazıyorum, bunların paylaşılmasını da onları suçlamaktan ziyade Van için ibret-i alemden olsun diye veriyorum... O yüzden hemen olaya siyasi ve ideolojik bakmayın. Biraz daha çerçeveyi daraltıp olaya Van ve ‘memleket’ odaklı bakın. Suç bu makamlara gelenlerde değil? Bu makamlara gelmeyen, gelemeyen, Vanlıların gelmesine izin vermeyenler ve verdirtmeyenlerde...

 

Sizce Van konusunda çok önemli dokunuşları olabilecek kapasite ve mevkideki bu insanların içerisinde en az bir kaç tane de Vanlı olması gerekmiyor muydu?

 

Vanlı bir isim tarafından yönetilen Van Milli Eğitim Müdürlüğü önceki dönemlere göre eğitimde daha iyi adımlar atmıyor mu?

 

Gürpınar Belediye’si yine yöreden bir isim olan belediye başkanı ile birlikte halkla daha iyi bütünleşmiyor mu? Halka ve ihtiyaca göre hizmette yerelin ihtiyacını daha iyi görmüyor mu?

 

Vanlı ve Van ekonomisini iyi bilen bir Van TSO, kentin ekonomisini daha iyi analiz edip yerinde tespitler ile siyasilere ve uygulayıcılara yön vermiyor mu?

 

Bu olayın partisi falan yok. Memlekette her konuda bu kadar uzman, eleştirmen, yorumcu bulunurken neden bir gün de oturup şöyle niye kurum, kuruluş ve yerel yönetimlerde Vanlı ve derdi Van olan insanlar yok? Niye biz kendi kendimizi yönetemiyoruz demiyor?

 

Eleştiri hoştur ama özeleştiri daha hoştur!

 

***

 

BAĞIMIZIN MEYVASI ÇÜRÜK OLMAYAYDI...

 

Tolga’nın bu söylediklerinin üzerine Van eğitim camiasının saygın isimlerinden Bahri Yıldızbaş da öyle bir yorum yapmış ki... Kıymetli büyüğümüz Yıldızbaş adeta kitabın ortasından konuşmuş, noktayı koymuş. Onun söylediklerini ne eksik ne fazla.

 

O yüzden olduğu gibi paylaşıp susuyorum:

 

Biz Vanlılar ne kadar yeteneksiz ve beceriksizmişiz ki.

O kutsal müdürler cennet Van'ımızı 21. yüzyılın; yeni cenneti, işsiz gençlerimizi kahvehanelerin ve okey merkezlerinin müdavimi, kafelerin mudileri, meyhanelerin efkar-ı sadileri yapacaktır.

Ne kadar kötüyüz ki; karımız taşla, yağmurumuz çamurla karışık.

Vekillerimiz ithal, kurum amirlerinin işe aldıkları ithal.

Bağımızın meyvası çürük olmadaydı, müşterisi çok olurdu.

 

Nokta!