Bilmez: Van ortaklaşma kültürünü yeniden kazanmalı

Şehrivan TV’de yayınlanan Hal Böyleyken programına konuk olan Van Valisi ve Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mehmet Emin Bilmez kente dair önemli açıklamalarda bulundu. Kentte yapılan çalışmalar, projeler, yatırımlardan söz eden Bilmez, tüm bu değişimlere rağmen bu kentin en çok toplumsal barışa ihtiyacı olduğunu söyledi. Van’ın geçmişteki hoşgörüsünü yitirdiğini söyleyen Bilmez, Van’ın gri alanlarını kaybettiğine vurgu yaparak ortak paydada buluşma alışkanlığının yeniden kazanılması gerektiğini söyledi.

Bilmez: Van ortaklaşma kültürünü yeniden kazanmalı

ŞEHRİVAN ÖZEL HABER: ERDAL ERBAŞ/HAKAN İZGİ

Van Valisi ve Van Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Emin Bilmez, Şehrivan TV’de Ömer Aytaç Aykaç’ın sunduğu Hal Böyleyken programının konuğu oldu. Programda kentte 30 yıla yakın sonra ilk kez açılan yeni caddeleri, yolları, turizm yatırımlarını ve daha birçok yatırımı anlatan Bilmez, konuşmasındaki en önemli bölümü kentin dünü ile bugününe ayırdı. Daha önce Muradiye kaymakamı olarak görev yaptığı, bunun öncesinde de iyi bildiği Van ile bugünkü Van arasında çok ciddi farklılıklar oluştuğunu söyleyen Bilmez, Van’ın hoşgörüsünü, ortaklık kültürünü, kentlilik anlayışını yitirmiş olduğuna dikkat çekti. Fiziki olarak gelişen fakat birçok manada eski alışkanlıkların devam ettiğini söyleyen Bilmez, toplumsal barış meselesine özellikle vurgu yaparak bu kentin birçok fiziki yatırımdan çok bu alana çalışması gerektiğini, kentin en önemli ihtiyacının ortaklaşma kültürünün kazanılması olduğunu ifade etti.

BİLMEZ: VAN FİZİKEN BÜYÜMÜŞ AMA…

Bilmez programda Van’ın dünü ve bugünü arasındaki farkın sorulması üzerine, gözlemlediği değişimden söz etti. Fiziki büyümeye rağmen bazı alışkanlıkların değişmediğini hatırlatan Bilmez: “Ben 1999-2003 arasında Muradiye’de kaymakamlık yaptım. Fakat öncesini de biliyordum. 20 yıl sonra Van’a geldiğimde deprem, terör yaşamış, göç almış-göç vermiş bir şehir gördüm. İmar açısından, yapı açısından gelişmiş bir Van gördüm, fakat hoşgörü açısından eski Van’ı göremedim. Eski Van’daki eksikliklerin birçoğu giderilmiş, fiziki büyüme olmuş, çarşı daha güzel olmuş, şehir gelişmiş ama geçmişte birbirine saygı gösteren, Cumhuriyet Caddesi’nde birbirine mutlaka selam veren, hürmet eden insanların davranışları değişmiş. Şehir kutuplaşmış. Daha önce aşiret vurgusu yapılırken, bugün aşiretler adına dernekler kurulmuş. Dernek modern toplumun bir enstrümanıdır. İnsanları aynı amaca yönelik olarak bir araya getirir. Hakkâri’den, Başkale’den Müküs’ten Van’a gelenlerin hep birlikte yaşamaları yerine, farklı farklı mahallelerde yaşadığını görüyoruz. Bizim bunları Van’da kaynaştırmamız lazım. Ama maalesef Burukiler, Küresünniler, Pinyanişiler derneği var. Biz bunlar için değil, Vanspor için, Van Gölü için, avcılık, doğa için ve gençler için bir araya gelmemiz gerek.” Dedi.

“BİR KARAR VERMEMİZ GEREK”

Van şehrinin bazı konularda hala ne olacağı yönünde karar veremediğine vurgu yaparken, şehirleşme konusunda bile ciddi tereddütlerin yaşandığını ifade edip şu sözlere yer verdi: “Van Türkiye’de hem göç alıp hem de göç veren tek şehir. İstanbul göç alan bir kent, Tokat, Çorum, Çankırı, Hakkâri göç veren bir kent. Ama biz öyle değiliz. Ama biz de en az onlar kadar göç verip belki bir o kadar da göç alıyoruz. Verdiğimiz göç sosyoekonomik açıdan daha iyi bir kesim iken aldığımız göç ise sosyoekonomik açıdan diğer açılardan daha kötü bir kesim olarak ortaya çıkıyor. Bizim aldığımız göçü şehrin potasında eritip şehirleştirmemiz için gerekli olan denge tersine döndü. Yani gelen mevcuttan daha çok olunca mevcudun onu adapte etmesi uzun sürüyor. 90’larda göç eden birisi köyden her şeyiyle gelmiş. Neticesinde dünyanın en güzel gölünün etrafında, sahilinde ahırlar yapmışız. Biz bu yıl sadece merkezde 350 civarında ahır yıktık. Halen de bitmiş değil. Biz şehirde yaşıyoruz ama köy koşullarında yaşıyoruz. Yapı stokumuzun yüzde 80’i ya proje ya imar bazında mevzuata uygun değil, kaçak yapı niteliğinde. Bir taraftan da büyükşehir olduğumuzu söylüyoruz. Haliyle biz karar vereceğiz: Köy mü olacağız, büyükşehir mi olacağız? Bunun kararını vermek. Zihniyet anlamında köyde gibi yaşamak isteyen, istekleri ise şehirli olan bir tarafımız var. Eskiden bu anlamdaki yaklaşım daha iyiydi.”

“ESKİDEN VAN’DA FARKLI GÖRÜŞTEKİ İNSANLAR BİR MASA ETRAFINDA TOPARLANABİLİYORDU”

Kentteki mevcut politik atmosfere de değinen Bilmez, kentin eski gri alanlarını yitirdiğini ve sadece siyah ve beyazdan oluşan bir noktaya evrildiği yönünde açıklamalarda bulundu. Bu noktada geçmişteki hoşgörü ortamını hatırlatan Bilmez; “Politik olarak da büyük bir değişim olmuş. Farklı görüşteki insanlar bir masa etrafında oturabiliyordu eskiden. Eskiden ANAP, DYP, CHP, SHP, MHP, HEP vardı. Ben bu parti mensuplarının bir araya gelip ortaklaşabildiğini gördüm. Bu insanlar aynı masada okey oynayıp aynı camide namaz kılabilen insanlardı. Biz bu kentte yaşıyorsak bir kent bilinci oluşturacağız. Hakkari’den gelen insan elbette ki gelip rengini katacak. Fakat bunlar baskın olmayacak. Tüm bunlar bir Van kültürü oluşturacak. Savaşlarda bile insanlar birbirlerine bir kültür transferi yapmış. Haliyle biz Van konusunda Vanlı, kentli olma bilinciyle bir araya gelmemiz lazım. Tüm bunlardan önce ben şunu söyleyebilirim ki: bizim altyapıdan, yatırımdan önce bir hoşgörüye, birbirimizi kabullenmeye, toplumsal barışa ihtiyacımız var.” Dedi.

ORTAK PAYDAMIZ VANLILIK OLMALI

Bilmez, kentin Vanlılık etrafında kenetlenmesi gerektiğine değinerek: “Birimiz bir başka aşirete, diğerimiz diğerine mensup olabiliriz ama bu kentte yaşıyoruz. Bu kentte birbirimize saygı duyarak yaşamayı öğrenmemiz lazım. Yerlisi, köylüsü, dışarıdan geleni ayrımı yapmadan herkesi Vanlı kabul edip bir Vanlılık etrafında kenetlenmemiz lazım. Bir şeyi daha üzülerek belirteyim: Örneğin kentte aşiretler var. 12 kolu olan bir Ertoşi aşiretinde bile bir kol kendisini diğerinden üstün görüyor. Aynı aşiretin değişik kolları bile kendisini üstün kılmaya çalışıyor. Seçilemeyen bir şeyden dolayı insanın üstün olması, zelil olması kabul edilemez. Kim topluma faydalı işler yapıyorsa, en iyisi ve hayırlısı odur. Kim bu kentte taş üstüne taş koyuyorsa, insanları kucaklıyorsa, toplumsal barışa katkı sunuyorsa en kıymetli odur.” Dedi.

VAN’IN SOSYAL DOKUSU BÜYÜK ZARAR GÖRMÜŞ!

Bilmez, kentte sadece afetlerin değil toplumsal meselelerin de ciddi kırılmalar yarattığını belirterek: “Şunu söyleyebiliriz ki geçmişe kıyasla bu kentin sosyal dokusu zarar görmüş. Kentin sadece coğrafyası deprem görmemiş. Aldığı-göç verdiği göç büyük etki yaratmış. Göçle öfke artmış, sıkıntı artmış bu öfke kente yansımış. Dolayısıyla insanlar öfkelidir. Ailesine de devlete de millete de tepkilidir. Ama bunun yolu tepki değil, aynı yerde buluşabilmektir. Böylece birbirimizi tanıyacak ve kaynaşacağız. Ama bakıyorum kaynaşma ortamlarımız da az girişimimiz de az. Bu kentin nüfusunun yüzde 63,4’ü 30 yaşın altında. 65 yaş üstü nüfus bizim nüfusumuzun yüzde 4’ünü oluşturuyor. Bu gençlere iş lazım, aş lazım, kaynaşacakları alanlar lazım. Fakat geçmişte yaşananlar bu kentin iş, aş üreten isimlerinin kaçmasına neden olmuş. Biz şimdi bu isimleri yeniden dönmeye, yatırım yapmaya çağırıyoruz. Çünkü Van imkanlar açısından avantajlı bir bölgede. Bizim de bu kente özel sektörü, yatırımcıyı getirip burada bir yatırım alanı oluşturup yatırımcıya da sahip çıkmamız lazım. Bu kentte 10 kişi istihdam yaratan adamın başımızın üstünde yeri var. Ama bakıyorum, burada hala yatırım yapan adamın aşireti, mezhebi, partisi tartışılıyor. Diğer kentler bunu yapmıyor, bunu tartışmıyor.

VAN’DA ARTIK YERLİ-KÖYLE AYRIMI YAPMADAN ORTAKLAŞMAK GEREK

“Bizim önce Van’da aşiret ayrımı yapmadan, yerli-köylü ayrımı yapmadan ele ele tutuşmaya ihtiyacımız var. Eskisi gibi birliğe-beraberliğe ihtiyacımız var. Ben üç yıldır buradayım. Şartlar el verdikçe de bu atmosferi yaratmaya çabaladım. Buradaki sıkılı yumrukları gevşetirsek bile bunun faydasını görürüz. Bu kent geçmişte kendi meselelerini bile kendisi çözen yapısına sahipti. Bu yapılarımız da bozuldu. İhtiyacımız olan şey birbirimizi olduğu gibi kabul etmek, eski havayı yakalamaktır. Van’ın geçmişinde, aurasında böyle bir kültürü var. Bizim bunu tekrar diriltmemiz gerek. Gençlerimizi halaylarda, pikniklerde buluşturmamız lazım. Bunun için de hepimize büyük görevler düşüyor. Bana da düşüyor, siyasetçilerimize de STK’larımıza da düşüyor. Çünkü artık birisinin gelip bizi kurtarma gibi bir düşüncesi, kültürü yok artık. Dünyada hiçbir sorun böyle çözülemez.” Dedi.

“BİZİM KENTE GELENLERİN İNANCINI, YAŞAMINI TARTIŞMA HAKKIMIZ YOK”

Son olarak mevcut anlayışın kente gelen insanlara karşı da ortaya konduğunu ve bunun olumsuzluk yarattığını ifade eden Bilmez, İranlılar üzerinden yaptığı değerlendirme ile sözlerini şöyle tamamladı: “Biz İranlılar’ın Van’a gelmesini çok istiyoruz. Çünkü onların bu kentin ekonomisine çok büyük katkısı var. Bir taraftan da İranlılar’ın gelip burada yediklerini, içtiklerini tartışıyoruz. Bunu yaparsak biz kaçırırız. Çünkü İranlı buraya ibadet etmeye değil eğlenmeye, alışveriş yapmaya çalışıyor. İbadetleri üzerinden bir tartışma açarsak yanılırız. Türkiye’ye gelen hiçbir turist Van’a gelen turist kadar para harcamıyor ve İranlılar bu konuda önemli katkılar sunuyor. Vanlı’nın da bunu göz önüne alarak gelen kişinin yaşam biçimini, rengini, inancını tartışma şansı yok. İçki içenin de içmek istemeyenin de yararlanacağı bir ortam yaratırsak, güvenli bir ortam yaratırsak daha çok kazanırız.”

ŞEHRİVAN GAZETESİ

YORUM EKLE