banner211

EKOLOJİ MECLİSİ ALDIĞI KARARLARI AÇIKLADI!

Mezopotamya Ekoloji Meclisi 4 Temmuzda meclisleşti. Meclis toplantısında alınan kararlar yapılan yazılı bir açıklama ile basınla paylaşıldı...

EKOLOJİ MECLİSİ ALDIĞI KARARLARI AÇIKLADI!

Mezopotamya Ekoloji Meclisi 4 Temmuzda meclisleşti. Meclis toplantısında alınan kararlar yapılan yazılı bir açıklama ile basınla paylaşıldı.

 

4 Temmuz’da Van İl Ekoloji Meclisi Oluşum Toplantısı VAN TSO Tuşba Salonu’nda Van’daki ekoloji ve çevreye  duyarlı  80 kurum ve 200 kişinin katılımıyla gerçekleşmişti.  Dünya nüfusu hızla artarken kırsaldan kentlere göç de artıyor. Bu durumda hızla artan  kent nüfusunun doğal kaynakları her yönüyle ne kadar etkilendiği, bu kaynaklar üzerinde ne kadar çok baskı oluşturulduğu ve kaynakların ne denli acımasızca, ihtiyacından fazla tüketildiği acı bir gerçektir. Su, toprak ve havanın kirlenmesi görüntü ve gürültü kirliliğinin artması, doğanın kirlenmesine ve ekosistemin bozulmasına neden olmaktadır.

 

‘TOPLUM İLE  DOĞA ARASINDA DENGE KURMAYI SAĞLAMAK TEMEK AMACIMIZ’

Sorunlardan yola çıkarak çözüm bulmaya dönük meclisleşen Van ekoloji meclisi sözcüleri yazılı bir açıklama yaptı. Van ekoloji meclisi sözcüleri, “Ekoloji Meclislerindeki temel amacımız, toplum ile  doğa arasında  yeniden yaşanabilir bir denge kurmayı sağlamak,  toplumsal ekoloji farkındalığının yaygınlaştırılması ve Van Ekoloji Meclisi çalışmalarının kurumsallaştırılarak var olan ekolojik tahribatların önlenmesidir. Bilindiği üzere vahşi kapitalizmin doğayı aşırı derecede tahrip ederek doyumsuz bireyler ve toplumlar yaratarak çevreyi ve doğayı yaşanmaz hale getirdiği hepimizin malumudur. Bu meclisleşme ile Van’daki ekosistemi korumak ve geliştirmek, ihtiyacı kadar tüketen bireyin doğayla uyum içinde yeniden yaşamasını temin etmek amacıyla toplumun duyarlılığı için ekolojik toplum oluşturmak ana amaçlarımızdandır. Ekolojik sorunlar dikkate alınmadan hayata geçirilmeye çalışılan projeler Van’ın ekosistemini  bozmaktadır. Projeler ve hizmetler ekolojik tahribatı en aza indirecek şekilde olmalıdır. Belirtilen tahribatlara yönelik yerel yönetimlerle görüşülmesi gerekmektedir.” İfadeleri kullanıldı.

 

‘19 DEREDEN VAN GÖLÜ'NE  KANALİZASYON AKIYOR’

Van Gölü  havzasındaki 19 dereden Van Gölü'ne  akıtılan kanalizasyon ve atılan çöplerle  Van Gölü’nün  ekosisteminin hızla bozulmakta olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Derelerin iyileştirilmesi sağlanarak, gölün kirlilikten kurtarılması amacıyla arıtma tesislerinin hayata geçirilmesi önem arz etmektedir. Doğal su kaynakları bakımından zengin olan Van’ın, içme suyunun arsenik oranı bakımından Türkiye’nin en kirli sularındandır. İçme suyuna yönelik acil ve kalıcı çözümlerin planlanması gerekmektedir. 2008 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan Van Gölü Havzası Koruma Çevre Eylem Planı’nın acilen uygulamaya konulması gerekmektedir. Kapitalist zihniyetler Van Gölü tabanında bulunan uranyum rezervleriyle ilgili çalışmalarını devam ettirirken gölün kirliliğine göz yumularak, göl cazibe merkezi olmaktan uzaklaştırılmaktadır. Van Gölü ve Erçek Gölü çevresinde bulunan kuş türlerinin korunması biyolojik çeşitlilik bakımından çok önemlidir. Türkiye’de bulunan 430 kuş türünün 230’unun burada yaşadığı Yüzüncü Yıl Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalarla tespit edilmiştir. Kuş ve bitki türlerinin çalışmaları devam etmektedir. Van yöresine ait bitki ve hayvan türlerinin korunmasıyla ilgili projeler geliştirilmelidir.” Denildi.

 

‘MURADİYE ŞELALESİ’NİN SUYU KURUTULMAKTA’

Van‘da yapılması planlanan 31 HES, 2 güvenlik barajı ve çok sayıda kalekol inşasının doğayı yok etme ve insansızlaştırma amaçlı olarak yapıldığına işaret edilen açıklamada, “Muradiye Şelalesi dünyanın sayılı doğal güzelliklerinden iken yapılan HES’lerle suyu kurutulmaktadır. Müküs, Çatak, Gürpınar gibi ilçelerin akarsularında yaşayan kırmızı benekli alabalık türünün yok olma tehlikesi de HES’lerin ekolojik tahribatlarından sadece biridir. Enerji odaklı ekolojik tahribatların önlenmesi için yenilenebilir enerji kaynakları özendirilmelidir. Van Gölü balığı olarak bilinen İnci Kefali endemik bir türdür. Av yasağı döneminde denetiminin yetersizliğinden kaynaklı ve dere alanlarının ilaçlanması gibi yanlış uygulamalar balık popülasyonuna zarar vermektedir. İnci kefalinin korunması ve kurumlarca  gerekli tedbirlerin alınması aciliyet arz etmektedir. Van Gölü kıyısında bulunan sazlıklar filtre özelliğiyle göl suyunu temizlemektedir.   Bu sazlıklar sivrisineklerin, balık ve  kuşların beslenme alanı olduğu halde taşla doldurulup, ilaçlanıp, yakılıp yok edilmektedir. İlgili kurumlara  ve vatandaşlara  sazlıkların önemiyle ilgili bilgilendirme yapılarak, koruma çalışmaları başlatılmalıdır.” Denildi.

 

‘VAHŞİ ÇÖP DEPOLAMA ALANLARININ BERTARAF EDİLMELİ’

Van Gölü sahilleri kıyı kanuna riayet edilmeden birçok kamu kurumu ve kişilerce  işgal edilerek halkın kullanımına kapatıldığı ve sahilin rant alanına çevrildiği belirtilen açıklamada, “Gerekli mevzuatın işletilerek kaçak yapıların yıktırılarak yeni kaçak yapılaşmalarında ilgili kurumlarca önüne geçilmesi  için planlama çıkartılmalıdır. Vahşi çöp depolama alanlarının bertaraf sağlanarak,  katı atık bertaraf tesisleri oluşturularak, geri dönüşüm uygulamalarıyla çöpten enerji üretim sistemi hayata geçirilmelidir. Taş ve kum ocaklarının çalışma kriterlerine uyulması sağlanarak canlı yaşam alanlarına zarar verilmesi önlenmelidir. Dünya genelinde kişi başına düşen yeşil alan miktarı 10 metrekare iken, bu oran van’ da 2,7 metrekaredir. Ağaçlandırma ve yeşil alan oluşturma çalışmalarının hızlandırılması önemlidir. Tarımsal faaliyetlerde toprağa zararlı GDO’lu ürünler  (tohum, gübre, ilaç, hormon) kullanılmaktadır. Bunun yerine organik tarımı esas alarak, gelenekten gelen yerel tohumların tohum bankaları oluşturularak  yeniden tarımda kullanılması özendirilmelidir. Mevcut eğitim müfredatı ekolojik bilinci geliştirmede  yetersiz kalmaktadır. Toplumda ekolojik bilincin oluşması ekoloji okuryazarlığı eğitimlerinin geliştirilmesi için akademiler ve halk meclisleri üzerinden  toplumsal ekolojiyle ilgili eğitim atölyelerinin planlaması yaşama geçirilmelidir. Bu doğrultuda ekolojik bir sanat anlayışının geliştirilmesi gerekliliği de hedeflenmektedir.

Örgütlü, güçlü  bir halk  mücadelesiyle  doğamıza sahip  çıkmalıyız.” İfadelerine yer verildi. 

Güncelleme Tarihi: 15 Temmuz 2015, 09:26
YORUM EKLE