banner211

İSLAM COĞRAFYASINDA ÇOK BİLİNMEYENELİ DENKLEM VE TÜRKİYE!

Özlü Söz: Sorunun kendinde olduğunu anlamayan insanlar, çözümü başkalarının huzurunu bozmakta bulur.

İSLAM COĞRAFYASINDA ÇOK BİLİNMEYENELİ DENKLEM VE TÜRKİYE!

C. Başkanı Erdoğan ilk ziyaretini her ne kadar Azerbaycan'a yaptıysa da asıl önem verdiği ziyareti ABD'ye oldu. Ve Obama ile görüşme bir yerde "tamam mı, devam mı" formülasyonundaydı.

F. Gülenin başında bulunduğu ve kamuoyuna "paralel yapı" olarak ezberletilen cemaat ile girilen mücadelede kozları paylaşım savaşında ABD'nin tavrı kimden yanadır hesabıydı ABD ziyareti ve Obama ile olan görüşme…

Erdoğan, Obama'dan F. Güleni kendilerine iade edilmesini istedi. Obama bu isteğe ne cevap verdiği şuan kamuoyuna yansımadı. Eğer Obama F. Güleni Türkiye'ye iade ederse büyük bir taviz koparmadan vermez. Ve bu taviz Türkiye'nin başını ileride çok ağrıtacak bir taviz olacak ki F. Gülen iadesi gerçekleşebilsin.

İade gerçekleşirse ABD'nin tavrı Erdoğan ve Davutoğlu ekibi ile yola devam demek olacaktır. Eğer iade gerçekleşmez ise ABD bundan sonra Erdoğan ve ekibi ile yola devam etmeyeceği bunun yerine F. Gülen cemaati ve diğer siyasi birliği aynı platformda birleştirerek yola devam etmeyi planlayacaktır.

O zaman Erdoğan ve ekibi hedef tahtasına oturtulmak sureti ile dört cepheden saldırı başlatılacak ki gayeleri yerine gelebilsin.

Bu cepheler;

Güçleri birleştirilecek olan siyasi muhalefet ve cemaatin partileşmesi,

Sermaye ve güç odaklarını harekete geçirerek AKP'yi hedef alarak yıpratması,

Medya üzerinde AKP'ye yapılacak saldırı ve iktidar olduğu dönemde yapılan gizli antlaşmaların kamuoyuna deşifre edilmesi,

Yargı gücü ile hukuki bir kaos meydana getirilerek AKP'nin bütün açıklarını hukuki bir zemine çekerek bir cephe açılarak yıpratılması...

ABD'nin bu ikilemde kimden yana nasıl tavır takınacağı önümüzdeki günlerde kendini gösterecek..

ABD, IŞİD konusunda bir koalisyon kurdu, ancak Türkiye IŞİD'in elinde bulunan 49 rehinenin durumu karşısında bu koalisyonda yer almayacak. Ama ileride IŞİD'e yapılacak saldırılarda birçok katkıda bulunması istenecek. Yani açıkçası Türkiye rehineler hususunda şu anda koalisyona girmeyecek. Ve IŞİD yöneticileri de bu herzeyi yutacak!!!!

IŞİD ortaya çıktığı günden bu yana yapılan bütün analiz ve yorumlarda ABD ve İsrail desteğinde eğitildikleri ve silah ile bütün teçhizatlarla donatıldığı hep söylene geldi. Şimdi ABD IŞİD'i terör ilan etti ve yanına aldığı işbirlikçi Müslüman liderlerle bu beladan kurtulmayı istiyor. Acaba gerçekten mesele söyledikleri gibi midir? yoksa farlı ve çok bilinmeyenli bir denklemin zor çözümü için farklı bir plan mı uygulanıyor?

İran, ABD'nin kurduğu bu koalisyonda netlik olmadığını ve farklı hedefler gözetildiği şüphesi ile yaklaşım göstererek hileli bir plana ile Irak ve Suriye için tuzak kurulduğu şüphesi üzerinde durarak ve neticede İran olmadan IŞİD ile yapılacak bir mücadelenin netice vermeyeceğini söylemektedir…

Malum olduğu üzere bugün İslam coğrafyasında IŞİD belası var ve bu IŞİD öyle bir organize ile coğrafyaya yerleştirildi ki, düşman cepheler IŞİD düşmanlığında aynı safta durdular.

IŞİD ortaya çıkarken mezhebi bir çıkışla ve düşman olarak da Şii'leri hedef aldı. Haliyle İran ve Irak yönetimleri bu düşmanlığa düşman olarak cevap verdiler.

Herkes çok iyi bilir ki, İran İslam İnkılabını gerçekleştirdiği günden bu yana ABD ile düşmandırlar. ABD ile birlikte hareket eten Suudi rejimi de İran İslam İnkılabına baştan beri düşman ve İran-Irak savaşında Irak'ı her yönden desteklemesi her zaman kimden yana olduğunu göstermişti. Şimdi IŞİD ortaya çıktıktan sonra bu düşman unsurlar IŞİD düşmanlığında aynı safa yerleştiler. Bu aslında çok kurnazca dizayn edilmiş bir organize plandır.

Suriye meselesinin ABD ve İsrail açısından bitmediği bir ortamda birden bire ortaya çıkan ve elindeki silah ve aleni olarak kimden destek aldığı bilinmeyen bir IŞİD ortaya çıktı. İslam'da olmayan öldürme şekli ve mezhep düşmanlığı üzerin bina edilen bu terör örgütü şimdi İslam coğrafyasında düşman cepheleri birleştirmiş durumda!

Savunmasız Ezidi Kürtleri katleden, kadınlarını kaçırıp satan ve çocukları öldüren bu örgütün hedeflerinden biride Kürtlerdir. Kürtlere karşı yapılan saldırılarda Kürtlerin birleşme fikri ile birlikte bu güne kadar savaştıkları Türkler ve Araplarla aynı cephede olmak çok kurnazca düşünülmüş bir plandır.

Selahattin Demirtaş bile Türkiye'den IŞİD'e karşı PKK'ya silah verilmesi teklifini yapması akıllara durgunluk vermektedir. Bu IŞİD'i kim ortaya çıkardı ki bugüne kadar birbirine silah sıkana taraflar bugün birlik için koalisyon kuruyor.

Aslında biraz da IŞİD'e katılan ve cihat edip şehit olma arzusunda ki gençlerin durumu üzerinde durmak gerekiyor. Özellikle İngiltere, Fransa, Almanya ve diğer ülkelerde bulunan ve orada Müslüman olan oranın gençleri IŞİD saflarına katılıyorlar.

Bu gençler tıpkı Hz. Ali zamanında ve ona karşı gelen "HARİCİLİK" mantığı ile hareket etmektedirler. Hüküm Allah'ındır ve biz bu hükmün yerine getirilmesi için cihat ediyoruz ve bu yolda ölürsek şehidiz mantığı ile hareket edenler Selefiliğin uzantısı olan Vahhabilik düşüncesi ile hareket etmektedirler. Düşüncelerini Kurana dayandıran bu gençler ne yazık ki onları İslami olmayan bir eylemin içine sokan yöneticileri ne yazık ki, ABD ve İsrail desteklidirler…

Bunların siyasal düşünce ve mevcut durum yerine sadece Kuranda beyan edilen "Hüküm Allah'ındır" emri ilahisine göre hareket etmekteler. Siyasi görüş ve değerlendirme fikriyatına sahip olmadıkları için bu yapılanmaları en çok ABD ve İsrail'in işine gelmektedir.

Artık anlaşılıyor ki, IŞİD'i dizayn edenler Suriye'ye saldırmanın neticesinde Esad rejiminin yıkılmaması ve Irak'ta Şii ağırlıklı bir hükümetin kurulması onların bugüne kadar sürdürdükleri planın netice vermediğini gördüler. Ve önceden anlaşılması biraz zor olan çok bilinmeyenli bir denklem gibi bir plan ortaya attılar ve bu planın baş aktörü IŞİD terör yapılanmasıdır.

Neticeye baktığımızda gerek IŞİD militanları olsun gerekse onların öldürdükleri Araplar ve Kürtler olsun bu coğrafyamızın genç nesilleridir. Gençlerinin öldürüldüğü bir coğrafyada hedefini Nil nehri ile Fırat nehri olarak belirleyen İsrail'i artık kim durdurabilir hesabıdır bu bilinmeyenli denklem.

Allah buyurur; "Onlar tuzak kurarlar, tuzak kuranların en hayırlısı Allah'tır"

Ve bizde Allah'a tevekkül ettik...

Gerçekleşecek olan sadece Allah'ın dilediğidir...

Selam ve dua Allah'a teslim olanlaradır...


Necip Yavuzer yazdı...

 

Güncelleme Tarihi: 16 Eylül 2014, 09:41
YORUM EKLE