banner266

Parin: Van Gölü Sempozyumu bir farkındalık oluşturdu

Geçtiğimiz haftalarda Van’da gerçekleştiren ve Van Gölü’nün her yönüyle ele alındığı Van Gölü Sempozyumu kentte düzenlenen en önemli organizasyonlardan birisi olarak kayıtlara geçti. Van Gölü’nun korunması başta olmak üzere birçok önemli hususu da barındıran sempozyum hala konuşulmaya devam ederken o sempozyumun öncüsü Prof. Dr. Suvat Parin sempozyumun detaylarını ve sempozyum sonrası öne çıkan detayları Şehrivan ile paylaştı.

Parin: Van Gölü Sempozyumu bir farkındalık oluşturdu

ŞEHRİVAN ÖZEL: Geçtiğimiz haftalarda Van’da gerçekleştiren ve Van Gölü’nün her yönüyle ele alındığı Van Gölü Sempozyumu kentte düzenlenen en önemli organizasyonlardan birisi olarak kayıtlara geçti. Van Gölü’nun korunması başta olmak üzere birçok önemli hususu da barındıran sempozyum hala konuşulmaya devam ederken o sempozyumun öncüsü Prof. Dr. Suvat Parin sempozyumun detaylarını ve sempozyum sonrası öne çıkan detayları Şehrivan ile paylaştı.

Van’da 1-2 Haziran 2021 tarihlerinde düzenlenen Van Gölü Sempozyumu Van Gölü’nü konu eden ve bilimsel anlamda gölü alan ilk sempozyum olarak dikkatleri üzerine çekti. Bir sempozyum olmakla sınırlı kalmayan aynı zamanda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi ve Çevre Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un katılımıyla Van Gölü Koruma Eylem Planı’nın da konuşulduğu bir program göl adına önemli bir çalışmanın da öncüsü oldu. 600 bin yaşında olan Van Gölü’nün tüm boyutlarıyla ele alındığı, konuşulduğu ve tartışıldığı sempozyum kent adına da önemli organizasyonlardan birisine dönüşürken bu organizasyonun Düzenleme Kurulu Başkanı olarak öncülük yapan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Suvat Parin o sempozyumun öncesi, sonrası ve detaylarını Şehrivan aracılığı ile paylaştı. Sempozyumun yapılma sebebini, organizasyonun detaylarını, Van için ne anlama geldiğini diğer konuları değerlendiren Parin, “Sempozyum, Van Gölü’nü bilimsel açıdan masaya yatırma, elde edilecek bilgilerle Van Gölü’nü Van ve Bitlis’in kent yaşamına dahil etme, Van Gölü’nü sağlık, turizm alanları başta olmak üzere küresel dünyanın bir değeri haline getirme çabalarının ilk adımı anlamına gelmektedir.” dedi.

VAN GÖLÜ SEMPOZYUMUNDA VAN GÖLÜ’NE DAİR SORULARA CEVAPLAR ARANDI

“Van Gölü tarihsel süreçte etrafındaki yerleşim yerleri için ne ifade ediyordu? Bugün ne ifade ediyor? Ulaşım dün nasıldı bugün nasıl? Van Balığı’nın besin ve ekonomik değeri nedir bu konuda neler yapılmalı? Sağlık açısından Van Gölü’nün bir değeri var mı varsa bunlar neleri içeriyor? Van Gölü Canavarı turizmi hareketlendirecek bir simgeye dönüşebilir mi? Van Gölü’nün yerel yönetimlerle ilişkisi nasıldır?”  Gerek Van Gölü Koruma Eylem Planı ile ilgili detayların konuşulması gerekse de Van Gölü’nün her yönüyle ele alınmasını sağlayan Van Gölü Sempozyumu 1-2 Haziran 2021’de Van’da bu gibi onlarca soruya cevaben gerçekleşti. Onlarca akademisyen, yerel yönetici ve kurumun katıldığı sempozyumda Van Gölü tek ve en önemli konu olarak masaya yatırıldı. Çokça konuşulan ve göl ile ilgili olarak yapılan en önemli organizasyonların başında gelen sempozyumun yankıları sürerken sempozyum düzenleme kurulu başkanı Prof. Dr. Suvat Parin, Şehrivan’ın sempozyuma dair sorularını cevapladı. İşte o sempozyuma dair tüm detaylar…

VAN İÇİN ÖNEMLİ BİR ADIM OLDU

Van Gölü Sempozyumu’nun arka planı nedir? Bu sempozyum neden yapıldı?

1-2 Haziran 2021 tarihlerinde Van’da düzenlenen ve çok sayıda bilim insanın 60’a yakın bildiriyle katıldığı Van Gölü Sempozyumu, her şeyden önce 600 bin yıllık jeolojik geçmişi olan Van Gölü’ne bir değer verme girişimidir. Sempozyumun ana temasının sadece Van Gölü olması bunun bir göstergesidir. Sempozyum, Van Gölü’nü bilimsel açıdan masaya yatırma, elde edilecek bilgilerle Van Gölü’nü Van ve Bitlis’in kent yaşamına dahil etme, Van Gölü’nü sağlık, turizm alanları başta olmak üzere küresel dünyanın bir değeri haline getirme çabalarının ilk adımı anlamına gelmektedir.

BU SEMPOZYUMDA VAN GÖLÜ BİRÇOK AÇIDAN KONUŞULDU

Birçok özelliği ile dünyada ünik olan Van Gölü bugüne kadar maalesef bilimsel anlamda ve boyutta bir değer görmemiştir. Kendisinden tek boyutlu istifade edilen ve yıpratılan fakat mevcut durumu ve geleceği yeterli derecede tartışılmayan Van Gölü bu sempozyumla ülkenin, Van’ın ve Bitlis’in gündemine oturdu. Bu sempozyumla Van Gölü birçok açıdan bilimsel olarak konuşulmaya başlandı. Şimdiye kadar çok konuşulmayan ve nesne pozisyonunda bulunan Van Gölü konuşularak, gündeme gelerek artık havzanın önemli aktörü haline geldi denilebilir.

ÇOK BOYUTLU BİR ORGANİZASYON OLARAK HAYAT BULDU

Van Gölü Sempozyumu’nun organizasyon boyutuna ilişkin ilişkin neler söyleyebilirsiniz?

Van Gölü Sempozyumu kentteki ortak aklın ve iş birliğinin bir sonucu olarak gerçekleştirildi. Edremit Belediyesi, Van Büyükşehir Belediyesi, Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nin ortaklığıyla organize edilen Van Gölü Sempozyumu’na Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Gülşen Orhan’ın Ankara’daki lobisi çalışmaları da eklenince Van Gölü ve Van için çok önemli bir çalışma ortaya çıktı. Sempozyum öncesi hazırlık çalışmaları ve sempozyumun kendisi gerçekten Van’da çok karşılaşılmayan bir uyum ve iş birliğinin çıktısı olarak ön plana çıktı. İsimleri zikretmek gerekirse yerelde Van Valimiz Mehmet Emin Bilmez, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, Edremit Belediye Başkanı İsmail Say ve Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Halil İbrahim Güray’ın uyumlu ve ortaya çıkacak katma değeri önemseyen yaklaşımları en önemli etkendi. Gülşen Orhan’ın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin sempozyuma iştiraki noktasında ortaya koyduğu çabanın da özel olarak altını çizmek gerekiyor.

“SOMPOZYUM BİR FARKINDALIK OLUŞTURDU”

Van Gölü Sempozyumu Van için ve havza için ne anlama ifade ediyor?

Sempozyum, Van Gölü’nün sahipsiz olmadığını, Gölü’n etrafında yer alan yerel yönetimlerin, kamu kurumlarının, özel teşebbüsün hasılı kelam hiç kimsenin Van Gölü’nü hoyratça kullanamayacağını, Van Gölü’nü konuşan ve sahiplenen rasyonel bir aklın oluştuğunu ifade ediyor. Birkaç yıl öncesine kadar Van Gölü kirlenmesin ile yetinilen bir yerden sempozyum ile Van Gölü’nün sağlık, ulaşım, turizm, balıkçılık, kültür ve sanat bağlamında tartışıldığı bir yere doğru bir yönelimin olduğu söylenebilir. Sempozyum spesifik olarak şu soruları ve bilgileri herkesin önüne sürükledi: Van Gölü tarihsel süreçte etrafındaki yerleşim yerleri için ne ifade ediyordu? Bugün ne ifade ediyor? Ulaşım dün nasıldı bugün nasıl? Van Balığı’nın besin ve ekonomik değeri nedir bu konuda neler yapılmalı? Sağlık açısından Van Gölü’nün bir değeri var mı varsa bunlar neleri içeriyor? Van Gölü Canavarı turizmi hareketlendirecek bir simgeye dönüşebilir mi? Van Gölü’nün yerel yönetimlerle ilişkisi nasıldır? Sempozyum bu anlamda bir kıyaslama ve farkındalık alanı oluşturdu.

“VAN GÖLÜ İÇİN BİR ALAN YÖNETİ MODELİ’NİN GEREKLİLİĞİ ŞART”

Sempozyum bunun dışında Van Gölü’nü korumanın ve gelecek nesillere ulaştırmanın en etkili araçlarından birinin havzada yerel yönetim, kamu, özel sektör ve sivil toplum iş birliğine dayanan, sosyolojik yapıya uygun, sürdürülebilir olan bir ‘Alan Yöneti Modeli’nin gerekliliğini ortaya koymuştur. Başka bir ifadeyle Van Gölü’nün sadece belediyelerle ya da sadece kamu kurumlarıyla korunamayacağı gerçeği bütün tarafları yerelin domine ettiği yelpazesi geniş bir ‘Alan Yönetim Modeli’nin devreye girmesi gerektiği düşüncesine götürmektedir. Bu aynı zamanda bir zorunluluk oluşturuyor görünmektedir. Edremit, Gevaş, Tatvan, Ahlat, Adilcevaz, Erciş, Muradiye, Tuşba ve İpekyolu’nda yer alan bütün bileşenlerin bu modeli tartışması ve ortak aklın kabul edebileceği bir formata kavuşturması bu yönde atılacak en önemli adımı oluşturacaktır. Bu adım Van Gölü için, Van için. Bitlis için ve Havza için çok önem arz ediyor.

Peki, Van Gölü sempozyumunun somut anlamda en önemli çıktıları neler oldu?

Van Gölü Sempozyumu’nun en önemli çıktılarından birinin Emine Erdoğan Hanımefendi’nin katılımıyla Van Gölü’nün Türkiye’nin gündemine oturması oluşturdu diyebiliriz. Van Gölü’nün korunması ve yaşatılması artık sadece Van ve Bitlis’in değil Ankara’nın ve bütün Türkiye’nin meselesi oldu.

“AMAÇ SEMPOZYUMU SÜREKLİ KILMAK”

Van Gölü Sempozyumu, Van Gölü’nün birçok boyutuyla daha çok tartışılması gerektiği düşüncesini belirginleştirdi. Sempozyum, Van Gölü’ne sırtını dönmüş bir nüfustan yüzünü Van Gölü’ne çeviren, Van Gölü’yle teması çeşitlenen ve Van Gölü’nü ekolojik, sosyal ve ekonomik bir değer olarak gören bir toplumsal yapıya nasıl dönmemiz gerektiğini ilgili bütün paydaşların kulağına önemli bir soru olarak fısıldadı. Sempozyumun bir çıktısı aynı zamanda bir eleştiri de olarak okunabilir bu, Edremit ve Büyükşehir Belediyesi hariç bir bütün olarak yerel yönetimlerin sempozyuma katılım düzeyi ve bunun bir parçası olma yönünde ortaya koydukları zayıf eğilimlerini görmek oldu. Van Gölü’ne sınırı olan belediyelerin tümü paydaş olmalarına rağmen, temsil, katılım ve oturumları takip etme anlamında sahada olmadıkları rahatlıkla söylenebilir. Van Gölü’nü merkeze alan ilk sempozyum özelliğine sahip bu bilimsel organizasyonun bir ya da iki yıl arayla yapılacak olmasını da önemli bir çıktı olarak değerlendirmek gerekiyor.

“VAN GÖLÜ’NE MESAFELİ BİR YAKŞALIM VAR!”

Elbette sempozyum gölün tüm yönleriyle konuşulmasını sağladı. Fakat düzenleme kurulu başkanı olarak sizin değerlendirmeniz önemli. Son olarak bu sempozyumu düzenleyen bir sosyolog olarak siz Van Gölü ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Sorunuza bir sosyoloğun suya bakışı üzerinden cevap vermek istiyorum. Su ile temas toplumdan topluma farklılık arz etmektedir. Toplumların üretim biçimi, sosyo-ekonomik yapıları suyla ilişkileri büyük oranda belirlemektedir. Örneğin köylü toplumların genelde suyla teması tek boyutludur. Sudan faydalanan fakat katma değerini artırma yönünde çabası olmayan bir ilişkisi vardır. Su kırsalda yaşayanlar için bağ-bahçe işleri, yün yıkama ile sınırlı bir işleve ve değere sahiptir. Oysaki kentli toplumlar suyun kenarında ya da suya nazır bir yaşamı önceleyerek suyla ilişkilerini çeşitlendirme eğilimi içinde olurlar. Suya sırtlarını değil yüzlerini dönerler. Su hayatın kendisidir. Van Gölü üzerinden konuşacak olursak bir realite olarak şunu ifade edebilirim: Van Gölü’nün etrafında yerleşik nüfusun kahir ekseriyeti kırsal özellikler gösteren bir nüfus özelliği göstermektedir. Sosyo-ekonomik yapısı itibariyle Van Gölü’ne mesafeli bir yaklaşım içinde olduğu görülmektedir. Van Gölü ile ilişkisi ve ünsiyeti belirsiz bir durum oluşturmaktadır. Van Gölü’nün etrafında hayvan barınaklarından, Van Gölü’nün kirliliğinden, Van Gölü’nün sahipsizliğinden söz ettiğimizde bu sosyal dokuya işaret ediyoruz aslında.

HALKI GÖL İLE BULUŞTURMA ANLAMINDA BELEDİYE VE STK’LARA BÜYÜK İŞ DÜŞÜYOR

Van Gölü’nü tartışırken bu sosyolojinin ihmal edildiği, başta yerel yönetimler olmak üzere bütün bileşenlerin söz konusu sosyolojiyi Van Gölü ile buluşturacak çalışmalara ağırlık vermesi gerektiği kanaatindeyim. İlk etapta hemen ön plana çıkan birkaç öneriyi şu şekilde ifade edebilirim. Bu konuda örneğin farkındalık oluşturmak amacıyla ilkokuldan başlayarak ortaöğretimin sonuna kadar Van Gölü Kulüp çalışmalarına ve şehir tarihi çalışmalarına yer verilmeli. Van Gölü’nün etrafında birçok noktada kadınların ve çocukların yüzme öğrenmeleri için yerel yönetim-sivil toplum ortaklığında yüzme okulları açılmalı. Belediyeler bünyesinde gelişmeleri daha sağlıklı değerlendirmek amacıyla Van Gölü Müdürlükleri kurulmalı. Üniversite-Edremit arası başta olmak üzere ulaşım ağları geliştirilmeli. Göl ile ilişkileri engelleyen sorunları tespit etmek amacıyla bütün kıyı yerleşimlerinde çalışmalar yapılmalı. Göle nazır yerleşkelerin planlaması yapılmalı. Van Gölü’nün altındaki mikrobiyalitleri ve zenginlikleri içerecek Van Gölü’nün mavi suları içinde bir müze kurulmalı.

ŞEHRİVAN GAZETESİ

Güncelleme Tarihi: 05 Temmuz 2021, 14:30
YORUM EKLE
YORUMLAR
vanlı
vanlı - 3 hafta Önce

Elbette yapılan sempozyum çok kıymetli ama artık bir an evvel gölün kurtarılması yönünde somut adımlar atılmalı. Amasız fakatsız ve resmi toplantıların ötesine geçecek önlemler alınmalı. Hala atıklar göle dökülürken, halk kirletmeye devam ediyorken ve en önemlisi Göl ölmek üzereyken hala kayda değer mesafe katedilmediyse maalesef gelecek nesiller bu güzelliği göremeyecek.

Gölümüz, derelerimiz, kanallarımız
Gölümüz, derelerimiz, kanallarımız - 3 hafta Önce

Sayın İsmail Say'ın bir toplantıda belirttiği gibi söz değil icraat zamanıdır. DSİ ve belediyeler temmuz, ağustos ve eylül aylarını temizlik seferberliği ilan etmeli. Şamran baştan sona temizlenip pırıl pırıl edilmeyi bekliyor ama temizlik henüz yok. Korubaş Deresi, Akköprü ve diğer bütün dere ve kanallar temizlenmeyi bekliyor. Bu şehrin içinden geçen dere ve kanalları görünce göl için hiç umutlanamıyoruz. Temizlik, temizlik, temizlik...

banner267