Futbol, üzerine en az yazdığım konulardan biridir. Belki de bu oyunun teknik ayrıntılarını en iyi bilenlerden değilim. Ama insan bazen uzman olduğu için değil, vicdanı susturamadığı için kalem oynatır. Bu Dünya Kupası'nda yaşananlar, futbolun yalnızca sahada oynanmadığı yönündeki tartışmaları yeniden alevlendirdi. İşte tam da bu yüzden bu konuya değinmeden geçemedim.
Çocukluğumuzdan beri bize futbolun "adil oyun" olduğu anlatıldı. Çalışanın, mücadele edenin, hak edenin kazandığı söylendi. Oysa bugün ekran başına geçen milyonlarca insanın aklında, yalnızca atılan goller değil; verilen kararlar, çalınan düdükler ve oluşan adalet algısı kalıyor.
Mısır Teknik Direktörü Hossam Hassan'ın maç sonunda gösterdiği tepki de bana göre yalnızca bir mağlubiyetin öfkesi değildi. "Adalet" diyerek yaptığı itirazlar, futbolun gidişatına duyulan derin bir rahatsızlığın dışa vurumuydu. Sahada emeğinin karşılığını alamadığını düşünen bir teknik adamın haykırışıydı. İsrail destekçisi ve ABD hayranı olduğu gerçeğini saklamayan ve bunu açıkça yapan bir futbolcunun yılarca ne kadar desteklenildiği ve ödüllendirildiği ortadadır.
Belki bu değerlendirmeye katılmayanlar olacaktır.
Belki de bana, "Messi'yi neden eleştiriyorsun?" diyenler çıkacaktır.
Oysa benim meselem hiçbir zaman Messi ya da Ronaldo olmadı.
Benim meselem vicdandır.
Benim meselem çocuklardır.
Benim meselem, mazlumların yanında durabilmektir.
Son yıllarda futbol kamuoyunda sıkça dile getirilen tartışmalar, ister istemez birçok insanın zihninde bazı soruları da beraberinde getiriyor. Bazı ödüller, bazı organizasyonlar ve bazı kararlar sonrasında insanlar şu soruyu sormaya başlıyor: Acaba futbol gerçekten yalnızca sahada mı oynanıyor? Yoksa görünmeyen güç dengeleri ve küresel futbol siyasetinin etkisi de bu süreçlere gölge mi düşürüyor? Bu soruların kesin cevaplarını elimizdeki bilgilerle vermek mümkün değildir. Ancak milyonlarca insanın zihninde bu tür soru işaretlerinin oluşması bile, futbolun adalet algısının ne kadar yıprandığını göstermektedir.
Ben, çocukların gözlerinin içine bakarak öğretmenlik yapan bir insanım.
Sınıfta adaleti anlatırken, "Hak eden kazanır." derken, dünyanın en büyük spor organizasyonlarında oluşan bu tartışmalar beni ister istemez düşündürüyor.
Çünkü çocuklar sadece maç izlemiyor.
Hakemleri izliyorlar.
Yöneticileri izliyorlar.
Kimin alkışlandığını, kimin susturulduğunu görüyorlar.
Ve en önemlisi, adaletin gerçekten herkese eşit uygulanıp uygulanmadığını anlamaya çalışıyorlar.
Bugün Filistin'de bombalar altında yaşam mücadelesi veren çocuklar varken, dünyanın hiçbir kupası bana eskisi kadar parlak görünmüyor.
Bu yüzden ben yalnızca futbolcunun ayağına değil, yüreğine de bakıyorum.
Sahadaki yetenek elbette önemlidir. Ama insanı büyüten yalnızca attığı goller değildir. Nerede durduğu, kimin yanında olduğu ve insanlığın ortak acıları karşısındaki tavrı da en az futbolu kadar önemlidir.
Bu nedenle Cristiano Ronaldo'ya duyduğum saygı sadece futbolundan kaynaklanmıyor. Yardım faaliyetleri, savaş mağdurlarına yönelik destek mesajları ve insani konulardaki duyarlılığı, benim gözümde kazandığı kupaların önüne geçiyor.
Aynı şekilde Diego Maradona'nın yıllar önce Filistin halkına verdiği açık destek ve mazlumlardan yana sergilediği tavır, onu yalnızca büyük bir futbolcu değil, aynı zamanda güçlü bir karakter olarak da hafızalara kazımıştır.
Belki de bu yüzden bazı isimler attıkları gollerle, bazı isimler ise sergiledikleri duruşla hatırlanıyor.
Ben hiç kimseyi sevmek ya da sevmemek zorunda değilim.
Hiç kimseyi kahraman ilan etmek zorunda da değilim.
Ama bir tercih yapmak zorundaysam, tercihim her zaman çocuklardan yana olacaktır.
Tercihim her zaman savaşın değil barışın, zulmün değil adaletin, sessiz kalanların değil mazlumların sesi olanların yanında olacaktır.
Çünkü kupalar eskir.
Ödüller unutulur.
Altın toplar bir gün müzelerde tozlanır.
Fakat vicdanın aldığı kararlar, insanlığın hafızasında yaşamaya devam eder.
Benim tuttuğum takımın adı adalettir.
Benim kaldırmak istediğim kupa ise vicdandır.
Ve inanıyorum ki yıllar sonra insanlar en çok gol atanları değil; en zor zamanlarda doğruluktan, adaletten ve mazlumlardan yana durabilenleri hatırlayacaktır.