İmar, İhya, İnşa (2)

Van nasıl bir şehirdir?

Bir önceki yazıda yeni Van Valisi Sayın Ozan Balcı’nın Valilik süreci münasebetiyle başlattığım yazının ilkine İmar, İhya, İnşa ana başlığı ‘Van’a giriş’ alt başlığı ile girmiştim. Gelişme bölümü ile devam edeyim. Vali Balcı’nın bir kriz merkezine andıran hızlı bir çözüm masası kurma şeklinde bir girişi olduğunu fark ettim. Üstelik öyle heyecanlı ki, her söylenileni yazıyor, not ediyor, dinliyor. Heyecanı dinleyince size de hemen yansıyor zaten. Anladım kadarıyla komisyonlar kurulacak, çalıştaylar yapılacak, yuvarlak masalar toplanacak, birileri anlatacak, tartışmalar yapılacak. Görünen o ki bunlar hızlıca da yürüyecek. Bu süreç yürürken, ben de eksik kalmayarak “Yeni Vali Vali’sine açık mektup” gibi klişelere girmeden, çok bilmişlik de etmeden, Amerika’yı yeniden keşfetme gibi bir gaflete düşmeden naçizane ihtiyaçları bu satırlar aracılığı ile paylaşmak isterim.

***

Yalnız buna geçmeden önce şunu da eklemeden edemeyeceğim Van’da son 20 yılda iki önemli buluşma ve toplantılar düzenlendi. Bunun birisi 2023 Van Vizyonu, diğeri Van Güç Birliği toplantıları idi. Bu buluşmalarda Van’ın mevcut durumu, sorunları, eksikleri, potansiyeli, artıları, eksileri aylarca konuşulmuş, raporlanmış ve kimi çözüme kavuşturulmaya çalışılmıştı. Van Valiliği’nin bizatihi masanın patronu olduğu o toplantılar zaten kente dair tüm verileri sunuyor. Ve o çalışmaları yapan Valiler gittikten sonra o platformlarda da unutulup gitti. Bu anlamda bir sonraki vali değişiminde de unutulup gitmeyecek, vatandaşa güven verecek bir çalışma grubu kurulmasının önemine değinmeden edemeyeceğim.

***

Devam edeyim… Bu kente gelen her Vali, yönetici, siyasetçinin karşılaştığı gibi duyulacak ve görülecek ilk şey bu kentin bir imarının olmadığı hususudur. Zaten Vali Bey bununla daha ilk günden karşılaşmış, ‘to do list’in en başına da koymuş. Bu konuya girmeyeyim. Van’a dair bilinmesi gereken şey bu kentin imarı ile birlikte bir kentliliğinin, bir kent hafızasının da olmamasıdır. Belki de en büyük ihtiyaçlardan birisi budur. Nasıl inşa edilir meselesi ise konu kadar çok katmanlı ve karmaşık bir husustur. Lakin imkânsız değildir.

***

Van’ın konuştuğu meseleler son 20 yıldır hep aynıdır. Çevre Yolu, Sahil Yolu, Stadyum, Otogar, Kuzey Van Gölü Demiryolu Hattı gibi konular hiç gündemden düşmemiş, hep konuşulmuştur. Çevre Yolu kamulaştırma yerine 18 ile yapılmaya çalışılmış, 12 yıldır işin içinden hala çıkılamamıştır. Sahil Yolu devam etmekte, stadyum Vanspor’un 1’inci lige çıkmasını beklemekte, otogar her yıl tadilata girip inatla yerinde durmakta, Van Gölü Demiryolu Hattı ise hiçbir şekilde gündem olmamaktadır.

***

Malum, araba devrilince yol gösteren çok olurmuş. Aslında yol belli, yöntem belli. Şöyle Van’ı bir süre izleyince, gözlemleyince anlaşılmayacak gibi değil. Bu kentin kendine ait bazı hasletleri var ki ünü maşallah cihana yayılmış. Şöyle ki: Van, Şanlıurfa ile birlikte kendine en çok düşman kentler arasında yer alır. Kimse kimseyi sevmez, inşa süreci hep ötekinin ayağının altındaki sandalyeyi çekip diğerini ekarte etmek üzerine kuruludur. Ortaklaşma yoktur. Her dönemin ‘hasım/hısım’ siyasetçileri, kurum amirleri ve STK’ları vardır. Onlar atışır, ‘twit’ atar falan bizler de rüzgarlarına kapılıp gideriz. Bir de her bu makamların isimlerin etrafı ile birlikte görüş açısını da kapatan ‘sözde’ gazeteciler var. Ön açmaktan ziyade ön kapatma, pozisyon alma, akçeli işlerde kendileri olma gibi hasletleri ile yöneticilerin gözünü adeta kör ederler. Bu şekildeki üçlü, beşli organizasyonları yöneten isimlere de ayrıyeten dikkat edilmesi gerektiğini de bir vesileyle hatırlatmış olayım.

***

Van’da Vanlı çoktur ama Vanlı yoktur. Mesele hariçten gazele okumaya gelince Vanlı, şanlı, kılıcı kanlı babayiğit çok olur, ama er meydanında er bulmak mümkün değildir. Memlekette güzel bir şey olunca herkes ‘Kara Murat’ oluverir, fakat bir türlü yapılmayan işlerin müsebbibini biz 7 bin yıllık yaşam geçmişi olan bu şehirde henüz bulmuş değiliz. Cevabını bulamadığımız bazı diğer hususlar da Van’da olması gereken bir İran Başkonsolosluğu’nun neden Van’da değil de Erzurum’da, Trabzon’da olduğu, Van-Şırnak Karayolu’nun neden bitmediği, Kuzey Van Gölü Demiryolu hattının neden hiç gündeme alınmadığı gibi konulardır ki zaten çoktan seçmeli bir sınavın soruları olduğundan kimse bu soruları cevaplama gereği bile duymuyor. Ha bir de Van’ın sahibi/ağabeyi kimdir onun da cevabını uzun süredir arıyoruz. Henüz bulamadık.

***

Hayaller Paris’tir, gerçekler Doğu’nun Paris’i olma avuntusu ile bir ömürü bitirmektir. Sayın Valimiz geldiği günden bu yana halkın arasında, sokakta vatandaş ile buluşmaktadır. Görecektir ki Van’ın sadece birkaç caddesi Paris’tir, gerisi gerçek Van… Her yıl düzenli olarak Mecburiyet (Cumhuriyet) ve Maraş (Kazım Karabekir) caddelerinde yenilemeler yapılır, sokaklar süslenir, ama hayallerdeki Van Gölü etrafındaki hilal şeklindeki büyüme meselesine kimse girmek istemez. Koca kenti geçtiğimiz haftalarda “Bu şehir çok kirli” diye diye twitler atıldıktan sonra temizlendi. Fenomen isimler sürece dahil olmayınca iş yapmayan bazı yönetici, siyasetçi ve kurum amirleri var. Onlar 657’ye değil sosyal medyaya tabi olarak çalışıyorlar. Haşa sümme haşa önce onların ‘ol’ demesi gerekiyor bazı meselelerin çözülmesi için.

***

‘Kültür, Sanat ve Edebiyat’ kimsenin ‘ana başlık’ yapmadığı sadece ‘Bayramdaaaaaan bayramaaaaa’ hatırladığı konulardan birisidir. Ama bu kentin gençliğinin en çok da gençliğinin en güzel çağlarında içinde bulunması gereken böyle bir alana ihtiyacı var. Sayın Valimizin eğitime, edebiyata, okumaya önem veren bir isim olduğu ilk elden edinilen bir bilgiydi. Haliyle kendisi ile “Ben de kitap okumayı çok severim” şeklinde diyaloglar kurmaya çalışan çok olacaktır. Lakin bu kentin yıllardır dile getirdiğimiz bir kültür merkezi, bir şehir tiyatrosu, sanat galerisi, gençliğe yetecek kütüphaneleri olmadığı meselelerine kimse aldırış etmedi. Edebiyat Mahfili gibi sivil ve küçük oluşumlar aylardır edebiyat anlamında mücadele veriyor, sponsorluklar bularak bu kentte bir edebiyat rüzgârı estirmeye çalışıyor, bu sürecin en az destekçisi maalesef ki kurumlar, belediyeler oluyor. Yaşar Kemal’in memleketinde Yaşar Kemal’in ismi bir Kültür Evi’nde, Edebiyat Müzesi’nde değil dipte köşedeki bir parkta yaşıyor, kitap fuarları arada boş bir hafta kalınca yapılıyor. Ortama yaşı 22-23 olan kentte herkes gençlikten dem vuruyor, “Gençliğe sahip çıkılmalı” duyarlılığı kasıyor ama gençlik “Ne okuyor ne yazıyor ne düşünüyor?” diyen yok gibi…

***

Merak etmeyin, unutmadım: Van’ın kurtuluşu turizmdedir. Hangi turizm peki? Bir master planı olmayan turizm tabi! Efendime söyleyeyim, tarım ve hayvancılıkta mevzimizi kaybettik. Toparlayamıyoruz. Sınır kentiyiz ama sınır duvarı olmanın ötesine geçip ithalat-ihracat yapma işinde diğer sınır kentlerinin çok uzağındayız. Öyle olmasak ihracatta bir sınır kenti olarak 69’uncu sırada olmazdık. İşte elimizde bir turizm kaldı. Onun için de bir turizm master planı falan yok. Günlük politikalarla ilerliyor. İranlılar kesilince bizim turizm meselemiz de bitiyor. Defalarca konuştuk, tartıştık, irdeledik. “Turizm Destinasyon Örgütü kurulmalı” dedik, hala arkasındayız. Öyle “Van çok güzeldir”, “İnan öyle güzeldir”, “He vallah Van gibisi yoktur” demek ile olmuyor bu işler.

***

Van’a söyleyecek o kadar çok şey var ki: İyi mi konuşalım, kötü mü bilemedim. 7 yaşındaki çocuğun yaşadığı ruh halinin benzerini yaşıyoruz desek yalan olmaz. Neyiz, ne değiliz kararını veremiyoruz. Bazen çok iyi, bazen çok karamsarız. Dedim ya hafızası olmayan bir şehiriz. Haliyle bu durumun tahribatı büyük. Olmamış yani 1915’e kadar yaşadığı yıkımı, bir kez daha yaşayan bu kent bir daha kent olamamış. Kent olamamak derken Yaşar Kemal’i hatırladım yine.

Ne diyordu Yaşar Kemal? “Kim demiş Vana şehir diye? Adı çıkmış Vanın. Ben şehirdir diyemiyorum. İnadımdan mı? İnan ki değil. Van, şehir değil de ondan. Van dağınık, koskocaman bir köydür. Yirmi otuz doğru köyünü bir araya getiriniz, oldu işte size Van!” (Dünyada Van, s. 26.) Vanlı Yaşar Kemal bile Van’ın bir şehir olduğuna inanamıyordu, Nuh’un Gemisi Bir Diyar Baştan Başa kitabında Van’ı anlatırken. Sonra devam ediyordu: “Vanlılar kadar şehirleriyle ilgisiz insanlar hiçbir yerde göremezsiniz. Bundan dolayıdır ki, Van, Van olamayacaktır. Bahtsız diyar.” (29) Aynı Yaşar Kemal’in bu kentin doğal, tarihi, kültürel güzelliklerinden söz ettiği bölümler de var. Mesela “Batıda Yeşil Bursaysa, doğuda da Yeşil Van. Yalan değil, “Yeşil Van”. Her evin bir bahçesi var. Bahçesizi yok bu yerin.” (29) diyor. Sonra dillere pelesenk olmuş o Van Gölü betimlemesini de aynı eserde yapıyor: “Dünyada hiçbir göl., hiçbir deniz, hiçbir su Van gölünün maviliğinde olamaz. Masmavi… Deli eden bir mavilik. Ne gökyüzünde vardır öyle bir mavi, ne de başka bir yerde. Bir tek mavi uyar bu maviye. Diyarbakır ovasındaki çiçeklerin mavisi. Bir de bir camı kırıp kesitine bakın, işte o mavi.” (33) Van Gölü o gün bugündür daha iyi anlatılmamıştır herhâlde…

Van böyle bir şehir işte… Yaşar Kemal’den bugüne hiç birimizin tek bir tanımlama yapamadığı, ne olduğuna karar veremediği, ortayı bulamadığı bir şehir. Ama bu şehir, beytül malın kıymetini bilenler, şehr’ül eminler tarafından yönetilmeyi hak ediyor. Bu şehir köşede bucakta kalmayı hak etmiyor.

Diyelim… Bir dua ile bitirelim... Rivayet edilir ki efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) amcasının oğlu, arkadaşı ve yol arkadaşı Hz. Ali’ye bir şehre ya da köye girerken şu şekilde dua etmesini tavsiye eder:

“Ya Rabbi bu şehrin ve şehirde takdir ettiğin şeylerin hayrını senden isterim. Bu şehrin ve onda takdir ettiklerinin şerrinden de zat-ı uluhiyetine sığınırım. Allah'ım onun hayrından beni rızıklandır, şerrinden muhafaza buyur. Bizi buranın ehline sevdir. Buranın salih zevatını da bize sevdir.” Amin.

YORUM EKLE
YORUMLAR
BİR ŞEHİR DÜŞÜNÜN Kİ...
BİR ŞEHİR DÜŞÜNÜN Kİ... - 6 ay Önce

Bu şahane üslubun içinde sorunlar ifade edilirken "sorun ve eksikler" de " şiir" gibi kalıyor. İhtimal sözün muhataplarının bir kısmı yazının estetiğinden sorunları yine görmeyecekler, bir kısmı da görmek isteyecekler. Biz "Vanlı" olarak yukarıda söylediklerinizi kuru kuru yeniden yazmış olalım: BİR ŞEHİR DÜŞÜNÜN Kİ bir edebiyat ustası ve bilgeolan Yaşar Kemal bile sahipsizliğini kayda geçirmiş. Bir şehir düşünün ki ülkenin en büyük gölünün kıyısında ama bataklık, çöp ve hafriyat olan boş ve bakımsız kıyıları sebebiyle göle kavuşamıyor. Bir şehir düşünün ki sınır kenti ama bu sınırlardan son on yılda giren kaçak sayısı mı fazla, turist sayısı mı fazla neredeyse bir tez konusu olacak kadar dikkate değer. Bir kent düşünün ki yapı stoğu, kentleşmesi, semt ve mahalle düzeni, yollarının niteliksizliği ile "yüz binlik bir köy" gibi duruyor. Bir şehir düşünün ki üniversitesi var, yüz binlerce çocuk ve genci var, on binlerce eğitimci ve akademisyeni var ama hâlâ modern bir Kıtapçılar ve Sahaflar Çarşısı bile yok. Bir şehir düşünün ki Van Gölü Koruma Eylem Planı hazırlamış ama 06 Haziran 2022 de bile en başta Şamran olmak üzere kanal ve dereleri berbat haldedir. Bir şehir düşünün ki elli yıl önce " yeşil Van" diye anılırken bugün "beton Van" halini almış. Oysa her semtte ve her mahallede üçer beşer orta ve büyük ölçekli park ve yeşil alanı olmalıydı. Her cadde boyunca en az bir iki park ve yeşil alan olmalıydı. Bir şehir düşünün ki dört adası var ama yapıları restoreye, çevresi temizliğe ve bakıma muhtaç haldedir. Bir şehir düşünün ki Hoşap gibi bir kalesi, kocaman şehir surları var ama belde hatabe, kirli ve bakımsız haldedir. Bir şehir düşünün ki başlatılan projeleri bir türlü ilerlemez: Çevre yolu, Süphan Mahallesindeki 30 metre genişlikteki yeni yol, Eski Van şehri restorasyonu ve inşası, Hoşap Destinasyon çalışması vb. Bir şehir düşünün ki her yerde ilçe, belde, köy minibüsleri hareket merkezleri var. Trafiği keşmekeş vaziyette. Bir şehir düşünün ki onlarca cadde ve sokağı ücretli otopark yapılmış ama bu böyle sürüp gitsin diye midir bilinmez ama kurumların aklına yüzlerce binlerce araçlık otoparklar yapmak gelmez. Bir şehir düşünün ki hâlâ en merkezi ve en işlek caddeleri olan İskele, Şabaniye, Eski Cezaevi, Terzioğlu, Kale, Doğu, Suvaroğlu gibi caddeleri alt yapı ve üst yapısıyla yenilenmemis, prestij cadde yapılmamış olsun. Bir şehir düşünün ki Köprülü kavşakları, üst geçitleri, bulvarları, kavşakları, kaldırımları çok yetersiz ve az. Bir şehir düşünün ki gölün kıyısında ama gölde yüzebilmek için 35 km ötedeki Mollakasım köyüne gidip ücret vererek göle girebiliyorsunuz. Bir şehir düşünün ki nüfusu milyonu bulmuş ama piknik alanları, mesire yerleri, gezinti alanları çok az. Yeni onlarca alternatif oluşturmak kurumların aklına nedense gelmiyor. Bir şehir düşünün ki vizyon projeleri, mega projeleri konuşmuyor. Hep önce yapılanları boz yap, yap boz ile meşgul oluyor. Bir şehir düşünün ki istihdamı, sanayisi, üretimi çok çok az. Bir şehir düşünün ki tarım ve hayvancılık üssü olabilecekken ciddi bir sıçrama yapamıyor. Bir şehir düşünün ki on yıl, yir mi yıl, otuz yıl aynı "büyükler" in ismi şehrinde öne çıkıyor ama şehir kendi emsalleri arasında bir türlü öne çıkmıyor. Bir şehir düşünün ki kendi evlatları olan yöneticiler başka kentlerin evlatları gibi kendi kentlerini ciddi ölçekte ilerletmiyor. Bir şehir düşünün ki gençliği ve çocukları için yeterli projeleri, yatırımları ve hizmetleri maalesef yok. Bir şehir düşünün ki eksikleri saymakla bitmez. Amerikayı yeniden keşfe gerek yok. Van'ın eksikletini, sorunlarını ve ihtiyaçlarını bilmek için çalıştaylara, toplantılara lüzum yok. VAN'ın emsali olan üç şehri gezin, ardından Van'ı gezip dolaşın durumu zaten göreceksiniz. Hatta buna da lüzum yok bu şehirde yaşıyorsanız durumu fark edersiniz zaten. On yıllardır bu durum değişmeliydi oysa. Van'ı seven, hizmet eden, değiştiren, dönüştüren, vizyon sahibi, fedaķar, idealist ve eser üreten herkese selam olsun.

Şemsettin BAKIR
Şemsettin BAKIR - 6 ay Önce

Merhaba Ömer bey “İmar, İhya ve İnşa” başlıklı Van ve kentleşme ile ilgili yazınızı okudum gerçekten Van’ın sorunlarına yerinde değinmişsiniz. Bende bir teknik eleman olarak sizin yazdıklarınız ilave olarak kentleşme ile ilgili birkaç cümle belirtmek isterim. İşsizlik, siyasal ve ekonomik sorunlar, göç, sosyo-ekonomik vb. pek çok nedenlerle gittikçe nüfusça büyüyen ve beraberinde sorunları da artan hep beraber kocaman bir Van kentini oluşturduk. Ancak kentler, küreselleşme ile paralel yaşanan yerelleşmenin doğal bir sonucu olarak yeni anlamlar kazanmışlardır. Yerelleşme ile birlikte, kentlerin yerel değerlerin üzerinde odaklanan konuların ilk sıralarında yer alması, kentlerde yaşanan sıkıntılara yine kent ve kent yaşamı perspektifinden çözümler üretilmesini gündeme getirmiştir. Bu süreçte, kent sakinlerinin yaşam biçimlerinin kent gerekleriyle uyumlu bir kültürü yansıtması hedeflenmelidir. Kentli olma bilinci çerçevesinde sorumluluk, aidiyet ve gönüllülük unsurları kentli olmanın temel unsurlarıdır. Ayrıca, yerel halkın demokratik değerlere sahip çıkması noktasında yönetime etkin katılımı, kent imkânlarından adil yararlanması, kentte huzur ve güvenle yaşaması, kentte kendini geliştirme imkânını bulabilmesi ve kent yönetiminden kaliteli hizmet talep etmesi gibi kentsel sorumluluk alanları bulunmaktadır. Kentin sürdürülebilir gelişim içinde büyümesinin sağlanması, kent imkanlarının korunması, kent sakinlerinin kentlerini sahiplenmesi, kentin huzur mekanlarına dönüştürülmesi gibi alanlarda kent yönetiminin yanında kentte yaşayanlara da önemli roller düşmektedir.
Bu çerçevede bugüne bizim inisiyatifimiz dışında seçtiğimiz, gerek yerel yöneticiler gerekse siyasiler, Van kentine kent adına hiçbir katkı sunmadıkları aşikardır. Siyasiler kentin insanına ve kentin fiziki yapısına bir katkı sunmadıkları gibi kentin sözde STK’ları bir katkı sunmamışlardır. Kentin STK’ları bu kentte istihdamın artırılması için bir çaba içerisinde olmadıkları için tüm umutlarını İran’da gelecek insanlara bağlamışlardır. Evet İranlı turistlerin bazı sektörlerde çalışan esnaflara katıları olmuştur olmaya devam etmektedir. Ancak biz Van’da ne üretiyoruz dışarıya ihraç edelim diye bu kadar yaygara koparıyoruz. Öncelikli bizim ihraç edecek ürünlerimiz olacak ki sınır kapılarının açılmasından tutunda bir çok konuda söz sahibi olabilelim. Van Kentin sorunlarını Van’da yaşayan herkes aşağı yukarı neler olduğunu çok iyi biliyor ( Birincisi Yönetilmemek buna bağlı olarak sorunlar uzayıp gidiyor). Asıl mesele sorunların ne olduğunu tespit etmektense bu sorunlara çözüm bulmaktır. Aslında kent ve kentli adına söylenecek çok şey vardır, bu seferlik burada noktayayım. Size iyi çalışmalar.

Çağrı
Çağrı - 6 ay Önce

Evet aynen öyle... ayda yılda bir Bakanımız olmuştu, hem de Milli Eğitim. İndirmek için ne iftiralara ne yalanlar uyduruldu ve indirildi de.... abi mi demiştiniz???

Tebrikler Ömer Bey
Tebrikler Ömer Bey - 6 ay Önce

Giriş bölümü bir yazıysa, gelişme bölümü üç yazı, sonuç bölümü bir yazı olacak şekilde yazıyı devam ettirmenizi istiyoruz. Umarım ilgili herkes müstefid olur.

3 Acil sorun
3 Acil sorun - 6 ay Önce

Van'ın şehirleşme olarak eksik olan veya yetersiz olan yüz başlık altında eksikleri sayılabilir. Fakat 3 önemli eksik bu şehrin sorunlarının başında gelir: TEMİZLİK, ÇAĞDAŞ STANDARLI YOLLAR, PARK VE YEŞİL ALANLAR.

Sezonu kaçırmamalıyız
Sezonu kaçırmamalıyız - 6 ay Önce

Yol yapım sezonu iki aydır başlamış. Süphan Mahallesindeki Cevre Yolunda çalışması neden yok? Süphan Mahallesindeki 30 metre genişlikteki yeni alternatif yolda neden çalışma yok? Sahil yolunda çalışmalar ne durumda? Mahallelerde yeni yollar, mevcut yollarda asfaltlamalar, kilitli taş serimi, kaldırım ve kavşak çalışmaları neden yok? Onlarca prestij cadde ve sokak çalışması neden başlamadı? Yine sonbahar aylarına kalmasın. Yollarımızla övünelim. Gelişmiş bir büyükşehir oluşturmalıyız.

ŞAMRAN KANALI TEMİZLENMEYİ BEKLİYOR. ( Van Bölge Gazetesi)
ŞAMRAN KANALI TEMİZLENMEYİ BEKLİYOR. ( Van Bölge Gazetesi) - 5 ay Önce

■BİR : https://www.vansesigazetesi.com/amp/samran-kanali-temizlenmeyi-bekliyor-87428-haberi ■İKİ: https://www.sehrivangazetesi.com/guncel/samran-kanalini-yasatma-seferberligi-h81098.html ■ÜÇ: https://www.sehrivangazetesi.com/m/guncel/diren-samran-h20456.html ■DÖRT: https://www.sehrivangazetesi.com/bakin-vatandas-ne-diyor-makale,1550.html ■BEŞ: https://www.wanhaber.com/m/cevre/samran-kanali-temizlenmeyi-bekliyor-h286570.html
○○○○○○○○○○SON BİRKAÇ YILDA DEFALARCA YUKARIDAKİ LİNKLERDE OLDUĞU GİBİ TARİHİ ŞAMRAN KANALININ KİRLİLİĞİ, BAKIMSIZLIĞI, SKANDAL DERECEDEKİ SAHİPSİZLİĞİ HABER KONUSU OLDU. FAKAT ŞAMRAN KANALI 15 TEMMUZ 2022 İTİBARİYLE HÂLÂ ÇÖPLÜK, HÂLA KİRLİ, HÂLA BAKIMSIZ VE HÂLA HARAP HALDE. HİÇ KİMSE ÜZERİNE DÜŞENİ YAPMADI YAPMIYOR. AYIP DEĞİL Mİ, YAZIK DEĞİL Mİ, VEBAL DEĞİL Mİ? HANİ VAN GÖLÜ KORUNACAKTI, HANİ TARİHÎ MİRAS KORUNACAKTI, HANİ İNSAN SAĞLIĞI ÖNEMLİYDİ, HANİ ÇEVRE VE DOĞA KIYMETLİYDİ, HANİ BİRÇOK ŞEY YAPMALIYDIK, NE OLDU?