Bugün binlerce çocuk, belki de hayatlarının ilk büyük sınavlarından biri için sıralara oturacak. Aylarca süren çalışmaların, çözülen testlerin, yapılan fedakârlıkların ardından herkesin içinde aynı duygu var: Heyecan… Kimi kendinden emin, kimi kaygılı, kimi ise sadece emeklerinin karşılığını alabilmeyi umut ediyor.
Hiç kuşkusuz LGS önemlidir. Çünkü emek önemlidir. Verilen çabanın, gösterilen sabrın ve kurulan hayallerin bir karşılığı vardır. Ancak bir gerçeği de unutmamak gerekiyor; LGS önemlidir ama hayatın tek çıkış kapısı değildir. Birkaç saat süren bir sınav, bir çocuğun karakterini, vicdanını, yeteneklerini ve gelecekte neler başarabileceğini belirlemeye yetmez.
Albert Einstein'ın, "Herkes bir dahidir. Ama bir balığı ağaca tırmanma yeteneğine göre değerlendirirseniz, bütün hayatını kendisini aptal sanarak geçirir." sözü aslında bugünleri çok güzel anlatıyor. Her çocuğun yeteneği, hayalleri ve yolculuğu birbirinden farklıdır. Birinin matematikte başarılı olması, diğerinin değersiz olduğu anlamına gelmez.
Bugün en az çocuklar kadar anne babalar da sınavda olacak. Belki okul kapılarında beklerken, belki çocuklarının heyecanına ortak olurken… İşte tam da burada ailelerin yaklaşımı, alınacak puandan çok daha büyük bir önem taşıyor.
Çocuklarımızın en çok ihtiyaç duyduğu şey, baskı değil güvendir.
"Kaç net yaptın?"
"Filancanın çocuğu şu kadar net yapıyor."
"Bu sonuçla iyi bir yere giremezsin."
"Sana güvenmiyorum."
"Bu kadar çalışmanın karşılığı bu mu?"
Belki öfkeyle ya da kaygıyla söylenen bu cümleler, bir çocuğun kalbinde yıllarca unutulmayacak izler bırakabiliyor. Oysa çocukların omuzlarında zaten yeterince yük var. Onlara bir de kıyaslamaların, beklentilerin ve kırıcı sözlerin yükünü eklemek, heyecanlarını daha da ağırlaştırmaktan başka bir işe yaramıyor.
Çünkü sevgi, başarıya göre verilen bir ödül değildir.
Bir çocuğun anne babasının gözündeki değeri, yaptığı net sayısıyla ölçülemez. Çocuklarımız bilmelidir ki, aldıkları puan ne olursa olsun evlerine döndüklerinde onları bekleyen şey sorgulayan bakışlar değil, sevgi dolu kucaklar olacaktır.
Belki de bugün sorulması gereken ilk soru, "Kaç net yaptın?" değil, "Nasılsın?" sorusudur.
Mustafa Kemal Atatürk'ün, "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." sözü bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor. Eğitim, yalnızca sınav kazanmaktan ibaret değildir. Asıl mesele; düşünebilen, üretebilen, vicdan sahibi ve iyi insanlar yetiştirebilmektir.
Değerli arkadaşlarım, çocuklarım, öğrencilerim ve sevgili gençler…
Bugün sınav salonuna girerken kendinizden şüphe etmeyin. Bütün soruları yapmak zorunda değilsiniz. Mükemmel olmak zorunda da değilsiniz. Sadece bugüne kadar verdiğiniz emeğe güvenin. Sonuç ne olursa olsun, sizler birkaç saatlik bir sınavdan çok daha değerlisiniz.
Ve sevgili anne babalar…
Bugün çocuklarınız sınavdan çıktığında, onları puanlarla değil, sevginizle karşılayın. Çünkü yıllar sonra belki çözdükleri soruları hatırlamayacaklar; fakat sınavdan çıktıktan sonra yüzünüzde gördükleri ifadeyi, duydukları ilk cümleyi ve hissettikleri sevgiyi hiç unutmayacaklar.
Unutmayalım; bir sınav insanın kaderini tek başına belirlemez. Bazen sadece yolunu değiştirir. İnsan ise azmiyle, emeğiyle ve umuduyla kendine yeni yollar açmayı her zaman başarabilir.
Bugün çocuklarımızın omuzlarına sadece çantalarını bırakalım.
Kaygılarımızı, kıyaslamalarımızı ve kırıcı sözlerimizi değil…
Çünkü onların en çok ihtiyaç duyduğu şey, başarı baskısı değil; kendilerine inanan, yanlarında duran ve her şartta onları sevmeye devam eden bir ailedir. Ve belki de bir çocuğun hayattaki en büyük başarısı, böyle bir sevginin içinde büyüyebilmesidir.