Van, Türkiye’de kişi başına düşen milli gelir sıralamasında son sıralarda yer alırken, düğünlerde takılan yüksek miktardaki altın ve paralarla ekonomik gerçekliğin tam tersini ortaya koyuyor. Kentte geçmişte yardımlaşma ve dayanışma amacı taşıyan takı geleneği, son yıllarda sosyal medyanın da etkisiyle gösteriş ve rekabet yarışına dönüşürken, düğünlerde takılan yüksek meblağlar ekonomik durumu iyi olmayan aileleri borçlanmaya, kredi çekmeye ve sahip oldukları varlıkları satmaya kadar sürüklüyor. Bir yanda işsizlik ve geçim sıkıntısı, diğer yanda düğünlerde sergilenen milyonluk takılar… Van’daki bu çelişki, takı geleneğinin toplumsal ve ekonomik boyutunu yeniden gündeme taşıdı.
VAN’DA DÜĞÜNLER YARDIMLAŞMADAN ÇIKTI BORCA DÖNÜŞTÜ
Son yıllarda gündemden düşmeyen ve Vanlı için bir borç yüküne dönüşen Van düğünleri tartışma konusu olmaya devam ediyor. Yardımlaşmadan çıkıp bir borçlanma geleneğine dönüşen düğünlerde vatandaş takı takmak için ciddi yüklerin altına girerken bu durum çiftler açısından da karşılanamaz bir masrafa dönüştü. Hem aileler, hem gençler hem de düğüne davet edilenler açısından koca bir masrafa dönüşen düğünleri tartışma yaratan bu yönü Van’ın en büyük sıkıntılarından biri olmaya başladı.
YARDIMLAŞMA GELENEĞİ, KARŞILIK BEKLENEN BORCA DÖNÜŞÜYOR
Düğünlerde takılan takılar, zamanla yalnızca bir dayanışma göstergesi olmaktan çıkıp “Benim düğünüme ne takıldı, ben ne takmalıyım?” hesabına dönüşürken, ekonomik gücü olmayan aileler de mahcup olmamak ve geri kalmamak için büyük bir baskı altında kalıyor. Sosyal medyada yüksek miktarda altın ve paraların takıldığı düğünlerin öne çıkarılması ise bu rekabeti daha da büyütüyor. Bu durum, gençlerin evlilik kararlarını ve ailelerin ekonomik dengelerini de etkilerken, düğünlerin bir mutluluk günü olmaktan çıkıp adeta ekonomik bir yarışa dönüşmesine neden oluyor.
“TAKI TAKMA İMKÂNI OLAN İNSANLAR OLDUĞU GİBİ BUNU YAPAMAYACAK İNSANLAR DA VAR”
Van’daki bu tabloyu sosyolojik ve ekonomik yönleriyle Şehrivan’a değerlendiren MÜSİAD Van Şube Başkanı Abdullah Aras, düğünlerdeki takı geleneğinin yardımlaşma sınırları içerisinde kalması gerektiğini belirterek, önemli açıklamalarda bulundu. Başkan Aras, “Öncelikle şunu ifade edelim: Düğünlerde takı takmak, memleketimizin ve bölgemizin örf ve adetleri arasındadır. Fakat bu durum bölgesel olarak farklılıklar arz ediyor. Bazı bölgelerde bu gelenek oldukça normal seyrederken, bazı bölgelerde ise gerçekten çok yüksek meblağlarda düğün takıları takılıyor. Sosyolojik olarak baktığımız zaman, burada takı takma imkânı olan insanlar olduğu gibi bunu yapamayacak insanlar da var. Ancak her halükârda, yüksek miktarlarda takı takılarak gösterişe yönelik yapılan bu eylemin ciddi anlamda toplumsal sıkıntılar oluşturduğunu görüyoruz. Bu şekilde yüksek meblağların açıkça gösterilmesi, aslında insanların da çok hoşnut olduğu bir olay değil. Bu tür uygulamaların bir şekilde ortadan kaldırılması, bu tür alışkanlıklardan uzaklaşmamız gerekiyor.” Diye aktardı.
“TAKIDAKİ BÜYÜK RAKAMLARA SINIRLANDIRMA GEREKİYOR”
Takı geleneğinin zamanla bir tür zorunlu borç ilişkisine dönüştüğüne dikkat çeken Aras, şunları söyledi: “Bazı bölgelerde açık alanda takı takma uygulamaları şu anda epey azaldı ancak hâlâ devam ediyor. Fakat bu kez zarf usulüyle takılar takılıyor. Yine yüksek meblağlarda takılar veriliyor. Aslında düğünlerde takı takma olayının çok büyük rakamlarla yapılmasının önüne geçilmesi, bu rakamların sınırlandırılması gerekir. Nihayetinde düğüne gelen insanın taktığı takı, bir sonraki düğünde kendisine geri dönüyor. Düğünde ya da bir akrabasının düğününe gidildiği zaman insanlar, “Bu kişi benim düğünüme ne getirdi?” diye bakıyor. Daha sonra da o miktarı veya enflasyon farkını düşünerek daha fazlasını götürme gereği ve mecburiyeti hissediyor. Dolayısıyla bu uygulamanın minimize edilip, asgari düzeyde ve çok abartılı olmayacak şekilde yapılmasında büyük fayda var.” Diye konuştu.
"YARDIMLAŞMA RUHU YERİNİ KARŞILIKLI BASTIRMA TELAŞINA BIRAKMAMALI"
Maddi durumu yetersiz olan akrabalara yapılan yardımlarda karşılık beklenmemesi gerektiğine vurgu yapan Başkan Aras, “Şöyle bir durum da var: Eğer düğün sahibi maddi açıdan düşük durumdaysa, durumu iyi olan akrabalar ona farklı bir usulle yardım edebilirler. Ancak yaptıkları yardımın karşılığını beklememeleri gerekir. “Ben ona yüksek bir meblağ götürdüm, o da benim düğünüme geldiği zaman aynı miktarı getirmeli” mantığı doğru değildir. Eğer kişinin durumu benden daha düşükse, ona yüksek bir meblağ taktım ya da yardım ettim diye benim düğünüme geldiğinde aynı miktarı getirmesini beklememeliyim. Hatta düğünüme hiçbir şey getirmese dahi buna üzülmemek, küsmemek ve darılmamak gerekir.” Şeklinde konuştu.
"GÖSTERİŞ MERAKI İNSANLARI MADDİ YIKIMA SÜRÜKLÜYOR"
Yüksek meblağlı takıların toplumda sosyolojik yaralar açtığının altını çizen Aras, şöyle devam etti: “Dolayısıyla bu yüksek meblağlar, toplumda sosyolojik olarak incelendiği zaman bazı felaketlere de sebep oluyor. İnsanların psikolojisi bozuluyor. İnsan kendisini aşağılık kompleksi içerisinde hissediyor. “Filanca kişi bu rakamı taktı, ben neden takamıyorum?” diye düşünüyor. Bu da insanları farklı yollara itebiliyor. Kredi çekiyor, borç alıyor, evindeki altını satıyor, hatta hayvanını satan insanların bile olduğunu duyuyoruz. Dolayısıyla bu örf ve adet, hakikaten çok da yerinde olan bir örf ve adet değildir. İslami de değildir, insani de değildir. Bu durumu ortadan kaldırılması ve yerine daha makul, orta düzeyde bir geleneğin oluşturulması hepimizin boynumuzun borcudur.” İfadelerini kullandı.
ARAS: BU UYGULAMANIN GÖSTERİŞTEN UZAK, YAPILMASI GEREKİR
Düğünlerdeki takı sorunu önemli bir konu olduğunu belirten Başkan Aras, “Özellikle bu takı meselesi önemli bir meseledir. Bu uygulamanın gösterişten uzak, yapılması gerekir. Takılan meblağların mutlaka ve mutlaka düşünülmesi gerekir. Bundan dolayı gençlerimiz evlenmemek gibi bir problemle karşılaşıyorlar. Hatta bazen şöyle bir durum da oluyor: “Ben oğlumun düğününü yapayım, nasıl olsa büyük takılar gelecek. Onlarla borcumu, harcımı öderim.” Böyle bir düşünce de doğru değildir. Çünkü sana gelen meblağın daha da fazlasını enflasyon farkıyla yeni götüreceğinden dolayı herkesin kendi yağında kavrulması bence de daha faydalı olacaktır.” dedi
"ÇÖZÜMÜN ANAHTARI AŞİRET LİDERLERİNİN ELİNDE"
Oluşan zararlı rekabet ortamını bitirmek için toplum öncülerine büyük sorumluluk düştüğünü hatırlatan Aras, “Bu işin çözüm noktasındaki en önemli hususlardan biri de şudur: Aşiret liderlerinin ve reislerin, kendi mensubu oldukları aşiret fertlerine bu konuda uyarmaları gerekir. Bu örf ve adetin kendi aşiretlerinde kaldırılması için öncülük etmeleri gerekiyor. Onlar bu noktaya temas eder ve gerekli uyarıları yaparlarsa, sanırım bu sorun daha kolay çözüme kavuşacaktır. Çünkü burada bir rekabet ortamı oluşuyor ve bu rekabet ortamında insanlar zor durumda kalıyor, mahcup oluyor ve utanıyorlar. Dolayısıyla bu durumun psikolojik olarak da çok farklı ve ciddi etkileri bulunuyor.” Diye konuştu.
ARAS: MALİYE'NİN DEVREYE GİRMESİ GEREKİYOR
Görkemli düğün haberlerinin sosyal medyada özendirici bir unsur olarak sunulmasını eleştiren Aras, “Sosyal medyayı takip ettiğimizde, genel olarak haberlerde “Filanca aşiret ağasının oğlunun düğünü oldu, şu kadar altın ve şu kadar para takıldı” şeklinde haberler görüyoruz. Aslında sosyal medya bu işin reklamını yaptığını görüyoruz. Gençler de bunları gördüklerinde, “Neden benim düğünüm de böyle olmasın?” diye düşünüyor. Hatta “Keşke ben de bir aşiret mensubu olsaydım, benim düğünüme de bu kadar takı gelseydi” şeklinde bir düşünce oluşabiliyor. İster istemez bir rekabet ortamı oluşturuyor. Maalesef gençlerimiz de bu rekabeti yakalayabilmek için farklı yollara müracaat edebiliyor. Hatta kötü yollara başvurabiliyorlar. Bu nedenle bu tür düğünlerin basında bu şekilde yer almaması gerektiğini düşünüyorum. Bir başka önemli nokta da şudur: Devletin, Maliye Bakanlığının bu tür yüksek meblağların döndüğü düğünlerle vergiye tabi tutması gerekiyor. Eğer ortada bu kadar yüksek miktarda para varsa, bunun yasal bir düzenlemeye tabi olması gerektiğini düşünüyorum.” Şeklinde konuştu.
GELİRDE SON SIRADAYIZ, TAKI VE GÖSTERİŞTE İSE BİRİNCİ!
Van'ın ekonomik ve sosyal kalkınmışlık göstergelerine tezat teşkil eden bu tabloya tepki gösteren MÜSİAD Başkanı, “Sosyal açıdan incelediğimiz zaman bu durum, halkımızın gösterişe ne kadar önem verdiğini gösteriyor. Kalkınma açısından en zayıf ilerden olup düğünlerde en yüksek miktarlarda takı takılan bir il konumundayız. Bu parayı bulabilmek için farklı yollara başvurulabiliyor. Bu da bölgemizde aşiret yapısının etkin olduğu bir ortam olduğunu ve İnsanların birbirlerine mahcup olmamak için düğünlerde gösterişe yöneldiğini görüyoruz. Bu kesinlikle yanlış bir olaydır ve gençlerimiz ile çocuklarımız üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor. Bu uygulamanın toplumda etkili olan kişiler tarafından el atılarak bir an önce bu geleneğin kaldırılması gerektiğini düşünüyorum.” Diye konuştu
"SORUNUN ÇÖZÜMÜ İÇİN 3 KRİTİK ADIM"
Çözüm yollarını sıralayan başkan Abdullah Aras, sözlerini şöyle tamamladı:“Bu uygulamayı ortadan kaldırabilecek en önemli merci, aşiret reisleridir. Aşiret reislerinin bir an önce kendi aşiret ve mensuplarına yönelik bir açıklama yaparak, düğünlerde yüksek miktarlarda takı takma alışkanlığından vazgeçilmesi gerektiğini ifade etmeleri gerekir. Daha normal ve makul bir takı geleneğine geçmemiz gerekiyor. İkinci olarak devletin ve Maliye Bakanlığının bu noktada bir önlem alması gerektiğini düşünüyorum. Yüksek meblağlarda vergi düzenlemelerin yapılması gerekir. Üçüncü olarak da gençlerimizin bu tür eylemlere alet olmaması gerekiyor. İmkânı olan vardır, olmayan vardır. Ancak gençlerimiz kendi ailelerine, gelinin ailesine ve damadın ailesine, “Biz düğünümüzde gösteriş istemiyoruz. Mütevazı bir düğün yapmak istiyoruz. Gösterişten uzak bir düğün istiyoruz” diyebilmelidir. Yarın farklı ve daha ağır bir tabloyla karşılaşmamak için düğünlerin çok daha mütevazı şekilde yapılması ve takılan meblağların insanların vicdanına dokunmayacak, karşılık beklentisi oluşturmayacak düzeyde olması gerekir.”