Önceki gün Şehrivan’ın manşetine yansıyan çok önemli bir konu vardı.

“Yazık bu sahillere” başlığı ile verilen haber yazın rehavetinden ve gündemdeki diğer konuların yoğunluğundan gözden kaçmış olabilir.

Ama kaçmasın.

Zira bu mesele yöneticilerin, yerel yönetimlerin temel belediyecilik hizmetleri kadar önemsemesi ve ilgilenmesi gereken bir mesele.

Meselenin ne olduğunu bilmeyenler olabilir bu arada.

Kısaca anlatayım.

Vatandaş konuşuyor.

Diyor ki: “Van Gölü sahilleri çöp, kirlilik ve bakımsızlık içinde.”

Bir yere değil neredeyse her yere özgü böyle bir durum var.

Bununla sınırlı değil.

Bakımsızlıktan dolayı tüm cazibesine göle düşen gölün kentin turizmi ile ters düşen çok ciddi bir durum da yaşıyor.

Nedir bu?

Van Gölü henüz bir turizm kenti olmayı planlayan Van şehri tarafından hazırlanmış ve altyapısı oluşturulmuş bir değere dönüşemedi.

Şöyle açıklayayım.

Bir sürü sahilden, turizm bölgesinden söz ediyoruz.

Ama…

Bu alanların hiçbirinde insanların denizle buluşmasını sağlayacak yerleşkeler, altyapılar, tesisler yok.

Koca kentin sadece iki tane plajı var.

Birisi Tuşba belediyesi diğeri Edremit belediyesi tarafından hayata geçirildi.

Yazın, hafta sonları ana baba günü oluyor.

Adım atacak yer bulunmuyor.

Yoğunluğu kaldıramayacak hale geliyorlar.

O kadar ki dolup taşıyor.

Zaten bu alanlar kenttekilerin yükünü bile kaldıracak gibi değil.

Kente gelen turistler, misafirler ise Van Gölü’nün hala o el değmemiş, bakımsız ve ilgisiz halini görüyor.

Düşünün siz Van kentine dışardan geliyorsunuz ve Van Gölü’nde yüzmek istiyorsunuz.

Bir otelde kalmıyor, bir yazlığa gidemiyorsanız göl ile çok ilkel şartlarda buluşuyorsunuz.

Sahil hattında ağaç yok, hiçbir düzen yok, lavabo yok, kabinler yok.

Aracı bir yer bulup çekip suya zor şartlarda girebildiyseniz ne mutlu.

Yoksa yok yani.

Mollakasım, Ayanıs gibi cazip alanlarda yazlıklar zaten sahilleri kapatmış durumda.

Yani yazlığı olan, parası olan yüzebiliyor.

Gerisi kimsenin umurunda değil.

Yazlık bölgelerinin tamamında yerleşkeler sahilleri çitlerle, duvarlarla, ağlarla kapatmış.

Kapılarına kilitler konmuş, yasaklar getirilmiş.

En güzel sahiller yazlığı olanın.

Vatandaş ise güneşin altında mangal yakmaya çalışıyor, denize girmek için türlü zahmetler veriyor.

Allah aşkına, kentin turizmini falan konuşurken sadece otel yapılma işine bakılırken bu tür hususlar hiç konuşulmuyor mu?

Daha geçtiğimiz günlerde Van Valiliği öncülüğünde Van’ın Geleceği Çalıştayı yapıldı.

O başlıklar arasında turizmde vardı.

Merak ediyorum.

Bu hususlar konuşuldu mu?

Büyük bölümü kurumlar tarafından kapatılan, bir kısmı da yazlık sahipleri tarafından kapatılan bu sahillerde tesisler yapılması, kamu ya da özel teşebbüslerle alanlar oluşturulması fikri hiç akıllardan geçiyor mu?

Eğer ortaya bir master planı şeklinde bir şey konulacaksa kimse kusura bakmasın ama daha Vanlının bile giremediği denize insanları davet edip burada bir turizm hareketliliği yaratamazsınız.

Bu mesele önemli derken mübalağa etmiyorum.

İnsanlar tatil kentlerine neden gidiyor?

Akdenize, Ege’ye falan…

Çünkü denize giriyor, plajlara akıyor.

İmkanlar var.

Otele gitmezseniz bile bir şezlong kiralayıp en güzel koyları kullanabiliyorsunuz.

Alt yapı imkanlarından faydalanıyorsunuz…

Kısaca denize her şekilde giriyorsunuz.

İster zengin olun ister fakir.

Van’da ise bu olay böyle yürümüyor işte.

Koca deniz var.

Cennet koylar var.

Ama sadece bakmak ile yetineceğimiz ve çoğunu kullanamayacağımız koylar.

Sorsanız Vanlıya.

Ne yapayım böyle cennet sahilleri diyecek.

Haklı mı?

Haklı.

Haksız olduğu tek konu.

Bu sahilleri çok kötü ve hunharca kullanması.

O kadar kötü kullanılıyor, o kadar kirletiliyor ki anlatamam…

Bu kentin, bu gölün düşmanı gibiyiz.

Bir daha görmeyecek gibi, bir daha gitmeyecek gibi kullanıyoruz.

Kirliliği, bakımsızlığı falan anlatamam.

İnsan hayret ediyor.

Adeta çıldırıyor.

Biz bakım bekliyoruz,

Deniz saygı bekliyor.

Falan filan.

Herkes bekliyor anlayacağınız.

Ama yapacak bir şey yok.

Öyle konuşup duruyoruz sadece.

Ötesi yok.