VAN

Van Gölü’ndeki asıl tehlike göz ardı ediliyor: Bu noktalar ölüme davetiye çıkarıyor!

Van Gölü ve çevresindeki su alanları yaz aylarında serinlemek isteyen vatandaşlar için önemli bir tercih olurken, bazı bölgeler ciddi risk taşıyor. Ancak tehlike yalnızca gölle sınırlı olmazken, çoğu zaman güvenli görülen nehir, dere, sazlık ve sığ sularda boğulma vakaları daha çok ortaya çıkıyor.

Abone Ol

Van Gölü ve çevresindeki göl, dere, nehir ve sazlık alanlar, yaz sıcaklarının etkisini artırmasıyla birlikte serinlemek isteyen vatandaşların akınına uğrarken, uzmanlar görünüşte güvenli olan birçok noktanın aslında ölümcül riskler barındırdığı konusunda uyarıyor. Özellikle son yıllarda yaz aylarında yaşanan boğulma vakalarının önemli bölümünün derin sulardan çok sığ görünen, nehir ve balçık bulunan alanlarda meydana gelmesi dikkat çekiyor. Van Gölü kıyılarında yüzülmemesi gereken noktalar bulunsa da, uzmanlara göre asıl tehlike çoğu zaman göz ardı edilen akarsuların göle döküldüğü bölgeler, sazlık alanlar ve nehirlerde yaşanıyor. Yaz mevsiminde hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte serinlemek için kontrolsüz şekilde suya giren vatandaşlar büyük bir riskle karşı karşıya kalıyor.

VAN GÖLÜ İLE İLGİKİ KRİTİK UYARILAR…

Yaz mevsiminde artan sıcaklıklarla birlikte serinlemek isteyen vatandaşlar göl, dere, çay ve göletlere yöneliyor. Derin sular daha riskli olarak görülürken, sığ görünen alanlar ise çoğu zaman güvenli sanılıyor. Oysa boğulma vakalarının önemli bir bölümü sazlıkların, akarsuların ve dip çamurunun bulunduğu bu bölgelerde yaşanıyor. Van Gölü ve çevresinde yüzülmemesi gereken birçok nokta bulunsa da asıl tehlikenin vatandaşların güvenli olduğunu düşündüğü akarsuların göle döküldüğü alanlar, sazlıklar ve nehirlerde ortaya çıktığı belirtiliyor. Konuya ilişkin konuşan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, boğulma vakalarının yalnızca Van Gölü ile sınırlı olmadığını belirterek, özellikle nehir, dere, sazlık ve dip çamurunun yoğun olduğu bölgelerin ciddi risk taşıdığına dikkat çekti. Aleaddinoğlu, özellikle gölün ölüme davetiye çıkaran kısımları ile ilgili teknik detayları paylaşarak kritik uyarılar yaptı.

VAN GÖLÜ’NÜN BU ALANLARINDA TEHLİKE VAR!

Boğulma vakalarının yalnızca Van Gölü ile sınırlı olmadığına dikkat çekilirken özellikle akarsuların göle ulaştığı bölgelerde yıllardır benzer olayların yaşandığını belirtiyor. Sığ görünmesi nedeniyle güven veren bu alanlarda dip çamuru, balçık, alüvyon ve gevşek zemin vatandaşların hareket kabiliyetini kısıtlıyor. Ayağın zemine saplanmasıyla başlayan panik, özellikle yüzme bilmeyen veya yeterli yüzme deneyimi olmayan kişiler için ölümcül sonuçlara yol açabiliyor. Şehrivan'a konuşan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, Van Gölü kıyılarındaki riskli bölgelerin bilimsel veriler doğrultusunda belirlenmesi gerektiğini ifade ederek, özellikle akarsuların göle döküldüğü alanlarda vatandaşların kesinlikle suya girmemesi gerektiğini söyledi.

ALAEDDİNOĞLU: “BU ALANLAR DA ONLAR İÇİN GÜVENLİ GİBİ GÖRÜNÜYOR AMA GÜVENLİ DEĞİL” DİYEREK DİKKAT ÇEKTİ

Alaeddinoğlu, “Havzanın tamamını düşündüğümüzde akarsular taşıdıkları ve zeminde özellikle o göller yani akarsuların o yapmış olduğu göller o tabanların çoğunda çamur balçık dediğimiz malzemeler var. Havaların ısınmasıyla beraber insanlar yüzmeye ihtiyacı duyuyor. İnsanlar çoğu zaman yüzmeyi yeterince bilmiyorlar ya da bazen hiç bilmiyorlar. Bu alanlar da onlar için güvenli gibi görünüyor. Çünkü aslında çok derin olmayan sığ bir yapıya sahip. Bu güven uyandırıyor ancak maalesef tablo öyle değil çünkü o akarsu tabanlarının çoğunda bir malzeme var taşınan malzeme ve bu balçık şeklinde.” Dedi.

İŞTE BOĞULMA VAKALARINA DAVETİYE ÇIKARAN NOKTALAR

Sazlık ya da dip çamurunun fazla olduğu yerlerde boğulma vakalarının daha fazla olduğunu söyleyen Alaeddinoğlu şunları söyledi: “İnsanlar o balçığa ayakları temas ettiğinde ya da bir şekilde oraya saplandığında eğer yeterince de yüzme bilmiyorlarsa maalesef boğulma vakalarıyla karşılaşıyoruz. Sadece akarsular o küçük göller değil aslında akarsuların göllere döküldüğü noktalar da bu anlamda tehlikeli bir yapıya sahip. Özellikle yaz aylarında sıcaklıkların arttığı, insanların serinleme ihtiyacı duyduğu bugünlerde daha dikkatli olmamız gerekiyor. Çünkü hem akarsular da hem akarsuların göle döküldüğü o sazlıklar ya da dip çamurunun miktar olarak fazla olduğu yerler maalesef insanların en çok boğulma ya da zaman zamanda hiç arzu etmediğimiz o ölüm vakalarıyla sonuçlanan sonuçlar doğuruyor.” Diye aktardı.

VAN GÖLÜ’NDE TEHLİKE OLUŞTURAN ALANLARA İŞARET ETTİ

Bu tür yerlerin sığ görünmesi ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurgulayan Prof. Dr. Alaeddinoğlu; “Bunun temel nedeni akarsuların taşıdığı malzemenin hem akarsuların tabanında hem orada oluşturmuş olduğu küçük göller, bir de akarsuların göllere döküldüğü yerlere taşıdıkları malzemeden kaynaklı. Sığ gibi görünüyor ancak maalesef bu alanlar ciddi bir tehdit oluşturuyor. Hele yüzme bilmiyorsanız bu çok daha ciddi üzücü sonuçlar doğurabiliyor. Göl açısından düşündüğümüzde gölde bir de şöyle bir olay var. Van Gölü'nde rüzgârın sıklığı aslında gün içerisinde değişiyor yani belli saatlerde özellikle rüzgarın şiddeti artıyor. Dolayısıyla bu da aslında insanların hesaba katmadığı rüzgarın etkisiyle göle giren insanların serinleme amacıyla giren insanların o rüzgarın şiddetini ve hızını bir de sıklığını dikkate almadan göle girdiklerinde o suyun onları aşağı doğru taşıması olayı var.” şeklinde konuştu.

“BU BÖLGELERDE GÖLE GİRİLMEMELİ”

Malzemenin biriktiği alanların insanlara anlatılması ve o alanlarda göle girmemek için birtakım önlemler alınması gerektiğinin altını çizen Alaeddinoğlu, şöyle devam etti: Van Gölü'nde özellikle akarsuların göle döküldüğü, balçık ve alüvyonun biriktiği alanlar konusunda vatandaşların mutlaka bilgilendirilmesi gerekiyor. Mümkünse bu bölgelerde göle girilmesini önleyecek tedbirler alınmalı ve riskli alanlar yüzmeye kapatılmalıdır. Ayrıca bu noktalarda göle girmenin tehlikeli olduğu ve boğulma riski taşıdığı uyarıları açık şekilde vatandaşlara aktarılmalıdır. Aksi takdirde, özellikle yaz aylarında hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte serinlemek için göle giren vatandaşlar arasında boğulma vakalarını ne yazık ki görmeye devam ediyoruz.” İfadelerini kullandı.

UYARICI LEVHA ŞART

Tehlikeli yerlere uyarıcı levhaların konulması gerektiğini belirten Prof. Dr. Alaeddinoğlu; “Yapılması gereken ilk şey, bu riskli alanlara 'Buraya girmek tehlikeli ve yasaktır' gibi uyarı levhaları yerleştirerek vatandaşları bilgilendirmek. Bunun yanında, gerekli görülen noktalarda kolluk kuvvetleri ve ilgili kurumlar tarafından bu alanlara girişlerin engellenmesi de büyük önem taşıyor. Bunun iki temel nedeni var. Birincisi, akarsuların Van Gölü'ne döküldüğü bölgelerde tabanda biriken balçık ve alüvyon, vatandaşlara sığ ve güvenli bir alan izlenimi veriyor. Ancak bu balçık zemine basan kişilerin ayaklarının saplanmasına neden oluyor. Panikle birlikte hareket kabiliyetini kaybeden kişiler ise boğulma riskiyle karşı karşıya kalabiliyor. İkinci neden ise göldeki rüzgârın gün içindeki değişken yapısı. Rüzgârın yönü, şiddeti ve esme sıklığı gün boyunca değişebiliyor. Güvenli olduğunu düşünerek göle giren kişiler, rüzgârın etkisiyle açığa doğru sürüklenebiliyor. Bu durumda panikleyerek kıyıya ulaşmaya çalışan vatandaşlar kısa sürede yoruluyor ve ne yazık ki üzücü boğulma vakaları yaşanabiliyor." Şeklinde konuştu.

“TABELALAR ASILIRSA İNSANLAR EN AZINDAN ORDA SUYA GİRMENİN TEHLİKELİ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜR”

Yüzülmemesi gerek yerlere tabelaların asılması gerektiğinin altını bir kez daha çizen Alaeddinoğlu; “Bizim yapmamız gereken bütün insanlara ulaşmamız. Bu durumu anlatmamız belki biraz mümkün olmayabilir ama şunu yapabiliriz. Çok basit tabelalar, levhalar koymak suretiyle bu alanda suya girmenin tehlikeli olduğunu, yasak olduğunu o bilgilendirme levhalarını eğer asarsak, insanlar en azından burada göle girmenin tehlikeli olduğunu düşünür ve geri durabilirler. Bir an önce yerel yöneticilerin bu anlamda tedbirler alması, insanları uyarması, belli bölgelerden uzak tutulması gerekiyor.” diye aktardı.

GÖLDEKİ GÖRÜNTÜLER YANITLABİLİR!

Akarsuların göle döküldüğü yerlerde yüzülmemesi ve sığ görün yerlerden uzak durulması gerektiğini hatırlatan Alaeddinoğlu; “Bu göl tabanları hepsi aynı değil. Eğer herhangi bir akarsu göle karışmıyorsa orada bir malzeme birikimi yoksa göl tabanı serttir. Dolayısıyla ayağınızla yere bastığınızda yorulduğunuzda ve zeminin kısıt olduğunu düşündüğünüz yere bastığınızda ürkütücü bir tablo yok. Ancak eğer akarsular göle döküldüğü yerlerde siz bu olayı yapmaya kalkarsanız oradaki malzeme gevşektir yani çamursu bir doku var ve ayağınız saplanır. Dolayısıyla oradan kurtulmak için verdiğiniz mücadele beraberinde maalesef üzücü olaylar ortaya çıkarır. Küçük göletlerde akarsularda ve akarsuların göllere döküldüğü o alanlarda bu durum maalesef sıklıkla yaşanır. İnsanlar bunu ihmal, göz ardı eder. Buranın güvenli olduğunu gözle takip ettiğinde gölün tabanının göründüğünü sığ olduğunu düşünür. Oysa zemin balçıklarla kaplıdır ve ayağınızı yere dokundurduğunuzda o sizi tutar engeller gördükleriniz sizi yanıltabilir. Bu da çoğu zaman iyi yüzme bilmeyen, göl hakkında bilgi sahibi olmayan insanlar için panik vesilesi olur.” diye konuştu.

“GÜVENLİ BİR ALAN OLARAK GÖRÜNÜR AMA ASLINDA ÇOK TEHLİKELİ”

Gölün sığ gibi görünmesi ve zeminin balçık halinde olduğunu aktaran Alaeddinoğlu; “Boğulmaların önemli bir takımı aslında gölün deneyimleyen, göl hakkında bilgi sahibi olmayan, gölün ya da akarsuların zemindeki o yapıyı doğru bilmeyen ya da bir şekilde bunun farkında olmayan insanlar tarafından gerçekleştirildiğinde yaşanır. İnsanlar bunu göz ardı ederler. Dediğiniz gibi güvenli bir alan olarak görür ve ona göre hareket ederler. Oysa bu taban tamamen balçıkta yani o akarsuyun o göllerin taşıdığı malzemenin birikmesiyle oluşmuş gevşek dokulu bir yapıya sahip. Bu da aslında göl sığ gibi görünür ama zemin balçık halindedir ve oraya saplandığınızda da bazen paniklersiniz paniklediğinizde de maalesef bu durumu yaşarsınız.” Şeklinde konuştu.

AKINTILAR PANİK YARATABİLİR…

“Van Gölü'nde şöyle bir durum var. Gün içerisinde rüzgarın yönü şiddeti ve sıklığı değişir. Siz serinlemek amacıyla göle girersiniz, göl rüzgar batıdan gelir, kıyıya doğru sizi iter. Dolayısıyla bu bir güvencedir. Ama zaman zaman rüzgarın yönü değişir. Siz sudayken sizi aşağı doğru sürebilir. Çünkü dalgaların yönü, büyüklüğü rüzgarın şiddetine ve sıklığına bağlıdır. Akıntı sizi kıyıdan açığa doğru çektiğinde, insanlar boğulma korkusuyla paniğe kapılır, kıyıya ulaşmaya çalışır ve sakinliğini koruyamaz. Dolayısıyla bu endişe bir paniğe dönüşür. Panikle beraber maalesef o hiç de arzu etmediğimiz üzüldüğümüz o boğulma vakalarının yaşanmasına neden olur. Muhtemelen bu yaz sıcaklıkları insanların daha fazla gölle buluşmasına vesile olacak. Bu da hiç arzu etmediğimiz bu olayların aslında yaz boyunca yaşanmasını beraberinde getirecek.” Dedi.

UZMANDAN YETKİLİLERE ÇAĞRI

Bu tür vakaların yaşanmaması için yetkililere çağrıda bulunan Alaeddinoğlu sözlerini şöyle noktaladı:” Akarsuları kontrol edemeyebiliriz ancak Van Gölü kıyılarında insanların gölle güvenli bir şekilde buluşmasını sağlayabiliriz. Bunu da bilimsel verilere dayanarak yapmak zorundayız. Riskli alanlardan insanları mümkün olduğunca uzak tutmalı, yerel yöneticiler ve bu konuda sorumluluğu bulunan kurumlar gerekli önlemleri almalıdır. Güvenli yüzme alanları oluşturulması büyük önem taşıyor. Göle girmek insanlar için doğal bir ihtiyaçtır. Bölgede böyle bir göl varken vatandaşların bundan faydalanmak istemesi son derece normal. Bu nedenle yapılması gereken, insanların güvenle suya girebileceği halk plajları ve güvenli yüzme alanları oluşturmaktır. Aksi halde insanları kendi inisiyatifleriyle baş başa bırakır ve gölle güvenli şekilde buluşmalarını sağlayacak adımları atmazsak, boğulma vakalarını maalesef daha sık görmeye devam ederiz. Her bir insanımızın hayatı çok değerli. Onların sağlıklı ve güvenli bir şekilde gölle buluşmasını sağlayacak adımları atabiliriz. Bunun da zor olduğunu düşünmüyorum.” diye aktardı.