Normalde önce hayaller, sonra gerçekler konuşulur. Ben bu kez tersini yapayım. Size önce gerçeklerden bahsedeyim, sonra hayalleri konuşuruz.

Öncelikle size üç aşağı beş yukarı ne haldeyiz ondan söz edeyim:

-Van sosyo-ekonomik gelişmişlikte 77’inci sırada.

-İhracatta 69’uncu sırada.

-Eğitimde 75’inci sırada.

-Kişi başına düşen milli gelirde 77’inci sırada.

-GSYH’de 81 il içinde 80’inci sırada.

-En yaşanabilir şehirler arasında 71’inci sırada.

-En çok göç veren iller arasında 5’inci sırada.

Biraz da hayallerden bahsedelim:

-Gün gelecek Van Ortadoğu ve Orta Asya’yı Avrupa’ya bağlayan bir kent olacak.

-Van 10 yıla kalmaz 5 milyon nüfuslu bir metropol şehri olacak.

-Van-Şırnak Karayolu ile Van Irak’a bağlanacak.

-Van ithalat-ihracat kenti olacak.

-Çin’den uzanan demir yolu hattı ile Van dünyaya açılan kapı olacak!

-Ulusal ve uluslararası havalimanı statüsüyle Van’a her gün 50’ye yakın uçak inecek.

-Kuzey Van Gölü Demiryolu Hattı kurulacak, Van’a hızlı tren gelecek.

tramvay yapılacak.

-Turizmde Türkiye’nin marka şehri olacak.

***

Van’ın birçok alanda Türkiye’nin son sıralarında olmasının müsebbibi ile bu hayalleri tekrar tekrar bize anlatıp bize yıllardır aynı şarkıyı söyleyip bu kenti her geçen gün daha da geriye götürenler aynı kişilerdir. Şakası yok, bu kent 1980 yılında Türkiye’nin gelişmişlik sıralamasında 67 şehir arasında 19’uncu sırada bulunuyordu. Aynı Van, bugün 81 ili arasında 77’inci sırada bulunuyor. Bize her seferinde Van’ın 70’ler 80’lerdeki mağduriyetlerinden söz eden siyasiler ve yöneticiler 30 yıl içerisinde kaybettiğimiz irtifayı göz önüne alıp konuşurken bence bir kez daha düşünmeliler. Bu kentte çağın zorunlulukları gereği gerçekleşen değişimlere bakıp “Van çok gelişti yahu” demek bu kente hakaret etmekten başka bir şey değil! Bir AVM yapıldı diye Van metropol olmadı, caddelere yeni ışıklar kuruldu diye Van Paris olmadı!

***

Van’da çekilen Vizontele filminde bir replik vardı hatırlarsınız: “İnsan memleketini niye sever? Başka çaresi yoktur da ondan.” Hani Van’ı yere göğe sığdıramıyoruz ya, bırakın Türkiye’nin metropol şehirlerini dünyanın en baba şehirlerine kafa tutacak mukayeselere koyuyoruz ya sebebi işte bu: Mecburuz! Doğrudur, “Bir yeri seversen, burası dünyanın en güzel yeridir.” Ama bu romantik sözlerin büyüsüne de kapılmamak gerekiyor.

Tamam biz şehrimizi seviyoruz, ama bu şehrin Türkiye’nin de dünyanın da en güzel şehri olması noktasında bence biraz tartışmamız gerekiyor.

***

Çok fazla gerginlik yaratmadan kendimizi dünyanın en güzel şehirlerinden birisi olarak gördüğümüz bu süreçte konuştuğumuz bazı sorun ve sıkıntıları aktarmadan bitirmeyeyim. Daha sonra da aynı ligde oynadığımızı düşündüğümüz illerden biri üzerinden birkaç kelam etmek istiyorum. 7’den 77’ye herkesin marş gibi bildiği onlarca yıllık sorunlarımızı bir kez daha tekrar etmekten imtina etmiyorum:

-Van’ın caddeleri trafiğin yükünü kaldırmıyor.

-Çevre Yolu bitmeli.

-Van’ın imar sorunu çözülmeli.

-Cadde ve sokaklar kentin yükünü kaldırmıyor.

-Kaldırım işgalleri sonra ermeli.

-Van’a bir kent meydanı yapılmalı.

-Kaldırımlar ve refüjler yeşillendirilmeli.

-Van’daki ucube yapılar yıkılmalı, kent estetik kurulu kurulmalı!

***

Şimdi esas soruyu sorayım: Van’ın kendisini aynı kategoriye koyduğu şehirler, kentler arasında son 5 sırayı paylaştığı kentler dışında nerede bu başlıklar konuşuluyor? Lafa gelince elimizin tersi ile itip bizim ayarımızda değil dediğimiz az birazcık solumuzda kalan şehirlerden hangisi Van’ın konuştuğu bu meseleleri konuşuyor? Taş çatlasa 3’ü, 5’i. Onlar da bizim komşu kentler. Gerisinin gündemi çok başka. Bizde ise çok daha başka… Şehir estetik ve mimari anlamda Hindistan’ın taşra kesimlerinden farksız biz Kent Estetik Kurulu kuruldu diye havai fişekli kutlamalar yapıyoruz. Bu kurulun en büyük icraatlarından birisinin Yeraltı Çarşısı’nın yerin üstündeki bacasının restore edilmesinin bir parçası olmasını ayakta alkışlıyoruz!

***

En son Muharrem Sarıkaya adlı terbiyesiz bir gazetecinin teknik personeli itip kalkmasına yönelik tepkisizliğini konuşsak da Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, belediyecilik noktasında Türkiye’nin değil, dünyanın üst liglerinden birinde oynamaya devam ediyor. Önümüzde Süper Lig’de Fenerbahçe, Beşiktaş gibi büyük takımlara kafa tutan bir Gaziantepspor gerçeğinden daha büyük bir gerçek var. Konu çok başka. Mesela biz Van’da şehir merkezindeki ahırları yıkmayı, kentin tamamının bir anda şantiye haline çevrilip asfaltlanması ve kaldırımların betona boğulmasını tartışırken Fatma Şahin geçtiğimiz haftalarda İngiltere’de bulunuyordu. Sebebini ise şöyle aktarıyordu:

“Londra’da bugün önemli imzalar attık. Bu imzalardan birisi Avrupa İmar ve Kalkınma Bankasının (EBRD) ile attık. Bu banka sizi yeşil şehirler kapsamına alırsa çevre projeleri, su yönetimi, biyoyönetim, küresel ısınmayı önleyecek desteklere hibe desteği veriliyor. Biz bu imzayı attık ve Gaziantep olarak EBRD kapsamına alındık. Bu ne demek? İklim değişikliği ile mücadele hibeler, destekler ve yeni yatırımlar demek… Biz zaten 2014’te iklim master planını yapmıştık. Ulaşım master planını da yapan ilk belediye biz olduk. Hem ulaşımı hem sanayiyi hem ısınmayı zaman içinde çalıştık. Şehirde doğalgaza geçen ulaşım araçlarımızı elektrikli otobüslere geçirmeye başladık. Akıllı ulaşım başlattık. Dijitalleşme ve yeşil ekonomi artık çok önemli. Bundan sonra da yenilenebilir ve yeşil enerji çalışacağız. Zaten ilk güner enerjisi hibesini de EBRD’de aldık. ERBD, OECD gibi bir şampiyonlar ligi ve bu dünya kategorisinde yer almak önemli ve bu imza çok önemliydi.”

***

Çok özür diliyorum ama bir büyükşehir belediye başkanın bu vizyonunu, bu girişim ve çalışmalarını gördükten sonra bu şehre dönüp “Güzel şehir, cici şehir, aman da aman” diyesim hiç ama hiç gelmiyor! Bu Gaziantep 1980’de, Van Türkiye’nin en gelişmiş 19’uncu şehri iken, 51’inci sırada yer alıyordu. Şimdi Türkiye’nin en çok ihracat yapan ilk 5 şehrinden birisi. Sanayi’de öndeler, üretimde öndeler, şehirleşmede öndeler, gastronomide öndeler.

Aklınıza ne geliyorsa varlar, biliniyorlar! Markalaştılar çünkü Van’ın hala yanından bile geçemediği markalaşma meselesini Gaziantep’te ilk olarak 2004’te Gaziantep Sanayi Sanayi Odası gündeme alıp fitili ateşledi. Bugünkü markalaşmanın temelleri atıldı. Öte yandan bugün orada iklim master planı çalışılırken, küresel iklim değişikliği noktasında dünyanın sayılı şehirleri olma noktasında uygulamalar hayata geçirilirken biz hala neyi tartışıyor sizce:

“Yol asfaltlama çalışması yapılırken asfalt seviyesi ile rögar kapakları ve ızgara seviyeleri neden aynı seviyeye getirilemiyor?”

***

Kendi kendimizi kandırmaya gerek yok. Lafla peynir gemisi de yürümüyor. Biz bu şehri çok seviyoruz ama bu şehirlerde işler yolunda yürümüyor. Van her geçen gün daha da geriliyor ve biz olan biteni izliyoruz. Bundan 20 yıl sonra Van Gölü yok olacak, 30 yıl sonra içme suyumuz bitecek. Bunu konuşmak, bunu tartışmak gerekirken biz hala Van Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerini bu kentin 100 yılının en önemli meselesi olarak görüyor, bir önceki seçimlerin kısır tartışmalarından kurtulamıyor, oda ve dernek seçimleri için kıyametler koparıyoruz.

Hal böyleyken şunu söylemeden edemeyeceğim: Onlar dünya liginin, şampiyonlar liginin kentleri biz ise amatör ligin kentiyiz!

“Neysek oyuz, ne kadarsak o kadarız!”

Abartmaya gerek yok!