Türkiye'de ve dünyada giderek artan obezite oranları halk sağlığını tehdit etmeye devam ederken, Van'da yürütülen bilinçlendirme, düzenli takip ve sağlıklı yaşam çalışmaları dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Van İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı birimlerde görev yapan diyetisyenlerin uyguladığı kişiye özel beslenme programları sayesinde son bir yılda 10 bin 200 vatandaş takip edilirken toplam 32 bin 400 kilo kaybı sağlandı. Elde edilen sonuçlarla Van, İstanbul ve Antalya'nın ardından Türkiye’de en fazla kilo kaybının yaşandığı iller arasında yer aldı. Bu iyi gidişat sürerken obeziteyle mücadelede kaydedilen başarıyı ve sağlıklı beslenmenin önemini Şehrivan’a değerlendiren Diyetisyen Ebru Elbiz Seyhan ile Diyetisyen Ömer Tekin, düzenli beslenme, fiziksel aktivite ve uzman desteğinin sürdürülebilir kilo kontrolündeki kritik rolüne dikkat çekti.
VAN’DA OBEZİTE HASTALARI YAKIN TAKİPTE!
Konuya ilişkin Şehrivan’a değerlendirmelerde bulunan Diyetisyen Ebru Elbiz Seyhan, Van il genelinde son bir yıl içinde gerçekleştirilen çalışmaların verilerini paylaşarak şunları kaydetti: “Bizler diyetisyenler olarak bireylere sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazandırmayı, hastalıklara özel diyet gereksinimi olduğunda tıbbi beslenme tedavisi planlamayı ve toplumu bilinçlendirmeyi amaçlıyoruz. Bu kapsamda da Van'da il genelinde bir yıl boyunca 10 bin 200 vatandaşımızı düzenli olarak takip ettik.” İfadelerini kullandı.
VAN’DA 32 BİN 400 KİLO KAYBETTİ
Vatandaşların merkezlere çok farklı sağlık ve beslenme ihtiyaçları için başvurduğunu belirten Seyhan, “Vatandaşlarımız bizlere kilo alma, kilo verme, obezite ve kronik hastalıklara bağlı diyet tedavisi gibi birçok durumda başvurabiliyorlar. Sağlıklı Hayat Merkezlerimizden ücretsiz bir şekilde diyetisyen desteği alabiliyorlar. Biz de bu kapsamda hazırladığımız diyet tedavileri sonucunda 32 bin 400 kilo kaybı sağladık.” ifadelerini kullandı. Diyetisyenlerin toplum sağlığındaki rolüne vurgu yapan Seyhan, sağlık profesyonelleri olarak temel amaçlarının toplumu bilinçlendirmek olduğunu dile getirerek, “Rolümüz tamamen kişiye özel, kişinin hastalık ya da sağlık durumuna göre gerektiği şekilde bir diyet tedavisi planlamak. Amacımız ve hedefimiz bu. Bu vesileyle tüm meslektaşlarımın 6 Haziran Diyetisyenler Günü'nü kutluyorum” diye konuştu.
EV HANIMLARI EN İYİ KİLO VEREN KESİM ARASINDA
Kentteki obezite mücadelesinde önemli bir aşama kaydettiğini vurgulayan Diyetisyen Ömer Tekin, klinik gözlemlerini ve sağlıklı bir yaşam için ilk adımın nasıl atılması gerektiğini şu sözlerle aktardı: “Bize başvuran danışanların büyük çoğunluğunu ve kilo problemi yaşayanların önemli bir kısmı da yine ev hanımlarından oluşuyor. Danışanlarımızda en sık karşılaştığımız sorunlardan biri öğün atlama alışkanlığıdır. Oysa öğün atlamak sağlıklı bir davranış değildir. Bu nedenle öncelikle düzenli beslenme alışkanlığını kazandırmaya çalışıyoruz. Özellikle kahvaltı yapan bireylerin metabolizmasının daha düzenli çalıştığını görüyoruz.”
EKİP ÇALIŞMASI BAŞARI GETİRDİ
“Bunun yanı sıra gün boyunca tek seferde yemek yemek de doğru bir yaklaşım değildir ve genellikle kilo artışına neden olan faktörlerden biridir. Bu nedenle danışanlarımızla birlikte öncelikle sağlıklı bir beslenme düzeni oluşturuyoruz. Ayrıca bünyemizde bulunan spor salonu sayesinde süreci fiziksel aktiviteyle destekliyoruz. Bunun yanında psikologlarımızla da koordineli bir şekilde çalışıyoruz. Bu çok yönlü yaklaşımın oldukça verimli sonuçlar verdiğini gördük. Elde ettiğimiz başarıyı da büyük ölçüde bu ekip çalışmasına bağlıyorum.” İfadelerine yer verdi.
BU GRUP DAHA SIKI TAKİP ALTINDA!
Sürecin yalnızca diyet ibaret olmadığını vurgulayan Tekin şu sözlerle dikkat çekti: “Sağlık Bakanlığı tarafından gönderilen yönergeler doğrultusunda danışanlarımızı belirli aralıklarla takip ediyoruz. Örneğin morbid obez olarak değerlendirilen, yani kilosu aşırı fazla olan bireylerin daha sık takip edilmesi gerekiyor. Bu nedenle bu gruptaki danışanlarımızı haftada bir kontrole çağırıyoruz. Fazla kilolu ya da obez grubunda yer alan danışanlarımızı ise genellikle iki veya üç haftada bir takip ediyoruz. Eğer kişinin kilosu normal sınırlardaysa ve yoğun bir diyet programına ihtiyaç duymuyorsa, aylık kontrollerle süreci sürdürüyoruz. Özellikle morbid obez bireyleri düzenli aralıklarla takip etmemiz, sürecin daha sağlıklı ilerlemesini sağlıyor ve bu düzenli takip sisteminin elde ettiğimiz verim ve başarı üzerinde önemli bir etkisi olduğunu düşünüyorum.” Diye konuştu.
TEKİN: VAN’DA OBEZİTE ORANLARI OLDUKÇA YÜKSEK
Türkiye genelindeki obezite tablosuna değinen Ömer Tekin, yereldeki son durumu ve atılan olumlu adımları ise şöyle özetledi: “Obezite oranı Türkiye’de çok yüksek. Hatta Türkiye, Avrupa’da obezite oranlarında neredeyse ilk sıralarda yer alıyor. Buna bağlı olarak ilimizde de obezite oranları oldukça yüksek. Yapılan tanıtım ve bilgilendirme çalışmaları ile birlikte ilçelerimizde açılan Sağlıklı Hayat Merkezleri vatandaşların bu hizmetlerden yararlanmasını etkiledi. Tuşba’da ve Edremit’te açılan merkezler sayesinde insanların buralara başvuruları arttı. Bununla birlikte, dengeli beslenmeyi öğrenmeleri kilo verme süreçlerinde de oldukça etkili oldu. Bu sonuçlar yeterli mi diye sorarsanız, şu an için yeterli değil. Çünkü hâlâ obez bir toplumuz. Ancak bu direnci yavaş yavaş kıracağız. Kent adına olumlu bir durumdur. Fakat daha gidecek yolumuz var.” Şeklinde konuştu.
UZMANLAR BU KONUDA ÖZELLİKLE UYARDI
Van’daki beslenme kültürünün kronik hastalıklara davetiye çıkardığını hatırlatan Tekin, “Geçtiğimiz günlerde başhekimin de ifade ettiği gibi, bölge hastaneleri arasında tansiyon problemlerinin en sık görüldüğü illerden biri Van’dır. Van’a çevre illerden de çok sayıda hasta geldiği için değerlendirmeyi bölgesel olarak yapmak gerekiyor. Bunun temel nedenlerinden biri beslenme alışkanlıklarımızdır. Özellikle tuz oranı yüksek olan otlu peynir ve tuzlu balık tüketimi, ilerleyen yıllarda tansiyon ve kalp hastalıklarına zemin hazırlayabiliyor.”
EKMEK TÜKETİMİ KONUSUNDA NE YAPILMALI?
“Bunun yanında beslenme alışkanlıklarımızda et tüketimi ve ekmek tüketimi de oldukça yaygındır. Özellikle ekmek tüketimini seven bir toplumuz. Ancak ekmek diyet sürecinde tamamen yasaklayıcı bir yaklaşım doğru değildir. Biz ekmeği tamamen bırakın demiyoruz. Önemli olan ölçülü tüketmektir. Örneğin bir ekmek tüketiliyorsa bunun miktarını azaltmak ve kontrollü hale getirmek gerekir. Toplumumuzda sık karşılaştığımız bir diğer sorun da öğün atlamaktır. Oysa öğün atlamak kilo vermek anlamına gelmez. Aksine öğün atlayan kişilerde kilo alma riski daha fazla olabiliyor. Bu nedenle bireylere gün içerisinde dengeli şekilde üç ana öğün ve iki ara öğün tüketmelerini öneriyoruz. Bu beslenme düzenini uygulayan danışanlarımız arasında oldukça başarılı sonuçlar elde eden ve sağlıklı şekilde kilo veren birçok kişi oldu.” Diye konuştu.
KİLO VERDİREN ÇAYLARA VE ÜRÜNLERE DİKKAT!
Popüler zayıflama trendlerine ve mucizevi ürün iddialarına karşı net bir duruş sergileyen Tekin, kalıcı başarının formülünü verdi: “Yani bu durumun sürdürülebilir olması için hızlı kilo verdirmek kesinlikle doğru değildir. Şok diyetler uygun değildir. Kilo verdiren bir çay, besin ya da bitki de yoktur. Önemli olan dengeli beslenmeyi öğrenmektir. Bu süreçte stresiz bir yaşam oldukça önemlidir. Stresten uzak durmak gerekir. Uyku düzeni de çok önemlidir. Uyku düzeni olmayan bireylerden sağlıklı bir verim almak mümkün olmamaktadır. Sağlıklı beslenmenin sürdürülebilir olabilmesi için düzenli olarak üç ana öğün ve az miktarda beslenme alışkanlığının kazanılması gerekir.” Diye aktardı.
FİZİKSEL HAREKET ÖNEMLİ
Beslenmenin mutfakta başladığını ve doğru tekniklerle desteklenmesi gerektiğini belirten Diyetisyen Ömer Tekin, “Ayrıca doğru pişirme yöntemlerinin öğrenilmesi önemlidir. Doğru pişirme yöntemleri arasında haşlama, fırınlama ve ızgara yer almaktadır. Toplumumuzda kızartma tüketimi oldukça yaygındır. Ancak bunu bir miktar azaltmak gerekir. Çünkü ekstra yağ tüketimi ekstra kilo anlamına gelmektedir. Bunun yanında hareketsiz bir toplum yapısına sahibiz. Şehrimizin koşulları da bu konuda her zaman elverişli olmayabiliyor. Bu nedenle yeşil alanların artırılması ve fiziksel hareketin teşvik edilmesi önemlidir. Böylece hareket oranı artacak ve yağ yakımı ile kilo kontrolü daha sağlıklı şekilde sağlanabilecektir” dedi
HER ŞEYE RAĞMEN VAN İYİ YOLDA!
Son olarak, sağlıklı bir toplum inşa etmenin sadece bireysel çabalarla mümkün olamayacağının altını çizen Tekin, sözlerini şöyle noktaladı: “Hedeflerimiz doğrultusunda daha kat edilmesi gereken yol var ancak il adına önemli bir ilerleme kat ettik. Aslında bu bireysel değil, toplumsal olarak yürütülmesi gereken bir çalışmadır. Özellikle şehirde yeşil alanların az olması dikkat çekmektedir. Bu alanların artırılması gerekmektedir. Bunun yanında temiz beslenme ve güvenilir gıdaya erişim de önemlidir. Birçok aile kendi sebzesini bahçesinde yetiştirebilmektedir. Bu nedenle mümkün olduğunca paketli ürünlerden uzak durulması önerilmektedir. Paketli gıdaların tamamen yasaklanması doğru değildir ancak kontrollü tüketim önemlidir. Örneğin abur cubur tüketimine haftada bir gibi sınırlı şekilde izin verilmesi daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır. Sınırsız tüketim doğru bir davranış değildir. Bunun dışında düzenli fiziksel aktivite mutlaka olmalıdır. Sağlıklı ve dengeli beslenme ise yaşamın temel bir parçası olmalıdır.” diye aktardı.