Van Gölü Havzası, farklı karakterlere sahip çok sayıda aktif fayın etkisi altında bulunan ve yüksek deprem potansiyeli taşıyan bir bölge. Bölgede 2011 Van depremine neden olan fayın yanı sıra Başkale, Çaldıran, Erciş ve Şemdinli-Yüksekova fay zonları da önemli sismik tehlike kaynakları arasında yer alıyor. Her fayın karakterinin ve üretebileceği deprem büyüklüğünün farklı olduğunu kaydeden Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Afet Yönetimi ve Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Sacit Mutlu, yaptıkları arazi çalışmalarında Şemdinli-Yüksekova Fay Zonu’nun geçmişte 7 ve üzeri büyüklükte depremler ürettiğini tespit ettiklerini açıkladı.
ERCİŞ FAYI RİSKLİ FAYLAR ARASINDA
Bölgede Şemdinli-Yüksekova, Başkale, Erciş, Balıkgölü ve Çaldıran fayları başta olmak üzere birçok aktif fay üzerinde paleosismolojik çalışmalar yürüttüklerini belirten Dr. Öğr. Üyesi Sacit Mutlu, bu çalışmalar sayesinde fayların geçmişteki davranışlarının incelendiğini söyledi. Özellikle Erciş Fayının da önemli risk taşıdığına dikkat çeken Mutlu, Van Gölü Havzası’ndaki fayların aslında birbirleriyle bağlantılı bir sistem oluşturduğunu ifade etti.
DR. ÖĞR. ÜYESİ SACİT MUTLU: ŞEMDİNLİ'NİN YÜKSEKOVA FAYI CİDDİ RİSK TEŞKİL EDEN FAYLAR ARASINDA
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Afet Yönetimi ve Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Sacit Mutlu, Van ve Çevre iller için çarpıcı açıklamalarda bulundu; “Van Gölü havzasını ve yakın civarını etkileyebilecek birçok aktif fay var. Bu faylara genel itibariyle bakacak olursak 2011 yılında mesela bindirme fayı olarak tanımladığımız tabanlı fayı var. Başkale, Çaldıran ve Erciş gibi birçok fayın varlığı bölgede mevcut. Her bir fayın karakteri, üretebileceği deprem miktarı, özelliği, niteliği farklıdır fakat bölgede bu anlamda ciddi risk teşkil edebilecek faylar var. Bizim bölge içerisinde yapmış olduğumuz çalışmalara bakacak olursak Şemdinli'nin Yüksekova fayı özellikle ciddi risk teşkil eden faylar arasında.Geçtiğimiz yaz dönemi ve ondan önceki yıl içerisinde yapmış olduğumuz arazi çalışmalarında bu fayın 7 ve üzeri büyüklükte deprem ürettiğini gördük. Özellikle 1930 yılı sonrasında ülkemizde aletsel deprem kayıtlarının alınmaya başlanmasından sonra Şemdinli'nin Yüksekova fay zonun üzerinde herhangi bir deprem meydana gelmemiş dolayısıyla Şemdinli Yüksekova bölgesi için ciddi risk teşkil eden faylardan bir tanesi” dedi.
MUTLU: YENİ YERLEŞİM ALANLARINDA ZEMİN ÖZELLİKLERİ ÖNCELİKLİ KRİTER OLMALIDIR
Dr. Sacit Mutlu, Van’daki mevcut ve gelecekteki yapılaşma süreçlerinde zemin özelliklerinin mutlaka dikkate alınması gerektiğini belirterek önemli açıklamalarda bulundu. Van kent merkezinin büyük ölçüde Tuşba ve İpekyolu ilçeleri içerisinde geliştiğini ifade eden Mutlu, deprem riskinin yalnızca yapı kalitesiyle değil, aynı zamanda yapıların inşa edildiği zemin özellikleriyle de doğrudan ilişkili olduğunu vurguladı. Bir yapının depreme karşı güvenliği sadece kullanılan malzeme veya mühendislik hizmetiyle sınırlı değildir. Yapının üzerinde bulunduğu zeminin jeolojik ve jeoteknik özellikleri de deprem davranışını önemli ölçüde etkiler. Özellikle alüvyon zeminler, gölsel çökeller ve suya doygun zeminler deprem dalgalarını büyütebilmekte, zeminde oturma, sıvılaşma ve taşıma gücü kayıpları gibi ciddi sorunlara neden olabilmektedir.”
“Van Gölü kıyısına yakın alanlarda kalın gölsel ve alüvyal birimlerin yaygın olduğunu belirten Mutlu, “Genel olarak göle yaklaşıldıkça gevşek zeminlerin kalınlığı artmakta ve bu durum deprem sırasında sarsıntının büyümesine neden olabilmektedir. Bu nedenle yeni yerleşim alanlarının planlanmasında ayrıntılı Paleosismoloji, mikrobölgeleme, jeolojik ve jeoteknik etüt çalışmalarının esas alınması gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.
Özellikle kaya zeminlerin bulunduğu alanların deprem açısından daha avantajlı olduğuna dikkat çeken Mutlu, “Mümkün olduğu ölçüde sağlam kaya birimlerinin yüzeye yakın bulunduğu, taşıma gücü yüksek ve deprem dalgalarının büyütülme etkisinin daha düşük olduğu alanlar tercih edilmelidir. Van özelinde değerlendirildiğinde, yeni yapılaşmaların göl kıyısındaki gevşek zeminlerden uzak, daha yüksek kotlarda yer alan ve kaya zemin özellikleri gösteren bölgelerde planlanması deprem riskinin azaltılmasına katkı sağlayacaktır. Bu kapsamda özellikle gölden uzak yüksek kotlardaki alanlar, ayrıntılı zemin etütleriyle desteklenmek koşuluyla daha güvenli alternatifler olarak değerlendirilebilir.
“Mutlu, sürdürülebilir ve afetlere dirençli kentleşmenin temel şartının bilimsel veriler ışığında yapılan arazi kullanım planlaması olduğunu belirterek, “Deprem zararlarını azaltmanın en etkili yolu, doğru zeminde, doğru mühendislik uygulamalarıyla ve bilimsel planlama esaslarına uygun yapılaşmayı sağlamaktır.
ERCİŞ FAYI CİDDİ ANLLAMDA RİSK TEŞKİL EDEN FAYLARDAN BİR TANESİ
“Bölgede Şemdinli Yüksekova fay zonu , Başkale fay zonu , Erciş fay zonu, Balıkgölü fayı, Çaldıran fayı ve Ağrı'ya doğru gittiğimiz zaman Ağrı civarındaki aktif faylar üzerinde biz paleosismolojik çalışmalar gerçekleştirdik. Bu çalışmaların önemi bize şunu gösteriyor. Aslında biz bu çalışmalarla bu fayların ne kadar agresif davrandıklarını görebiliyoruz. Erciş fayı bu anlamda ciddi risk teşkil eden faylardan bir tanesi.
“Van Gölü havzasını kapsayan alan içerisinde münferit olarak fayları çalışıyoruz ama bu faylar aslında her birisi birbirinin devamı. Bizim bölgesel anlamda değerlendirme yaptığımız zaman bu bölgedeki fayların yıllık kayma hızı 2 mm ile 3 mm 3,5 mm'ye kadar dayanıyor. Bu bölgede özellikle Saray, İran, Özalp ve Çaldıran, kesişiminde olan alan için söylediğim tehlike arz eden yerlerde aktif faylar var. Ama bu aktif faylar üzerinde 1900 yılı ve sonrası içerisinde yıkıcı deprem kaydı yok”
UZMANDAN VATANDAŞLARA CİDDİ UYARI
Afet Yönetimi ve Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Sacit Mutlu, afetlere karşı bireysel hazırlığın önemine dikkat çekerek vatandaşların afet yönetimi konusunda bilinçlenmesi gerektiğini vurguladı. Mutlu, afet yönetiminin yalnızca afet anında yapılacak müdahalelerden ibaret olmadığını belirterek, “Toplumumuzda afet yönetimi denildiğinde çoğu zaman yalnızca deprem anında yapılacak davranışlar akla gelmektedir. Oysa modern afet yönetimi anlayışı; risklerin önceden belirlenmesi, zarar azaltma çalışmaları, hazırlık, müdahale ve iyileştirme süreçlerinin tamamını kapsamaktadır. Vatandaşlarımızın bu konuda bilgi sahibi olması, can ve mal kayıplarının azaltılmasında hayati öneme sahiptir.” dedi.
AFAD tarafından sunulan dijital eğitim ve bilgilendirme imkanlarının etkin şekilde kullanılması gerektiğini ifade eden Mutlu, “Vatandaşlarımız e-Devlet ve AFAD platformları üzerinden afet riskleri, doğru davranış biçimleri ve bireysel hazırlık süreçleri hakkında kapsamlı bilgilere ulaşabilmektedir. Afetlere karşı bilinçli bir toplum oluşturmanın ilk adımı doğru bilgiye erişmek ve bu bilgileri günlük yaşamın bir parçası haline getirmektir. Deprem sonrasında risk yalnızca binaların yıkılması değildir. Yapısal hasar görmüş veya güvenli olmadığı değerlendirilen binalara giriş yasaklanabilmekte, temel altyapı hizmetlerinde kesintiler yaşanabilmektedir. Bu nedenle her ailenin önceden hazırlanmış bir ‘Aile Afet ve Acil Durum Planı’ bulunmalı, bireylerin toplanma alanlarını, iletişim yöntemlerini ve acil durum senaryolarını önceden belirlemesi gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.
Afet çantasının önemine de değinen Mutlu, “Afet ve Acil Durum Çantası yalnızca bina yıkılması durumları için hazırlanan bir ekipman değildir. Binanız ayakta kalsa bile ağır hasarlı olması, artçı sarsıntılar nedeniyle kullanılamaması veya yetkililer tarafından tahliye edilmesi söz konusu olabilir. Böyle durumlarda vatandaşların temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek ekipmanlara, ilaçlara, suya, gıdaya ve iletişim araçlarına hızlı şekilde erişebilmesi için afet çantasının hazır bulundurulması büyük önem taşımaktadır.” dedi.
Mutlu, afetlere karşı en etkili savunmanın hazırlıklı olmak olduğunu belirterek, “Afetler engellenemeyebilir; ancak doğru planlama, eğitim ve bireysel hazırlık sayesinde afetlerin yol açacağı kayıplar önemli ölçüde azaltılabilir. Afetlere dirençli bir toplum oluşturmanın temel şartı, her bireyin afet öncesinde gerekli hazırlıkları yapmasıdır.” ifadeleriyle vatandaşlara çağrıda bulundu.