VAN

Van’da açıkta satılan hijyensiz gıda ürünleri tartışma konusu oldu!

Ramazan ayında ve bayram süresince bu durum daha da belirgin hale gelmeye başladı. Ramazan Bayramı'nda da açıkta satılan gıda ürünleri sorunu Van'da ve ülke genelinde devam etti. Bayram alışverişinin yoğunlaştığı günlerde kuruyemiş, lokum, şekerleme, çikolata ve tatlı gibi ürünler tezgâhlarda, pazarlarda ve sokak satıcılarında dökme halde satışa sunulurken, hijyen eksikliği ve denetim yetersizliği vatandaşların sağlığını riske attı.

Abone Ol

Van’da ramazan ayı itibarıyla iyice ayyuka çıkan ve ay boyunca devam eden gıda sağlığı, gıda güvenliği ve halk sağlığını tehdit eden gıdaların dışarıda satılması konusu bayram öncesi zirve yaptı. Başta Ramazan’da satılan çiğ köfte gibi ürünler olmak üzere, bayram öncesi sokaklara dizilen ekmek, kuruyemiş, lokum ve şekerleme gibi ürünlerin görüntüsü büyük tartışma konusu oldu. Sadece Ramazan ayında değil, yıl boyunca dışarıda, açık tezgahlarda sunulan ürünlerin satışı ile ilgili gelenekler ve yapılan uyarılara rağmen değişmezken, işin uzmanları açık gıdaların satışı dışındaki diğer gıda sağlığını tehdit eden konularda da sık sık uyarı yapıyor. Konuya ilişkin son dönemlerde en çok öne çıkan ve paylaşımları ile dikkat çeken bir isim haline gelen gıda mühendisi Sedat Bayık, bayram öncesi paylaştığı manzaralar ve yaptığı yorumlarla dikkat çekti. Bayram arifesindeki şok görüntüler başta olmak üzere kentteki gıda güvenliğinin hiçe sayıldığı diğer konularla ilgili Şehrivan’a açıklamalarda bulunan Bayık, kentteki gıda denetim eksikliği, toplumsal farkındalık başta olmak üzere birçok konuyla ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

BAYIK: VAN’A HİNDİSTAN BENZETMESİ YAPMAK YANLIŞ!

Sosyal medyada üzerinde Van’ı genelde Hindistan’a benzetmelerine değinen Gıda Mühendisi Sedat Bayık, “Van Hindistan’a benzetiliyor ancak bu benzetme yanlış. Çünkü o görüntülerde gördüğümüz seyyar satıcılar bile 2014 yılında çıkan bir yazılı karar ile devlet güvencesine alındı. Hepsi kayıtlı kişiler. Van’da ise bayramlarda gördüğümüz kadarıyla o kişilerin hiçbiri hakkında bir bilgiye sahip değiliz. Herhangi bir işletme yok; kayıt numaraları yok. Van’a Hindistan demek yerine Afganistan denilse daha doğru olur. Hindistan benzetmesi yanlış.”

VAN’DA ÇOĞU İŞLETMENİN KAYDI YOK, DENETİMLER GÖSTERMELİK!

Son yıllarda ısrarla vurguladığı ve spesifik örnekler üzerinden Van’da gıda güvenliğinin olmadığını dile getirdiği açıklamalarla gündeme gelen Bayık, bu konun ciddiyetine vurgu yaparak ise şu ifadelere yer verdi; “Van’da güvenli gıdaya erişmek lüks olmamalı. Temel bir ihtiyaçtır. Herkes bu ihtiyaca ulaşabilmeli. Ancak güvenlik risklerine ilişkin bir izlenebilirlik yok. Çoğu işletmenin kaydı yok. Denetimlerde bulunan yetkililer, meslektaşlarım, birkaç yere giderler, bazı firmaları, işletmeleri denetlerler. Ondan sonra her şey güllük gülistanlıkmış gibi bir iki vitrin fotoğrafı çekerler, dönerler. Ben de bu durumun ciddiyetine dikkat çekerek bunun böyle olmadığını söylüyorum.”

“VAN’IN ARKA SOKAKLARINDA DENETİM ARTIRILMALI”

Açıkta satılan gıdalar, sağlıksız görüntülerin sadece Ramazan’da ve bayramda değil yıl boyunca devam ettiğini hatırlatan Bayık, sadece görünen yüzün değil arka planın da denetlenmesi gerektiğine vurgu yaptı. Kentin ana caddelerinin dışında kalan ara sokaklarda durumun daha ciddi olduğunu ifade eden Bayık, “Arka sokakların da denetlenmesi gerekir. Her zaman dile getirdiğim şey bu. Denetimler bir kişiye yapılmamalı. Bu gibi yerlerin sadece görünen yüzü değil, yani arka planın da bir denetiminin olması gerekiyor. Gıda güveni sınıfsal olmamalı. Herkes için olmalı. Sadece orta gelirli ve zengin kesimin alışveriş yaptığı pastanelere gidip oradan gezinip denetim yapılıp çıkıp gidilmemeli, böyle olmamalı. Van’ın arka sokaklarını hepimiz görüyoruz.”

ULU ORTA TATLILAR, KURUYEMİŞLER SATILIYOR!

Bayram öncesi paylaşımlarını da hatırlatan Bayık, “Ben bu görüntülere ilişkin birkaç paylaşımda bulundum. Van’ın görünmeyen yüzünü paylaştım. Hepimiz görüyoruz aslında. Van’da sokakta, ulu orta yerde tatlılar satılıyor. Ne olduğu belli olmayan, kaynağı belli olmayan kuru yemişler satılıyor. Eğer bu işletmelerin sevk irsaliyeleri, kayıt belgeleri yoksa aflatoksin, mikotoksin ve okratoksin dediğimiz çok zehirli küplerin üretmiş oldukları zararlı toksinleri üretebiliriz ve vaksilerde insan sağlığı için son derece zararlı. Bir daha söylüyorum, Van’da izlenebilirlik yok, kayıt dışılık var, uygun muhafaza yok. Ne yazık ki sokak ortalarında, caddelerde uygun depolama olmayan gıda ürünleri arka sokaklarda güneşin altında tozun, egzozun, kirin altında satılıyordu. Bu da ciddi bir güvenlik ve halk sağlığı riski oluşturur.” Dedi.

DENETİMLER İÇİN YETERLİ UZMAN YOK!

Van’da denetimlerin çok zayıf olduğuna değinen konunun Bayık, “Denetimler ne yazık ki çok zayıf. Zayıf olmasının nedeni ise bu konuyla ilgili denetim yaban personel eksikliğidir. Çoğu meslektaşım, özellikle belediyelerde bulunan arkadaşlarım, ne yazık ki her tarafa ulaşamıyorlar. Denetlenmesi gereken birçok alan var. Öğreneğin tahıl ürünleri var, süt ürünleri var, et ürünleri var. Her türlü gıda ürünü var. Onun için her bölümde uzman olamıyorlar. Olması gereken ise her alanın kendi uzmanının olması. Örneğin, bir mühendis arkadaş tahıl alnında çok iyiyse, ki bu da tabii tecrübe ile olması gerekir.”

DENETİMLERİN KAPSAMI SINIRLI KALIYOR, KÜÇÜK İŞLETMELER GÖZ ARDI EDİLİYOR

“Alanında uzman olan bir mühendis arkadaşımız gidip şehir merkezindeki tahılları, fırınları, süt ürünlerini, et ürünlerini denetleyebilmeli ve rehber olabilmeli. Büyük bir problemin nedeni de budur. Onun dışında aynı meslektaşım hem fırını denetliyor hem sakatatçıyı denetliyor hem sütçüyü denetliyor. E haliyle bu kadar bilgiye ulaşması da mümkün değil. Onlarda da böyle karışık bir problem var. Denetimler bu yönüyle zayıf. Van'da gördüğüm kadarıyla küçük işletmeler göz ardı ediliyor. Bir diğer soru ise halkımızda da ne yazık ki bir hijyen kültürü yok. Hijyen kültürü insanlarımızda oluşmamış. Bunu eğitimlerle geliştirebiliriz. İnsanımız bilinçlenmeli, kamuoyu oluşturulabilmeli.

“BELEDİYELER İLE TARIM İL MÜDÜRLÜĞÜ ARASINDA İŞ BİRLİĞİ ŞART”

Gıda güvenliği konusunda denetimlerin daha etkin yapılması gerektiğini vurgulayan Bayık, “Yetkililerin bu konuda daha etkin bir koordinasyon sağlaması gerekir. Belediyeler ile Tarım İl Müdürlüğü arasında güçlü bir iş birliği oluşturulmalıdır. Vatandaşların şikâyet için başvurduğu Alo 174 Gıda Hattı önemli bir mekanizma olsa da, zaman zaman geri dönüşlerin gecikebildiğini görüyoruz. Bazı durumlarda şikâyetlere 10–14 gün sonra dönüş yapılabiliyor. Bu süre içinde uygunsuzluk ortadan kalkmış olabiliyor ve denetim etkisini kaybedebiliyor. Kentimizi Batı'yla kıyaslarsak, çok da iç açıcı bir yorum söylemek mümkün değil. Bu konuda denetim yapan personel sayımızın azlığından da kaynaklanabilir. Çünkü Van’da çok sayıda işletme bulunuyor. Denetimler yetersiz kalıyor. Haliyle, bir işletmeye en fazla 3-4 ya da 5 ayda bir uğrayabiliyorlar. Alımların artırılmasıyla sorunun çözüleceğine inanıyoruz,” diye konuştu.

BAYIK’TAN BİR ÇAĞRI DA TÜKETİCİLERE!

Van’da yaşanan büyük hijyensizliğin bir nebze de olsa azaltılabilmesi ve halkın bilinçlenmesi için yapılması gerekenleri sıralayan Bayık, “Vatandaşlar da tüketici olarak bilinçli davranmalıdır. Etiket okuma alışkanlığı kazanmak son derece önemlidir. Açıkta satılan ürünlerden uzak durmalıdır ve alışveriş yaptıkları işletmelerde temel hijyen kurallarının uygulanıp uygulanmadığına dikkat etmelidirler. Örneğin, ürünü veren kişinin eldiven kullanıp kullanmadığına, bone takıp takmadığına ve genel hijyen kurallarına uyup uymadığına bakılmalıdır. Uygunsuz bir ürün gördüklerinde yalnızca şikâyet etmekle kalmasınlar, işletmeyi de uyarsınlar.”

TÜKETİCİLER BİLİNÇLİ OLMALI, ETİKET OKURYAZARLIĞI ŞART

“Tüketici bilinci arttıkça gıda güvenliği de güçlenecektir. Bu vesileyle tüm vatandaşlarımızın bayramını da şimdiden kutluyorum. Çoğu vatandaşımızın etiket okuryazarlığı yok. Vatandaşın aldığı ürünün uygun şekilde depolanıp depolanmadığını bilmeli. Örneğin sütü alan birinin ‘Bu süt dışarıda bozulur. Buzdolabında mı, değil mi?’ diye sormalı, bakmalı. Vatandaşlarımızın bunları bilmesi gerekir. Van’ın değerleri arasında olan Peynirciler Çarşısı ve Sakatatçılar Çarşısı'nın halini de görüyoruz. Ne yazık ki içler acısı bir durum söz konusu. Bu gibi sorunların önüne de sıkı denetimlerle geçebiliriz. Kamuoyu oluşturulmalı.” diye aktardı.